Nippur tabletlerinde Anunnaki nerede geçiyor? Bir kentin arşivinde tanrıların kalabalığı
Nippur tabletleri, bu dizide tek bir metin değil, bir kütüphane gibi duruyor. Sümer edebiyatından bugün okuduğumuz şiirlerin, ilahilerin, ağıtların büyük kısmı bu kentin kazılarından çıkan Eski Babil dönemi okul tabletlerine dayanıyor. Daha önce bu sitede Nippur'daki yazıcı okulunu, F Evi denen konutu ve Ludingira'nın annesine yazdığı mektubu konuştuk. Bugün dizinin sorusunu bütün bir arşive yöneltiyorum: Anuna bu tabletlerde nerede, hangi rollerde karşımıza çıkıyor?
Burada bir sayı vermekten bilerek kaçınıyorum. Nippur kaynaklı tabletlerin toplam sayısı, kazı dönemlerine, müzelere ve yayın durumuna göre farklı aktarılıyor. Benim derdim istatistik değil, bir tablo çizmek: Enlil'in kentinde, tanrılar topluluğu nasıl hatırlanıyordu?
Enlil'in kenti
Nippur, siyasal bir başkent olmadan dinî bir merkez olmayı başarmış nadir kentlerden biri. Sümer ve Akad'ın kralları burada Enlil'in onayını arıyordu. Kentin büyük tapınağı Ekur, "dağ evi", Enlil'in yeryüzündeki konutu sayılıyordu. Bir kral Ekur'a armağan sunduğunda, yalnızca bir tapınağı değil, bütün tanrılar topluluğunun başkanını onurlandırıyordu.
Bu nedenle Nippur tabletlerinde Anuna, sık sık Enlil'in çevresinde konumlanıyor. Enlil'e yazılmış ilahilerde büyük tanrılar onun önünde eğiliyor, onun sözünü bekliyor. ETCSL'de "Enlil in the E-kur" başlığıyla bilinen ilahi, yani akademik literatürdeki adıyla Enlil A, bu tablonun en tanıdık örneklerinden biri. İlahide Ekur'un ihtişamı ve Enlil'in kader belirleyen sözü öne çıkıyor.
Kazının hikâyesi
Nippur'daki ilk sistemli kazılar, 1889 ile 1900 arasında Pennsylvania Üniversitesi adına yürütüldü. Hermann Hilprecht'in adı bu kazılarla birlikte anılıyor, ama kazının yönetimi ve tabletlerin buluntu yerleri konusunda o dönemde ciddi tartışmalar yaşandı. Tabletlerin önemli bir bölümü Philadelphia'ya, bir bölümü İstanbul'daki Arkeoloji Müzeleri'ne gitti. Bu, bugün bile Nippur metinlerinin parçalarının iki kıtaya dağılmış olması anlamına geliyor.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Chicago Üniversitesi'nin Doğu Enstitüsü, Pennsylvania ile birlikte kazıları yeniden başlattı. Bu kez yazıcı okullarının bulunduğu konut alanları daha dikkatli kazıldı. F Evi gibi yapılar, tabletlerin hangi odada, hangi sırayla bulunduğunu gösterdi. Bu bilgi, Sümer okul müfredatını anlamamızı mümkün kıldı.
İstanbul'da bu tabletlerin bir kısmının bulunduğunu bilmek bana ayrı bir heyecan veriyor. Siz Arkeoloji Müzeleri'ndeki çivi yazılı tablet salonunu gördünüz mü? Ben her gidişimde, oradaki küçük kil parçalarından birinin bir öğrencinin ödev defteri olduğunu düşünüp duruyorum.
Okul sırasındaki tanrılar
Nippur tabletlerinin çoğu, öğrencilerin kopyaladığı metinler. Bu, tanrılar topluluğunun da bir ders konusu olduğunu gösteriyor. Öğrenciler önce işaret listeleri, sonra sözcük listeleri, sonra atasözleri ve en sonunda uzun edebi metinler yazıyordu. Tanrı adı listeleri de bu müfredatın parçasıydı.
Nippur'dan gelen ve akademisyenlerin "Nippur tanrı listesi" dediği bir Eski Babil dönemi listesi var. Bu liste, tanrıları belli bir sıraya diziyor. Bir öğrenci, bu listeyi kopyalarken tanrılar arasındaki hiyerarşiyi de ezberliyordu. Anuna kavramı, bu sıralamanın soyut adı gibi: listenin tamamı, bir topluluğun üyelerini sayıyor.
Ağıtlardaki meclis
Nippur'un kendi felaketini anlatan bir ağıt da var: Nippur Ağıtı. Bu metin, Ur III hanedanının çöküşünden sonra kentin yeniden kurulmasını konu alıyor ve İsin kralı İşme-Dagan dönemine tarihleniyor. Ağıtlarda tanrılar topluluğu genellikle bir karar mercii olarak görünüyor: kentin yıkımına karar veren ve sonra yeniden kurulmasına izin veren güç.
Bu ağıtı okurken Ur Ağıtı ile Sümer ve Ur Ağıtı'nı hatırlıyorum. Üçü de aynı kalıbı paylaşıyor: tanrılar karar verir, kent yıkılır, tanrılar yeniden yüzlerini döner. Nippur Ağıtı'nda bu döngü, bir kralın sadakatiyle tamamlanıyor.
Mitlerin arşivi
Nippur'dan gelen mitler arasında Enlil ile Ninlil'in öyküsü özel bir yer tutuyor. Bu mitte Enlil, genç Ninlil'e izinsiz yaklaştığı için tanrılar topluluğu tarafından kentten sürülüyor. Metinde Enlil'i yakalayan ve onu "temiz değil" ilan eden, tanrıların kendi düzeni. Bu, tanrıların kendi aralarındaki yasaların, en yüksek tanrı için bile geçerli olduğunu gösteren bir sahne.
Bu sahneyi ilk okuduğumda gerçekten şaşırmıştım. Tanrıların başkanı, kendi kentinden çıkarılıyor. Siz bu sahneyi bir tanrının cezalandırılması olarak mı, yoksa bir mevsim döngüsünün anlatımı olarak mı okuyorsunuz? Akademisyenler arasında iki görüş de var.
Bir öğrencinin günü
Nippur'dan çıkan okul metinleri arasında, öğrencilerin kendi hayatlarını anlatan kompozisyonlar da var. Akademisyenlerin "Okul Günleri" dediği metinde bir öğrenci, sabah okula gidişini, öğretmeninin onu nasıl dövdüğünü, ailesinin öğretmeni eve davet edip ona armağanlar vererek gönlünü nasıl aldığını anlatıyor. Kramer bu metni, "History Begins at Sumer" kitabında, öğretmene yaranmanın kayda geçmiş ilk örneklerinden biri diye esprili bir dille anlatmıştı.
Bu metinde tanrılar topluluğu doğrudan yok, ama öğrencinin dünyası tanrılarla çevrili. Her gün kopyaladığı ilahiler, ezberlediği tanrı adları, yazdığı ağıtlar. Nisaba, yazı ve tahıl tanrıçası olarak, okul metinlerinin sonunda sık sık övülüyor: "Nisaba'ya övgü olsun" diye biten satırlar, bir öğrencinin her kopyayı bitirdiğinde tanrıçaya selam vermesi gibi.
Bu ayrıntı bana dokunuyor. Büyük tanrılar topluluğu, okulda soyut bir kavram değildi; her ödevin sonunda imza atan bir tanrıçanın varlığıyla somutlaşıyordu. Siz kendi okul yıllarınızda bir ödevi bitirdiğinizde neyi düşünürdünüz? Ben genellikle sadece bittiğine sevinirdim. Belki de o öğrenci de Nisaba'ya selam verirken aynı rahatlamayı yaşıyordu; tanrıçaya övgü, bir yorgunluğun bitiş çizgisiydi. Bin yılları aşan bu küçük duygu bağı, tabletleri müzede görürken bana hep en yakın gelen şey oluyor.
Tanrılar arasındaki ilişki
Nippur tabletlerinde tanrılar arasındaki ilişki, merkezi bir figürün etrafında örülmüş bir ağ. Enlil merkezde, An onun üstünde ama uzak, Enki Eridu'dan bilgelik sağlıyor, Ninlil ve Ninurta Nippur'un kendi aile ilişkilerini oluşturuyor. Ninurta, Enlil'in oğlu olarak, babasının kentinin savaşçı koruyucusu. Nippur'daki tapınağı Eşumeşa, bu aile ağının bir parçası.
Anuna, bu ağın kolektif adı. Tek tek tanrıların ilişkileri ne kadar karmaşık olursa olsun, büyük kararlar söz konusu olduğunda topluluk bir bütün olarak görünüyor.
Akademik okuma
Akademisyenler Nippur tabletlerini, Eski Babil döneminin bir kanon oluşturma çabası olarak görüyor. Steve Tinney ve Niek Veldhuis gibi araştırmacılar, okul müfredatını ve hangi metinlerin hangi sırayla öğretildiğini inceledi. Bu çalışmalar, belli metinlerin, akademik literatürde "Decad" denen on metinlik bir grubun, öğrencilere neredeyse standart olarak öğretildiğini gösteriyor.
Akademik okumada Anuna, bu kanonik metinlerde tekrarlanan bir dini kavram. Panteonun büyük tanrılarını topluca anlatan, onları bir karar organı olarak sahneye koyan bir terim. Fiziksel varlıklardan çok, kozmik düzenin kişileştirilmesi.
Sitchin'in okuması
Sitchin'in eserlerinde Nippur, bir "görev kontrol merkezi" olarak yorumlanıyor. Ekur, uzay araçlarının yönetildiği bir yapı; Enlil ise bu merkezin komutanı. Sitchin, Sümer metinlerindeki "Dur-an-ki", yani "gök ile yerin bağı" ifadesini, teknik bir iletişim düzeneği olarak okuyor.
Bu yorum, Sümercedeki bu ifadenin kozmolojik ve mecazi anlamını göz ardı ediyor. Nippur'un "gök ile yerin bağı" olarak görülmesi, kentin dinî önemini anlatıyor. Benzer ifadeler başka kültürlerde de kutsal merkezler için kullanılıyor.
Forumlarda
Forumlarda Nippur, Sitchin okumaları sayesinde "görev kontrol" etiketiyle dolaşıyor. Bazı paylaşımlar, Nippur'un bir haritası üzerine uzay limanı çizgileri çiziyor. Öte yandan Penn Museum'un çevrimiçi koleksiyonları ve Cuneiform Digital Library Initiative gibi açık kaynaklar, meraklı forum kullanıcılarının tabletlerin fotoğraflarına doğrudan ulaşmasını sağlıyor.
En verimli forum tartışmalarını, kullanıcıların bir tabletin numarasını paylaşıp onu birlikte okumaya çalıştığı başlıklarda gördüm. Bu tür başlıklarda bir akademisyenin ya da öğrencinin yorum yapması, tartışmanın düzeyini hemen yükseltiyor.
SohbeX teorisi
Bu bölüm spekülasyon, lütfen öyle okuyun. Bana öyle geliyor ki Anuna kavramının kalıcılığı, büyük ölçüde Nippur okul müfredatına bağlı. Eğer bu metinler yüzlerce öğrenci tarafından kopyalanmasaydı, tanrılar topluluğu fikri bugün bu kadar canlı bir şekilde elimize ulaşmayabilirdi. Yani Anuna'nın modern ünü, eski bir okul sisteminin dolaylı bir sonucu olabilir.
Bu hipotezi kanıtlayamam; ama bir kavramın hayatta kalması için bir eğitim kurumunun ne kadar önemli olduğunu düşündüren bir tahmin olarak bırakıyorum.
Size soru
Bir kentin arşivinden çıkan tabletler bize o kentin inançlarını mı, yoksa okulunun müfredatını mı anlatıyor? Enlil'in kendi kentinden sürülmesini nasıl yorumluyorsunuz? İstanbul'daki Nippur tabletlerini gördüyseniz izlenimlerinizi paylaşır mısınız? Yorumlarda konuşalım.
Ben Nippur'u düşündüğümde, bir tapınaktan çok bir sınıf görüyorum. Bir öğrencinin, belki de sıkılarak, tanrıların adlarını sırayla yazdığı bir sınıf. Anuna, o sırada, o öğrencinin elinde yaşıyor.
Bir sonraki yazıda Nippur'dan çok uzakta, Oxford'daki bir müze vitrininde duran dört yüzlü bir prizmaya, krallığın gökten indiğini söyleyen o ünlü listeye geçeceğim.
Giriş yap