Giriş yap
🏺 Anunnaki

Sümer Kral Listesi'ndeki 28.800 yıllık krallar

Bir kralın 28.800 yıl tahtta kaldığını okusanız ne düşünürsünüz? Ben ilk okuduğumda "yazım hatası" dedim. Sonra bir sonraki satıra baktım: 36.000 yıl. Sonra 43.200. Tamam, dedim, bu hata değil, bir sistem.

Sümer Kral Listesi, Mezopotamya'dan bize kalan en tuhaf ve en sevimli belgelerden biri. Antik uzaylı teorilerinde de sık sık karşımıza çıkıyor. "Bu krallar uzun ömürlü Anunnaki'ydi" ya da "bu sayılar Nibiru'nun yörüngesine denk geliyor" gibi iddialar duyuyoruz. Hadi biraz kurcalayalım.

Liste nasıl bir şey?

Elimizde tek bir "Kral Listesi" yok aslında. Farklı yerlerden çıkmış, farklı dönemlerde yazılmış birçok nüsha var. En bilineni Oxford'daki Ashmolean Müzesi'nde duran, dört yüzlü, dik bir kil prizma: Weld-Blundell prizması. Bunu bulan kişinin değil, müzeye bağışlayan koleksiyoncunun adını taşıyor.

Liste şu cümleye yakın bir ifadeyle açılıyor: Krallık gökten indiğinde, krallık Eridu'daydı. Sonra Eridu'da iki kral sayılıyor. Ardından krallık başka bir kente geçiyor, orada da birkaç kral... Bu böyle beş kent boyunca sürüyor ve sonra kısa, kuru bir cümle geliyor: Ardından tufan her yeri kapladı.

Tufandan sonra liste yeniden başlıyor, bu kez Kiş kentinden. Ve tufan sonrası kralların süreleri yavaş yavaş kısalıyor. Önce bin küsur yıl, sonra yüzler, en sonunda da bizim tanıdık insan ömrüne uygun rakamlar.

Sar meselesi

İşin sırrı Sümerlerin sayı sisteminde. Sümerler ve onların ardılları altmış tabanlı bir sistem kullanıyordu. Bugün bir saatin altmış dakika olması bu mirasın devamı. Bu sistemde 3.600 (yani altmış kere altmış) özel bir birimdi ve "sar" diye anılıyordu.

Şimdi Alulim'in 28.800 yılına bakın: 8 sar. Alalgar'ın 36.000 yılı: 10 sar. Listedeki tufan öncesi rakamların çoğu bu büyük birimlerin katları. Wikipedia'daki tabloyu açarsanız her rakamın yanında "kaç sar, kaç ner" olduğu yazıyor; ner de 600'lük bir birim.

Bu bana şunu düşündürüyor: Kâtip bu rakamları sayarak değil, sembolik olarak yazmış olabilir. "Çok çok uzun zaman" demenin, o dönemin matematik diliyle söylenişi gibi. Bazı araştırmacılar bu sayıları daha makul sürelere çevirmeye çalışmış, örneğin birimlerin yanlış okunduğunu ya da başka bir ölçeğe ait olduğunu öne sürmüş. Bu denemelerin hiçbiri genel kabul görmüş değil, ama çabanın kendisi ilginç.

Nibiru bağlantısı

Sitchin ve onu takip edenler 3.600 sayısını Nibiru'nun yörünge süresiyle eşleştirir. "Bir sar, Nibiru'nun bir turu" denir. Bu eşleşme çekici, çünkü elinizde hazır bir sayı var.

Ancak burada bir sorun var. 3.600 Sümer matematiğinde zaten her yerde kullanılan bir birim; tıpkı bizim "bin" dediğimiz gibi. Bir kralın "8 sar" hüküm sürdüğünü söylemek, bir gezegenin sekiz kez geçtiğini anlatmak zorunda değil. Üstelik Nibiru kelimesinin çivi yazılı astronomi metinlerinde nasıl geçtiğine bakan araştırmacılar, kelimenin Jüpiter, bazen Merkür, Marduk'un yıldızı ya da bir yıldız için kullanıldığını, Plüton ötesi bir gezegen anlamına hiç gelmediğini söylüyor. Bu konuda ayrı bir yazı planlıyoruz.

