Giriş yap
🏺 Anunnaki

Orion bağlantısı iddiası hakkında uzmanlar ne diyor? Ters çevrilmiş bir harita, gökbilimcilerin hesapları ve Dumuzi'nin rüyası

Orion takımyıldızı ile Anunnaki arasında bağlantı kuran iddiaları daha önce, neden bu kadar yayıldıkları sorusuyla birlikte ele almıştım. Bu kez başka bir yerden bakmak istiyorum: Bu iddiaları gerçekten ölçen, hesaplayan ve tartışan uzmanlar ne buldu? Çünkü Orion bağlantısı, Anunnaki konusundaki pek çok iddiadan farklı olarak, ölçülebilir bir iddiaya dayanıyor: Gökteki yıldızların ve yerdeki yapıların konumları.

Bu iddianın en bilinen biçimi, Belçikalı yazar Robert Bauval'ın 1990'larda öne sürdüğü "Orion korelasyon teorisi". Bauval'a göre Giza'daki üç büyük piramit, Orion'un kemerindeki üç yıldızın, yani Alnitak, Alnilam ve Mintaka'nın yerdeki bir haritası. Bazı Anunnaki yorumcuları, bu teoriyi Sümer tanrılarının Orion'dan geldiği iddiasıyla birleştirdi.

Teorinin cazibesi açık: Üç yıldız, üç piramit; biri diğer ikisinden biraz uzak ve biraz daha küçük. Ama gökbilimciler ve arkeologlar, bu benzerliği ölçtüklerinde ne buldu?

Gökbilimcinin ilk itirazı: Harita ters

Bauval'ın teorisine yöneltilen en ünlü eleştirilerden biri, Amerikalı gökbilimci Ed Krupp'tan geldi. Krupp, Los Angeles'taki Griffith Gözlemevi'nin uzun yıllar müdürlüğünü yaptı ve arkeoastronomi alanında, yani eski toplumların gökyüzü bilgisini inceleyen alanda tanınmış bir uzman.

Krupp, piramitlerin Orion'un kemerine benzemesi için, haritanın ters çevrilmesi gerektiğine dikkat çekti. Gökyüzündeki Orion'u, Giza'daki piramitlerle eşleştirmek için, kuzeyin güneye denk gelmesi gerekiyor. Yani ya gökyüzü haritası baş aşağı çevrilmeli, ya da piramitlerin konumları ters okunmalı. Krupp'a göre Mısırlılar, yerdeki yapıları gökyüzünün ters bir haritası olarak inşa etmiş olsaydı, bu tuhaf bir tercih olurdu ve bunu açıklayan bir metin bulunmuyor.

Bauval ve destekçileri, bu eleştiriye farklı cevaplar verdi. Onlara göre Mısırlılar, gökyüzüne güneyden bakıyordu ya da haritanın yönü önemli değildi. Ama Krupp ve diğer eleştirmenler, bu cevapların teoriyi esnetmek anlamına geldiğini, istenen sonuca ulaşmak için kuralların değiştirildiğini belirtti.

Bir haritanın yönünü değiştirerek bir benzerlik bulduğunuzda, bu benzerliğe ne kadar güvenirsiniz?

İkinci itiraz: Açılar ve tarihler

Güney Afrikalı gökbilimci Anthony Fairall, 1999'da yayımladığı bir makalede, Bauval'ın teorisinin bir başka yönünü inceledi. Bauval, piramitlerin dizilişinin, Orion'un MÖ 10.500 civarındaki konumuyla en iyi biçimde uyuştuğunu iddia etmişti. Bu tarih, piramitlerin inşa edildiği tarihten, yani yaklaşık MÖ 2500'den, binlerce yıl önceydi.

Fairall, Dünya'nın ekseninin yavaş salınımı, yani "presesyon" hesaplarını yaparak, Orion'un kemerinin MÖ 10.500'deki konumunun, piramitlerin dizilişiyle Bauval'ın iddia ettiği kadar iyi uyuşmadığını gösterdi. Ayrıca, yıldızların açısı ile piramitlerin açısı arasında belirgin farklar olduğunu ortaya koydu.

Başka araştırmacılar da piramitler ile yıldızlar arasındaki konum farklarını ölçtü. Üçüncü piramidin, yani Menkaure piramidinin, diğer ikisine göre konumu, Mintaka'nın diğer iki yıldıza göre konumuyla yaklaşık olarak uyuşuyor; ama yön ve mesafe tam olarak aynı değil. Bu tür yaklaşık benzerlikler, uzmanlara göre, birçok rastgele nokta dizisinde de bulunabilir.

Arkeoloğun itirazı: Piramitler bir plan değil, bir süreç

Arkeologlar ise teoriye farklı bir açıdan yaklaşıyor. Giza piramitleri, tek bir planın parçası olarak aynı anda inşa edilmedi. Her biri farklı bir firavun için, farklı dönemlerde yapıldı: Khufu, Khafre ve Menkaure. Her firavun, kendi piramidinin yerini, mevcut yapılara, zeminin uygunluğuna ve taş ocaklarına göre seçti.

Mısırbilimciler, piramitlerin yerleşiminin büyük ölçüde zemin koşullarıyla açıklanabileceğini belirtiyor. Giza platosunun kayalık zemini, büyük yapıları taşıyabilecek yerleri sınırlıyor. Üçüncü piramidin diğerlerinden küçük ve biraz yana kaymış olması, platonun şekli ve Menkaure'nin döneminin ekonomik koşullarıyla açıklanabiliyor.

Ayrıca, Mısır metinlerinde Orion, Osiris ile ilişkilendiriliyordu; ama piramitlerin Orion'un kemerine göre yerleştirildiğini söyleyen bir metin bulunmuyor. Piramit Metinleri, firavunun ruhunun gökyüzüne yükseleceğini ve kuzeydeki "hiç batmayan yıldızlar" arasına katılacağını ya da Orion ile birleşeceğini anlatıyor; bu, Orion'un önemini gösteriyor, ama bir yerleşim planını değil.

Tanrılar arasındaki ilişki: Dumuzi'nin rüyası

Orion'un Mezopotamya'daki adı, "Anu'nun sadık çobanı" anlamına geliyordu. Bu ad, Sümer dünyasında çobanlığın tanrısal bir anlam taşıdığını hatırlatıyor. Sümer edebiyatının en ünlü çobanı ise Dumuzi. Onun hikâyesinin en dokunaklı bölümlerinden biri, "Dumuzi'nin Rüyası" adlı şiir.

Bu şiirde Dumuzi, bir gece korkunç bir rüya görüyor. Rüyasında sazlıkların ona karşı yükseldiğini, ağaçların kökünden söküldüğünü, ağıllarının yıkıldığını, kabının devrildiğini görüyor. Uyanınca, rüya yorumunu iyi bilen kız kardeşi Geştinanna'yı çağırıyor.

Geştinanna, rüyayı dinliyor ve ona acı bir gerçeği söylüyor: Rüya, Dumuzi'nin ölümünü haber veriyor. Yeraltı dünyasının iblisleri, yani "gallu"lar, onu almaya geliyor. Dumuzi kaçmaya çalışıyor. Geştinanna, onun nerede saklandığını iblislere söylemeyi reddediyor; iblisler onu işkenceyle bile konuşturamıyor.

Dumuzi, güneş tanrısı Utu'ya sesleniyor. Utu'nun kız kardeşi İnanna'nın eşi olduğunu hatırlatarak, ondan yardım istiyor: Ellerini bir ceylanın ayaklarına, ayaklarını bir ceylanın toynaklarına dönüştürmesini. Utu, onun gözyaşlarını kabul ediyor ve onu ceylana dönüştürüyor. Dumuzi kaçıyor; ama iblisler onu sonunda, Geştinanna'nın ağılında yakalıyor.

Bu şiirde tanrılar arasındaki ilişki, bir aile bağı ve sadakat ağı olarak anlatılıyor. Geştinanna, kardeşini ele vermiyor; Utu, eniştesine yardım ediyor; ama yeraltı dünyasının talebi sonunda yerine geliyor. Çoban tanrı, kaçmaya çalıştığı kaderinden kurtulamıyor.

Akademik okuma

Arkeoastronomlar, Orion bağlantısını eski toplumların gökyüzüne verdiği önemi gösteren ilginç bir soru olarak görüyor; ama Bauval'ın teorisini kanıtlanmış kabul etmiyor. Eski Mısırlıların ve Mezopotamyalıların gökyüzünü dikkatle izlediği, yıldızlara isimler verdiği ve takvimlerini onlara göre düzenlediği kesin. Ama bu bilgilerin, piramitlerin yerleşimine bir harita olarak yansıtıldığı gösterilemiyor.

Asurologlar ise Orion'un Mezopotamya'daki adının bir çoban figürünü anlattığını ve bu figürün, tanrıların habercisi Papsukkal ile ilişkilendirildiğini belirtiyor. Orion'un Mezopotamya'da Anunnaki'nin ana yurdu olduğunu gösteren bir metin yok.

Dumuzi'nin rüyası üzerine çalışan akademisyenler, şiirin mevsimsel bir döngüyü yansıttığını da öne sürüyor. Dumuzi'nin yeraltına gitmesi, yaz sıcağında kuruyan otlakları ve süt veren hayvanların azalmasını; geri dönüşü ise baharın bereketini anlatıyor olabilir. Bu yorum, gökyüzündeki yıldızların mevsimlerle birlikte belirip kaybolmasıyla da uyumlu bir düşünce dünyasına işaret ediyor. Mezopotamyalılar için gökyüzü, bir harita olmaktan çok bir takvimdi: Hangi yıldızın ne zaman doğduğu, ekim ve hasat zamanlarını haber veriyordu. Bu açıdan bakınca, Orion'un çoban adı taşıması, gökyüzünün kırsal hayatın ritmine bağlandığını gösteriyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Orion'a kitaplarında geniş bir yer ayırmadı; onun odağı Nibiru'ydu. Ama Orion korelasyon teorisi, 1990'larda Sitchin'in okurları arasında popüler hale geldi ve iki anlatı, bazı yazarlar tarafından birleştirildi. Bu birleşimde Anunnaki, Orion'dan gelen varlıklar olarak, piramitler ise onların yerdeki imzası olarak sunuldu.

Sitchin'in kendi yorumunda ise piramitler, Anunnaki'nin uzay araçları için işaret noktalarıydı. Bu yorum, Orion'dan çok, Sina'daki uzay limanına iniş koridoruyla ilgiliydi.

Neden bu kadar yayıldı?

Orion iddiasının uzmanlar arasında bile tartışılmasının bir nedeni, ölçülebilir olması. Pek çok antik uzaylı iddiasının aksine, bu iddia, yıldızların ve yapıların konumlarını karşılaştırmaya dayanıyor. Bu, onu daha bilimsel görünür kılıyor ve gökbilimcilerin ciddiyetle cevap vermesine yol açıyor.

İkinci neden, görsel benzerliğin gücü. Orion'un kemeri ile piramitlerin hava fotoğrafları yan yana konulduğunda, ilk bakışta çarpıcı bir benzerlik görülüyor. Bu görsel, binlerce kez paylaşıldı. Ama ayrıntıya inildiğinde, benzerliğin yaklaşık olduğu ortaya çıkıyor.

Forumlarda

Forumlarda Orion tartışmaları, uzmanların eleştirilerinin paylaşılmasıyla daha teknik bir hal alıyor. Bazı kullanıcılar, Krupp'un "ters harita" eleştirisini aktarıyor; bazıları ise Bauval'ın bu eleştiriye verdiği cevapları savunuyor. Bazı başlıklarda, kullanıcılar planetaryum yazılımlarıyla Orion'un farklı tarihlerdeki konumunu kendileri hesaplıyor ve sonuçları paylaşıyor. Bu tür amatör hesaplar, bazen Fairall'ın bulgularını doğruluyor, bazen de yeni sorular doğuruyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Orion bağlantısının en ilginç tarafı, gökyüzüyle yeryüzü arasında bir ayna arama isteği. Bauval, piramitlerde gökyüzünün bir yansımasını gördü; ama bu yansımayı görmek için aynayı ters çevirmesi gerekti. Bu durum, belki de her ayna arayışında, kendi bakış açımızın da yansıdığını hatırlatıyor.

Dumuzi'nin rüyasında, gökyüzündeki çobanın yeryüzündeki karşılığı, kaderinden kaçamayan bir genç adam. Belki Orion'a "Anu'nun sadık çobanı" adını veren Mezopotamyalılar da gökyüzüne bakarken, bu kaçamayan çobanı düşünüyordu. Ama bunu kesin bilmiyoruz; elimizde yalnızca bir ad ve bir şiir var. Ve belki bu kadar azla yetinmek, bir yerleşim haritası icat etmekten daha dürüst bir yol.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Bir haritanın yönünü değiştirerek bulunan bir benzerliğe ne kadar güvenirsiniz? Dumuzi'nin rüyasında Geştinanna'nın kardeşini ele vermemesi size ne anlatıyor? Gökyüzüne bakarken bir yansıma aramak, sizce bir bilgi arayışı mı yoksa bir anlam arayışı mı? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap