Sargon'un doğum efsanesi: sazdan sepet, bahçıvan ve İştar'ın sevgisi
"Annem bir yüksek rahibeydi, babamı tanımadım." Bu cümle, Mezopotamya'nın en ünlü krallarından birinin, Akadlı Sargon'un, kendi ağzından anlatıldığı varsayılan bir metnin başında yer alıyor. Metin, Sargon'un doğumunu, gizlice dünyaya getirilişini, sazdan bir sepete konarak nehre bırakılışını ve bir su taşıyıcısı tarafından bulunup büyütülüşünü anlatıyor.
Bu hikâye, size tanıdık gelmiş olabilir. Sazdan bir sepete konup nehre bırakılan bir bebek, Eski Ahit'te, Musa'nın hikâyesinde de var. Bu benzerlik, yüzyıllardır tartışılıyor. Ama Sargon'un efsanesini ilginç kılan yalnızca bu benzerlik değil. Bu metin, Sargon'dan yaklaşık bin beş yüz yıl sonra, Asur'da yazıya geçirilmiş halleriyle günümüze ulaştı. Peki, bir kralın doğum hikâyesi, ölümünden bu kadar uzun süre sonra, neden yeniden anlatıldı? Sizce bir efsane, hangi koşullarda yeniden canlanır?
Metin ve kopyalar
Sargon'un doğum efsanesi, bugün, Yeni Asur dönemine, yani MÖ yedinci yüzyıla ait birkaç tablet parçasından biliniyor. Bu parçalar, Ninova'daki Asurbanipal Kütüphanesi'nde bulundu ve bugün British Museum'da korunuyor. Bir başka parça ise, Yeni Babil dönemine ait.
Metin, Akadca yazılmış ve birinci tekil şahısla anlatılıyor. Sargon, kendi hikâyesini, sanki bir yazıtta okuyucuya sesleniyormuş gibi anlatıyor. Bu, Mezopotamya edebiyatında, "narû edebiyatı" adı verilen bir türe ait. Narû, Akadca'da "dikilitaş" anlamına geliyor; bu türdeki metinler, sanki eski bir kralın dikilitaşından kopyalanmış gibi yazılıyor. Ama aslında, sonraki dönemlerde, edebi amaçlarla oluşturulmuş metinler.
Brian Lewis, 1980'de yayımladığı "The Sargon Legend" adlı çalışmasında, metni ayrıntılı olarak inceledi ve dünya edebiyatındaki terk edilmiş bebek hikâyeleriyle karşılaştırdı. Lewis, yetmişten fazla benzer hikâye topladı.
Hikâye
Metne göre, Sargon'un annesi bir "entu", yani yüksek rahibeydi. Babasını tanımıyordu. Babasının kardeşleri ise, dağlarda yaşıyordu. Sargon, Fırat kıyısındaki Azupiranu adlı bir kentte doğdu. Azupiranu'nun adı, "safran kenti" anlamına gelebilir; bu kentin nerede olduğu bilinmiyor.
Annesi, onu gizlice doğurdu. Ardından, sazdan bir sepete koydu, sepetin kapağını ziftle mühürledi ve onu nehre bıraktı. Nehir, sepeti taşıdı ve Akki adlı bir su taşıyıcısına götürdü. Akki, kovasını suya daldırdığında, sepeti buldu. Sargon'u, kendi oğlu gibi büyüttü ve onu, bahçıvan olarak yetiştirdi.
Sargon, bahçıvanlık yaparken, tanrıça İştar ona aşık oldu. İştar'ın sevgisiyle, Sargon, krallığa yükseldi. Metnin bundan sonraki kısmında, Sargon, kendi seferlerini ve başarılarını sıralıyor: dağları aştığını, deniz ülkelerine sefer düzenlediğini, Dilmun'a ulaştığını anlatıyor. Metnin sonunda ise, kendisinden sonra gelecek krallara, kendisi gibi büyük işler yapmaları için bir çağrıda bulunuyor.
Yüksek rahibe annenin anlamı
Metindeki en tartışmalı ayrıntılardan biri, Sargon'un annesinin bir yüksek rahibe olması. Mezopotamya'da, bazı yüksek rahibe sınıflarının, çocuk sahibi olması yasaktı ya da toplumsal olarak kabul görmüyordu. Bu, Sargon'un doğumunun neden gizli tutulduğunu ve neden nehre bırakıldığını açıklıyor olabilir.
Ama bazı araştırmacılar, farklı bir yorum öneriyor. Yüksek rahibeler, tanrılarla özel bir ilişki içinde görülüyordu. Bir yüksek rahibenin çocuğu, bir tür yarı tanrısal köken taşıyor olabilirdi. Babasının bilinmemesi ise, bu kökeni daha da gizemli hale getiriyordu. Yani, metin, Sargon'u, hem alçak bir konumdan yükselen bir kahraman hem de gizli bir tanrısal kökene sahip bir kişi olarak sunuyor olabilir.
Sümer Kral Listesi'ndeki Sargon
Sümer Kral Listesi de, Sargon'un kökeni hakkında kısa bir bilgi veriyor. Listeye göre, Sargon'un babası bir bahçıvandı. Sargon, Kiş kralı Ur-Zababa'nın sakisi, yani kadeh sunucusuydu. Ardından, Akad'ı kurdu ve elli altı yıl hüküm sürdü.
Bu bilgi, doğum efsanesindeki bahçıvanlık motifiyle uyumlu. Ama Kral Listesi, Sargon'un babasını tanıyor ve bir bahçıvan olarak tanımlıyor; efsane ise, babasının bilinmediğini söylüyor. Bu, iki farklı geleneğin, Sargon'un kökeni hakkında farklı hikâyeler anlattığını gösteriyor.
Bir başka metin, Sümerce Sargon Efsanesi, Sargon'un Ur-Zababa'nın sarayındaki hayatını anlatıyor. Bu metinde, Ur-Zababa, bir rüyada, İnanna'nın Sargon'u kayırdığını görüyor ve Sargon'u ortadan kaldırmak için planlar yapıyor. Ama tanrıların koruması altındaki Sargon, bu planlardan kurtuluyor. Bu metin, Eski Babil döneminden kalma bir tablet üzerinde, kısmen korunmuş halde.
Musa ile karşılaştırma
Sargon'un doğum efsanesi, Çıkış kitabının ikinci bölümündeki Musa hikâyesiyle sıkça karşılaştırılıyor. Musa'nın annesi de, onu, bir sazdan sepete koyup, ziftle sıvayıp, Nil'e bırakıyor. Firavunun kızı, sepeti buluyor ve Musa'yı büyütüyor.
Bu benzerlik, birçok araştırmacıyı, Musa hikâyesinin, Sargon efsanesinden etkilendiğini düşünmeye yöneltti. Sargon efsanesinin yazıya geçirildiği Yeni Asur dönemi, Yahuda krallığının Asur egemenliği altında olduğu bir döneme denk geliyor. Bu dönemde, Mezopotamya edebiyatının, İbrani yazıcılarına ulaşmış olması mümkün.
Ama diğer araştırmacılar, terk edilmiş bebek motifinin, dünyanın birçok kültüründe bağımsız olarak ortaya çıktığını hatırlatıyor. Herodot'un anlattığı Pers kralı Kiros'un hikâyesi, Roma'nın kurucuları Romulus ve Remus'un hikâyesi ve Hint destanı Mahabharata'daki Karna'nın hikâyesi, bu motifin farklı örnekleri. Karna da, annesi tarafından bir sepete konup nehre bırakılıyor ve bir arabacı tarafından bulunup büyütülüyor.
Asurlu Sargon'un gölgesi
Efsanenin neden Yeni Asur döneminde yeniden anlatıldığı sorusu, ilginç bir cevaba işaret ediyor. MÖ 722'de, Asur'da, II. Sargon adlı bir kral tahta çıktı. II. Sargon, büyük olasılıkla, tahtın meşru varisi değildi; bazı araştırmacılar, onun bir saray darbesiyle iktidara geldiğini düşünüyor. II. Sargon, adını, Akadlı Sargon'dan almıştı. "Şarru-kin", Akadca'da "meşru kral" anlamına geliyor.
Bazı araştırmacılar, Sargon'un doğum efsanesinin, II. Sargon döneminde, onun meşruiyetini güçlendirmek için yazıldığını ya da yeniden düzenlendiğini öne sürüyor. Alçak bir kökenden gelen ve tanrıların sevgisiyle krallığa yükselen bir kahramanın hikâyesi, tahta olağan dışı yoldan çıkan bir kral için, çok uygun bir örnekti.
Bahçıvanlık motifi
Efsanedeki bahçıvanlık ayrıntısı, ilk bakışta önemsiz görünebilir. Ama Mezopotamya düşüncesinde, bahçıvanlık, özel bir anlam taşıyordu. İştar'ın sevdiği ölümlüler arasında, bahçıvanlar sık sık karşımıza çıkıyor.
Gılgamış Destanı'nın altıncı tabletinde, Gılgamış, İştar'ın evlilik teklifini reddederken, tanrıçanın eski sevgililerini sayıyor. Bunlardan biri, İşullanu adlı bir bahçıvan. İştar, ona aşık olmuş; ama İşullanu, tanrıçanın sevgisini reddedince, onu bir kurbağaya ya da bir başka yaratığa dönüştürmüş. Bir başka Sümer mitinde, "İnanna ve Şukaletuda", Şukaletuda adlı bir bahçıvan, uyuyan İnanna'ya saldırıyor ve tanrıçanın öfkesine uğruyor.
Bu metinlerde, bahçıvan, tanrıçayla ilişkiye giren sıradan bir ölümlü figürü. Ama Sargon'un efsanesinde, bu ilişki, bir felakete değil, krallığa yol açıyor. Bazı araştırmacılar, bu farkın, bilinçli bir seçim olduğunu düşünüyor: Sargon, İştar'ın sevgisini, ondan önceki bahçıvanların aksine, doğru biçimde karşılamıştı.
Bahçe, aynı zamanda, Mezopotamya kraliyet ideolojisinde, bereketin ve düzenin simgesiydi. Krallar, kendilerini, ülkenin bahçesini sulayan ve büyüten bahçıvanlar olarak sunuyordu.
Akademik okuma
Akademisyenler, Sargon'un doğum efsanesini, tarihsel bir belge olarak değil, sonraki dönemlerin Sargon'u nasıl hatırladığını gösteren bir edebi metin olarak okuyor. Joan Goodnick Westenholz, 1997'de yayımladığı "Legends of the Kings of Akkade" adlı çalışmasında, Akad krallarıyla ilgili tüm efsanevi metinleri bir araya getirdi ve inceledi. Westenholz, Sargon'un, Mezopotamya hafızasında, ideal bir kral modeli haline geldiğini vurguladı.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Sargon'un doğum efsanesini, İnanna'nın, yani İştar'ın, Sargon'u kendi amaçları için seçtiğinin bir kanıtı olarak yorumladı. Ona göre, İnanna, Anunnaki arasındaki güç mücadelesinde, kendi etki alanını genişletmek için, Sargon gibi bir insan kralı destekledi.
Akademik okumada, İştar'ın Sargon'a duyduğu sevgi, Akad krallarının İştar'la kurduğu özel ilişkinin edebi bir ifadesi olarak değerlendiriliyor.
Forumlarda
Forumlarda Sargon'un doğum efsanesi, çoğunlukla Musa hikâyesiyle karşılaştırma bağlamında tartışılıyor. Bazı kullanıcılar, bu benzerliği, Eski Ahit'in Mezopotamya kaynaklarından beslendiğinin bir kanıtı olarak görüyor. Diğerleri ise, bu benzerliğin, ortak bir anlatı geleneğinin ürünü olduğunu savunuyor.
Bir başka tartışma konusu da, Akki'nin mesleği. Su taşıyıcısı, Mezopotamya'da, sulama işleriyle uğraşan, toplumun alt kesimlerinden biriydi. Sargon'u büyüten kişinin bu meslekten olması, efsanenin, kralı halkın en sade katmanına bağlama çabası olarak okunabilir.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence terk edilmiş bebek motifi, bir kralın, kendi soyundan değil, kendi kaderinden güç aldığını anlatmanın bir yolu. Sargon, bir kral ailesinde doğmadı; nehir, onu, bir su taşıyıcısının kovasına taşıdı. Bu, onun yükselişinin, insanların değil, tanrıların ve kaderin işi olduğunu gösteriyordu.
Belki de bu yüzden, bu motif, tahta olağan dışı yollarla çıkan krallar için, bu kadar cazipti. Nehir, eski düzeni silip, yeni bir başlangıç yapan bir güç olarak düşünülüyordu.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Sargon ile Musa hikâyeleri arasındaki benzerliği nasıl açıklıyorsunuz? Bir efsanenin, bir kralın meşruiyetini güçlendirmek için yeniden anlatılması size ne düşündürüyor? Yorumlarda yazın.
Giriş yap