Sitchin'den sonra: Anunnaki anlatısını kimler sürdürdü?
Zecharia Sitchin, 2010'da, doksan yaşında, New York'ta öldü. Ama onun kurduğu anlatı, ölmedi. Tersine, Sitchin'in ölümünden sonra, Anunnaki anlatısı, internet, YouTube ve sosyal medya aracılığıyla, daha da yaygınlaştı. Bu yaygınlaşmada, Sitchin'in fikirlerini alıp, kendi yönlerine çeken bir dizi yazar ve konuşmacı rol oynadı.
Bu yazarların bazıları, Sitchin'in anlatısını sadık bir şekilde sürdürdü; bazıları ise, onu, tamamen farklı yönlere taşıdı. Bir fikir, kurucusundan sonra, nasıl değişir? Sizin bildiğiniz bir fikir, ilk ortaya atıldığı halinden ne kadar uzaklaştı?
Neil Freer ve "Kırık Zincirler"
Neil Freer, Sitchin'in fikirlerini, felsefi bir yöne taşıyan yazarlardan biri. 1987'de yayımladığı "Breaking the Godspell", yani "Tanrı Büyüsünü Kırmak" adlı kitabında, insanlığın, Anunnaki tarafından yaratıldığını ve bu yaratılışın, insanlığın dinî inançlarının kökeninde yattığını savundu.
Freer'e göre, insanlık, Anunnaki'yi tanrı olarak görmeye programlanmıştı. Bu programlama, dinlerin ve kölece itaatin kaynağıydı. İnsanlık, Anunnaki'nin gerçek doğasını anladığında, bu "tanrı büyüsünden" kurtulacak ve yeni bir bilinç düzeyine ulaşacaktı.
Freer, Sitchin'in tarihsel anlatısını, bir özgürleşme anlatısına dönüştürdü. Anunnaki, artık yalnızca geçmişin bir parçası değil, insanlığın geleceğini belirleyecek bir farkındalığın konusuydu.
William Bramley ve "Cennetin Tanrıları"
William Bramley, 1989'da yayımladığı "The Gods of Eden" adlı kitabında, Sitchin'in fikirlerini, bir komplo anlatısına dönüştürdü. Bramley'e göre, uzaylı bir ırk, insanlığı, binlerce yıl boyunca, savaşlar ve gizli örgütler aracılığıyla kontrol etmişti.
Bramley, kitabında, Anunnaki ile tarih boyunca var olan gizli örgütler arasında bağlantılar kurdu. Ona göre, Masonlar, Gül-Haçlılar ve diğer gizli örgütler, uzaylı kontrolünün araçlarıydı.
Bu kitap, Sitchin'in anlatısını, Ortaçağ ve Modern dönem tarihine taşıdı. Anunnaki, artık yalnızca Sümer'de değil, Avrupa'nın gizli tarihinde de vardı.
David Icke ve "sürüngenler"
David Icke, eski bir İngiliz futbolcu ve spor muhabiri. 1990'larda, kendini, ruhani bir öğretmen olarak tanıttı ve bir dizi kitap yayımladı. Icke'nin anlatısında, Anunnaki, "sürüngen" görünümlü uzaylılardı ve dünyanın elit aileleri, bu sürüngenlerin soyundan geliyordu.
Icke'nin anlatısı, Sitchin'in anlatısından çok uzaklaştı. Sitchin, Anunnaki'yi, insanlara benzeyen varlıklar olarak sunmuştu; Icke ise, onları, şekil değiştirebilen sürüngenler olarak tasvir etti. Ayrıca, Icke'nin anlatısında, günümüzün siyasi liderleri ve kraliyet aileleri, bu sürüngenlerin temsilcileri olarak gösterildi.
Icke'nin fikirleri, birçok ülkede, antisemitik komplo teorileriyle ilişkilendirildiği için, sert eleştirilere maruz kaldı. Bazı ülkeler, Icke'nin girişini yasakladı.
Michael Tellinger ve Güney Afrika
Michael Tellinger, Güney Afrikalı bir yazar ve siyasetçi. 2005'te yayımladığı "Slave Species of God", yani "Tanrının Köle Türü" adlı kitabında, Sitchin'in fikirlerini, Güney Afrika'ya taşıdı.
Tellinger'e göre, Anunnaki, Güney Afrika'da, altın madenleri işletmişti. Sitchin de, Anunnaki'nin, Dünya'ya altın çıkarmak için geldiğini ve bu madenlerin, Güney Afrika'da olduğunu öne sürmüştü. Tellinger, bu iddiayı geliştirerek, Güney Afrika'daki taş halkaların, Anunnaki döneminden kalma yapılar olduğunu savundu.
Tellinger'in "Adam'ın Takvimi" adını verdiği bir taş dizisi, onun kuramının merkezinde. Ona göre, bu yapı, yüz bin yıldan daha eski. Arkeologlar ise, bu taş halkaların, büyük olasılıkla, son birkaç yüzyılda, yerel halklar tarafından yapılmış hayvan ağılları ve yerleşimler olduğunu belirtiyor.
YouTube çağı
2010'lardan itibaren, Anunnaki anlatısı, büyük ölçüde YouTube ve sosyal medya aracılığıyla yayıldı. Bu dönemde, kitap yazarlarından çok, video yapımcıları öne çıktı. "Ancient Aliens", yani "Antik Uzaylılar" adlı televizyon dizisi, 2009'dan beri, History Channel'da yayımlanıyor ve Anunnaki anlatısını, geniş bir kitleye taşıyor.
Bu dizide, Giorgio Tsoukalos gibi yorumcular, Sitchin'in fikirlerini, görsel ve dramatik bir dille sunuyor. Dizinin etkisi, internette yayılan sayısız "meme" ve kısa videoyla daha da büyüdü.
YouTube'da, Anunnaki hakkında, yüz binlerce video var. Bu videoların çoğu, Sitchin'in fikirlerini tekrarlıyor; ama aynı zamanda, yeni öğeler ekliyor. Örneğin, Anunnaki'nin, piramitleri inşa ettiği, Atlantis'i kurduğu, ya da bugün hâlâ Dünya'da yaşadığı gibi iddialar.
Tanrılar arasındaki ilişki
Sitchin'den sonra gelen yazarlar, Anunnaki tanrıları arasındaki ilişkileri, farklı biçimlerde yorumladı. Sitchin, Enki ve Enlil'i, rakip kardeşler olarak sunmuştu: Enki, insanlığa yardım eden, Enlil ise, insanlığı yok etmek isteyen. Bu ikilik, sonraki yazarlarda, daha da keskinleşti.
Bazı yazarlar, Enki'yi, bir tür Prometheus figürü, insanlığın kurtarıcısı olarak sundu. Enlil ise, baskıcı bir tanrı olarak, Eski Ahit'in Yahve'siyle özdeşleştirildi. Bu yorum, Freer'in "tanrı büyüsü" kuramıyla uyumluydu.
Akademik okumada, Enki ve Enlil arasındaki ilişki, daha karmaşık. Her iki tanrı da, farklı metinlerde, farklı roller üstleniyor. Enlil, bazen insanlığı cezalandıran, bazen de onu koruyan bir tanrı. Enki ise, bazen insanlığın yardımcısı, bazen de kurnaz ve kendi çıkarını düşünen bir tanrı.
Robert Temple ve Sirius
Sitchin'le aynı dönemde yazan, ama farklı bir yönden gelen bir yazar da var: Robert Temple. 1976'da yayımladığı "The Sirius Mystery" adlı kitabında, Mali'deki Dogon halkının, Sirius yıldız sistemi hakkında, çıplak gözle edinilemeyecek bilgilere sahip olduğunu savundu. Ona göre, bu bilgiler, Sirius'tan gelen amfibik varlıklardan, yani Nommo'dan geliyordu.
Temple, bu varlıkları, Mezopotamya'daki Oannes ve apkallu figürleriyle ilişkilendirdi. Berossos'un aktardığına göre, Oannes, denizden çıkan, yarı balık yarı insan bir varlıktı ve insanlara yazıyı, tarımı ve kent kurmayı öğretmişti.
Temple'ın kuramı, sonraki Anunnaki yazarlarını da etkiledi. Bazıları, Anunnaki'yi, Sirius'tan gelen varlıklarla birleştirdi. Ama antropologlar, Dogon'un Sirius bilgisinin, büyük olasılıkla, yirminci yüzyılda, Avrupalı ziyaretçilerle temastan kaynaklandığını öne sürdü. Walter van Beek'in saha çalışması, Marcel Griaule'nin aktardığı Sirius bilgisinin, Dogon arasında yaygın olmadığını gösterdi.
Bu tartışma, Anunnaki anlatısının, başka kültürlerin mitleriyle nasıl birleştirildiğinin bir örneği. Sizce bu tür birleştirmeler, anlatıyı güçlendiriyor mu, zayıflatıyor mu?
Akademik okuma
Akademisyenler, Sitchin'den sonra gelen yazarları, genellikle, ciddiye almıyor. Ama bazı akademisyenler, bu yazarların, popüler kültürdeki etkisini inceledi. Jason Colavito, "The Cult of Alien Gods" adlı kitabında, eski uzaylılar kuramının, Lovecraft'tan Sitchin'e ve sonrasına uzanan tarihini ele aldı.
Colavito'ya göre, eski uzaylılar kuramı, bilim kurgunun, kendini tarih olarak sunan bir biçimi. Lovecraft'ın kurgularında, kadim uzaylı varlıklar, insanlıktan önce Dünya'ya gelmişti; Sitchin ve sonrakiler, bu kurguyu, gerçek tarih olarak sundu.
Sitchin'in okuması
Sitchin, kendi fikirlerinin, başkaları tarafından nasıl kullanıldığından, her zaman memnun değildi. Özellikle, Nibiru'nun 2012'de Dünya'ya çarpacağı yönündeki iddialara karşı çıktı. Sitchin, Nibiru'nun, yakın bir gelecekte Dünya'ya gelmeyeceğini, bu tür kıyamet senaryolarının, kendi kuramıyla ilgisi olmadığını belirtti.
Bu, ilginç bir durum: bir fikrin kurucusu, o fikrin sonraki yorumlarını reddediyor. Ama fikir, bir kez yayıldıktan sonra, kurucusunun kontrolünden çıkıyor.
Forumlarda
Forumlarda, Sitchin'den sonra gelen yazarlar, farklı topluluklar oluşturdu. Freer'in okuyucuları, ruhani bir özgürleşme arıyor; Icke'nin okuyucuları, komplo teorilerine odaklanıyor; Tellinger'in okuyucuları, Güney Afrika'daki taş yapıları inceliyor.
Bu topluluklar, bazen birbiriyle çatışıyor. Sitchin'e sadık kalan kullanıcılar, Icke'nin sürüngen kuramını, Sitchin'in fikirlerini çarpıtmak olarak görüyor. Icke'nin okuyucuları ise, Sitchin'in, gerçeğin yalnızca bir kısmını gördüğünü savunuyor.
Türkçe forumlarda, Icke ve Tellinger, Sitchin kadar tanınmıyor. Ama "Antik Uzaylılar" dizisi, Türkçe altyazılarla izleniyor ve Anunnaki anlatısının, Türkiye'de yayılmasına katkı sağlıyor.
Anlatının değişimi
Sitchin'den sonra, Anunnaki anlatısı, birkaç yönde değişti. Birincisi, tarihsel bir anlatıdan, güncel bir anlatıya dönüştü. Sitchin, Anunnaki'yi, geçmişte yaşamış varlıklar olarak sunmuştu; sonrakiler, onları, bugün de var olan, insanlığı kontrol eden güçler olarak gösterdi.
İkincisi, bilimsel bir iddia görünümünden, ruhani ve siyasi bir anlatıya dönüştü. Sitchin, kendini, bir araştırmacı olarak sunmuştu; sonrakiler, kendilerini, öğretmen, aktivist ya da peygamber olarak sundu.
Üçüncüsü, Sümer metinlerinden uzaklaştı. Sitchin, en azından, Sümer metinlerine atıfta bulunuyordu; sonrakiler, bu metinlere değil, Sitchin'in kitaplarına atıfta bulundu.
Bu üç değişim, birlikte düşünüldüğünde, Anunnaki anlatısının, artık bir okuma biçimi değil, bir kimlik biçimi olduğunu gösteriyor. İnsanlar, bu anlatıya inanarak, kendilerini belirli bir topluluğun parçası olarak görüyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence Sitchin'den sonra gelen yazarlar, onun anlatısını, kendi dönemlerinin kaygılarıyla doldurdu. Soğuk Savaş sonrası komplo kültürü, Icke'nin sürüngenlerini; Yeni Çağ ruhaniliği, Freer'in özgürleşme anlatısını; Güney Afrika'nın tarih tartışmaları, Tellinger'in taş halkalarını doğurdu. Belki de Anunnaki, her dönemin, kendi korkularını ve umutlarını yansıttığı bir ayna. Bu ayna benzetmesi, size de yakın geliyor mu, yoksa fazla mı genel?
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Bir fikrin, kurucusundan sonra, bu kadar farklı yönlere gitmesi sizce normal mi? Anunnaki anlatısının hangi versiyonu, size en çok ilginç geliyor? Yorumlarda yazın.
Giriş yap