Piramit-Anunnaki bağlantısı hakkında uzmanlar ne diyor? Merer'in günlüğü, işçi köyü ve Enmerkar'ın bitmeyen mektupları
Giza piramitleri, antik uzaylı anlatılarının en sevdiği yapılar. Bu anlatılarda piramitlerin insan eliyle yapılamayacak kadar büyük ve hassas olduğu, onları yapanların ya Anunnaki ya da onların yardımını alan bir uygarlık olduğu iddia ediliyor. Sitchin, "The Stairway to Heaven" kitabında Giza piramitlerini Anunnaki'nin bir uzay iniş alanının yer işaretleri olarak yorumladı ve Büyük Piramit'in içinde Firavun Khufu'nun adının geçtiği yazıtların düzmece olduğunu öne sürdü.
Burada bu iddialara Mısırbilimcilerin cevaplarını dinlemek istiyorum. Son otuz yılda yapılan keşifler, piramitlerin nasıl ve kimler tarafından yapıldığına dair çok somut bilgiler sağladı. Bir de bir Sümer destanına bakacağım; çünkü Mezopotamya'nın kendi büyük yapı hikâyesi, piramit tartışmalarına beklenmedik bir açıdan ışık veriyor.
Mısırbilimcinin ilk cevabı: işçiler
1990'da Giza'da, piramitlerin güneyinde, bir atın tökezlemesiyle tesadüfen bir mezar alanı fark edildi. Mısırbilimci Zahi Hawass'ın yönettiği kazılar, burada yüzlerce mezar ortaya çıkardı. Bu mezarlar, piramitlerin inşasında çalışan işçilere ve ustabaşılarına aitti. Mezarların bazılarında, sahiplerinin unvanları yazıyordu: "Piramit tarafında işlerin gözetmeni", "kral için taş taşıyıcı".
Aynı dönemde Amerikalı Mısırbilimci Mark Lehner, piramitlerin yakınında, "Heit el-Ghurab" adı verilen alanda büyük bir yerleşim kazdı. Bu yerleşim, işçilerin yaşadığı ve beslendiği bir şehirdi: fırınlar, bira yapım alanları, balık işleme yerleri, uzun yatakhaneler. Kemik analizleri, işçilerin büyük miktarda sığır ve koyun eti yediğini gösterdi.
İşçilerin kemik kalıntılarının analizi de ilginç bilgiler verdi. Pek çok işçide ağır iş yüzünden oluşan eklem sorunları ve kırıklar vardı; ama bazı kırıkların iyileştiği, hatta bazı kişilerin ameliyat edildiği görüldü. Bu, işçilerin tıbbi bakım aldığını gösteriyordu.
Mısırbilimcinin ikinci cevabı: Merer'in günlüğü
2013'te Fransız Mısırbilimci Pierre Tallet, Kızıldeniz kıyısındaki Wadi el-Jarf adlı eski bir limanda, bugüne kadar bulunmuş en eski yazılı papirüsleri keşfetti. Bu papirüslerin bir kısmı, Merer adlı bir müfettişin tuttuğu bir çalışma günlüğüydü.
Merer, yaklaşık kırk kişilik bir ekibi yönetiyordu. Günlüğünde, ekibinin Nil'in doğu yakasındaki Tura taş ocaklarından kireçtaşı bloklarını teknelerle Giza'ya taşıdığını gün gün kaydetmişti. Bu bloklar, Büyük Piramit'in dış kaplaması için kullanılıyordu. Günlük, Firavun Khufu'nun saltanatının son yıllarına tarihleniyor ve Khufu'nun adını açıkça anıyor.
Bu keşif, piramitlerin kimin döneminde ve nasıl inşa edildiğine dair doğrudan, çağdaş bir tanıklık sunuyor. Bir müfettişin günlüğü, ekibinin nerede uyuduğunu, ne zaman yola çıktığını, kaç gün sürdüğünü anlatıyor. Bu, piramit inşaatının sıradan bir iş günü.
Siz binlerce yıl önce yaşamış bir işçinin iş günlüğünü okumak ister miydiniz?
Khufu'nun adı
Sitchin'in iddialarından biri, Büyük Piramit'in "kral odası"nın üstündeki yük boşaltma odalarında bulunan ve Khufu'nun adını içeren boya yazıtların, 1837'de bu odaları açan İngiliz albay Howard Vyse tarafından düzmece olarak eklendiği. Sitchin, yazıtlardaki bir işaretin yanlış yazıldığını ve bunun bir düzmeceliğin kanıtı olduğunu öne sürdü.
Mısırbilimciler, bu iddiaya birkaç cevap verdi. Birincisi, yazıtların bir kısmı, blokların birbirine değen yüzeylerinde ve ulaşılamayacak yerlerde; yani bloklar yerleştirilmeden önce yazılmış olmalılar. İkincisi, yazıtlar, Khufu döneminde işçi ekiplerinin kullandığı adları içeriyor: "Khufu'nun dostları" gibi ekip adları, dönemin diğer kayıtlarıyla uyumlu. Üçüncüsü, Sitchin'in yanlış yazıldığını öne sürdüğü işaret, dönemin farklı yazım biçimleri bilindiğinde tutarlı görünüyor.
Tanrılar arasındaki ilişki: Enmerkar ve Aratta
Mezopotamya'nın kendi büyük yapı hikâyelerinden biri, Sümerce "Enmerkar ve Aratta Efendisi" destanı. Bu destan, Uruk kralı Enmerkar'ın, uzak dağlık bir ülke olan Aratta'nın efendisinden, Uruk'ta İnanna için bir tapınak inşa etmek üzere değerli taşlar, metaller ve ustalar istemesini anlatıyor.
Enmerkar, bu isteğini İnanna'nın desteğiyle yapıyor. İnanna, Aratta'yı da seven bir tanrıça; ama Enmerkar'ı tercih ediyor. Enmerkar, Aratta'ya bir haberci gönderiyor; Aratta'nın efendisi de karşılık olarak bilmeceler ve zorlu şartlar öne sürüyor. Haberci defalarca dağları aşıp gidip geliyor.
Destanın bir yerinde, Enmerkar'ın habercisine verdiği bir mesajın içinde, "Nudimmud'un büyüsü" adıyla bilinen bir bölüm yer alıyor. Bu bölümde, Enki'nin bir zamanlar insanların tek bir dille konuştuğu bir dünyanın dillerini değiştirdiği ya da tek dile döndüreceği anlatılıyor; metnin tam yorumu uzmanlar arasında tartışmalı.
Destanın en ünlü sahnesi ise sonlara doğru geliyor. Enmerkar'ın mesajı o kadar uzun ve karmaşık hale geliyor ki haberci onu aklında tutamıyor. Bunun üzerine Enmerkar, bir kil tabletin üzerine işaretler çizerek mesajı yazıyor. Destana göre bu, yazının icadı.
Bu sahnede tanrılar arasındaki ilişki, iki şehrin rekabetinde İnanna'nın tercihi ve Enki'nin dillerin düzenleyicisi olarak rolü üzerinden anlatılıyor. Büyük bir yapı, tanrıların desteğiyle ve uzak ülkelerden gelen malzemelerle, ama sonunda insan çabasıyla inşa ediliyor.
Akademik okuma
Mısırbilimciler, piramitlerin Anunnaki'yle ya da başka dış güçlerle ilişkilendirilmesini kesinlikle reddediyor. Onlar için piramitler, Eski Krallık Mısır'ının örgütlenme yeteneğinin, matematik bilgisinin ve emek gücünün bir ürünü. Piramitlerin gelişimi de adım adım izlenebiliyor: Saqqara'daki Djoser'in basamaklı piramidinden, Meidum'daki çökmüş piramide, Dahşur'daki eğik piramitten, Giza'daki kusursuz piramitlere kadar. Bu gelişim, deneme ve yanılma ile öğrenen bir geleneğin izlerini taşıyor.
Asurologlar ise Mezopotamya'nın ziggurat geleneğinin piramitlerden çok farklı olduğunu vurguluyor. Zigguratlar, kerpiçten yapılmış, üstünde bir tapınak bulunan basamaklı kulelerdi; piramitler ise taştan yapılmış mezar anıtlarıydı. İki gelenek arasında doğrudan bir bağ yok.
"Enmerkar ve Aratta Efendisi" destanı, akademisyenler tarafından Sümer'in dağlık bölgelerle kurduğu ticari ilişkilerin ve yazının kökenine dair Sümer inancının bir yansıması olarak okunuyor.
Mısırbilimciler, piramit inşaatında kullanılan rampalar konusunda hâlâ tartışıyor: Düz rampalar mı, piramidin çevresine sarılan rampalar mı, yoksa ikisinin bir birleşimi mi? Bu tartışma, bazen "bilmiyorlar" diye yorumlanıyor. Ama ayrıntı üzerine bir tartışma, ana tablo üzerine bir belirsizlik anlamına gelmiyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Giza piramitlerinin Anunnaki tarafından tufandan sonra inşa edildiğini ve Sina'daki bir uzay iniş alanına yön veren işaretler olarak kullanıldığını öne sürdü. Ona göre Mısırlılar bu yapıları sonradan sahiplenmişti. Vyse'nin yazıtları düzmece olarak eklediği iddiası da bu yorumun bir parçasıydı.
Neden bu kadar yayıldı?
Piramit-Anunnaki bağlantısının yayılmasının bir nedeni, piramitlerin kendi büyüklüğü ve kusursuzluğu. Bu yapılar, binlerce yıl sonra bile hayranlık uyandırıyor. "Bunu kim yapmış olabilir?" sorusu, piramitleri ilk kez görenlerin aklına doğal olarak geliyor.
İkinci neden, yeni keşiflerin geç gelmesi. İşçi köyü, işçi mezarları ve Merer'in günlüğü, son otuz yılda bulundu. Bu bilgiler henüz geniş kitlelere yeterince ulaşmadı; pek çok insan hâlâ piramitlerin nasıl yapıldığının bilinmediğini düşünüyor.
Üçüncü neden, kölelik efsanesi. Uzun süre, piramitlerin köleler tarafından yapıldığı düşünüldü. Bu efsane yerini, ücretli işçiler ve düzenli bir iş gücü fikrine bıraktı. Ama efsanenin kendisi, piramitlerin insanlık dışı bir emekle yapıldığı izlenimini güçlendirdi ve alternatif açıklamalara kapı açtı.
Forumlarda
Forumlarda piramit tartışmaları genellikle blokların ağırlığı ve kesimlerin hassasiyeti etrafında dönüyor. Bazı kullanıcılar, bu hassasiyetin ancak ileri teknolojiyle sağlanabileceğini düşünüyor. Eleştirel kullanıcılar, Merer'in günlüğünü, Lehner'in kazılarını ve deneysel arkeoloji çalışmalarını paylaşıyor. Vyse iddiası da bu tartışmalarda sık sık gündeme geliyor. Türkçe forumlarda piramitler, Göbeklitepe ve Anadolu'daki diğer eski yapılarla birlikte tartışılıyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki piramit-Anunnaki bağlantısı, insan emeğinin büyüklüğünü kabul etmekte zorlandığımız bir noktayı gösteriyor. Merer'in günlüğü, bir müfettişin ve kırk kişilik ekibinin sıradan iş günlerini anlatıyor. Bu sıradanlık, belki de piramitlerin en büyük sırrı: Dünyanın en etkileyici yapılarından biri, sayısız sıradan iş gününün birikimiyle inşa edildi.
Enmerkar'ın hikâyesi ise bana başka bir şey düşündürüyor. Büyük bir tapınak inşa etmek isteyen bir kral, tanrıçanın desteğini alıyor; ama sonunda mesajını iletmek için bir kil tablete işaretler çizmek zorunda kalıyor. Yazı, büyük yapıların bir yan ürünü olarak doğuyor. Belki de Mezopotamya ve Mısır'ın büyük yapıları, sadece taştan ve kerpiçten değil, organizasyonun, kayıt tutmanın ve iletişimin icadından da oluşuyordu. Merer'in günlüğü de bunun bir kanıtı: Bir piramit, bir taş yığını olduğu kadar, bir kayıtlar yığını.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Piramitlerin işçilerinin ücretli olduğunu ve tıbbi bakım aldığını biliyor muydunuz? Büyük bir yapının sıradan iş günleriyle inşa edilmesi, sizin için onun büyüsünü azaltıyor mu, yoksa artırıyor mu? Enmerkar'ın yazıyı bir haberciyi rahatlatmak için icat etmesi hikâyesini, bir köken efsanesi olarak mı, yoksa bir pratik ihtiyacın hatırası olarak mı okursunuz? Yorumlarda yazın.
Giriş yap