Oannes anlatısı neden bu kadar yayıldı? Bir rahibin kayıp kitabı, Dogon yıldızları ve papanın şapkası
Forumlarda bir görsel karşılaştırma dolaşıyor: Solda Nimrud'daki bir Asur kabartması, balık derisine bürünmüş bir figür; sağda papanın uzun, sivri şapkası. Altında genellikle "Kilise, Anunnaki'nin sembollerini hâlâ taşıyor" gibi bir yazı oluyor. Bu karşılaştırmayı ilk gördüğümde, bir yandan güldüm, bir yandan da bu fikrin nereden geldiğini merak ettim. Araştırdıkça, bir on dokuzuncu yüzyıl vaizinden yirminci yüzyıl Afrika etnografisine uzanan ilginç bir zincirle karşılaştım.
Burada, sudan çıkıp insanlara uygarlığı öğreten bilge Oannes'in hikâyesinin neden bu kadar yaygınlaştığını anlamaya çalışacağım.
Bir rahibin kayıp kitabı
Oannes'i bize anlatan kaynak, Berossos adlı Babilli bir rahip. Berossos, Milattan önce üçüncü yüzyılın başlarında, Büyük İskender'in ardılı olan Seleukos hanedanı döneminde yaşadı ve Yunanca konuşan okurlar için Babil tarihini anlatan "Babyloniaka" adlı bir eser yazdı. Bu eser, bütünüyle kayıp. Bugün elimizde olan, sonraki yazarların ondan yaptığı alıntılar.
Bu alıntıların zinciri oldukça uzun. Berossos'u, Milattan önce birinci yüzyılda Alexander Polyhistor kısacadi. Polyhistor'un özetini, dördüncü yüzyılda kilise tarihçisi Eusebius aktardı. Eusebius'un Yunanca metninin bir kısmı da kayboldu ve bugün bir Ermenice çeviri ile dokuzuncu yüzyılda yaşamış Bizanslı tarihçi Georgios Synkellos'un alıntıları aracılığıyla biliniyor.
Yani Oannes hikâyesini okuduğumuzda, en az dört el değiştirmiş bir metni okuyoruz. Bu zincirin her halkasında, ayrıntıların değişmiş olma ihtimali var. Forumlarda bu zincir neredeyse hiç anılmıyor; Oannes hikâyesi, sanki doğrudan bir Sümer tabletinden alınmış gibi aktarılıyor.
Siz bir hikâyenin kaç el değiştirdiğini, ona güvenip güvenmeyeceğinize karar verirken hesaba katar mısınız?
Berossos ne anlatıyor?
Eusebius'un aktardığına göre Berossos, Kızıldeniz'den, yani bugünkü Basra Körfezi'nden çıkan bir varlıktan söz ediyor. Bu varlığın bedeni balık biçimindeydi, ama balık başının altında bir insan başı, balık kuyruğunun altında da insan ayakları vardı. Sesi bir insan sesiydi. Gündüzleri insanlarla birlikte vakit geçiriyor, onlara yazıyı, bilimleri, sanatları, şehir kurmayı, tapınak inşa etmeyi, yasaları, toprağı ölçmeyi, tohum ekmeyi ve ürün toplamayı öğretiyordu. Akşam olunca yeniden denize dönüyordu.
Berossos, Oannes'ten sonra başka balık biçimli bilgelerin de geldiğini anlatıyor. Bu ayrıntı, Mezopotamya'daki yedi apkallu geleneğiyle örtüşüyor.
Tabletlerdeki karşılık
Oannes hikâyesinin çivi yazılı kaynaklarda bir karşılığı var mı? Evet, var. Uruk'tan, Seleukos dönemine tarihlenen bir tablette, tufandan önceki krallar ve her birinin yanında görev yapan apkallu listeleniyor. Bu listedeki ilk apkallu'nun adı Uanna. Asurolog W. G. Lambert ve başkaları, Berossos'un Oannes'inin bu Uanna'nın Yunanca biçimi olduğunu gösterdi.
Mezopotamya'nın başka metinlerinde Uanna, Adapa ile özdeşleştiriliyor ve "Uanna-Adapa" biçiminde anılıyor. Adapa, Enki'nin Eridu'daki rahibi ve bilgesi. Daha önceki bir yazıda Adapa'nın göğe çıkışını ve ölümsüzlük yemeğini reddedişini anlatmıştım. Burada önemli olan, Oannes'in yalnız başına ortaya çıkan bir yabancı değil, Enki'nin bilgelik geleneğinin bir parçası olması.
Balık giysili figürler
Asur saraylarında, özellikle Nimrud'daki Kuzeybatı Sarayı'nda, balık derisine bürünmüş figürlerin kabartmaları var. Bu figürler, sanat tarihçileri tarafından balık-apkallu olarak tanımlanıyor. Bu figürlerin küçük heykelcikleri, Asur evlerinin inşası sırasında yapılan koruma ritüellerinde, zeminin altına koruyucu olarak gömülüyordu. Bu ayrıntıyı F. A. M. Wiggermann, Mezopotamya koruyucu ruhları üzerine yazdığı çalışmasında ayrıntılı biçimde anlatıyor.
Bu figürler, rahiplerin ritüeller sırasında giydiği balık kostümlerini de yansıtıyor olabilir. Bazı arınma ritüellerinde, Enki'nin sularıyla ilişkili rahiplerin balık giysisi giydiği düşünülüyor.
Papanın şapkası nereden çıktı?
Gelelim forumdaki görsele. Bu karşılaştırmanın kökeni, İskoç Presbiteryen vaiz Alexander Hislop'un 1853'te yayımlanan "The Two Babylons" kitabına uzanıyor. Hislop, Katolik Kilisesi'nin pek çok gelenek ve sembolünün Babil paganizminden geldiğini iddia ediyordu. Ona göre papanın mitresi, balık tanrısı Dagon'un başlığından türemişti.
Burada iki sorun var. Birincisi, Dagon, ya da Mezopotamya'daki adıyla Dagan, bir balık tanrısı değil; büyük olasılıkla bir tahıl ve bereket tanrısıydı. Dagon'un balıkla ilişkilendirilmesi, İbranice "dag", yani "balık" kelimesine dayanan bir halk etimolojisinden geliyor. İkincisi, kilise tarihçileri, mitrenin bugünkü sivri biçimini ancak Orta Çağ'da, ikinci binyılın başlarından itibaren aldığını gösteriyor.
Hislop'un kitabı, Protestan-Katolik tartışmalarında uzun süre etkili oldu. Yirminci yüzyılda bu kitaptaki iddialar, kilise karşıtı çevrelerden Anunnaki forumlarına taşındı. Bugün dolaşan görsel karşılaştırma, bir on dokuzuncu yüzyıl mezhep polemiğinin dijital yankısı.
Siz bu görseli paylaşan birinin, Hislop'un adını duyduğunu düşünüyor musunuz?
Dogon ve Sirius
Oannes anlatısının yayılmasında en güçlü etken ise bence Robert Temple'ın 1976'da yayımlanan "The Sirius Mystery" kitabı. Temple, Mali'deki Dogon halkının, çıplak gözle görülemeyen Sirius B yıldızı hakkında bilgi sahibi olduğunu ve bu bilgiyi Nommo adlı amfibik varlıklardan aldığını öne sürdü. Temple'a göre Nommo ile Oannes, aynı varlıklardı.
Temple'ın kaynağı, Fransız etnologlar Marcel Griaule ve Germaine Dieterlen'in 1930'lar ve 1940'larda Dogon arasında yaptığı çalışmalardı. Ancak 1991'de Hollandalı antropolog Walter van Beek ve ekibi, Dogon arasında yaptıkları yeni araştırmada, Griaule'nin anlattığı Sirius bilgisini doğrulayan kimseyle karşılaşmadıklarını bildirdi. Van Beek, Griaule'nin sorularının cevapları yönlendirmiş olabileceğini öne sürdü. Bir başka olasılık da, Dogon'un Sirius hakkındaki bazı bilgileri, yirminci yüzyılın başlarında Avrupalı ziyaretçilerden duymuş olması.
Temple'ın kitabı, bu tartışmalara rağmen büyük bir okur kitlesine ulaştı. Oannes, onun sayesinde bir Babil mitinden, Sirius'tan gelen uzaylıların tanığına dönüştü.
Neden balık?
Bana en çok soru sorulan konulardan biri de şu: Neden bilge bir balık-adam? Bu sorunun yanıtı, Güney Mezopotamya'nın coğrafyasında yatıyor. Eridu ve çevresi, bataklıklar, sazlıklar ve lagünlerle çevriliydi. Balıkçılık, bu bölgenin en eski geçim kaynaklarından biriydi. Eridu'daki Enki tapınağının en eski katmanlarında, kazıcılar büyük miktarda balık kemiği buldu. Bu kemikler, tapınağa balık sunulduğunu gösteriyor.
Bu bağlamda, uygarlığın sudan gelen bir varlık tarafından getirildiği fikri, Eridu halkının kendi deneyimine çok yakın. Onların hayatı suyla başlıyordu: içme suyu, sulama, balık, saz ve ulaşım. Suyun derinliklerinden gelen bilgelik, onların dünyasında en doğal kaynak olarak görünüyordu.
Siz kendi bölgenizin coğrafyasının, oradaki eski hikâyeleri nasıl biçimlendirdiğini hiç düşündünüz mü? Karadeniz'in, Ege'nin ya da Anadolu bozkırının efsaneleri, bu soruya ilginç yanıtlar verebilir.
Tanrılar arasındaki ilişki
Mezopotamya metinlerinde apkallu, Enki'nin hizmetkârları. Enki, Abzu'nun, yani yeraltı tatlı sularının efendisi; balık biçimli bilgeler de bu sulardan geliyor. Bazı büyü metinlerinde apkallu'nun tanrıları öfkelendirdiği ve Abzu'ya geri gönderildiği anlatılıyor. Bu da Enlil'in düzen ve sınır vurgusuyla Enki'nin bilgi paylaşımı arasındaki gerilimin bir başka yansıması.
Akademik okuma
Akademisyenler, Oannes hikâyesini, Mezopotamya'nın uygarlığın kökenini bir tanrısal armağana bağlama geleneğinin bir parçası olarak görüyor. Eridu, Mezopotamya'nın en eski kentlerinden biri ve Enki'nin kutsal kenti olarak biliniyordu. Uygarlığın sudan, yani Eridu'nun çevresindeki bataklıklardan ve Körfez'den geldiği fikri, bu kentin önemiyle uyumlu.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Oannes'i, Enki'nin kendisi ya da onun bir temsilcisi olarak gördü ve balık giysisini bir dalgıç kıyafeti ya da bir uzay giysisi olarak yorumladı. Bu okuma, kabartmalardaki ritüel giysiyi bir teknoloji ürünü olarak sunuyor.
Forumlarda
Forumlarda Oannes, genellikle Dogon, papanın şapkası ve Sitchin'in dalgıç kıyafeti yorumuyla birlikte anılıyor. Bu üç unsur, birbirinden çok farklı kaynaklardan geliyor; ama bir araya geldiklerinde, birbirini destekliyormuş gibi görünüyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Oannes anlatısının gücü, bilginin dışarıdan geldiği fikrinde. Pek çok kültür, uygarlığın bir yabancı, bir kahraman ya da bir tanrı tarafından getirildiğini anlattı. Bu anlatılar, insanların kendi başarılarını bir öğretmene borçlu hissetme eğilimini yansıtıyor. Oannes, bu öğretmenin en çarpıcı biçimlerinden biri: sudan çıkan, insan sesiyle konuşan bir balık-adam.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Oannes hikâyesinin kaç el değiştirerek bize ulaştığını bilmek, ona bakışınızı değiştiriyor mu? Papanın şapkası ile balık-apkallu karşılaştırmasını daha önce gördünüz mü? Dogon tartışması hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda paylaşın.
Bir sonraki yazıda piramit iddialarının neden bu kadar yayıldığına bakacağım. Benim önerim şu: Bir dahaki sefere papanın şapkasıyla balık-apkallu'yu yan yana gören bir görsel karşınıza çıktığında, Hislop'un adını ve Dagan'ın tahıl tanrısı olduğunu hatırlayın. Bir görselin arkasındaki yüz yetmiş yıllık polemiği bilmek, onu bambaşka bir gözle görmenizi sağlar. Nimrud kabartmalarının kendisi ise bu polemikten çok daha eski ve çok daha zengin bir hikâye anlatıyor. O hikâyeyi dinlemek, bence bir mezhep kavgasının gölgesinde kalmayı hak etmiyor. Nimrud'a, Eridu'ya ve Berossos'a geri dönmek, bu yüzden her zaman değerli.
Giriş yap