Tabletten önce Yunanca vardı: Sümer Kral Listesi'nin uzun keşfi
Sümer Kral Listesi'nin kil tabletleri bulunmadan çok önce, Avrupalı bilginler bu listenin bir yankısını zaten okuyordu. Hem de Yunanca. Babilli bir rahip olan Berossos, MÖ üçüncü yüzyılda, Büyük İskender'in ardından gelen Selevkos hükümdarları için Babil tarihini Yunanca yazmıştı. Kitabının kendisi kayboldu. Ama sonraki yazarlar ondan alıntılar yaptı ve bu alıntılar, Hristiyan tarihçi Eusebios ile Bizanslı Georgios Synkellos'un eserleri üzerinden günümüze ulaştı.
Bu alıntılarda, tufandan önce hüküm süren on kralın adı geçiyor. İlk kral Aloros. Son kral Ksisuthros; tanrının uyarısıyla bir gemi yapan ve tufandan kurtulan kişi. Yüzyıllarca bu adlar, garip bir Doğu efsanesinin parçası olarak okundu. Kimse onların arkasında bir çivi yazısı listesi olduğunu bilmiyordu.
Bu blogda Kral Listesi'ni birkaç kez konuştum: Rakamlarını, tufan sonrası hanedanlarını, Weld-Blundell prizmasını. Bu kez listenin keşfini, kardeş metinleri üzerinden anlatmak istiyorum. Çünkü Kral Listesi'nin hikâyesi, tek bir tabletin değil, birbirini yankılayan bir metinler ailesinin hikâyesi.
Aloros'tan Alulim'e
Kil tabletler okunmaya başladığında, Berossos'un listesiyle çivi yazısı listesi arasındaki benzerlik fark edildi. Sümer Kral Listesi'nin ilk kralı Alulim, Eridu'da hüküm sürüyordu. Berossos'un Aloros'u, büyük olasılıkla bu Alulim'in Yunancaya geçmiş biçimi. Listenin sonundaki tufan kahramanı da, Sümerce kaynaklardaki Ziusudra; Berossos'ta Ksisuthros.
Bu eşleşme, Asurologlar için heyecan vericiydi. Berossos'un uydurmadığı, gerçekten Babil'in kendi yazılı geleneğine dayandığı anlaşıldı. Aynı zamanda, bu geleneğin yaklaşık iki bin yıl boyunca canlı kaldığı görüldü: Sümer kralları, Helenistik dönemde hâlâ anılıyordu.
Berossos'un rakamları da ilginç. O, tufan öncesi krallara toplam yüz yirmi "saros" veriyor. Saros, Babil sayı sisteminde üç bin altı yüzlük bir birim. Bu rakamlar, çivi yazısı listesindeki rakamlarla birebir aynı değil, ama aynı ölçek duygusunu taşıyor: Tufan öncesi krallar, insanüstü uzunlukta yaşamış.
Nippur'un parçaları
Yirminci yüzyılın başında, Pennsylvania Üniversitesi'nin Nippur kazılarından çıkan tabletler arasında Kral Listesi'nin parçaları tanındı. Arno Poebel, 1914'te bu parçaları yayımladı. Poebel'in Nippur tabletleri, listenin Eski Babil döneminde yazıcı okullarında kopyalandığını gösteriyordu.
Bu kopyaların her biri biraz farklı. Bazılarında belli hanedanlar eksik, bazılarında hükümdarlık süreleri değişiyor. Bazılarında tufan öncesi bölüm hiç yok. Bu son ayrıntı, araştırmacıları çok düşündürdü: Tufan öncesi krallar, belki de listeye sonradan eklenmişti.
Lagaş'ın cevabı
Kral Listesi'nin en eğlenceli kardeşlerinden biri, Lagaş Kral Listesi. Bu metin, Edmond Sollberger tarafından 1967'de yayımlandı. Sümer Kral Listesi'nde Lagaş kentinin hiç adı geçmiyor. Oysa Lagaş, Sümer'in en güçlü kentlerinden biriydi; Gudea gibi ünlü hükümdarları vardı.
Lagaş Kral Listesi, sanki bu eksikliğe bir cevap olarak yazılmış. Kendi kentinin krallarını, tufandan sonraki zamandan başlayarak sıralıyor. Ama üslubu tuhaf: Krallara olağanüstü uzun hükümdarlık süreleri veriyor, bazı satırlarda tarım ve sulama hakkında beklenmedik açıklamalar yapıyor. Sollberger ve sonraki araştırmacılar, bu metnin Sümer Kral Listesi'nin bir parodisi olabileceğini öne sürdü.
Bu, benim için Kral Listesi'nin keşif hikâyesindeki en insanca an. Bir kentin yazıcıları, kendilerinin dışlandığı resmi bir tarihe, kendi versiyonlarıyla, belki de biraz alayla cevap veriyor. Bu, siyasal bir metin olarak listenin nasıl algılandığını gösteriyor: Herkes onu nesnel bir kayıt olarak görmüyordu.
Ur III kopyası
Uzun süre listenin İsin hanedanı döneminde, yani MÖ yirminci yüzyıl civarında oluşturulduğu düşünüldü. Ama sonradan, daha eski bir kopya tanındı: Ur III dönemine, MÖ yirmi birinci yüzyıla tarihlenen bir tablet. Piotr Steinkeller bu tableti 2003'te yayımladı.
Bu kopya, listenin İsin'den önce de var olduğunu gösterdi. Ama aynı zamanda farklı bir biçimdeydi: Tufan öncesi bölüm yoktu. Liste, krallığın gökten Kiş'e indiğini söyleyerek başlıyordu. Bu bulgu, tufan öncesi kralların listeye sonradan eklendiği fikrini güçlendirdi.
Babil'in geç listeleri
Kral Listesi'nin ailesi, Lagaş'la bitmiyor. Babil döneminde, farklı amaçlarla hazırlanmış kral listeleri ve kronikler de biliniyor. "Hanedanlık Kroniği" olarak bilinen metin, Sümer Kral Listesi'nin tufan öncesi bölümüne benzeyen bir girişle başlıyor ve sonra Babil hanedanlarına geçiyor. Bu metin, Ninive'deki Asurbanipal kütüphanesinden ve başka yerlerden çıkan parçalarla biliniyor.
Asur Kral Listesi ise ayrı bir gelenek. Asur'un kendi krallarını, çadırda yaşayan ilk krallardan başlayarak sıralıyor. Bu liste, Sümer listesinden farklı olarak, tek bir kentin, Asur'un, kesintisiz bir hanedanlık çizgisini anlatıyor. Krallık burada gökten inmiyor; atalardan babadan oğula geçiyor.
Bu iki listeyi yan yana koymak bana iki ayrı siyasal düşünceyi gösteriyor. Sümer listesinde krallık, kentler arasında dolaşan, tanrıların verip aldığı bir şey. Asur listesinde ise bir ailenin mirası. Belki de bu fark, Güney ve Kuzey Mezopotamya'nın kendilerini nasıl gördüğünü anlatıyor.
Berossos'u kim okudu?
Berossos'un parçaları, on dokuzuncu yüzyılda çivi yazısı çözülmeden önce, Avrupalı bilginlerin Babil hakkında bildiği az sayıdaki kaynaktan biriydi. Bu parçalar ayrıca bir tufan anlatısı da içeriyordu: Kronos adlı bir tanrı Ksisuthros'u uyarıyor, ona bir gemi yapmasını ve yazıları Sippar'da saklamasını söylüyor. George Smith tufan tabletini tanıdığında, bilginlerin aklına ilk gelen kaynaklardan biri de Berossos'tu.
Yani Kral Listesi'nin ve tufan anlatısının keşfi, bir anlamda bir "tanıma" idi: Yunanca alıntılarda zaten bilinen adlar, kil tabletlerde kendi dillerinde ortaya çıktı.
Çeviri sorunları
Listenin tekrar eden formülü, "nam-lugal an-ta e11-de3-a-ba", yani "krallık gökten indiğinde". Bu ifade, Sitchin okumalarında fiziksel bir iniş olarak anlaşılıyor. Akademik okumada ise krallığın tanrısal bir kurum olduğunu, insanlara tanrılar tarafından verildiğini anlatan bir formül.
Bir başka sorun, "bala" kelimesi. Bu kelime "hükümdarlık dönemi" anlamında kullanılıyor; ama aynı zamanda bir kentin sırayla görev alması anlamına da gelebiliyor. Bu, listenin kentler arasında dönen bir krallık anlayışını yansıttığını düşündürüyor. Krallık bir kentten alınıp başka bir kente veriliyor; tıpkı bir nöbet gibi.
Tanrılar arasındaki ilişki
Kral Listesi, doğrudan tanrıların ilişkilerini anlatmıyor. Ama krallığın gökten inmesi, Anu ve Enlil'in kararına bağlanıyor. Krallığın bir kentten diğerine geçmesi de, tanrıların iradesiyle açıklanıyor. Bu, Sümer ve Agade'nin Laneti gibi metinlerle aynı düşünceyi paylaşıyor: Bir kentin yükselişi ve düşüşü, tanrılar meclisinin kararıdır.
Lagaş Kral Listesi'nde ise bu tanrısal çerçeve biraz farklı. Lagaş'ın kendi tanrısı Ningirsu, krallara tarım bilgisini veren figür olarak öne çıkıyor. Yani Lagaş yazıcıları, Nippur merkezli Enlil teolojisinin karşısına, kendi kentlerinin tanrısını koyuyordu.
Sitchin'in okuması
Sitchin, tufan öncesi kralların uzun hükümdarlıklarını, Nibiru'nun yörünge süresine bağlıyordu. Ona göre bir "sar", Nibiru'nun bir turunu, yani üç bin altı yüz yılı temsil ediyordu. Bu durumda krallar, aslında farklı bir gezegenden gelen ve çok uzun yaşayan varlıklardı.
Berossos'un saroslarını da Sitchin bu şekilde yorumladı. Ama Babil matematiğinde sar, yalnızca bir sayı birimiydi; altmışlık sistemde altmışın karesi kadar. Bir gezegenin yörüngesiyle ilişkisini gösteren bir çivi yazısı metni bilinmiyor. Rakamların anlamı tartışmalı, evet; ama bu tartışma bir sayı sistemi ve siyasal bir liste içinde yürüyor.
Forumlarda listenin keşfi
Forumlarda Berossos'un adı nadiren geçiyor. Çoğu kullanıcı, listenin doğrudan tabletlerden bilindiğini düşünüyor. Ama bir İngilizce tartışmada biri, Berossos'u okuyan on dokuzuncu yüzyıl bilginlerinin bu listeyi nasıl karşıladığını sordu. Cevaplardan biri, çoğunun onu Tevrat'taki uzun ömürlü atalar listesine benzettiğini hatırlattı.
Lagaş listesi ise neredeyse hiç konuşulmuyor. Bir Türkçe forumda bir kullanıcı, "Sümer Kral Listesi'ne rakip bir liste mi varmış?" diye şaşırdı. Bu soru bence önemli. Çünkü bir listenin tek gerçek olmadığını, rakiplerinin ve eleştirmenlerinin de olduğunu bilmek, onu okumanın biçimini değiştiriyor.
SohbeX teorisi: Liste bir şarkı mıydı?
Bu bölüm spekülatif.
Kral Listesi'nin tekrarlayan formülleri, bana ezberlenmek için yazılmış bir metni hatırlatıyor. "Krallık gökten indiğinde", "Kent silahla vuruldu, krallık başka yere taşındı" gibi ifadeler, bir şiirin nakaratı gibi. Yazıcı okullarında öğrenciler, belki de bu listeyi bir tür ritimle tekrar ederek ezberliyordu.
Eğer öyleyse, Berossos'un iki bin yıl sonra hâlâ bu adları bilmesi şaşırtıcı değil. Ezberlenen bir nakarat, yazılı kopyalardan bile daha uzun yaşayabilir. Bunu gösteren bir belge yok; bu, benim metnin üslubundan çıkardığım bir tahmin.
Belki de bir gün, bir yazıcı okulundan çıkan bir alıştırma tabletinde, ritmik bir düzenle yazılmış satırlar görürüz.
Size soru
Bir resmi tarih listesine, kendi kentinizin hiç adının geçmediğini görerek cevap yazsaydınız, ne yazardınız? Lagaş yazıcıları bu soruya, krallarını uzun hükümdarlıklarla ve sulama kanallarıyla anlatarak cevap verdi. Ben olsam, belki de sadece bir satır eklerdim: "Biz de buradaydık."
Giriş yap