Sitchin'in Dünya Tarihçeleri hakkında uzmanlar ne diyor? Bir sözlük maddesi, bir ekonomi diploması ve Enlil'in Sud'a gönderdiği elçi
Zecharia Sitchin'in "Dünya Tarihçeleri" adlı kitap dizisi, 1976'da yayımlanan "The 12th Planet" ile başladı ve yıllar içinde yedi kitaba ulaştı. Dizi, Sümer tabletlerini ana kaynak olarak kullandığını iddia eden, Anunnaki'nin Nibiru'dan Dünya'ya gelişini, insanlığın yaratılışını ve tanrılar arasındaki savaşları anlatan geniş bir anlatı. Dünya çapında milyonlarca kopya sattı ve pek çok dile çevrildi.
Dizinin neden bu kadar sevildiğini ve tek bir hikâye etrafında nasıl kurulduğunu daha önce ele almıştım. Bu kez, onu inceleyen dilbilimcilerin ve tarihçilerin ne dediğine odaklanıyorum. Çünkü Sitchin'in en güçlü iddiası, Sümer dilini ve metinlerini doğru okuduğu iddiasıydı. Uzmanların itirazları da tam olarak bu noktada yoğunlaşıyor: kelimeler, çeviriler ve kaynaklar.
Bir sözlük maddesi: "Anunnaki" ne demek?
Sitchin'in en bilinen çevirilerinden biri, "Anunnaki" kelimesinin "gökten yere inenler" anlamına geldiği iddiası. Bu çeviri, Anunnaki anlatısının neredeyse her yerinde tekrarlanıyor. Ama Asurologların ve Sümer dilbilimcilerinin büyük çoğunluğu, bu çeviriyi kabul etmiyor.
Akademik sözlüklerde ve çalışmalarda Anunnaki adı, genellikle "An'ın soyu", "prens soyu" ya da "soylu tohum" gibi anlamlarla açıklanıyor. Adın ilk kısmı gök tanrısı An'a, son kısmı ise "soy" ya da "tohum" anlamına gelen bir kelimeye bağlanıyor. Yani ad, bir hareket ya da yolculuk değil, bir soy ve aidiyet anlatıyor.
Pennsylvania Üniversitesi'nin hazırladığı Sümer sözlüğü projesi ve Oxford Üniversitesi'nin Sümer edebiyatı derlemesi, yani ETCSL, bu konuda herkesin erişebileceği kaynaklar. Bu kaynaklarda Anunnaki'nin geçtiği yüzlerce satır var ve hiçbirinde "gökten inenler" anlamı öne çıkmıyor.
Bir kelimenin çevirisinin, koca bir anlatıyı nasıl şekillendirebileceğini hiç düşündünüz mü?
Michael Heiser'in eleştirisi
Sitchin'e en ayrıntılı eleştirilerden birini getiren isim, Wisconsin-Madison Üniversitesi'nde eski Yakın Doğu dilleri üzerine doktora yapmış olan Michael Heiser oldu. Heiser, "Sitchin is wrong" adlı bir internet sitesi kurdu ve burada Sitchin'in çevirilerini ve iddialarını tek tek ele aldı.
Heiser'in eleştirilerinden biri, Sitchin'in kullandığı kelimelerin kaynaklarıyla ilgili. Heiser, Sitchin'in bazı kelimelerin anlamlarını açıklarken, akademik sözlüklere atıf yapmadığını ve kendi yorumlarını sözlük anlamı gibi sunduğunu belirtti. Örneğin Sitchin, "şem" kelimesini "uçan araç" olarak çevirmişti. Heiser ve diğer dilbilimciler, bu kelimenin Akadca ve İbranicede "ad" anlamına geldiğini ve bağlamda "anıt" ya da "ün" olarak okunabileceğini gösterdi.
Heiser'in ikinci eleştirisi, Nibiru'nun anlamıyla ilgili. Heiser, Babil gökbilim metinlerinde Nibiru'nun geçtiği satırları toplayarak, bu kelimenin gökyüzünde bir geçiş noktasını ya da çoğunlukla Jüpiter'i ifade ettiğini gösterdi. Sitchin'in on ikinci gezegen olarak sunduğu Nibiru, bu metinlerde bir gezegen olarak değil, bilinen bir gök cisminin belirli bir konumu olarak geçiyor.
Heiser, Sitchin'e açık bir davet de yaptı: Kendi çevirilerini akademik sözlüklerle birlikte savunmasını istedi. Sitchin bu davete doğrudan cevap vermedi.
Bir ekonomi diploması
Uzmanların Sitchin hakkında sık sık andığı bir konu, onun eğitimi. Sitchin, Londra Ekonomi Okulu'nda ekonomi tarihi okudu ve uzun yıllar gazetecilik ve iş dünyasında çalıştı. Sümer dili ve çivi yazısı konusunda akademik bir eğitimi olmadığı, eleştirmenler tarafından sık sık vurgulanıyor.
Bazı Sitchin savunucuları, bir kişinin akademik unvanı olmadan da doğru bir şey söyleyebileceğini belirtiyor ve bu eleştiriyi "unvana dayalı bir saldırı" olarak görüyor. Uzmanlar ise mesele unvan değil, yöntem olduğunu söylüyor: Bir metni çevirmek için dilin dilbilgisini, sözlüğünü ve bağlamını bilmek gerekiyor; ve Sitchin'in çevirileri bu bilgiyle karşılaştırıldığında, ciddi tutarsızlıklar gösteriyor.
Ronald Fritze'nin değerlendirmesi
Amerikalı tarihçi Ronald H. Fritze, 2009'da yayımlanan "Invented Knowledge" adlı kitabında, sözde tarih ve sözde bilim akımlarını inceledi. Kitabın bir bölümü, Sitchin ve onun etkisine ayrılmış.
Fritze, Sitchin'in yöntemini, belirli bir sonuca ulaşmak için kaynakları seçici biçimde kullanmak olarak tanımlıyor. Ona göre Sitchin, kendi teorisini destekleyen metinleri ve çevirileri öne çıkarıyor, bunlarla çelişen bilgileri ise görmezden geliyor. Fritze, bu yöntemin, bilimsel tarih yazımının tam tersi olduğunu belirtiyor.
Tanrılar arasındaki ilişki: Enlil'in Sud'a gönderdiği elçi
Sitchin'in kitaplarında Enlil, genellikle sert, kıskanç ve kuralcı bir tanrı olarak çiziliyor. Ama Sümer edebiyatında Enlil'in çok farklı bir yüzünü gösteren bir metin var: "Enlil ve Sud". Bu metin, Enlil'in eşi olacak tanrıçayla nasıl tanıştığını ve onunla nasıl evlendiğini anlatıyor.
Şiirde Enlil, genç ve henüz evlenmemiş bir tanrı. Bir gün, Ereş şehrinde, tahıl ve yazı tanrıçası Nisaba'nın kızı Sud'u görüyor. Sud, annesinin evinin kapısında duruyor. Enlil, ona hemen evlenme teklif ediyor; ama bu teklif kaba ve aceleci. Sud, bu tavra öfkeleniyor ve onu geri çeviriyor.
Enlil, hatasını anlıyor. Bu kez, usulüne uygun davranmaya karar veriyor. Kendi sadık elçisi ve veziri Nuska'yı çağırıyor ve onu Ereş'e, Sud'un annesi Nisaba'ya gönderiyor. Nuska, Enlil'in adına, Nisaba'ya saygıyla yaklaşıyor ve kızını Enlil'e eş olarak istiyor. Yanında armağanlar götürüyor ve Enlil'in Sud'u nasıl onurlandıracağını anlatıyor.
Nisaba, bu teklifi kabul ediyor. Enlil, Nippur'dan Ereş'e büyük bir çeyiz ve düğün armağanları gönderiyor: Sürüler, tahıl, bal, şarap, değerli taşlar. Sud, Nippur'a getiriliyor ve Enlil'in tapınağında onunla evleniyor. Evlilikle birlikte Sud, yeni bir ad alıyor: Ninlil. Enlil, ona kaderleri belirleme yetkisini de paylaşıyor.
Bu şiirde tanrılar arasındaki ilişki, bir hatanın düzeltilmesi ve saygının yeniden kurulması olarak anlatılıyor. Enlil'in ilk teklifi reddediliyor; ama o, öfkelenmek yerine bir elçi gönderiyor, gelenekleri izliyor ve armağanlar sunuyor. Nuska, iki aile arasında bir köprü; Nisaba ise kızının onurunu koruyan bir anne.
Akademik okuma
Asurologlar, "Enlil ve Sud" şiirini, Mezopotamya'daki evlilik geleneklerinin tanrılar dünyasına yansıtılmış bir anlatımı olarak okuyor. Şiirde anlatılan adımlar, yani elçi göndermek, aileden izin istemek, armağanlar sunmak ve çeyiz göndermek, Mezopotamya'nın evlilik sözleşmelerinde de belgelenmiş uygulamalar.
