Sümer müziği: Ur'un liri ve Hurri ilahisi
Kadim Mezopotamya'nın sesini hiç duymadık. Bunu kabul ederek başlamak istiyorum. Elimizde çalgılar var, çalgı çalan insanların resimleri var, müzisyenlerden söz eden tabletler var. Hatta birkaç tablet, müziğin nasıl akort edileceğini ve bir şarkının nasıl çalınacağını anlatıyor. Ama bu ipuçlarından bir melodiyi yeniden kurmak, hâlâ tartışmalı bir iş.
Bu sayfada, iki somut iz üzerinde duracağım: Ur Kraliyet Mezarlığı'ndan çıkan lirler ve Ugarit'te bulunan, bilinen en eski notalı şarkı sayılan Hurri ilahisi. İkisi de, kadim müziğe en çok yaklaştığımız noktalar. Ve ikisi de, ne kadar uzakta kaldığımızı gösteriyor. Siz kadim bir şarkının yeniden kurulmuş bir kaydını hiç dinlediniz mi?
Woolley'nin kazısı
1920'lerde ve 1930'ların başında, İngiliz arkeolog Leonard Woolley, British Museum ve Pennsylvania Üniversitesi Müzesi adına, güney Irak'taki Ur'da kazı yaptı. Kazının en ünlü bulgusu, bugün "Kraliyet Mezarlığı" olarak anılan mezarlardı. Bu mezarlar, MÖ üçüncü binyılın ortalarına tarihleniyor.
Mezarların bazılarında, Woolley, çok sayıda insanın birlikte gömüldüğünü buldu. Bu insanlar, muhtemelen, mezarın sahibine eşlik eden hizmetkârlar ve görevlilerdi. Aralarında, müzisyenler de vardı. Bazı gömülerin yanında, ellerinin lirlerin tellerine uzandığı izlenimini veren konumlar kaydedildi. Bu ayrıntı, Woolley'nin anlatımına dayanıyor ve yorumu tartışmaya açık; ama sahnenin etkisi, bugün bile güçlü.
Boğa başlı lirler
Mezarlardan çıkan lirlerin en ünlüleri, ön tarafında altın ve lapis lazuliden yapılmış bir boğa başı taşıyan lirler. Ahşap gövdeler, binlerce yıl içinde çürümüştü; Woolley'nin ekibi, toprağın içindeki boşluğa alçı dökerek, çalgıların biçimini korumayı başardı. Bugün bu lirler, Philadelphia'daki Penn Museum'da, Londra'daki British Museum'da ve Bağdat'taki Irak Müzesi'nde sergileniyor.
Bağdat'taki altın lir, 2003'teki yağma sırasında zarar gördü. Ahşap gövdesi tahrip edildi; altın başı ise daha sonra bulundu. Bu olay, kadim mirasın, savaşların ortasında ne kadar kırılgan olduğunu gösteren acı bir örnek.
Lirlerin ön panelleri de dikkat çekiyor. Penn Museum'daki ve British Museum'daki örneklerde, kabuk kakmalı küçük sahneler var: hayvanlar, insanlar gibi davranıyor; bir eşek lir çalıyor, bir ayı onu tutuyor, bir çakal ritim tutuyor. Bu sahnelerin anlamı, kesin olarak bilinmiyor. Bir ziyafet sahnesi mi, öteki dünyaya dair bir anlatı mı, yoksa bir hikâyenin resmi mi? Akademisyenler, farklı yorumlar öne sürüyor.
Ugarit'teki notalı tablet
İkinci iz, bugün Suriye kıyısında, Ras Şamra adıyla bilinen yerdeki kadim Ugarit şehrinden geliyor. 1950'lerde, burada, Hurri dilinde yazılmış ilahiler içeren tablet parçaları bulundu. Bu parçalar, MÖ on dördüncü yüzyıl civarına tarihleniyor.
Parçalardan biri, akademik literatürde "h.6" olarak anılıyor ve neredeyse tam olarak korunmuş. Tabletin üst kısmında, ay tanrısının eşi Nikkal'e adanmış bir ilahinin sözleri var. Alt kısmında ise, Akadca müzik terimleri ve sayılardan oluşan, çalgı için yazılmış talimatlar yer alıyor. Bu talimatlar, bilinen en eski müzik notası olarak kabul ediliyor.
Tabletin dili Hurrice; ama müzik terimleri, Mezopotamya kökenli. Bu, müzik teorisinin, Mezopotamya'dan, Suriye kıyısına kadar yayıldığını gösteriyor. Hurri ilahisi, Sümer müziği değil; ama Sümer ve Babil müzik geleneğinin, ulaşabildiğimiz en somut kaydı.
Akort tabletleri
Mezopotamya'dan, müzik teorisine dair başka tabletler de var. Bazı Babil tabletleri, dokuz telli bir çalgının tellerini adlandırıyor ve bu tellerin nasıl akort edileceğini anlatıyor. Bu metinlerden anlaşıldığına göre, Babilliler, yedi farklı dizi ya da akort sistemi kullanıyordu ve bu dizilerin her biri, bir adla anılıyordu.
Bu tabletlerin varlığı, Mezopotamya'da, müziğin, yalnızca kulaktan öğrenilen bir sanat olmadığını gösteriyor. Kâtipler, müziği de, diğer bilgi alanları gibi, sınıflandırıp yazıya geçiriyordu. Bu, bana, Mezopotamya düşüncesinin, her şeyi listelere ve kurallara dökme eğilimini hatırlatıyor.
Tabletlerde müzisyenler
Müzisyenler, Mezopotamya tabletlerinde, sık sık karşımıza çıkıyor. Saray ve tapınak kayıtlarında, nar adı verilen müzisyenlere ve gala adı verilen ağıtçılara yapılan ödemeler listeleniyor. Mari'deki saray arşivlerinden gelen mektuplar, kralların, başka saraylardan müzisyen istediğini ve kadın müzisyenlerin eğitimiyle ilgilendiğini gösteriyor.
Bu kayıtlar, müziğin, kadim Mezopotamya'da, ciddi bir meslek olduğunu gösteriyor. Müzisyenler, eğitim alıyor, belirli kurumlara bağlı çalışıyor ve ücret alıyordu. Bazı kral ilahilerinde, kralların, çalgı çalmayı bildiği de övülüyor. Ur'un kralı Şulgi, kendisine yazdırdığı ilahilerde, birçok çalgıyı ustalıkla çaldığını iddia ediyor. Bu iddia, bir krallık propagandası olabilir; ama müziğin, saygın bir beceri olarak görüldüğünü gösteriyor.
Lirler dışında, başka çalgılar da kullanılıyordu: arplar, flütler, davullar ve zilli çalgılar. Bunların bazılarının adları, tabletlerde geçiyor; ama hangi adın hangi çalgıya karşılık geldiği, her zaman net değil. Sizce, bir çalgının adını bilip sesini bilmemek, ne kadar bilgi sayılır?
Tanrılar arasındaki ilişki
Hurri ilahisi, Nikkal'e adanmış. Nikkal, Sümer tanrıçası Ningal'in Batı Semitik ve Hurri dünyasındaki karşılığı. Ningal, Ur'un ay tanrısı Nanna'nın eşiydi; Ur, ay tanrısının en önemli kültlerinden birinin merkeziydi. Bu bağ, ilginç bir döngü oluşturuyor: Ur'un lirlerinden, Ugarit'in Nikkal ilahisine uzanan bir çizgi, Ur'un ay tanrısı ailesinden geçiyor.
Mezopotamya'da, müzik, tanrılarla da ilişkilendiriliyordu. Enki, bazı metinlerde, müzik ve çalgılarla bağlantılı olarak anılıyor. Tapınak müzisyenleri, tanrıları yatıştırmak ve onlara övgü sunmak için çalıyordu. Ağıt söyleyen gala adlı din görevlileri, tanrıların öfkesini dindirmek için, özel ağıtlar okuyordu.
Akademik okuma
Hurri ilahisinin müziğini yeniden kurma girişimleri, 1970'lerden bu yana sürüyor. Anne Draffkorn Kilmer, 1970'lerde, bir yeniden kurma önerdi ve bu öneri, bir kayıt olarak yayımlandı. Daha sonra, Richard Dumbrill, Martin L. West ve başka akademisyenler, farklı yorumlar öne sürdü.
Bu yorumlar arasındaki farklar, küçük değil. Bazı yorumlarda, melodi, tek sesli; bazılarında ise, iki sesli bir yapı var. Tabletteki sayıların, notaların tekrar sayısını mı, aralıkları mı gösterdiği konusunda, akademisyenler anlaşamıyor. Bu yüzden, "dünyanın en eski şarkısı" diye sunulan kayıtların her biri, bir yorumu temsil ediyor; tabletin kendisini değil.
Sitchin'in okuması
Sitchin'in kitaplarında, müzik, ana konulardan biri değil. Ama onun genel yaklaşımına göre, Mezopotamya'nın her bilgi alanı, Anunnaki'nin öğrettiği bir bilgiydi. Bu çerçevede, müzik teorisi de, tanrılardan insanlara aktarılan bir bilgi olarak görülebilirdi.
Tabletler ise, farklı bir tablo çiziyor. Müzik terimleri, kâtip okullarında öğretilen, kuşaktan kuşağa aktarılan ve zamanla gelişen bir bilgi birikiminin parçası. Akort sistemlerinin adları ve kuralları, bir öğretme geleneğinin izlerini taşıyor; tek seferde verilen bir bilgi paketinin değil.
Forumlarda
Forumlarda, Hurri ilahisinin kayıtları, sık sık paylaşılıyor. Bazı kullanıcılar, bu kayıtları, "Anunnaki'nin müziği" ya da "dünyanın ilk şarkısı" olarak sunuyor. Bu sunumların ilki, kaynaklarda bir dayanağı olmayan bir yorum; ikincisi ise, eldeki en eski notalı metin anlamında doğru, ama ilk şarkı anlamında yanlış. İnsanlar, yazıdan çok önce şarkı söylüyordu. Arkeologlar, Almanya'daki mağaralarda, kuş kemiğinden ve fildişinden yapılmış, on binlerce yıl öncesine tarihlenen flütler buldu. Bu flütler, müziğin, insanlık tarihinde, yazıdan da, şehirlerden de çok daha eski olduğunu gösteriyor. Mezopotamya, müziği icat etmedi; onu yazıya geçirmeye çalışan ilk toplumlardan biri oldu.
Türkçe forumlarda da, Ur'un lirleri, Sümer uygarlığının inceliğini gösteren bir örnek olarak paylaşılıyor. Bu paylaşımlar, genellikle, lirlerin fotoğraflarıyla sınırlı kalıyor; ama bazen, lirlerin yeniden yapılmış kopyalarının çalındığı videolar da ekleniyor. Bu videoların altındaki yorumlar, çoğu zaman, sesin güzelliği üzerine. Kaynağı soran yorum ise, nadiren görülüyor.
Lirlerin yeniden yapımı
Ur'un lirlerinin kopyalarını yapma girişimleri de oldu. Bunların en bilineni, İngiltere'de, Andy Lowings'in öncülük ettiği bir proje: Ur'un altın lirinin bir kopyası, kadim malzemelere olabildiğince yakın malzemelerle yeniden yapıldı ve konserlerde çalındı. Bu proje, Bağdat'taki lirin uğradığı zarardan sonra başlatılmıştı.
Kopyanın sesi, kulağa hoş geliyor. Ama burada da, bir soru kalıyor: kadim lirin telleri neyden yapılmıştı, nasıl akort ediliyordu, hangi teknikle çalınıyordu? Bu soruların cevapları, kesin değil. Kopyanın sesi, kadim lirin sesine ne kadar yakın? Bunu, bilmiyoruz. Bu belirsizlik, kopyanın değerini azaltmıyor; sadece, onu, bir deneme olarak dinlememiz gerektiğini hatırlatıyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence Mezopotamya müziği, kadim dünyanın en büyük boşluklarından biri. Taşları, sarayları, yasaları ve destanları okuyabiliyoruz; ama bir tapınakta, bir şölende ya da bir cenazede, insanların ne duyduğunu bilmiyoruz. Belki de bu boşluk, kadim insanlarla aramızdaki mesafenin en dürüst ölçüsü.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Hurri ilahisinin farklı yeniden kurmalarını dinlediniz mi? Kadim bir melodinin tam olarak bilinemeyeceğini bilmek, sizin için dinleme deneyimini değiştirir mi? Yorumlarda yazın.
Giriş yap