Peki bu krallar hiç yaşadı mı?

Tufan öncesi kralların hiçbiri arkeolojik olarak doğrulanmış değil. Ne yazıtları var, ne mezarları. Tufan sonrası listede ise işler değişiyor. Bazı isimler, örneğin Kiş kralı Enmebaragesi, başka belgelerden de biliniyor. Gılgamış bile listede Uruk kralı olarak geçiyor; tarihî bir Gılgamış'ın yaşamış olabileceği tartışılıyor ama destanındaki Gılgamış'ın ne kadarının tarih olduğu ayrı bir mesele.

Akademisyenlerin önemli bir kısmı listeyi, belirli bir hanedanın meşruiyetini desteklemek için derlenmiş bir belge olarak görüyor. Liste "krallık hep tek bir yerdeydi, kentten kente geçti" diyor. Oysa Sümer'de aynı anda birçok kent devleti vardı. Yani liste bir tarih kitabından çok, "bugünkü kralın neden haklı olduğunu" anlatan bir hafıza belgesi gibi.

Listenin kopyaları ve farkları

Sümer Kral Listesi tek bir metin değil, aslında birçok kopyası olan bir gelenek. En bilinen kopya, Oxford'daki Ashmolean Müzesi'nde duran ve Weld-Blundell prizması olarak anılan dört yüzlü kil prizma. Bunun dışında Nippur'dan, Kiş'ten, Larsa'dan ve başka yerlerden parçalar var. Kopyalar arasında kralların adları, sıraları ve hükümdarlık süreleri zaman zaman farklılaşıyor. Bazı kopyalarda tufan öncesi kısım hiç yok bile.

Bu bana önemli bir şey söylüyor: Liste, sabit bir arşiv kaydı gibi değil, zaman içinde düzenlenen, eklenen, kısaltılan bir metin gibi davranmış. Thorkild Jacobsen 1939'da bu metin üzerine kapsamlı bir çalışma yayımlamıştı ve o zamandan beri pek çok araştırmacı listenin Isin hanedanı döneminde siyasi bir amaçla yeniden düzenlendiğini düşünüyor. Amaç, krallığın her zaman tek bir kentte olduğunu, sırayla el değiştirdiğini göstermek. Oysa gerçek tarihte aynı anda birden fazla kent devleti yan yana hüküm sürüyordu.

Sayıların mantığı

Tufan öncesi krallara verilen süreler genelde 3.600'ün katları. Sümerler altmışlık sayı sistemi kullanıyordu ve 3.600, yani "šar", bu sistemde yuvarlak bir büyük birim. 28.800 tam olarak sekiz šar. Alulim'in süresi bu. Alalgar'a 36.000, yani on šar veriliyor. Toplamda sekiz kral, beş kent ve 241.200 yıl gibi bir rakam çıkıyor.

Bazı araştırmacılar bu sayıların başlangıçta başka birimlerle yazıldığını ve sonradan yanlış yorumlandığını düşünmüş. Bir öneriye göre şar işaretleri aslında daha küçük bir değeri gösteriyordu. Bu öneriler her zaman kabul görmedi ama şu kadarı net: Rakamların bir "sistem" içinde seçildiği belli. Rastgele bir abartı değil, düzenli bir mitolojik zaman ölçüsü gibi.

Sitchin bu šar birimini Nibiru'nun yörünge süresi olarak okumuştu: 3.600 yıl. Popüler anlatıda kralların uzun ömrü de bu gezegenin bir turuna göre ölçülüyor. Akademide ise šar sadece bir sayı birimi; gezegenle bağlantısını gösteren bir metin bilinmiyor.

Benzer listeler, benzer abartılar

Mezopotamya bu konuda yalnız değil. Babil rahibi Berossos, Helenistik dönemde Yunanca yazdığı tarihinde tufan öncesi on kraldan söz ediyor ve onlara da on binlerce yıllık süreler veriyor. Tevrat'taki Tekvin kitabında Adem'den Nuh'a uzanan soy da yüzlerce yıl yaşayan atalardan oluşuyor. Birçok araştırmacı bu benzerliklerin ortak bir Yakın Doğu geleneğinden geldiğini düşünüyor.

Forumlarda bu benzerlikler genelde "demek ki bu insanlar gerçekten uzun yaşadı" diye okunuyor. Bir Ekşi yazarının cümlesi aklımda kalmış: "Üç ayrı kültür aynı yalanı söylemiş olamaz." Ben pek emin değilim. Ortak bir kültürel kökten gelen anlatıların benzemesi bana çok olağan geliyor; aynı masalın farklı köylerde farklı anlatılması gibi.

Yine de bir soru takılıyor aklıma: Neden bu kadar çok toplum, geçmişi daha uzun ömürlü ve daha güçlü insanlarla doldurma ihtiyacı duymuş? Belki de "eskiden her şey daha büyüktü" duygusu, insanın en eski hislerinden biridir.

Listenin bir başka ilginç yanı, kralların arasına serpiştirilmiş küçük notlar. Etana için "göğe çıkan çoban" deniyor; bu, kartalın sırtında göğe yükselen kralın hikâyesine bir gönderme. Gılgamış'ın babası için "bir lillu" ifadesi geçiyor, yani bir tür hayalet ya da cin. Kiş'te hüküm sürdüğü söylenen Kubaba ise bir meyhaneci kadın olarak anılıyor ve listedeki tek kadın hükümdar. Bu notlar, listeyi kuru bir sayı dizisinden çıkarıp bir hikâye derlemesine dönüştürüyor. Forumlarda en az konuşulan ama bence en keyifli kısım tam da bu satırlar.

Tufandan sonraki kısım da ilginç biçimde değişiyor. Kiş hanedanının ilk kralları hâlâ yüzlerce, bazen bin yılı aşan süreler alıyor, ama listenin ilerleyen satırlarında süreler giderek kısalıyor ve insani ölçülere yaklaşıyor. Ur'un üçüncü hanedanına gelindiğinde krallar birkaç on yıl hüküm sürüyor. Bazı araştırmacılar bu kademeli düşüşü bilinçli bir anlatım tercihi olarak görüyor: mitolojik zamandan tarihsel zamana yavaş bir geçiş. Bence listenin en zekice yanı bu.

Benim hoşuma giden kısım

Bu listeye bakarken aklıma hep aile büyüklerimizin "eskiden insanlar yüz yirmi yıl yaşardı" lafı geliyor. Her kültürde bir altın çağ var. Bir zamanlar her şey daha büyüktü, insanlar daha uzun yaşıyordu, tanrılar daha yakındı. Sümer Kral Listesi bu duygunun belki de bilinen en eski yazılı hali.

Bir de şu var: "Krallık gökten indi" cümlesi. Antik uzaylı teorisyenleri bunu kelimesi kelimesine okuyor; bir gemiden inen krallar. Ama bu cümle, krallığın insan yapımı değil, ilahi bir kurum olduğunu söylemenin şiirsel yolu da olabilir. Bugün bile "Allah'ın lütfu" ya da "kutsal hak" dediğimiz şeyler gibi.

Sizce listeyi yazan kâtip bu rakamlara inanıyor muydu? Yoksa herkesin "eh, eski zamanlar işte" diye anladığı bir anlatım biçimi miydi? Ben ikincisine daha yakınım ama emin değilim. Yorumlarda tartışalım.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap