Giriş yap
🏺 Anunnaki

Oannes/balık adamlar hakkında uzmanlar ne diyor? Berossos'un denizden çıkan öğretmeni, Sagan'ın notu ve Marduk'un geri gönderdiği bilgeler

Anunnaki ve antik uzaylı anlatılarında en sık kullanılan görsellerden biri, balık derisine bürünmüş bir figür. Başında balık başı biçiminde bir başlık, sırtından aşağı inen pullu bir pelerin, elinde bir kova ya da bir koni. Bu figürler, Asur saraylarının duvar kabartmalarında ve silindir mühürlerde karşımıza çıkıyor. Popüler anlatılarda bu figürler "balık adamlar" ya da "Oannes" olarak anılıyor ve suda yaşayan, insanlara bilgi getiren dünya dışı varlıkların tasviri olarak yorumlanıyor.

Oannes'in hikâyesini kim anlattı, bu figürler gerçekten kimi temsil ediyor ve uzmanlar bu konuda ne söylüyor? Burada tarihçilerin, sanat tarihçilerinin ve beklenmedik bir şekilde bir gökbilimcinin görüşlerine bakmak istiyorum.

Berossos'un anlatısı

Oannes hikâyesinin en ayrıntılı kaynağı, MÖ üçüncü yüzyılın başında yaşamış Babilli rahip Berossos. Berossos, Büyük İskender'in fethinden sonra Babil'e hâkim olan Seleukos hanedanı döneminde, Babil'in tarihini ve kültürünü Yunanca okuyan bir kitleye anlatmak için "Babyloniaka" adlı bir eser yazdı.

Bu eserin kendisi kayboldu; ama sonraki yazarların, özellikle Aleksandros Polyhistor'un, Eusebios'un ve Synkellos'un aktarımları sayesinde bazı bölümleri bize ulaştı. Bu aktarımlara göre Berossos şöyle anlatıyordu:

Tarihin başlarında, Babil'in yanındaki Eritre Denizi'nden, yani Basra Körfezi'nden, akıl sahibi bir varlık çıktı. Adı Oannes'ti. Bütün bedeni bir balığınkine benziyordu; ama balık başının altında bir insan başı, balık kuyruğunun altında da insan ayakları vardı. Sesi insan sesiydi. Oannes gündüzleri insanların arasında yaşıyor, onlara yazıyı, bilimleri, sanatları, şehir kurmayı, tapınak inşa etmeyi, yasa yapmayı ve toprağı işlemeyi öğretiyordu. Akşam olunca yeniden denize dönüyordu.

Berossos'a göre Oannes'ten sonra, onun gibi başka varlıklar da denizden çıktı. Bunlar, tufan öncesi kralların dönemlerinde birer birer ortaya çıkan bilgelerdi.

Sanat tarihçisinin cevabı: apkallu

Sanat tarihçileri ve Asurologlar, Berossos'un anlatısını Mezopotamya'nın "apkallu" geleneğiyle ilişkilendiriyor. Apkallu, Ea'nın, yani Enki'nin, tufan öncesinde insanlara uygarlığı öğretmek için gönderdiği yedi bilge.

Asur saraylarının kabartmalarında, özellikle MÖ dokuzuncu yüzyılda Kral II. Asurnasirpal'in Nimrud'daki sarayında, apkallu figürleri çok sayıda tasvir ediliyor. Bu figürler üç biçimde karşımıza çıkıyor: balık derisine bürünmüş insanlar, kartal başlı kanatlı varlıklar ve kanatlı insanlar. Ellerinde genellikle çam kozalağına benzeyen bir nesne ve bir kova taşıyorlar. Sanat tarihçileri, bu figürlerin koruyucu ve arındırıcı bir rol üstlendiğini, sarayı ve kralı kötü güçlerden koruduğunu düşünüyor.

İngiliz sanat tarihçisi Anthony Green, Mezopotamya'daki koruyucu figürler üzerine yaptığı çalışmalarda, balık giysili figürlerin bir kılık, yani bir tören giysisi olarak anlaşılabileceğini belirtti. Bazı ritüel metinlerde, rahiplerin apkallu'yu temsil etmek için balık derisine benzeyen giysiler giydiği anlaşılıyor.

