Sitchin ve Velikovsky: kozmik çarpışma fikrinin kökü
1950'de, New York'ta, Macmillan yayınevi, "Worlds in Collision", yani "Çarpışan Dünyalar" adlı bir kitap yayımladı. Kitabın yazarı, Rus asıllı bir psikiyatrist olan Immanuel Velikovsky'ydi. Velikovsky, kitabında, Venüs'ün, Jüpiter'den kopan bir kuyruklu yıldız olarak, MÖ on beşinci yüzyılda, Dünya'nın yakınından geçtiğini ve Mısır'dan Çıkış anlatısındaki felaketlere neden olduğunu savundu.
Kitap, kısa sürede, çok satanlar listesine girdi. Ama aynı zamanda, bilim çevrelerinde, büyük bir öfkeye yol açtı. Gökbilimciler, Macmillan'ı boykot etmekle tehdit etti; yayınevi, kitabın haklarını, Doubleday'e devretmek zorunda kaldı. Yirmi altı yıl sonra, 1976'da, Zecharia Sitchin'in "On İkinci Gezegen" adlı kitabı yayımlandı. Bu iki kitap arasında, bir bağ var mı? Bir kitaba karşı bilim insanlarının boykot tehdidi, sizce o kitabı daha mı ilginç kılar?
Velikovsky'nin iddiaları
Velikovsky, "Çarpışan Dünyalar"da, eski metinleri, tarihsel kayıtlar olarak okudu. Ona göre, Eski Ahit, Mısır papirüsleri, Meksika kodeksleri ve diğer eski metinler, aynı kozmik felaketleri anlatıyordu. Bu felaketler, gökyüzündeki büyük değişikliklerden, özellikle Venüs ve Mars'ın Dünya'ya yaklaşmasından kaynaklanıyordu.
Velikovsky'ye göre, Venüs, MÖ on beşinci yüzyılda, Dünya'nın yakınından geçti. Bu geçiş, Mısır'daki on belaya, Kızıldeniz'in yarılmasına ve gökten "man" yağmasına neden oldu. Daha sonra, MÖ sekizinci ve yedinci yüzyıllarda, Mars, Dünya'ya yaklaştı ve başka felaketlere yol açtı.
Bu iddialar, fizik yasalarıyla uyuşmuyordu. Bir gezegenin, Jüpiter'den kopması, Dünya'nın yakınından geçip sonra bugünkü yörüngesine yerleşmesi, bilinen gök mekaniğiyle açıklanamıyordu.
Bilim dünyasının tepkisi
Velikovsky'nin kitabına karşı bilim dünyasının tepkisi, sert oldu. Harvard'dan gökbilimci Harlow Shapley, Macmillan'a, kitabı yayımlarsa, ders kitaplarını boykot edeceklerini bildirdi. Bu tepki, daha sonra, bilim tarihinde, tartışmalı bir olay olarak anıldı. Bazıları, bilim insanlarının, bir kitabı sansürlemeye çalışmasını, bilimsel özgürlüğe aykırı buldu.
1974'te, Amerikan Bilimin İlerlemesi Derneği, Velikovsky'nin fikirlerini tartışmak için, bir sempozyum düzenledi. Bu sempozyumda, Carl Sagan, Velikovsky'nin iddialarını, tek tek, fizik ve astronomi açısından eleştirdi. Sagan'ın eleştirileri, daha sonra, "Broca's Brain" adlı kitabında yayımlandı.
Bu tartışma, Velikovsky'yi, bir tür "bastırılmış deha" figürüne dönüştürdü. Destekçileri, onun, bilim kurumları tarafından haksız yere dışlandığını savundu.
Sitchin'e etkisi
Sitchin, kitaplarında, Velikovsky'ye doğrudan atıfta bulunmadı. Ama iki yazar arasındaki benzerlikler, dikkat çekici.
Birincisi, her iki yazar da, eski metinleri, gerçek kozmik olayların kaydı olarak okudu. Velikovsky için, Eski Ahit'teki felaketler, Venüs'ün geçişini anlatıyordu. Sitchin için, Enuma Eliş, Nibiru'nun Güneş sistemine girişini ve Tiamat ile çarpışmasını anlatıyordu.
İkincisi, her iki yazar da, gezegenlerin, bugünkü yörüngelerine, büyük çarpışmalar ve yakın geçişler sonucunda yerleştiğini savundu. Velikovsky'de, Venüs; Sitchin'de, Nibiru ve Tiamat.
Üçüncüsü, her iki yazar da, akademik kurumların, eski metinlerin gerçek anlamını görmezden geldiğini öne sürdü.
Bu benzerlikler, Sitchin'in, Velikovsky'nin açtığı yoldan yürüdüğünü düşündürüyor. Velikovsky, 1950'lerde, eski metinlerin kozmik bir okumasını popülerleştirdi; Sitchin, 1970'lerde, bu okumayı, uzaylılarla birleştirdi.
Farklar
Ama iki yazar arasında, önemli farklar da var. Velikovsky, gezegenlerin hareketlerini, doğal olaylar olarak gördü; uzaylılar, onun anlatısında yer almıyordu. Sitchin ise, Nibiru'yu, Anunnaki'nin yaşadığı bir gezegen olarak sundu; yani kozmik olayları, akıllı varlıkların hikâyesiyle birleştirdi.
Velikovsky, ağırlıklı olarak, Eski Ahit ve Mısır kaynaklarına dayandı. Sitchin ise, Sümer ve Babil metinlerine yöneldi. Bu, Sitchin'e, daha eski ve daha az bilinen bir kaynak alanı sağladı.
Velikovsky, bir psikiyatristti ve Freud'un psikanaliz geleneğinden derinden etkilenmişti. Onun eski metinlere bakışında, psikanalitik bir boyut da vardı: insanlığın, kozmik felaketlerin travmasını, "kolektif bir hafıza kaybı" ile bastırdığını savundu. Sitchin'de, bu psikolojik boyut yoktu.
Tanrılar arasındaki ilişki
Velikovsky, tanrıları, gezegenlerle özdeşleştirdi. Ona göre, eski kültürlerdeki tanrılar arasındaki savaşlar, aslında, gezegenler arasındaki çarpışmaların ve yakın geçişlerin anlatımıydı. Örneğin, Yunan mitolojisindeki Athena'nın Zeus'un başından doğuşu, Venüs'ün Jüpiter'den kopmasını anlatıyordu.
Sitchin de, Enuma Eliş'teki tanrılar arasındaki savaşı, gezegenler arasındaki bir çarpışma olarak okudu. Marduk ile Tiamat arasındaki savaş, Nibiru ile Tiamat gezegeni arasındaki çarpışmaydı. Tiamat'ın iki parçaya bölünmesi, Dünya'nın ve asteroit kuşağının oluşumuydu.
Akademik okumada ise, Enuma Eliş'teki savaş, düzenin kaosa karşı zaferi olarak yorumlanıyor. Marduk, kaosun simgesi olan Tiamat'ı yenerek, evreni düzenliyor. Bu, bir gezegen çarpışması değil, kozmik düzenin kuruluşunun mitolojik bir anlatımı.
Velikovsky ve Mezopotamya
Velikovsky, Mezopotamya kaynaklarını da kullandı; ama bu kaynaklara, çoğunlukla, ikinci elden ulaştı. "Çarpışan Dünyalar"da, Babil astronomi metinlerinden, özellikle Venüs Tableti'nden söz etti. Ona göre, bu tablet, Venüs'ün, düzensiz bir yörüngeden, bugünkü düzenli yörüngesine geçişinin izlerini taşıyordu.
Asurologlar, bu iddiayı, tabletin içeriğine dayanarak reddetti. Venüs Tableti, Venüs'ün görünme ve kaybolma tarihlerini, bugünkü yörüngesiyle uyumlu bir şekilde kaydediyor. Tabletteki bazı tarihler, kopyalama hatalarıyla bozulmuş; ama bu hatalar, Venüs'ün düzensiz hareket ettiğini değil, kâtiplerin yanlış kopyaladığını gösteriyor.
Velikovsky, ayrıca, "Ages in Chaos" adlı kitabında, Mısır ve Yakın Doğu kronolojisini yeniden düzenlemeyi önerdi. Bu öneriye göre, Mısır tarihinin bazı dönemleri, yüzlerce yıl kaydırılmalıydı. Bu öneri de, tarihçiler ve arkeologlar tarafından, kanıtlarla uyuşmadığı gerekçesiyle reddedildi. Ama bazı Velikovsky destekçileri, bu yeniden düzenleme çabasını, farklı biçimlerde sürdürdü.
Sitchin, Mezopotamya kaynaklarına daha fazla odaklandı ve kendini, Velikovsky'nin aksine, bu kaynakların doğrudan okuyucusu olarak sundu.
Akademik okuma
Akademisyenler, Velikovsky ve Sitchin'i, genellikle, aynı kategoride değerlendiriyor: eski metinleri, kendi kuramlarına uygun olarak yeniden yorumlayan, popüler yazarlar. Her iki yazar da, akademik dergilerde yayın yapmadı ve iddiaları, bilimsel yöntemlerle sınanmadı.
Ama Velikovsky'nin etkisi, bazı akademisyenlerin dikkatini çekti. Bilim sosyologları, Velikovsky tartışmasını, bilim kurumlarının, aykırı fikirlere nasıl tepki verdiğini anlamak için bir vaka olarak incelediler. Michael Gordin, 2012'de yayımladığı "The Pseudoscience Wars" adlı kitabında, Velikovsky olayını, ayrıntılı olarak ele aldı.
Sitchin'in okuması
Sitchin, kendini, Velikovsky'den farklı bir konuma yerleştirdi. Velikovsky, felaketleri vurgularken, Sitchin, uygarlığın kökenini vurguladı. Sitchin'e göre, Anunnaki, insanlığı yaratmış, ona uygarlığı öğretmiş ve sonra, Dünya'dan ayrılmıştı.
Bu fark, Sitchin'in anlatısını, daha geniş bir kitleye çekici kıldı. Felaket anlatıları, korku uyandırıyordu; köken anlatısı ise, merak.
Forumlarda
Forumlarda, Velikovsky ve Sitchin, sık sık birlikte anılıyor. Kullanıcılar, iki yazar arasındaki benzerlikleri tartışıyor ve Sitchin'in, Velikovsky'den ne kadar etkilendiğini soruyor.
Bazı kullanıcılar, Velikovsky'nin, bilim tarafından haksız yere dışlandığını ve bazı tahminlerinin doğru çıktığını savunuyor. Örneğin, Velikovsky, Venüs'ün yüzeyinin çok sıcak olduğunu tahmin etmişti; bu tahmin, daha sonra doğrulandı. Başkaları ise, bu tahminin, Velikovsky'nin kuramından bağımsız olarak, başka gökbilimciler tarafından da yapıldığını ve doğru bir tahminin, bütün bir kuramı doğrulamadığını hatırlatıyor.
Türkçe forumlarda, Velikovsky, Sitchin'e göre daha az tanınıyor. Ama "Çarpışan Dünyalar", Türkçe'ye çevrildi ve felaket teorileri meraklıları arasında okunuyor.
Felaket geleneği
Velikovsky ve Sitchin, aslında, daha eski bir düşünce geleneğinin, yirminci yüzyıldaki temsilcileri. On dokuzuncu yüzyılda, bazı yazarlar, eski metinlerdeki tufan ve felaket anlatılarını, gerçek kozmik olaylara bağlamaya çalıştı. Ignatius Donnelly, 1883'te yayımladığı "Ragnarok: The Age of Fire and Gravel" adlı kitabında, bir kuyruklu yıldızın Dünya'ya çarptığını ve eski mitlerin bu olayı anlattığını savundu.
Bu gelenek, "felaketçilik" olarak adlandırılıyor. Felaketçilik, jeolojide, on dokuzuncu yüzyılın başlarında, Georges Cuvier gibi bilim insanları tarafından savunulan bir görüştü. Ama zamanla, yerini, değişimin yavaş ve sürekli olduğunu savunan "tekdüzecilik"e bıraktı.
Yirminci yüzyılın sonlarında, felaketçilik, bilimde, yeniden bir yer buldu. 1980'de, Luis ve Walter Alvarez, dinozorların yok oluşunun, bir asteroit çarpmasından kaynaklandığını öne sürdü. Bu kuram, daha sonra, Meksika'daki Chicxulub kraterinin keşfiyle desteklendi. Ama bu bilimsel felaketçilik, Velikovsky'nin ve Sitchin'in tarihsel iddialarından çok farklı: milyonlarca yıl önceki bir olayı anlatıyor ve fiziksel kanıtlara dayanıyor.
Bu ayrım, bilimin felaketlere değil, kanıtsız iddialara karşı olduğunu gösteriyor. Bir felaket, kanıtlanabiliyorsa, bilim onu kabul ediyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence Velikovsky ve Sitchin, aynı soruya, farklı yanıtlar verdi: eski metinlerdeki büyük olayların arkasında ne var? Velikovsky, gezegenler dedi; Sitchin, uzaylılar. Belki de bu iki yazarın başarısı, okuyucularına, eski metinleri, sıkıcı bir mitoloji olarak değil, heyecan verici bir tarih olarak sunmalarından geliyordu.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Bilim insanlarının bir kitaba karşı boykot tehdidi, sizce haklı bir tepki mi, yoksa sansür mü? Eski metinlerdeki felaket anlatılarının arkasında, sizce gerçek bir olay olabilir mi? Yorumlarda yazın.
Giriş yap