Proto-çivi yazısı: Uruk'un ilk tabletleri ve okunamayan sayılar
Çivi yazısı denince, çoğumuzun aklına kil üzerine bastırılmış kama biçimli işaretler geliyor. Ama yazının ilk dönemlerinde, işaretler kama biçiminde değildi. Kil üzerine, sivri bir kalemle çizilmiş resimler ve yuvarlak bir kalemle bastırılmış sayı işaretleri vardı. Bu ilk yazı biçimi, araştırmacılar tarafından "proto-çivi yazısı" olarak adlandırılıyor.
Proto-çivi yazısı, insanlığın bilinen en eski yazı sistemlerinden biri. Ama bu yazıyla yazılmış metinlerin büyük bir kısmı, bugün bile tam olarak anlaşılamıyor. Ben bu tabletleri, Anunnaki tartışmalarının en sessiz ama en köklü kaynaklarından biri olarak görüyorum; çünkü burada, yazının ve belki de tanrı adlarının ilk izleri var.
Eanna'nın çöplüğü
Proto-çivi tabletlerinin büyük bir kısmı, Uruk'ta, 1928'den itibaren Alman kazı heyetlerinin yürüttüğü çalışmalarda bulundu. Tabletlerin çoğu, Eanna adı verilen, tanrıça İnanna'ya adanmış tapınak bölgesinden çıktı.
İlginç olan, bu tabletlerin büyük bir kısmının, arşivlerde değil, dolgu toprakları içinde bulunmuş olması. Yani tabletler, kullanım süreleri bittikten sonra atılmış ve yeni yapıların inşası sırasında dolgu malzemesi olarak kullanılmıştı. Bu, tabletlerin tarihlendirilmesini zorlaştırıyor; ama araştırmacılar, bunların büyük ölçüde MÖ dördüncü binyılın son yüzyılları ile üçüncü binyılın başları arasına ait olduğunu düşünüyor.
Tabletler, kazı katmanlarına göre iki ana döneme ayrılıyor: Uruk IV ve Uruk III, ya da Cemdet Nasr dönemi. Uruk IV tabletleri daha eski ve daha resimsel; Uruk III tabletleri ise daha düzenli ve daha çok sayıda.
Uruk'ta bulunan proto-çivi tabletlerinin ve parçalarının sayısı binlerle ifade ediliyor. Ayrıca Cemdet Nasr, Ur ve başka yerlerden de bu döneme ait tabletler bulundu.
Bir tapınağın çöplüğünde, yazının ilk sayfalarının bulunması size nasıl geliyor?
Ne yazıyordu?
Proto-çivi tabletlerinin büyük çoğunluğu, idari kayıtlar. Bu kayıtlarda, tahıl, bira, hayvanlar, kumaş, işçiler ve topraklar gibi kaynakların hesapları tutuluyor. Örneğin bir tablette, belirli bir süre boyunca işçilere dağıtılan tahıl ve bira miktarları kaydediliyor olabilir.
Bu kayıtları anlamanın en büyük zorluğu, sayı sistemleri. Proto-çivi yazısında, tek bir sayı sistemi yoktu. Sayılan malın türüne göre, farklı sayı sistemleri kullanılıyordu. Örneğin hayvanlar ve insanlar için kullanılan sistem ile tahıl ölçüleri için kullanılan sistem farklıydı. Aynı işaret, farklı sistemlerde farklı değerlere sahip olabiliyordu.
Bu sayı sistemlerinin çözülmesi, Alman araştırmacılar Peter Damerow ve Robert Englund ile Hans Nissen'in çalışmalarıyla büyük ölçüde gerçekleşti. Üç araştırmacının "Archaic Bookkeeping" adlı ortak kitabı, bu çalışmaların sonuçlarını geniş kitlelere ulaştırdı.
Sözcük listeleri
Proto-çivi tabletlerinin küçük ama önemli bir kısmı ise idari kayıtlar değil, sözcük listeleri. Bu listeler, belirli kategorilerdeki kelimeleri sıralıyor: meslek adları, kap adları, hayvan adları, ağaç adları, kent adları gibi.
Bu listelerin en ünlüsü, araştırmacılar tarafından "Standart Meslekler Listesi" olarak adlandırılan liste. Bu listede, çeşitli meslek ve unvan adları, belirli bir sırayla veriliyor. Listenin başında, yönetimdeki en yüksek konumlardan biri olarak yorumlanan bir unvan yer alıyor.
İlginç olan, bu listelerin yüzlerce yıl boyunca neredeyse hiç değişmeden kopyalanmış olması. Standart Meslekler Listesi'nin kopyaları, üçüncü binyılın ortalarında, Fara ve Abu Salabikh gibi yerlerde de bulundu. Katipler, bu listeleri, artık anlamını tam bilmedikleri kelimeleri içerse bile, eğitimlerinin bir parçası olarak kopyalamaya devam etti.
Tanrılar arasındaki ilişki: İnanna'nın işaretleri
Proto-çivi tabletlerinde, tanrı adlarının ilk izleri de bulunuyor. Bunların en belirgin olanı, İnanna'yı gösteren işaret. Bu işaret, bir ucu halka biçiminde bükülmüş bir kamış demetini andırıyor. Aynı simge, Uruk dönemi mühürlerinde ve kabartmalarında da görülüyor; örneğin ünlü Uruk vazosunda, tapınak kapısının iki yanında bu kamış demetleri yer alıyor.
Polonyalı araştırmacı Krystyna Szarzyńska, proto-çivi tabletlerinde İnanna'ya ilişkin kayıtları inceledi. Bazı tabletlerde, İnanna adının farklı niteleyicilerle birlikte geçtiği görülüyor; bunlar, tanrıçanın sabah ve akşam yıldızı olarak farklı yönlerini ya da farklı bayramlarını gösteriyor olabilir. Bu, İnanna'nın Venüs gezegeniyle ilişkisinin, yazının en eski dönemlerine kadar gittiğini düşündürüyor.
Ancak proto-çivi tabletlerinde, Anunnaki adı ya da Enlil ve Enki gibi tanrıların adları, sonraki dönemlerdeki kadar açık biçimde görünmüyor. Bazı işaretlerin tanrı adları olabileceği tartışılıyor; ama okunuşları kesin değil.
Kuşim: tarihteki ilk ad mı?
Proto-çivi tabletleriyle ilgili en çok anlatılan konulardan biri, "Kuşim" adı. Uruk III dönemine ait bazı tabletlerde, arpa ve bira üretimiyle ilgili kayıtlarda, "KU ŠIM" olarak okunan bir işaret grubu tekrar tekrar geçiyor. Bazı araştırmacılar ve popüler yazarlar, bunun bir kişinin adı olduğunu ve bu kişinin, tarihte adı bilinen ilk insanlar arasında olabileceğini ileri sürdü.
Ancak bu yorum kesin değil. Başka araştırmacılar, bu işaret grubunun bir kişinin adı değil, bir unvan ya da bir kurumun adı olabileceğini düşünüyor. Proto-çivi yazısında, kişi adlarını diğer kelimelerden ayırt etmek oldukça zor.
Yine de Kuşim tartışması, ilginç bir şeyi gösteriyor: yazının ilk dönemlerinde bile, kayıtların sorumluluğunu taşıyan kişiler ya da kurumlar adlarıyla anılıyordu. Tarihin ilk "imzası", belki de bir bira hesabının altındaydı.
Okunamayan komşu: Proto-Elamca
Uruk'taki gelişmelerle hemen hemen aynı dönemde, bugünkü İran'da da benzer bir yazı sistemi ortaya çıktı. Bu yazı, "Proto-Elamca" olarak biliniyor. Proto-Elamca tabletlerin büyük çoğunluğu, Susa'da bulundu; bin beş yüzü aşkın tablet ve parça biliniyor.
Proto-Elamca, bugün hâlâ büyük ölçüde çözülemedi. Sayı sistemleri kısmen anlaşıldı; ama diğer işaretlerin anlamları çoğunlukla bilinmiyor. Son yıllarda, bazı araştırmacılar bilgisayar yöntemleriyle bu yazıyı yeniden incelemeye başladı.
Proto-Elamca'nın varlığı, yazının yalnızca Uruk'ta değil, bölgenin farklı yerlerinde, birbirini etkileyerek geliştiğini düşündürüyor.
Akademik okuma
Akademik çevrelerde proto-çivi yazısıyla ilgili en tartışmalı sorulardan biri, bu yazının hangi dili yazdığı. Bazı araştırmacılar, proto-çivi yazısının en başından Sümerce için kullanıldığını savunuyor. Diğerleri ise, ilk tabletlerde dil bilgisel unsurların neredeyse hiç bulunmadığını ve bu yüzden dilin kesin olarak belirlenemeyeceğini vurguluyor. Bazı işaretlerin ses değerlerinin, Sümerce kelimelere dayandığına dair ipuçları olsa da, tartışma sürüyor.
Ayrıca proto-çivi yazısının, gerçek anlamda bir "yazı" olup olmadığı da tartışılıyor. Bazı araştırmacılar, bu sistemin, konuşulan dili tam olarak yansıtmayan bir kayıt sistemi olduğunu ve dili tam olarak yazabilen bir sisteme ancak sonraki yüzyıllarda dönüştüğünü düşünüyor.
Bugün proto-çivi tabletlerinin önemli bir kısmının fotoğrafları ve çizimleri, çevrimiçi veri tabanlarında herkesin erişimine açık. Bu sayede, araştırmacılar dünyanın farklı yerlerinden aynı tabletler üzerinde çalışabiliyor ve yeni okumalar önerebiliyor. Belki önümüzdeki yıllarda, bu sessiz tabletlerin söyledikleri biraz daha anlaşılır hale gelecek.
Sitchin'in okuması
Sitchin, yazının Sümerlere tam olarak gelişmiş bir halde verildiğini savundu. Proto-çivi tabletleri ise, yazının ilk dönemlerinde, bugün bildiğimiz çivi yazısından çok farklı, sınırlı ve büyük ölçüde idari bir sistem olduğunu gösteriyor. Dil bilgisi, edebiyat ve mit metinleri, ancak yüzyıllar sonra yazılmaya başlandı.
Bu, Sitchin'in tanrı hikâyelerini aktardığı metinlerin, yazının icadından yüzlerce yıl sonra yazıldığı anlamına geliyor. Proto-çivi döneminin tabletleri, tanrıların hikâyelerini değil, onların tapınaklarının hesaplarını anlatıyor.
Bu açıdan proto-çivi tabletleri, Sitchin'in okurlarına, tanrıların önce hangi biçimde kayıtlara geçtiğini sorgulama fırsatı da veriyor.
Forumlarda
Forumlarda proto-çivi yazısı, genellikle "yazının ne zaman icat edildiği" tartışmalarında karşımıza çıkıyor. Bazı kullanıcılar, Uruk tabletlerinin Mısır'ın ilk yazılarıyla aynı döneme ait olduğunu ve hangisinin daha önce ortaya çıktığının tartışmalı olduğunu belirtiyor. Bu doğru; Mısır'daki Abidos'ta bulunan bazı erken yazı örnekleri de benzer döneme tarihleniyor.
Bazı başlıklarda ise, proto-çivi işaretlerinin resimsel biçimleri paylaşılıyor ve bu işaretlerin anlamları tahmin edilmeye çalışılıyor. Bu tahminlerin bir kısmı, akademik yorumlarla örtüşüyor; ama bir kısmı da tamamen hayal ürünü.
Bazı kullanıcılar da Kuşim adını, "tarihin ilk bilinen insanı" olarak paylaşıyor; ama bu başlıklarda yorumun tartışmalı olduğu çoğu zaman belirtilmiyor. Siz bir adın, yalnızca birkaç tablette tekrarlanmasından ne kadar sonuç çıkarılabileceğini düşünüyorsunuz?
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki proto-çivi tabletleri, Anunnaki'nin hikâyesinin "öncesini" gösteriyor. Henüz mitler yazılmamış, tanrıların hikâyeleri anlatılmamış; ama tanrıçanın tapınağı zaten var ve zaten hesap tutuyor. İnanna'nın kamış demeti, yazının ilk işaretleri arasında.
Belki de tanrılar, hikâyelerden önce kurumlar olarak vardı. Önce tapınak, ambar ve hesap; sonra mit.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Proto-çivi yazısını daha önce duymuş muydunuz? Yazının ilk metinlerinin hesap kayıtları olması size nasıl geliyor? Sizce tanrılar mı önce vardı, yoksa onların tapınakları mı? Yorumlarda yazın.
Giriş yap