Simon Necronomicon: Sümer büyüsü diye satılan kitap
1977'de, New York'ta, deri ciltli, sınırlı sayıda basılmış bir kitap yayımlandı. Kitabın adı, "Necronomicon"du. Editörü, yalnızca "Simon" adıyla tanıtılıyordu. Kitap, kendisini, eski bir Yunanca el yazmasının çevirisi olarak sunuyordu; bu el yazması da, Sümer ve Babil büyülerini içeriyordu. 1980'de, Avon Books, kitabın cep baskısını yayımladı ve bu baskı, yüz binlerce kopya sattı.
Ama Necronomicon, H. P. Lovecraft'ın uydurduğu bir kitaptı. Lovecraft, mektuplarında, bunu açıkça belirtmişti. Peki, 1977'deki bu kitap nedir? Gerçek bir Sümer büyü kitabı mı, yoksa Lovecraft'ın kurgusunu, Mezopotamya kaynaklarıyla birleştiren, modern bir yapıt mı? Siz bu kitabı, bir kitapçının "gizem" rafında hiç gördünüz mü?
Kitabın hikâyesi
Simon Necronomicon'un ortaya çıkış hikâyesi, kitabın kendisinin anlattığına göre, şöyle: 1970'lerde, bir grup Doğu Ortodoks keşişi, Amerika'daki bir dizi kilise soygununda çalınan nadir bir el yazmasını, Simon'a gösterdi. Bu el yazması, Yunanca yazılmıştı ve "Necronomicon" adını taşıyordu. Simon, bu metni çevirdi ve yayımladı.
Bu hikâye, hiçbir bağımsız kaynakla doğrulanmadı. Söz konusu el yazması, hiçbir zaman, uzmanlara gösterilmedi. Kitap, New York'taki Magickal Childe adlı bir okült kitapçının çevresinde hazırlandı; kitapçının sahibi Herman Slater, yayın sürecinde rol oynadı.
Simon'un gerçek kimliği, uzun süre tartışıldı. Bazı araştırmacılar, yazar Peter Levenda'nın, kitabın hazırlanmasında yer aldığını öne sürdü. Levenda, 2000'lerde, kitabın tarihçesi üzerine bir kitap yazdı; ama kendisinin Simon olduğunu, açıkça kabul etmedi. Bu konuda kesin bir şey söylemek, bugün de mümkün değil.
Kitabın içeriği
Simon Necronomicon, Lovecraft'ın tanrılarını, Mezopotamya tanrılarıyla birleştiriyor. Kitapta, Lovecraft'ın Cthulhu'su, "Kutulu" olarak anılıyor ve Sümer kenti Kutha ile ilişkilendiriliyor. Kutha, gerçekte, Nergal'in kült merkeziydi ve yeraltı dünyasıyla ilişkilendiriliyordu. Ama "Kutulu" adında bir Sümer tanrısı yok.
Kitap, ayrıca, Marduk'un Tiamat'a karşı savaşını, Lovecraft'ın Kadim Olanlar'ının savaşı olarak yeniden yorumluyor. Tiamat, kitapta, Kadim Olanlar'ın annesi olarak sunuluyor. Kitabın büyüleri, Marduk'un elli adına dayanıyor; bu elli ad, Enuma Eliş'in son tabletinde, gerçekten de sayılıyor. Ama kitaptaki her ada verilen anlam ve mühür, Simon'un yorumuna dayanıyor.
Kitapta, gerçek Mezopotamya metinlerinden, uyarlanmış bölümler de var. Örneğin, İştar'ın yeraltına inişi, kitapta, bir büyü ritüeli olarak yeniden anlatılıyor. Ayrıca, Babil'in Maqlu adlı cadılara karşı yakma ritüelinden, bazı kısımlar, kitapta, farklı bir bağlamda kullanılıyor.
Eleştiriler
Simon Necronomicon, okült çevrelerde, ilk yayımlandığı yıllardan beri, eleştirildi. Ama en kapsamlı eleştiri, Dan Harms ve John Wisdom Gonce'nin 1998'de yayımladığı "The Necronomicon Files" adlı kitaptan geldi. Bu kitapta, Harms ve Gonce, Simon Necronomicon'un, Lovecraft'ın kurgusu, Mezopotamya metinlerinin İngilizce çevirileri ve modern okültizmin bir karışımı olduğunu, ayrıntılı olarak gösterdi.
Harms ve Gonce'ye göre, kitapta kullanılan Mezopotamya kaynakları, büyük ölçüde, yirminci yüzyılın başında yayımlanmış İngilizce çevirilerden geliyor. Örneğin, R. Campbell Thompson'ın "The Devils and Evil Spirits of Babylonia" adlı iki ciltlik çalışması, kitaptaki bazı büyülerin kaynağı olabilir. Bu çeviriler, kendi dönemlerinde değerliydi; ama bugün, birçok yönden eskimiş.
Ayrıca, Asurologlar, kitapta, Sümerce ve Akadca kelimelerin, sık sık yanlış kullanıldığını ve Mezopotamya dinine ait olmayan kavramların eklendiğini belirtti.
Neden ilgi gördü?
Simon Necronomicon, 1970'ler ve 1980'lerde, büyük bir ilgi gördü. Bunun birkaç nedeni olabilir. Birincisi, Lovecraft'ın eserleri, bu dönemde, yeniden popüler oldu ve okurlar, Necronomicon'un gerçek olup olmadığını merak ediyordu. İkincisi, okült ve Yeni Çağ akımları, bu dönemde, Amerika'da, geniş bir kitleye ulaşmıştı. Üçüncüsü, kitap, gerçek Mezopotamya kaynaklarına atıfta bulunuyordu; bu da, ona, bir güvenilirlik havası veriyordu.
Kitap, ayrıca, metal müzik dünyasında da ilgi gördü. Bazı metal grupları, şarkı sözlerinde ve albüm kapaklarında, Simon Necronomicon'daki mühürleri ve isimleri kullandı.
Tanrılar arasındaki ilişki
Simon Necronomicon'da, tanrılar, iki gruba ayrılıyor: Marduk'un liderliğindeki "Elder Gods" ve Tiamat'ın liderliğindeki "Ancient Ones". Bu ikilik, Lovecraft'ın kurgusundan ve Hristiyan iyi-kötü ayrımından etkileniyor.
Enuma Eliş'te ise, ilişki, daha karmaşık. Tiamat, tanrıların annesi; tanrılar, onun içinden doğuyor. Çatışma, genç tanrıların gürültüsünün, yaşlı tanrıları rahatsız etmesiyle başlıyor. Apsu, genç tanrıları öldürmek istiyor; Ea, yani Enki, Apsu'yu öldürüyor. Tiamat, bunun üzerine, intikam almak için, canavarlar yaratıyor. Marduk, Tiamat'ı yeniyor ve tanrıların kralı oluyor.
Yani, Enuma Eliş'teki çatışma, iyi ve kötü arasında değil, kuşaklar arasında; bir aile içi çatışma. Simon Necronomicon, bu karmaşıklığı, iyi ve kötü arasında keskin bir ikiliğe indirgiyor.
Gerçek bir Babil büyüsü nasıl görünür?
Simon Necronomicon'la karşılaştırmak için, gerçek bir Mezopotamya büyü metnine bakmak yararlı olabilir. Mezopotamya'da, büyü, "aşipu" denen uzmanların işiydi. Aşipu, hastalıkların ve kötü talihin, iblislerden, cadılardan ya da tanrıların öfkesinden kaynaklandığını düşünüyor ve bunlara karşı, ritüeller ve sözlü formüller kullanıyordu.
Bu formüllerin en bilinen derlemelerinden biri, "Udug-hul", yani "Kötü İblisler" adlı seridir. Bu seride, Sümerce ve Akadca, iki dilli büyü metinleri yer alıyor. Metinler, genellikle, iblisleri tanımlayarak başlıyor: nereden geldikleri, neye benzedikleri, ne yaptıkları. Sonra, Enki'ye ve oğlu Asalluhi'ye başvuruluyor. Asalluhi, babasına, hastanın durumunu anlatıyor; Enki ise, "Oğlum, ne bilmiyorsun ki?" diyerek, ona, ne yapması gerektiğini söylüyor.
Bu diyalog kalıbı, Mezopotamya büyü metinlerinde, sık sık tekrarlanıyor. Markham Geller, 2007'de, Akadca adıyla "Utukkū Lemnūtu" olarak bilinen bu serinin, eleştirel bir basımını yayımladı.
Gerçek büyü metinleri, Simon Necronomicon'daki gibi, kadim kötü tanrıları çağırmayı değil, tam tersine, kötü güçleri uzaklaştırmayı amaçlıyor. Aşipu, karanlığı çağıran bir büyücü değil, insanları koruyan bir şifacıydı. Bu fark, Mezopotamya büyüsünün, modern okültizmde, nasıl tersine çevrildiğini gösteriyor. Siz bu farkı biliyor muydunuz?
Akademik okuma
Akademisyenler, Simon Necronomicon'u, ciddi bir Mezopotamya kaynağı olarak görmüyor. Ama bazı akademisyenler, kitabı, modern okültizmin ve popüler kültürün bir ürünü olarak inceledi. Bu çalışmalar, kitabın, Mezopotamya'nın, modern Batı'da nasıl hayal edildiğini gösteren, ilginç bir belge olduğunu vurguluyor.
Mezopotamya büyüsü üzerine gerçek akademik çalışmalar ise, Tzvi Abusch, Daniel Schwemer ve Markham Geller gibi araştırmacılar tarafından yapılıyor. Abusch ve Schwemer'in "Corpus of Mesopotamian Anti-Witchcraft Rituals" adlı çok ciltli çalışması, Mezopotamya büyüsünün gerçek metinlerini, ayrıntılı çevirilerle sunuyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Simon Necronomicon'dan, doğrudan söz etmedi. Ama iki kitabın okur kitlesi, büyük ölçüde örtüşüyor. Her iki kitap da, Mezopotamya'yı, gizli ve kadim bir bilginin kaynağı olarak sunuyor.
Fark şu ki, Sitchin, Mezopotamya tanrılarını, uzaylılar olarak; Simon ise, onları, büyüyle çağrılabilecek ruhani güçler olarak yorumluyor. İki yorum, aynı kaynaktan, birbirinden çok farklı sonuçlar çıkarıyor.
Forumlarda
Forumlarda, Simon Necronomicon, sık sık tartışılıyor. Bazı kullanıcılar, kitabın gerçek bir Sümer büyü kitabı olduğuna inanıyor; bazıları ise, onun, modern bir uydurma olduğunu hatırlatıyor. Okült forumlarda, kitabın büyülerinin, "işe yarayıp yaramadığı" da tartışılıyor.
Türkçe forumlarda, Necronomicon, genellikle, "lanetli kitap" ya da "yasaklı kitap" olarak anılıyor. Bu anlatımlar, kitabın, gerçekte, herhangi bir kitapçıdan alınabilen bir cep kitabı olduğunu gözden kaçırıyor.
Kitabı bugün okumak
Simon Necronomicon'u bugün okumak isteyen biri için, bir öneri: kitabı, "The Necronomicon Files" ile birlikte okuyun. Böylece, kitaptaki her bölümün, hangi kaynaktan uyarlandığını ve nerede değiştirildiğini görebilirsiniz. Bu okuma, kitabı, bir büyü rehberi olarak değil, yirminci yüzyıl popüler kültürünün bir belgesi olarak anlamanızı sağlar.
Kitabın, kendi dönemindeki etkisini de hesaba katmak gerekiyor. 1980'lerde, Amerika'da, "Şeytani Panik" denen bir dönem yaşandı; bu dönemde, rol yapma oyunları, metal müzik ve okült kitaplar, gençleri tehlikeli yollara sürüklediği gerekçesiyle, sert eleştirilere maruz kaldı. Simon Necronomicon, bu tartışmalarda, sık sık, örnek gösterilen kitaplardan biriydi. Bu tartışmalar, kitaba, belki de, hak ettiğinden çok daha fazla bir ün kazandırdı. Yasaklanmak ya da tehlikeli ilan edilmek, bir kitabı, çoğu zaman, daha çekici yapar; bu durumun, sizce, Necronomicon'un satışlarına ne kadar etkisi oldu?
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence Simon Necronomicon, Lovecraft'ın kurgusunun, en tuhaf ama en anlaşılır sonucu. Lovecraft, bir kitap uydurdu ve okurlar, bu kitabın gerçek olmasını istedi. Simon, bu isteğe cevap verdi; ama bunu yaparken, Mezopotamya'yı, Lovecraft'ın karanlık evreniyle birleştirdi. Belki de bu birleşme, Mezopotamya'nın, Batı hayal gücünde, neden hep karanlık bir köşede durduğunu açıklıyor.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Simon Necronomicon'u duymuş muydunuz? Uydurma olduğu bilinen bir kitabın, gerçek bir büyü kitabı olarak satılması, sizce, okurlara karşı dürüst mü? Yorumlarda yazın.
Giriş yap