Giriş yap
🏺 Anunnaki

Pleiades bağlantısı iddiası hakkında uzmanlar ne diyor? Genç bir yıldız kümesi, sabanın yıldızı ve Ninurta'nın çiftçiye öğütleri

Pleiades, Türkçede Ülker adıyla bilinen küçük yıldız kümesi, kış gecelerinde çıplak gözle görülebilen en güzel gök manzaralarından biri. Birbirine yakın, mavimsi parlak yıldızlardan oluşan bu küme, dünyanın pek çok kültüründe kendi adını, kendi hikâyesini taşıyor. Antik uzaylı anlatılarında ise Pleiades, insanlığa bilgi getiren ya da insanlığı uzaktan izleyen gelişmiş varlıkların yurdu olarak anılıyor. Bazı Anunnaki yorumcuları, Sümer tanrılarının da bu kümeyle bağlantılı olduğunu öne sürüyor.

Daha önce bu iddianın neden bu kadar yayıldığını, özellikle temas iddialarıyla nasıl beslendiğini konuşmuştuk. Bu kez başka bir soru soruyorum: Gökbilimciler bu yıldız kümesi hakkında ne biliyor? Ve Mezopotamya metinleri, Ülker'i nasıl anlatıyor? Bu iki soru, Pleiades bağlantısının ölçülebilir yanlarını ortaya koyuyor.

Gökbilimcilerin Ülker'i

Gökbilimde Pleiades, "M45" kataloğ numarasıyla da biliniyor. Küme, yüzlerce yıldızdan oluşuyor; ama çıplak gözle bunların yalnızca birkaçı, iyi koşullarda altı ya da yedisi görülebiliyor. Kümenin Dünya'ya uzaklığı, yaklaşık dört yüz ışık yılı olarak hesaplanıyor. Bu mesafe, uzay gözlem araçlarının ölçümleriyle zaman zaman tartışılmış ve küçük düzeltmeler yapılmış.

Gökbilimcilerin Pleiades hakkında en çok vurguladığı nokta, kümenin yaşı. Pleiades, gökbilim ölçülerine göre çok genç bir yıldız kümesi; yaşının yaklaşık yüz milyon yıl civarında olduğu tahmin ediliyor. Karşılaştırma için, Güneş'in yaşı yaklaşık dört buçuk milyar yıl. Yani Pleiades yıldızları, Güneş'e göre çok yeni doğmuş.

Bu bilgi, Pleiades'te gelişmiş bir uygarlığın bulunması fikri için önemli bir sorun oluşturuyor. Dünya'da, Güneş sisteminin oluşumundan karmaşık yaşamın ortaya çıkmasına kadar milyarlarca yıl geçti. Yüz milyon yıllık bir kümede, gezegenlerin oluşması, soğuması ve üzerinde yaşamın gelişmesi için yeterli süre geçmiş olması çok düşük bir olasılık olarak görülüyor. Ayrıca Pleiades'in en parlak yıldızları, çok sıcak ve çok hızlı yanan, kısa ömürlü yıldızlar. Bu tür yıldızların çevresinde, Dünya'ya benzer kararlı koşulların oluşması zor.

Pleiades'i çevreleyen mavimsi bulutsu da, uzun süre kümenin doğduğu gaz bulutunun kalıntısı olarak düşünüldü. Sonraki çalışmalar, bu bulutsunun aslında kümenin şu anda içinden geçtiği, kümeyle ilişkisiz bir toz bulutu olduğunu gösterdi.

Bir yıldız kümesinin genç olması, size onun hakkındaki hikâyeleri yeniden düşündürüyor mu?

Mezopotamya'nın Ülker'i

Mezopotamya'da Ülker, Sümerce "MUL.MUL" adıyla biliniyordu. Bu ad, kelimenin tam anlamıyla "yıldızlar" demek; yani küme, "yıldızların ta kendisi" olarak adlandırılıyordu. Babil gökbilim derlemesi "MUL.APIN", yıldızları ve takımyıldızları listelerken, Ülker'i sık sık başa koyuyor.

Ülker'in Mezopotamya'daki en önemli rolü, takvimle ilgiliydi. Kümenin şafak vakti doğudan ilk kez görünmesi, belirli bir mevsimin başladığını haber veriyordu. Babil metinlerinde, Ülker'in Ay ile birlikte görünmesine dayanan ve takvimin güneş yılıyla uyumlu tutulmasına yarayan kurallar bulunuyor. Bu kurallar, ne zaman takvime ek bir ay eklenmesi gerektiğini belirlemek için kullanılıyordu.

Ülker, aynı zamanda tarımla da bağlantılıydı. Pek çok eski kültürde olduğu gibi, Mezopotamya'da da bu kümenin belirli zamanlarda görünmesi, toprağı sürme ve ekim zamanlarını işaret ediyordu. Antik Yunan şairi Hesiodos da, "İşler ve Günler" adlı eserinde, Ülker'in doğuşunun hasat zamanını, batışının ise sürme zamanını gösterdiğini yazıyor.

Mezopotamya'da Ülker, ayrıca "Yediler" denen ve hem iyi hem kötü yanları olabilen yedi tanrısal varlıkla ilişkilendirildi. Bu bağlantıyı daha önce Erra şiiri üzerinden konuşmuştuk; burada daha çok, kümenin tarımsal takvimdeki yerine odaklanıyorum.

Tanrılar arasındaki ilişki: Ninurta'nın çiftçiye öğütleri

Ülker'in tarım takvimiyle ilişkisi, Sümer edebiyatındaki bir metni akla getiriyor: "Çiftçinin Öğütleri". Bu metin, bir çiftçinin oğluna verdiği öğütler biçiminde yazılmış ve bir yıllık tarım döngüsünü adım adım anlatıyor. Tarlanın sulanması, toprağın sürülmesi, tohumun ekilmesi, filizlerin korunması, hasat ve harman.

Metnin sonunda ise bu öğütlerin aslında kime ait olduğu açıklanıyor: Bunlar, Enlil'in oğlu, tarımla ve savaşla ilişkilendirilen tanrı Ninurta'nın öğütleri. Ninurta, metinde Enlil'in "gerçek çiftçisi" olarak anılıyor. Yani tarımın bilgisi, bir tanrıdan insanlara geçen bir bilgi olarak sunuluyor.

Metinde, çiftçinin her işi doğru zamanda yapması, tanrılara dua etmesi ve hasatta düşen başakları yoksullar için bırakması da öğütleniyor. Örneğin çiftçiye, tohum filizlendiğinde fare tanrıçası Ninkilim'e dua etmesi, kuşları kovması ve hasat sırasında yere düşen başakları toplamaması söyleniyor.

Bu metinde tanrılar arasındaki ilişki, bir baba-oğul zinciri ve bir uzmanlık dağılımı olarak görülüyor. Enlil, ülkenin efendisi; Ninurta, onun tarlalarını yöneten oğlu; Ninkilim ise tarla zararlılarının tanrıçası. Her tanrı, tarım döngüsünün bir aşamasında rol alıyor. İnsan çiftçi ise bu tanrısal düzenin içinde, doğru zamanı bilen ve doğru işi yapan bir halka.

Akademik okuma

Asurologlar ve bilim tarihçileri, Ülker'in Mezopotamya'daki önemini, takvim ve tarımla ilgili pratik ihtiyaçlarla açıklıyor. Gökyüzünü izlemek, eski tarım toplumları için bir hayatta kalma meselesiydi. Yıldızların düzenli hareketleri, mevsimlerin değişimini önceden bilmenin en güvenilir yoluydu.

Uzmanlar, Ülker'in dünyanın pek çok kültüründe benzer biçimde önemsenmesini de aynı nedenle açıklıyor. Çıplak gözle görülebilen, kolayca tanınan ve belirli zamanlarda doğup batan bir yıldız kümesi, farklı toplumların birbirinden bağımsız olarak takvim işareti olarak kullandığı doğal bir saat. Bu ortaklık, ortak bir gizli bilgiye değil, ortak bir gözlem ihtiyacına işaret ediyor.

Almanya'da bulunan ve yaklaşık MÖ ikinci binyıla tarihlenen Nebra gök diski de bu tür gözlemlere bir örnek. Diskin üzerinde, Güneş ya da dolunay, hilal ve yedi noktalık bir yıldız grubu görülüyor; bu grup, birçok uzman tarafından Ülker olarak yorumlanıyor. Disk, Avrupa'da da bu kümenin takvim için izlendiğini gösteriyor.

Asurologların dikkat çektiği bir başka ayrıntı, "Çiftçinin Öğütleri"nin okullarda kopyalanan bir metin olması. Kâtip adayları, yazıyı öğrenirken bu metni defalarca yazdı. Yani tarım bilgisi, sadece tarlada değil, okulda da aktarılıyordu. Bu metnin pratik bir el kitabı mı, yoksa edebî bir alıştırma mı olduğu tartışılıyor; muhtemelen ikisi birden. Metindeki ayrıntıların gerçek tarım uygulamalarıyla uyumlu olması, yazarının tarlayı iyi tanıdığını gösteriyor.

Ninurta'nın hem savaş hem de tarım tanrısı olması da dikkat çekici. Lugal-e şiirinde dağlardaki düşmanları yenen Ninurta, burada sabırlı bir çiftçi olarak görünüyor. Bu iki yüz, Mezopotamya'da toprağı korumanın ve toprağı işlemenin aynı tanrının sorumluluğunda olduğunu düşündürüyor. Bir tanrının hem kılıç hem saban taşıması, size ne anlatıyor?

Sitchin'in okuması

Sitchin, Ülker'e kitaplarında merkezi bir yer vermedi. Onun ilgisi, Nibiru ve Güneş sistemi üzerineydi. Pleiades bağlantısı, Anunnaki anlatısına sonradan, başka kaynaklardan, özellikle temas iddialarından eklendi. Bazı yazarlar, Sitchin'in Anunnaki'sini, Pleiades'ten gelen varlıklarla birleştirerek yeni anlatılar kurdu.

Neden bu kadar yayıldı?

Pleiades iddiasının uzmanların itirazlarına rağmen yaşamasının bir nedeni, kümenin görsel güzelliği. Mavimsi parıltısıyla Ülker, gökyüzündeki en "masalsı" görüntülerden biri. Bu güzellik, onun hakkında hikâye anlatma isteğini besliyor.

İkinci neden, kümenin pek çok kültürde önemli olması. Bu yaygınlık, bazıları tarafından ortak bir kökenin kanıtı olarak sunuluyor; uzmanlar ise bunu ortak bir gözlem ihtiyacıyla açıklıyor.

Forumlarda

Forumlarda Pleiades tartışmaları, gökbilimcilerin yaş hesabı paylaşıldığında farklı bir yöne dönüyor. Bazı kullanıcılar, kümenin genç olduğunu öğrendiklerinde şaşırıyor; bazıları ise varlıkların Pleiades'e başka bir yerden göç etmiş olabileceğini öne sürüyor. Bazı başlıklarda, kullanıcılar kendi çektikleri Ülker fotoğraflarını paylaşıyor ve kaç yıldız görebildiklerini karşılaştırıyor. Türkçe forumlarda, Ülker'in Anadolu köylerinde de tarım takvimi için kullanıldığı hatırlatılıyor; "Ülker doğdu" ya da "Ülker battı" gibi ifadeler, mevsimleri anlatmak için kullanılmış.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Ülker'in gerçek gizemi, uzak bir uygarlığın yurdu olması değil; dünyanın her yerinde, birbirini hiç tanımayan çiftçilerin aynı küçük yıldız grubuna bakıp aynı soruyu sormuş olması: "Ne zaman ekmeliyim?" Bu soru, Ninurta'nın çiftçiye öğütlerinde de, Hesiodos'un dizelerinde de, Anadolu köylerinin deyimlerinde de yankılanıyor.

Belki insanlığa gökten gelen asıl bilgi, bir uzay gemisinden değil, sabırla yapılan gözlemlerden geldi. Her yıl aynı yıldızın aynı yerde doğduğunu fark eden, bunu çocuklarına öğreten ve bu bilgiyi bir tanrının öğüdü olarak saklayan insanlar. Ninurta'nın öğütlerinde, yere düşen başakları yoksullara bırakma tavsiyesi de, bu bilginin sadece verim değil, paylaşım da öğrettiğini gösteriyor.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Ülker'i hiç çıplak gözle izlediniz mi; kaç yıldız görebildiniz? Bir yıldız kümesinin genç olması, sizce onun hakkındaki uzaylı hikâyelerini zayıflatıyor mu? Ninurta'nın çiftçiye, düşen başakları yoksullar için bırakmasını öğütlemesini nasıl yorumluyorsunuz? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap