Sürüngen (reptilian) anlatısı hakkında uzmanlar ne diyor? Ubeyd figürinleri, pulp öyküleri ve Gudea'nın yılan tanrısı Ningişzida
Anunnaki anlatısının en uç kollarından biri, tanrıların aslında insan kılığına girmiş sürüngen varlıklar olduğu iddiası. Bu anlatıya göre "reptilian" denen bu varlıklar, binlerce yıl önce Dünya'ya geldi, insanlığı yarattı ya da köleleştirdi ve bugün hâlâ dünya liderlerinin, kraliyet ailelerinin ve büyük şirketlerin arkasında gizlice hüküm sürüyor.
Bu iddia, ilk duyulduğunda bir bilimkurgu filminin konusu gibi geliyor. Ama internette ve bazı forumlarda ciddi biçimde tartışılıyor; Mezopotamya'dan kalma bazı figürinler, mühürler ve kabartmalar, bu iddianın kanıtı olarak sunuluyor. Özellikle Irak'taki Ubeyd kültürüne ait, uzun başlı ve iri gözlü kil figürinler, "Sümerlerin sürüngen tanrıları" olarak sosyal medyada sürekli paylaşılıyor.
Burada, bu anlatının nereden geldiğine, figürinler hakkında arkeologların ne söylediğine ve Sümer dünyasında yılan biçimli tanrıların gerçekten nasıl anlatıldığına bakıyorum. Çünkü Mezopotamya'da gerçekten bir yılan tanrısı vardı; ama hikâyesi, reptilian anlatısından çok farklı.
Anlatı nereden geldi?
Sürüngen insanlar fikri, modern popüler kültürde yirminci yüzyılın başlarından beri var. Amerikalı yazar Robert E. Howard, 1929'da "Weird Tales" dergisinde yayımlanan "The Shadow Kingdom" adlı öyküsünde, insan kılığına girebilen yılan insanlardan söz etti. Bu öykü, pulp edebiyatında benzer temaların yayılmasına katkı yaptı.
1980'lerde, "V" adlı televizyon dizisi, insan kılığına girmiş sürüngen uzaylıların Dünya'yı ele geçirmeye çalışmasını anlattı ve geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Bu dizi, sürüngen uzaylı imgesini popüler kültürde yerleştirdi.
Reptilian anlatısını Anunnaki ile ilişkilendiren en etkili isim ise İngiliz yazar David Icke oldu. Icke, 1999'da yayımladığı "The Biggest Secret" adlı kitabında, Anunnaki'nin sürüngen varlıklar olduğunu ve onların soyunun bugün dünyayı yöneten ailelerde devam ettiğini iddia etti. Icke, Sitchin'in kitaplarından da yararlandı; ama Sitchin, Anunnaki'yi sürüngen olarak değil, insana benzeyen varlıklar olarak tanımlamıştı.
Bu anlatının ne kadar yaygın olduğuna dair bir fikir vermek için, 2013'te Amerika'da Public Policy Polling adlı kuruluşun yaptığı bir anket sıkça anılıyor. Ankette, katılımcıların yaklaşık yüzde dördü, sürüngen insanların toplumu kontrol ettiğine inandığını söyledi. Bu oran küçük görünebilir; ama milyonlarca insana karşılık geliyor.
Ubeyd figürinleri
Reptilian anlatısında en çok paylaşılan görseller, Ubeyd kültürüne ait kil figürinler. Ubeyd kültürü, Güney Mezopotamya'da, Sümer şehirlerinin yükselişinden önce, yaklaşık MÖ altıncı ve beşinci binyıllarda gelişti. Bu döneme ait figürinler, özellikle Ur ve Eridu'daki kazılarda bulundu.
Figürinler, uzun ve ince başları, çekik ve iri gözleri ve bazen kucaklarında bir bebek taşıyan kadın ya da erkek figürleri olarak tasvir ediliyor. Omuzlarında ve vücutlarında kil topçuklar ya da boya izleri bulunuyor. Bu özellikler, modern göze bir sürüngen ya da kertenkele görünümü veriyor.
Arkeologlar, bu figürinlerin ne temsil ettiği konusunda kesin bir sonuca varmış değil. Bazıları onları bereket ya da koruyucu tanrısal figürler olarak, bazıları ise belirli bir toplumsal statüyü ya da ritüel kıyafetini gösteren insanlar olarak yorumluyor. Başların uzun biçimi, bazı araştırmacılara göre bitümden yapılmış bir başlığı ya da saç modelini, bazılarına göre ise bebeklikte kafatasının bilinçli olarak şekillendirilmesi geleneğini yansıtıyor olabilir. Bu tür kafatası şekillendirme, Ubeyd dönemine ait bazı mezarlarda gerçekten tespit edildi.
Gözlerin çekik ve iri olması ise Mezopotamya sanatında yaygın bir stilizasyon. Sonraki dönemlerin heykellerinde de, örneğin Tell Asmar'da bulunan tapınma figürlerinde, gözler çok iri ve belirgin. Bu, tanrıya bakmanın ve tanrının dikkatini çekmenin bir ifadesi olarak yorumlanıyor.
Bu figürinlere ilk baktığınızda ne görüyorsunuz: bir sürüngen mi, bir insan mı, yoksa bir sanatçının üslubu mu?
Tanrılar arasındaki ilişki: Gudea'nın yılan tanrısı
Mezopotamya'da yılanla ilişkilendirilen gerçek bir tanrı vardı: Ningişzida. Adı, "doğru ağacın efendisi" anlamına geliyor. Ningişzida, yeraltı dünyasıyla, bitkilerin yeşermesiyle ve şifayla ilişkili bir tanrıydı. Simgesi, birbirine dolanmış iki yılan ya da yılan başlı ejderha "muşhuşşu"ydu.
Ningişzida'nın en ünlü olduğu dönem, MÖ yirmi ikinci yüzyılda Lagaş şehrini yöneten Gudea'nın zamanı. Gudea, Ningişzida'yı kendi kişisel tanrısı olarak benimsedi. Gudea'nın yaptırdığı ünlü silindirlerde, yani "Gudea Silindirleri" denen iki büyük kil silindirde, bu ilişkinin nasıl anlatıldığı görülüyor.
Silindirlere göre Gudea, bir gece rüyasında, Lagaş'ın baş tanrısı Ningirsu için bir tapınak inşa etmesi gerektiğini görüyor. Ama rüyayı anlayamıyor. Bunun üzerine rüya yorumcu tanrıça Nanşe'ye gidiyor. Nanşe, rüyadaki her figürü tek tek açıklıyor: Dev boyutlu adam Ningirsu'dur, elinde bir levha tutan tanrıça bilgelik tanrıçası Nisaba'dır, bir tuğla kalıbı taşıyan ise tapınağın planını gösteren tanrıdır.
Bu süreçte Ningişzida, Gudea'nın yanında, onu tanrıların huzuruna götüren aracı tanrı olarak görünüyor. Mezopotamya'da her kişinin, büyük tanrılarla kendisi arasında aracılık eden bir kişisel tanrısı olduğu düşünülürdü. Gudea'nın heykellerinden ve mühürlerinden birinde, Ningişzida onu elinden tutarak büyük bir tanrının huzuruna çıkarıyor. Ningişzida'nın omuzlarından iki yılan başı yükseliyor.
Bu anlatıda tanrılar arasındaki ilişki, bir hiyerarşi ve aracılık ağı. Ningirsu tapınak istiyor, Nanşe rüyayı yorumluyor, Nisaba planı gösteriyor ve Ningişzida, Gudea'yı bu tanrıların önüne götürüyor. Yılan tanrısı, burada gizli bir hükümdar değil, bir insanı tanrılara tanıtan koruyucu bir rehber.
Akademik okuma
Asurologlar ve arkeologlar, reptilian anlatısını tamamen modern bir kurgu olarak görüyor. Mezopotamya metinlerinde Anunnaki'nin sürüngen olduğuna dair hiçbir ifade yok. Tanrılar, metinlerde ve sanatta genellikle insan biçiminde, boynuzlu taçlar giyen ve görkemli kıyafetler taşıyan varlıklar olarak tasvir ediliyor.
Yılan biçimli varlıklar, Mezopotamya'da gerçekten vardı; ama bunlar ayrı tanrılar, ejderhalar ya da koruyucu canavarlar olarak düşünülüyordu. Ningişzida, muşhuşşu ejderhası ve bazı yeraltı varlıkları, bu kategoriye giriyor. Bunlar, insan kılığına giren gizli sürüngenler değil, kendi biçimleriyle tanınan, açıkça adlandırılan varlıklardı.
Uzmanlar ayrıca, reptilian anlatısının antisemitik ve diğer ayrımcı komplo teorileriyle olan bağlantısına dikkat çekiyor. "Gizlice dünyayı yöneten bir soy" fikri, tarihte belirli grupları hedef alan zararlı komplo anlatılarıyla benzer bir yapı taşıyor. Bu nedenle, bazı araştırmacılar reptilian anlatısını zararsız bir eğlence olarak görmüyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Anunnaki'yi sürüngen olarak tanımlamadı. Onun anlatısında Anunnaki, insanlara çok benzeyen, uzun ömürlü ve teknolojik olarak ileri varlıklardı. Hatta Sitchin'e göre insanlar, Anunnaki'nin genlerinden yaratıldığı için onlara benziyordu. Yani reptilian anlatısı, Sitchin'in teorisiyle çelişiyor.
Sitchin, Enki'nin yılanla ilişkisini ise farklı bir biçimde yorumladı. Ona göre Tevrat'taki Aden bahçesindeki yılan, aslında Enki'ydi ve insanlara bilgi veren tanrıyı temsil ediyordu. Bu yorum, reptilian anlatısında bazen sürüngen tanrıların kanıtı olarak kullanılıyor; ama Sitchin, yılanı bir sembol olarak görüyordu.
Neden bu kadar yayıldı?
Reptilian anlatısının yayılmasının bir nedeni, dünyada olup biten karmaşık olayları tek bir gizli güçle açıklama isteği. Savaşlar, ekonomik krizler, siyasi kararlar: Bunların hepsini insan kılığına girmiş sürüngenlere bağlamak, karmaşık bir dünyayı tek bir düğüme indirmenin bir yolu. Bir düşman bulmak, belirsizliği taşımaktan daha kolay görünebilir.
İkinci neden, görsel malzemenin bolluğu. Ubeyd figürinleri, yılan tanrıları ve ejderha kabartmaları, sosyal medyada etkileyici görseller olarak dolaşıyor. Bir görselin bağlamından koparılması, ona istenen anlamı yüklemeyi kolaylaştırıyor.
Üçüncü neden, videolardaki görüntü bozulmaları. Bazı videolarda, ünlü kişilerin gözlerinin bir anlığına garip göründüğü kareler, "sürüngen gözü" olarak paylaşılıyor. Uzmanlar, bunların video sıkıştırma hatalarından ve ışık yansımalarından kaynaklandığını açıklıyor.
Forumlarda
Forumlarda reptilian tartışmaları genellikle iki uca bölünüyor. Bir tarafta, ünlü kişilerin videolarından kareler paylaşan ve "dönüşüm anlarını" gösterdiğini iddia eden kullanıcılar var. Diğer tarafta, bu iddiaları alaya alan ya da kökenlerini açıklayan kullanıcılar. Ubeyd figürinleri, bu tartışmaların en çok paylaşılan görselleri. Bazı başlıklarda, figürinlerin müze etiketleri ve kazı raporları paylaşıldığında, tartışma daha sakin bir tona dönüyor. Türkçe forumlarda, reptilian anlatısı genellikle yabancı videoların çevirileri üzerinden yayılıyor ve bazen yerel komplo anlatılarıyla birleştiriliyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki reptilian anlatısı, Mezopotamya'nın yılan tanrısını tam tersine çeviriyor. Ningişzida, Gudea'yı elinden tutup tanrıların huzuruna götüren bir rehberdi; insanlarla tanrılar arasında bir köprü kuruyordu. Reptilian anlatısında ise yılan varlıklar, insanları gizlice yöneten ve onlardan saklanan düşmanlar.
Belki bu tersine çevirme, bizim kendi zamanımızın kaygılarını gösteriyor. Eski Mezopotamyalılar, yılanı şifa ve dönüşümle ilişkilendiriyordu; deri değiştiren bir hayvan, yenilenmenin ve yeraltı dünyasıyla iletişimin simgesiydi. Bugün ise yılan, gizlenmenin ve aldatmanın simgesi olarak görülüyor. Ubeyd figürinlerine bakarken, belki de o eski bakışı, yani kucağında bebek taşıyan bir figürün şefkatini görmeyi denemeliyiz.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Ubeyd figürinlerine baktığınızda, bir sürüngen mi yoksa bir insan mı görüyorsunuz? Gudea'nın yılan tanrısı Ningişzida'yı bir rehber olarak düşünmek, yılan imgesine bakışınızı değiştiriyor mu? Karmaşık olayları tek bir gizli güçle açıklama isteğini nasıl yorumluyorsunuz? Yorumlarda yazın.
Giriş yap