Aynı uzmanlar, bu şiirin Sitchin'in Enlil portresiyle çeliştiğine dikkat çekiyor. Sitchin'in anlatısı, Enlil'i genellikle tek boyutlu bir otorite figürü olarak sunuyor. Sümer metinlerindeki Enlil ise çok daha karmaşık: Öfkeli olabiliyor, cezalandırabiliyor; ama hatasını anlayıp düzeltebiliyor, saygı gösterebiliyor ve sevebiliyor.
Bu karmaşıklık, uzmanlara göre Sitchin'in seçici kaynak kullanımının bir örneği. Dünya Tarihçeleri, tanrıların savaşlarını ve rekabetlerini öne çıkarıyor; ama onların evliliklerini, aile ilişkilerini ve şefkatli anlarını büyük ölçüde atlıyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Enlil ile Ninlil ilişkisini anlatırken, genellikle Enlil'in Ninlil'e karşı işlediği suç ve bunun ardından sürgüne gönderilmesi üzerine odaklandı. Bu, başka bir şiirin, yani "Enlil ve Ninlil" adlı metnin anlatısı. "Enlil ve Sud" ise Sitchin'in kitaplarında çok daha az yer buluyor. Bu iki farklı şiir, aynı tanrıların ilişkisini iki farklı biçimde anlatıyor; Sitchin'in tercihi, daha dramatik olanı öne çıkarmak oldu.
Neden bu kadar yayıldı?
Uzmanların eleştirilerine rağmen Dünya Tarihçeleri'nin hâlâ okunmasının bir nedeni, dizinin bütüncül bir hikâye sunması. Akademik çalışmalar genellikle parça parça, tek tek metinler ve sorular üzerine odaklanıyor. Sitchin ise tüm Mezopotamya tarihini, tek bir sürükleyici anlatıda topluyor.
İkinci neden, eleştirilerin çoğunun uzmanlık dilinde ve genellikle İngilizce yazılmış olması. Sitchin'in kitapları ise pek çok dile çevrildi ve geniş bir okur kitlesine ulaştı. Heiser'in sitesi ya da Fritze'nin kitabı, aynı yaygınlığa ulaşamadı.
Forumlarda
Forumlarda Dünya Tarihçeleri tartışmaları, Heiser'in eleştirileri paylaşıldığında hararetleniyor. Bazı kullanıcılar, Heiser'in de kendi inanç sistemi olan bir Hristiyan akademisyen olduğunu ve bu nedenle tarafsız olmadığını iddia ediyor. Diğerleri ise eleştirilerin, Heiser'in inancından bağımsız olarak, sözlüklere ve metinlere dayandığını hatırlatıyor. Bazı başlıklarda, kullanıcılar ETCSL üzerinden kendi aramalarını yapıyor ve Anunnaki'nin geçtiği satırları paylaşıyor. Türkçe forumlarda, Sitchin'in kitaplarının Türkçe çevirileri yaygın; ama akademik eleştirilerin çevirisi neredeyse yok.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Sitchin'in Dünya Tarihçeleri, Enlil'in Sud'a ilk teklifine benziyor: Aceleci, kendinden emin ve karşısındakinin geleneklerine pek dikkat etmeyen bir yaklaşım. Sümer metinlerine doğrudan, kendi yorumuyla yaklaştı; ama dilin kurallarına, sözlüklere ve bağlamın inceliklerine yeterince saygı göstermedi.
Enlil ise şiirde ikinci bir şans buluyor: Nuska'yı gönderiyor, Nisaba'ya saygıyla yaklaşıyor ve böylece Sud'un kalbini kazanıyor. Belki Sümer metinlerine de, onların kendi dilini ve geleneğini anlayan bir elçiyle, yani sabırla öğrenilmiş bir dilbilgisiyle yaklaşmak gerekiyor. Böyle bir yaklaşım, daha az dramatik bir hikâye çıkarabilir; ama Enlil'in Sud ile evliliğinde olduğu gibi, daha kalıcı bir bağ kurabilir.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Sitchin'in Anunnaki çevirisinin akademik sözlüklerle çeliştiğini bilmek, kitaplarına bakışınızı değiştiriyor mu? Enlil'in Sud'a ilk teklifinden sonra hatasını düzeltmesi, sizin gözünüzdeki Enlil portresini nasıl etkiliyor? Bir yazarın akademik unvanı mı, yoksa kullandığı yöntem mi sizin için daha önemli? Yorumlarda yazın.
Giriş yap