Siz bir kabartmada balık başlı bir figür gördüğünüzde, onu bir canlı türü olarak mı, yoksa bir kostüm olarak mı düşünürdünüz?

Uruk'tan bir liste

Oannes adının kökenine dair önemli bir ipucu, Uruk'ta bulunan geç dönem bir tablette yer alıyor. MÖ ikinci yüzyıla tarihlenen ve "Uruk Krallar ve Bilgeler Listesi" adıyla bilinen bu tablet, tufan öncesi kralları ve her birinin döneminde yaşayan apkallu'yu sıralıyor. Listenin ilk bilgesi, "Uan" ya da "U-An" adıyla geçiyor.

Asurologlar, Berossos'un Oannes adının bu "Uan" adının Yunancaya uyarlanmış biçimi olduğunu düşünüyor. Ayrıca bazı metinlerde "Uan" ile Adapa'nın aynı figür olarak anıldığı görülüyor; yani ilk bilge, hem Uan hem de Adapa adıyla biliniyordu.

Gökbilimcinin notu

Oannes hikâyesine dair en beklenmedik uzman görüşlerinden biri, gökbilimci Carl Sagan'dan geldi. Sagan ve Sovyet gökbilimci Iosif Şklovski, 1966'da yayımladıkları "Intelligent Life in the Universe" adlı kitapta, dünya dışı varlıkların geçmişte Dünya'yı ziyaret etmiş olma ihtimalini tartışırken, Oannes hikâyesini, bu tür bir temasın mitlerde nasıl bir iz bırakabileceğine dair ilginç bir örnek olarak andılar.

Bu not, sonraki yıllarda antik uzaylı anlatılarının sık başvurduğu bir kaynak oldu: "Carl Sagan bile Oannes'in bir uzaylı olabileceğini söyledi." Ama Sagan'ın tutumu çok daha temkinliydi. O, Oannes hikâyesini bir kanıt olarak değil, ciddi biçimde araştırılmaya değer bir soru örneği olarak sundu. Sonraki yıllarda ise antik uzaylı iddialarına karşı en eleştirel seslerden biri oldu ve olağanüstü iddiaların olağanüstü kanıtlar gerektirdiğini vurguladı.

Tanrılar arasındaki ilişki: Marduk'un bilgeleri

Apkallu'nun tanrılarla ilişkisini anlatan en çarpıcı metinlerden biri, Akadca "Erra ve Işum" destanı. Bu destanda savaş ve salgın tanrısı Erra, Babil'i yok etmek istiyor. Bunun için önce Babil'in tanrısı Marduk'u tahtından uzaklaştırması gerekiyor.

Erra, Marduk'a gidip onun giysilerinin ve süslerinin eskidiğini, yenilenmesi gerektiğini söylüyor. Marduk, bu yenileme için tahtından kalkmayı kabul ediyor; ama önce bir şey hatırlıyor. Geçmişte, tufandan sonra, bilgeleri, yani apkallu'yu Apsu'ya, tatlı suların derinliklerine gönderdiğini ve onların geri dönmesine izin vermediğini anlatıyor. Bu bilgeler, Marduk'un süslerini yapabilecek ustalardı. Şimdi onlar olmadan, bu süsleri kim yenileyecek?

Bu sahnede tanrılar arasındaki ilişki, bir hile ve bir kayıp etrafında kuruluyor. Erra, Marduk'u tahtından uzaklaştırmak için onun kibrini kullanıyor. Marduk ise geçmişte kendi verdiği bir kararın bedelini ödüyor: Bilgeleri Apsu'ya göndermişti ve şimdi onlara ihtiyacı var. Marduk tahtından kalktığında, Erra Babil'e yıkım getiriyor.

Akademik okuma

Uzmanlar, Oannes ve apkallu figürlerini bir dünya dışı temasın kaydı olarak değil, Mezopotamya'nın bilgeliğin kökenine dair inancının bir ifadesi olarak okuyor. Bu inanca göre uygarlığın bilgisi, tatlı suların tanrısı Ea'dan geliyordu; bu yüzden onun gönderdiği bilgelerin sudan çıkması ve balıkla ilişkilendirilmesi çok doğal.

Berossos'un eserini İngilizceye çeviren tarihçi Stanley Burstein ve daha sonra eseri yeniden inceleyen Geert De Breucker, Berossos'un Babil geleneğini Yunan okurlarına aktarırken onu kendi kültürel çerçevesine göre biçimlendirdiğini belirtiyor. Oannes'in tasviri, Babil'in kendi bilge geleneğinin Yunanca bir özeti.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Oannes'i Anunnaki'nin, özellikle de Enki'nin bir temsilcisi olarak yorumladı. Ona göre balık giysisi, bir dalgıç kıyafetiydi; Enki ve onun ekibi, Basra Körfezi'nin sularında çalışan, sudan çıkıp insanlarla iletişim kuran varlıklardı. Bu yorum, Robert Temple'ın 1976'da yayımlanan "The Sirius Mystery" kitabıyla birleşerek daha da yaygınlaştı. Temple, Batı Afrika'daki Dogon halkının Nommo adı verilen amfibik varlıklarını Oannes'le karşılaştırmıştı.

Neden bu kadar yayıldı?

Oannes ve balık adamlar fikrinin yayılmasının bir nedeni, görsellerin gücü. Nimrud kabartmaları, dünyanın en büyük müzelerinde sergileniyor ve fotoğrafları kolayca erişilebilir. Bu görseller, açıklamasız bir şekilde paylaşıldığında, dünya dışı varlıklar fikrine çok uygun görünüyor.

İkinci neden, Sagan'ın adının kullanılması. Saygın bir bilim insanının bu konuyu ciddiye aldığını söylemek, iddiaya güçlü bir itibar kazandırıyor. Sagan'ın sonraki eleştirel tutumu ise bu aktarımlarda genellikle yer almıyor.

Üçüncü neden, Berossos'un anlatısının kendisinin çarpıcılığı. Denizden çıkan, insanlara bilgi öğreten ve akşam yeniden denize dönen bir varlık, her okuru etkileyecek bir imge.

Forumlarda

Forumlarda Oannes tartışmaları genellikle Nimrud kabartmalarının fotoğraflarıyla başlıyor. Bazı kullanıcılar, balık giysisini bir dalgıç kıyafeti ya da koruyucu bir giysi olarak yorumluyor. Eleştirel kullanıcılar ise Anthony Green'in çalışmalarını, Uruk listesini ve Berossos'un aktarım zincirini paylaşıyor. Sagan'ın Oannes hakkındaki notunun bağlamı, bu tartışmalarda sık sık gündeme geliyor. Türkçe forumlarda Oannes, bazen Hızır figürüyle ve suyla ilişkilendirilen bilgelik anlatılarıyla birlikte konuşuluyor.

Bu benzerlikler, insanların suyu ve derinliği farklı coğrafyalarda benzer biçimde bilgelikle ilişkilendirdiğini gösteriyor olabilir.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Oannes'in hikâyesi, bilginin nereden geldiği sorusuna verilen çok şiirsel bir cevap. Mezopotamyalılar için bilgi, derinden gelen bir şeydi: tatlı suların derinliklerinden, Ea'nın evinden, görünmeyen bir kaynaktan. Bilgeler gündüzleri insanlarla yaşıyor, geceleri kaynağa dönüyordu. Bu ritim, bilginin hiçbir zaman tamamen insanlara ait olmadığını, sürekli kaynağıyla bağ kurması gerektiğini anlatıyor gibi.

Erra ve Işum'daki Marduk sahnesi ise bu ritmin kırıldığı anı gösteriyor. Marduk, bilgeleri Apsu'ya gönderip geri dönmelerine izin vermemişti. Bilgi kaynağına geri dönmüş, ama oradan bir daha gelmemişti. Ve tam o bilgiye ihtiyaç duyulduğunda, yokluğu bir felakete yol açtı. Belki de bu destan, bilgiyi kendi kaynağına hapsetmenin, onu insanlardan uzak tutmanın bedelini anlatıyor.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Nimrud kabartmalarındaki balık giysili figürleri hiç gördünüz mü? Bir efsanenin, bir bilim insanı tarafından araştırılmaya değer bulunması, onun doğru olduğu anlamına mı geliyor? Marduk'un bilgeleri Apsu'ya gönderip geri dönmelerine izin vermemesini bir koruma mı, yoksa bir hata olarak mı okursunuz? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap