Giriş yap
🏺 Anunnaki

Robert Koldewey: Babil'i on sekiz yıl kazan mimar

Babil adı, yüzyıllar boyunca, bir kentten çok bir efsaneyi çağrıştırdı. Kitab-ı Mukaddes'teki Babil Kulesi, Yunan yazarların anlattığı asma bahçeler, Nebukadnezar'ın ihtişamı, Belşazar'ın şöleni ve duvardaki yazı. Ama on dokuzuncu yüzyılın sonuna kadar, Babil'in kalıntıları, Fırat kıyısında, birbirine karışmış höyükler halinde duruyordu. Yerel halk, bu höyüklerden yüzyıllar boyunca tuğla çıkarıp kendi evlerini inşa etmişti.

1899'da, bir Alman mimar, bu höyüklerde kazılara başladı ve tam on sekiz yıl boyunca, neredeyse hiç ara vermeden çalıştı. Babil'in surlarını, kapılarını, saraylarını, tapınaklarını ve sokaklarını gün ışığına çıkardı. Bu mimar, Robert Koldewey'di. Ben onu, Babil'i efsaneden kente dönüştüren kişi olarak görüyorum. On sekiz yıl boyunca aynı kenti kazmak size nasıl geliyor?

Mimar bir arkeolog

Koldewey, 1855'te Almanya'da doğdu. Mimarlık, arkeoloji ve sanat tarihi eğitimi aldı. Gençliğinde, Anadolu'da ve Yunanistan'da, özellikle Assos'ta ve Lesbos'ta çeşitli kazılara katıldı. 1880'lerde, Güney Mezopotamya'da, Surghul ve El-Hiba höyüklerinde kısa süreli bir kazı yaptı. Bu deneyim, onu Mezopotamya'nın kerpiç mimarisiyle tanıştırdı.

1898'de, Alman Doğu Derneği, yani Deutsche Orient-Gesellschaft kuruldu. Dernek, Babil'de büyük bir kazı yapmaya karar verdi ve Koldewey'i kazı yöneticisi olarak seçti. Kazılar, 1899 ilkbaharında başladı.

Kerpiçle çalışmak

Koldewey'in en büyük katkılarından biri, kazı yöntemiydi. Mezopotamya'da, yapıların büyük çoğunluğu kerpiçten, yani güneşte kurutulmuş çamur tuğladan yapılmıştı. Kerpiç duvarlar, zamanla çöküp çevredeki toprağa karıştığından, onları ayırt etmek çok zordu. Önceki kazılarda, kazıcılar genellikle taş kabartmaları ya da pişmiş tuğla yapıları arıyor, kerpiç duvarları ise çoğu zaman fark etmeden yıkıyordu.

Koldewey ve ekibi, kerpiç duvarları toprağın içinden ayırt etme konusunda yeni teknikler geliştirdi. İşçiler, toprağı ince katmanlar halinde kazıyarak, kerpiçlerin birleşim yerlerini ve sıva izlerini takip etmeyi öğrendi. Bu yöntem, kerpiç yapıların planlarının ilk kez sistematik olarak çıkarılmasını sağladı.

Bu yöntem, Koldewey'in yardımcısı Walter Andrae tarafından da geliştirildi. Andrae, daha sonra Asur'da, yani Asur devletinin eski başkentinde, bağımsız bir kazı yönetti ve aynı yöntemleri orada uyguladı. Böylece, Alman ekibinin kazı yöntemleri, Mezopotamya arkeolojisinin standartlarını belirledi.

Babil'in planı

On sekiz yıl boyunca, Koldewey, Babil'in büyük bir kısmının planını çıkardı. Kentin çift sıra surlarını, Fırat'ın iki yakasını birleştiren köprünün ayaklarını, Nebukadnezar'ın Güney Sarayı'nı ve Kuzey Sarayı'nı, kentin içinden geçen geniş Tören Yolu'nu ve İştar Kapısı'nı buldu.

İştar Kapısı, renkli sırlı tuğlalarla kaplıydı ve üzerinde, boğa ve ejderha figürleri sıralanıyordu. Tören Yolu'nun duvarlarında ise, aslan figürleri yer alıyordu. Bu tuğlaların binlerce parçası, Berlin'e gönderildi ve orada yeniden birleştirildi. İştar Kapısı'nın bir bölümü, bugün Berlin'deki Bergama Müzesi'nde, yeniden kurulmuş halde sergileniyor. Bu kapıyı daha önce ayrı bir yazıda ele almıştım.

Koldewey, Güney Sarayı'nın bir köşesinde, tonozlu odalar ve bir kuyu sistemi buldu ve bunun asma bahçelerin altyapısı olabileceğini öne sürdü. Bu yorum, sonradan büyük ölçüde terk edildi; bu tartışmayı da ayrı bir yazıda anlatmıştım.

Tanrılar arasındaki ilişki: Marduk'un evi ve kulesi

Babil'in kalbinde, iki büyük dinsel yapı vardı: Marduk'un tapınağı Esagila ve onun yanındaki ziggurat Etemenanki.

Esagila, Sümerce "başı yüksek ev" anlamına geliyor. Babil'in koruyucu tanrısı ve Mezopotamya tanrılarının kralı olarak yükselen Marduk'un evi burasıydı. Koldewey, Esagila'nın kalıntılarının, yirmi metreyi aşan bir toprak tabakasının altında olduğunu tespit etti. Ekibi, bu derinliğe ulaşmak için büyük tüneller açtı ve tapınağın bazı bölümlerinin planını çıkardı. Ancak tapınağın tamamı kazılamadı.

Etemenanki ise, "gök ile yerin dayanağının evi" anlamına geliyor. Bu ziggurat, birçok araştırmacıya göre, Babil Kulesi hikâyesinin esin kaynağı. Koldewey, Etemenanki'nin yerini buldu; ama yapının üst kısımları, yüzyıllar boyunca tuğla çıkarmak için sökülmüştü. Geriye, kare biçimli bir taban ve bir su dolu çukur kalmıştı. Koldewey ve ekibi, bu tabanın ölçülerini çıkardı ve kulenin yüksekliğine dair tahminler yaptı.

Babil'in dinsel hayatının merkezinde, Akitu adlı yeni yıl bayramı vardı. Bu bayramda, Marduk'un heykeli Esagila'dan çıkarılıyor, Tören Yolu boyunca İştar Kapısı'ndan geçirilerek kentin dışındaki Akitu evine götürülüyordu. Marduk'un oğlu Nabu da, Borsippa'daki tapınağından gelerek bu törene katılıyordu. Yani Koldewey'in bulduğu Tören Yolu, aslında bir baba ve oğul tanrının birlikte yürüdüğü yoldu.

Bayram sırasında, Enuma Eliş adlı yaratılış destanı okunuyordu. Bu destan, Marduk'un Tiamat'ı yenerek tanrıların kralı olduğunu anlatıyordu. Yani Babil'in sokakları, her yıl, tanrılar arasındaki hiyerarşinin yeniden kurulduğu bir sahneye dönüşüyordu.

Andrae ve Asur'daki derin sondaj

Koldewey'in ekibinden çıkan Walter Andrae, 1903'ten 1914'e kadar, Dicle kıyısındaki Asur kentinde kazılar yönetti. Asur, hem bir kentin hem de o kentin tanrısının adıydı. Andrae, burada, tanrı Aşşur'un tapınağını, sarayları, kent surlarını ve çok sayıda özel evi kazdı.

Andrae'nin en önemli çalışmalarından biri, kentin İştar tapınağında yaptığı derin sondajdı. Bu sondajda, aynı yerde, birbiri üzerine inşa edilmiş birçok tapınak katmanı ortaya çıktı. En alttaki katmanlar, MÖ üçüncü binyılın ortalarına aitti. Bu katmanlarda, ellerini göğüslerinde birleştirmiş, iri gözlü adak heykelleri bulundu.

Bu buluntu, bir tanrıçanın, aynı noktada, yaklaşık iki bin yıl boyunca kesintisiz olarak tapınıldığını gösteriyordu. Tapınaklar yıkılıp yeniden yapılıyor, krallar değişiyor, ama tanrıçanın yeri değişmiyordu.

Andrae, sonradan Berlin'deki Ön Asya Müzesi'nin müdürü oldu ve İştar Kapısı'nın yeniden kurulmasını o yönetti. Yani Koldewey'in bulduğu kapıyı, onun öğrencisi ayağa kaldırdı.

Bir tanrıçanın aynı noktada iki bin yıl boyunca tapınılması size ne düşündürüyor?

Savaş ve son

Koldewey'in kazıları, Birinci Dünya Savaşı sırasında da sürdü. Ancak 1917'de, İngiliz ordusu Bağdat'a yaklaşınca, Koldewey Babil'i terk etmek zorunda kaldı. Kazı evinde bıraktığı eşyalar ve buluntuların bir kısmı, savaşın ardından uzun yıllar sonra Berlin'e ulaşabildi.

Koldewey, Babil'deki çalışmalarını, 1913'te yayımlanan "Das wieder erstehende Babylon", yani "Yeniden Doğan Babil" adlı kitabında anlattı. Bu kitap, birçok dile çevrildi ve Babil'i geniş bir okur kitlesine tanıttı. Koldewey, 1925'te Berlin'de hayatını kaybetti. İştar Kapısı'nın Berlin'deki yeniden kurulumunu göremedi.

Akademik okuma

Akademik çevrelerde Koldewey, Mezopotamya arkeolojisinde bilimsel yöntemin öncülerinden biri olarak kabul ediliyor. Araştırmacılar, onun mimari belgeleme yöntemlerinin, kazıları bir hazine avından bilimsel bir araştırmaya dönüştürdüğünü vurguluyor.

Ancak Koldewey'in yaklaşımının sınırları da belirtiliyor. Koldewey, mimariye odaklandığı için, küçük buluntulara, çanak çömleğe ve gündelik hayata dair kalıntılara daha az önem verdi. Ayrıca Babil'in en üst katmanlarına, yani Nebukadnezar dönemine odaklandığı için, kentin daha eski dönemleri, örneğin Hammurabi dönemi, büyük ölçüde keşfedilemedi. Bu eski katmanlar, bugün yeraltı suyu seviyesinin altında kalıyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Babil Kulesi'ni, Marduk'un Anunnaki'ye karşı bir uzay üssü kurma girişimi olarak yorumladı. Ona göre, Kitab-ı Mukaddes'teki "adımızı yüceltmek için göklere ulaşan bir kule" ifadesi, bir fırlatma rampasına işaret ediyordu.

Ancak Koldewey'in Etemenanki'de bulduğu kalıntılar, kerpiç ve pişmiş tuğladan yapılmış, basamaklı bir tapınak kulesine işaret ediyor. Kulenin inşasını anlatan Babil yazıtları ise, bu kulenin Marduk'a adanmış bir tapınak olduğunu açıkça söylüyor.

Ayrıca Babil yazıtlarında, kulenin yeniden inşasını üstlenen Nabopolassar ve Nebukadnezar'ın, kulenin tepesinin göğe ulaşmasını istedikleri yazıyor. Bu ifade, Mezopotamya kraliyet yazıtlarında sık kullanılan bir övgü kalıbı. Benzer ifadeler, başka tapınaklar için de kullanılıyordu. Bir kalıp ifadeyi teknik bir tarif gibi okumak, ne kadar doğru olabilir?

Forumlarda

Forumlarda Koldewey'in adı, genellikle Berlin'deki İştar Kapısı'nın fotoğraflarıyla birlikte geçiyor. Bazı kullanıcılar, kapının Irak'a geri verilmesi gerektiğini savunuyor. Diğerleri ise, kapının Berlin'de yeniden kurulmasının, onu yok olmaktan kurtardığını belirtiyor.

Etemenanki ise, Babil Kulesi tartışmalarında sık sık gündeme geliyor. Bazı kullanıcılar, kulenin gerçek boyutlarını ve Kitab-ı Mukaddes'teki anlatımla ilişkisini tartışıyor.

Bazı kullanıcılar da, Koldewey'in kazı fotoğraflarının çevrimiçi arşivlerde bulunabildiğini ve bu fotoğrafların, kazı öncesi Babil'in nasıl göründüğünü gösterdiğini paylaşıyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Koldewey'in en büyük başarısı, Babil'in "yolunu" bulmak oldu. Tören Yolu, Marduk'un her yıl yürüdüğü, tanrıların kralı olarak yeniden taç giydiği yoldu. Koldewey, bu yolu kazarak, bir tanrının yürüyüşünü yeniden görünür kıldı.

Belki de Anunnaki'yi anlamak için, onların nerede yaşadığına değil, nerede yürüdüğüne bakmak gerekiyor. Tanrılar, tapınaklarında oturmuyor, kentlerin sokaklarında törenle dolaşıyordu.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Berlin'deki İştar Kapısı'nı gördünüz mü? Koldewey'in adını daha önce duymuş muydunuz? Sizce Babil Kulesi hikâyesi, Etemenanki'ye mi dayanıyor? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap