Sitchin'in Dünya Tarihçeleri dizisi: İddia ne, kaynağı ne? Yedi kitap, tek bir anlatı
Sitchin okurlarının kitaplıklarında bu dizi çoğu zaman bir rafın tamamını kaplıyor. Sırtlarında aynı yazı karakteri, aynı tasarım ve aynı dizi adı: "The Earth Chronicles", yani Dünya Tarihçeleri. Bir gün ona hangisinden başlamam gerektiğini sordum. "Sırayla oku," dedi, "çünkü her kitap bir öncekinin üzerine kuruluyor." Bu cümle, bence dizinin hem gücünü hem de zayıf noktasını özetliyor.
Burada tek bir iddiaya değil, bir iddialar mimarisine bakmak istiyorum. Dünya Tarihçeleri, Anunnaki anlatısının bugünkü biçimini neredeyse tek başına belirleyen bir dizi. Onu kitap kitap açmak, forumlarda dolaşan iddiaların nereden geldiğini anlamanın en kısa yolu.
Dizi ne anlatıyor?
Dizi, yedi ana kitaptan oluşuyor. İlki, 1976'da yayımlanan "The 12th Planet". Bu kitap, Nibiru'yu, Anunnaki'nin Dünya'ya gelişini ve insanın genetik olarak yaratılışını anlatıyor. Ardından 1980'de "The Stairway to Heaven" geliyor; ölümsüzlük arayışı, Gılgamış ve uzay limanları. 1985'te "The Wars of Gods and Men", tanrılar arasındaki savaşları. 1990'da "The Lost Realms", Amerika kıtasındaki uygarlıkları. 1993'te "When Time Began", takvimleri ve taş anıtları. 1998'de "The Cosmic Code", DNA ve kehanetleri. Son olarak 2007'de "The End of Days", Anunnaki'nin dönüşünü.
Bu ana dizinin yanında, "Genesis Revisited", "Divine Encounters" ve 2002'de yayımlanan "The Lost Book of Enki" gibi tamamlayıcı kitaplar da var. Sonuncusu, Enki'nin ağzından yazılmış bir anlatı; Sitchin onu bir "yeniden kurgu" olarak sunuyor.
Bir kitabın ötekine yaslanması
Diziyi sırayla okuduğumda, her kitabın bir öncekinin vardığı sonuçları başlangıç noktası olarak aldığını fark ettim. "The 12th Planet"ta Nibiru'nun varlığı uzun uzun tartışılıyor. Sonraki kitaplarda ise Nibiru artık tartışılan bir şey değil, bilinen bir şey olarak geçiyor. "Daha önce gösterdiğimiz gibi" ifadesi, kitaplar boyunca sık sık tekrarlanıyor.
Bu yapı, okurun her kitapta biraz daha ileri gitmesini sağlıyor. Ama aynı zamanda, ilk kitaptaki bir okuma hatalıysa, bu hatanın bütün diziye yayılması anlamına geliyor. Bir mimar, bir binanın birinci katındaki bir hatayı, üst katları çıkarken düzeltemez.
Siz uzun bir dizi okurken, ilk kitaptaki iddiaları sonraki kitaplarda yeniden sorguluyor musunuz? Yoksa ilk kitabı kabul ettikten sonra geri dönmek zor mu geliyor?
Kaynak kullanımı
Sitchin'in kitaplarında bol miktarda tablet çizimi, mühür baskısı ve çeviri alıntısı var. Bu görsel zenginlik, kitaplara akademik bir görünüm veriyor. Ama dikkatli bir okur, çevirilerin çoğunun Sitchin'in kendi çevirileri olduğunu ve standart akademik çevirilerle karşılaştırıldığında önemli farklar taşıdığını fark ediyor.
Örneğin Enuma Eliş'i Sitchin, bir gezegenler çarpışmasının anlatısı olarak okuyor. Akademik çevirilerde ise metin, Marduk'un Tiamat'ı yenmesini ve dünyayı onun bedeninden kurmasını anlatan bir yaratılış ve tanrı yüceltme şiiri. Wilfred Lambert'in 2013'te yayımlanan "Babylonian Creation Myths" adlı kapsamlı çalışması, bu metnin tablet tablet edisyonunu sunuyor. Sitchin'in okumasıyla Lambert'in edisyonunu yan yana koymak, iki dünyanın ne kadar farklı olduğunu gösteriyor.
Mühürler ve çizimler
Dizide en çok kullanılan görsel kaynaklar, silindir mühürler. Sitchin, mühür baskılarını yeniden çizdirerek kitaplarına ekledi. Bu çizimlerin bazıları, orijinal mühürlerle karşılaştırıldığında, küçük ama önemli farklar taşıyor. Bir çizgi biraz daha belirgin, bir nokta biraz daha büyük. Bu farklar, mührün yorumunu etkileyebiliyor.
Mühürlerin orijinal fotoğraflarına bugün müzelerin çevrimiçi kataloglarından ulaşmak mümkün. British Museum, Louvre ve Berlin'deki Ön Asya Müzesi, koleksiyonlarının önemli bir kısmını yüksek çözünürlüklü görsellerle yayımlıyor. Sitchin'in kitaplarındaki bir çizimi, müzenin fotoğrafıyla karşılaştırmak, birkaç dakikalık bir iş.
Enki'nin Kayıp Kitabı
Dizinin tamamlayıcı kitapları arasında en çok tartışılanı, "The Lost Book of Enki". Kitap, Enki'nin kendi ağzından, Anunnaki'nin Nibiru'dan ayrılışından insanın yaratılışına ve tufana kadar uzanan bir anlatı sunuyor. Sitchin, önsözde bu metnin tabletlerden derlenmiş bir yeniden kurgu olduğunu, tek bir tabletin çevirisi olmadığını açıkça belirtiyor.
Ama forumlarda bu ayrım çoğu zaman kayboluyor. Kitaptan yapılan alıntılar, sanki gerçek bir antik metinden yapılıyormuş gibi paylaşılıyor. "Enki'nin kayıp kitabında yazdığına göre" diye başlayan bir cümle, okura bir tabletin varlığını ima ediyor. Oysa böyle bir tablet yok; olan, Sitchin'in kendi edebi kurgusu.
Bu durum bana bir romanın karakterlerinin zamanla gerçek tarihi kişiler gibi anılmaya başlamasını hatırlatıyor. Bir kurgu, ne kadar inandırıcı yazılırsa, kurgu olduğu o kadar kolay unutuluyor. Sitchin'in bu kitabı yazarken bunu bilip bilmediğini bilemiyoruz; ama yazarın önsözdeki uyarısı, okurların paylaşımlarına taşınmıyor.
Siz bir kitabın önsözünü okur musunuz? Önsözdeki bir uyarı, sizin için kitabın geri kalanını nasıl okuyacağınızı değiştirir mi?
Tanrılar arasındaki ilişki
Dünya Tarihçeleri'nin belki de en etkileyici yanı, tanrılar arasındaki ilişkileri bir saga gibi anlatması. Enki ile Enlil, iki üvey kardeş; aralarındaki rekabet, kitaplar boyunca bir aile destanına dönüşüyor. Marduk'un yükselişi, İnanna'nın hırsı, Ninurta'nın savaşları; hepsi bir dizi romanın karakter gelişimine benziyor.
Bu anlatının bir kısmı Sümer ve Babil kaynaklarına dayanıyor. Enki ile Enlil arasındaki gerilim, birçok metinde gerçekten var. Ama Sitchin, bu dağınık metinleri tek bir kronolojik çizgiye diziyor ve aralarındaki boşlukları kendi yorumuyla dolduruyor. Mezopotamya kaynakları ise farklı dönemlerden, farklı kentlerden, farklı geleneklerden geliyor. Bir Nippur metnindeki Enlil ile bir Eridu metnindeki Enlil, her zaman aynı karakter değil.
Bir yazarın hayatı
Sitchin, 1920'de Bakü'de doğdu, Filistin'de büyüdü ve Londra'da ekonomi okudu. Gazetecilik yaptı, sonra New York'a yerleşti. Kendi anlatımına göre, çocukken İbranice Tevrat derslerinde Nefilim kelimesinin anlamı hakkında öğretmenine soru sormuş ve azarlanmıştı. Bu anı, onun bütün çalışmasının çıkış noktası olarak sık sık anlatılıyor.
Bu anıyı okuduğumda, bir çocuğun bastırılmış merakının yetişkinlikte nasıl bir yaşam projesine dönüşebileceğini düşünmüştüm. Sitchin, bu soruyu yanıtlamak için hayatının onlarca yılını harcadı. Vardığı sonuçlara katılmasam da, bu adanmışlığı küçümsemek bana zor geliyor.
Diziyi okumanın bir yolu
Diziyi okumak isteyen birine önerim şu olurdu: Her kitabın yanında bir akademik kaynak bulundurun. "The 12th Planet" okurken Kramer'in "The Sumerians" kitabını, "The Wars of Gods and Men" okurken Jacobsen'in "The Treasures of Darkness" kitabını, "When Time Began" okurken de Hunger ve Pingree'nin Mezopotamya gökbilimi üzerine çalışmalarını. Böylece Sitchin'in her iddiasını, aynı kaynağın akademik okumasıyla karşılaştırabilirsiniz. Bu yöntem okumayı yavaşlatıyor; ama okurun kendi yargısını oluşturmasına alan açıyor.
Akademik okuma
Akademisyenler, Dünya Tarihçeleri'ni bilimsel bir çalışma olarak değil, popüler bir yorum olarak değerlendiriyor. Sitchin'in Sümerce okumalarının, dilin bilinen yapısıyla uyuşmadığı defalarca gösterildi. Ama dizinin popüler kültürdeki etkisi, akademik eleştirilerin çok ötesine geçti. Bugün forumlarda dolaşan Anunnaki iddialarının büyük çoğunluğu, bir şekilde bu diziye dayanıyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, kendisini bir çevirmen ve tarihçi olarak görüyordu. Kitaplarında, akademisyenlerin metinleri "mitoloji" olarak okuduğunu, kendisinin ise onları "tarih" olarak okuduğunu söylüyordu. Bu ayrım, onun bütün yaklaşımının özü. Ona göre tabletler, gerçek olayların kayıtlarıydı; akademisyenlerin bu kayıtları sembolik olarak okuması bir yanılgıydı.
Forumlarda
Forumlarda Dünya Tarihçeleri, bir tür kutsal metin gibi alıntılanıyor. "Sitchin şöyle diyor" cümlesi, bazen bir tartışmayı bitiren bir argüman gibi kullanılıyor. Ama aynı forumlarda, diziyi baştan sona okuyup eleştirel notlar paylaşan kullanıcılar da var. Kimi kullanıcılar, her kitaptaki "daha önce gösterdiğimiz gibi" ifadelerini sayıp bunların hangi iddialara atıf yaptığını listeliyor. Bu tür emek, bence bir diziyi anlamanın en dürüst yolu.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Dünya Tarihçeleri'nin başarısı, bir roman dizisinin başarısına benziyor. Okur, karakterlere bağlanıyor, onların hikâyesinin devamını merak ediyor ve her yeni kitapla birlikte bu dünyaya biraz daha yerleşiyor. Belki de dizinin en doğru okunuşu, onu bir tarih kitabı olarak değil, Mezopotamya kaynaklarından esinlenmiş bir destan olarak okumak.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Kitaplıktaki o uzun rafa bir kez daha baktığımda, Sitchin'i bir rakip değil, bir tartışma ortağı olarak görmeye karar verdim. Onunla aynı fikirde olmadığım her sayfada, tabletlere biraz daha yaklaştığımı fark ettim. Belki de bir yazarın bize verebileceği en büyük hediye, ona itiraz edebileceğimiz kadar ilgi uyandırmasıdır.
Size soru
Dünya Tarihçeleri'nden hangi kitapları okudunuz? Sırayla mı okudunuz, yoksa dağınık mı? Sitchin'in bir çizimini müzenin fotoğrafıyla hiç karşılaştırdınız mı? Diziyi bir tarih anlatısı olarak mı, bir destan olarak mı okumayı tercih ederdiniz? Yorumlarda paylaşın.
Bir sonraki yazıda Sitchin'den sonra gelen bir yazara bakacağım: Anton Parks ve onun Anunnaki anlatısına.
Giriş yap