Giriş yap
🏺 Anunnaki

Nippur'dan Kalhu'ya: Ninurta'nın dönüşü Asur'da nasıl okundu?

British Museum'da, Asur salonlarından birinde büyük bir taş kabartma var. Kanatlı, sakallı bir tanrı, elindeki şimşek demetleriyle pençeli, kanatlı bir yaratığı kovalıyor. Kabartma, Nimrud'dan, antik Kalhu'dan geliyor ve on dokuzuncu yüzyılın ortasında Austen Henry Layard tarafından bulundu. Çoğu kitapta "Ninurta ve Anzu" diye anılıyor; ama bu tanımlama bile tartışmalı.

Ninurta'nın Nippur'a gürültülü dönüşünü anlatan Angim'i daha önce yazdım. Bu kez aynı tanrının, Sümer'den yüzyıllar sonra bir Asur başkentinde nasıl yeniden yorumlandığına bakmak istiyorum. Çünkü Angim, yalnızca Nippur'un değil, Asur'un da metniydi.

Kalhu'daki tapınak

Asur kralı II. Aşşurnasirpal, MÖ dokuzuncu yüzyılda Kalhu'yu yeni başkent olarak inşa etti. Kentin akropolünde, büyük sarayın yanında, Ninurta'ya bir tapınak yaptırdı. Tapınağın yanında yükselen zigurat, bugün Nimrud höyüğünün en belirgin noktası.

Layard, 1840'ların sonunda bu tapınağın girişinde kabartmalar buldu. Kanatlı tanrının canavarı kovaladığı kabartma, bunlardan biri. Layard bunu Londra'ya gönderdi. Tapınağın içinde ise Aşşurnasirpal'in uzun bir yazıtı vardı; bu yazıt, kralın seferlerini ve Ninurta'ya olan bağlılığını anlatıyordu.

Aşşurnasirpal, kendini Ninurta'nın sevgilisi olarak tanıtıyordu. Asur krallarının savaşçı ideolojisi için Ninurta, ideal bir tanrıydı: Düşmanları yenen, dağları fetheden, ganimetlerle dönen bir kahraman.

Layard'ın yanılgısı ve Mallowan'ın dönüşü

Layard, Nimrud'da kazıya başladığında, burasının Ninova olduğunu düşünüyordu. İlk kitabının adı da bu yanılgıyı taşıyor: "Nineveh and Its Remains". Ancak sonraki yıllarda, yazıtların okunmasıyla Nimrud'un Kalhu, yani Tevrat'taki Kalah olduğu anlaşıldı. Asıl Ninova, Musul'un karşısındaki Kuyuncuk höyüğüydü.

Bu yanılgı, Ninurta tapınağının ilk kaydını da etkiledi. Layard, tapınağı bir saray bölümü olarak tanımladı ve kabartmaları bu bağlamda yayımladı. Tapınağın gerçek işlevi, yazıtlar okunduktan sonra netleşti.

Yüz yıl sonra, 1949'dan itibaren Max Mallowan, Nimrud'da yeni kazılar başlattı. Mallowan, Layard'ın kazdığı alanları yeniden inceledi ve Ninurta tapınağıyla zigurat çevresinde daha sistemli kayıtlar tuttu. Mallowan'ın ekibi, Nabu tapınağında da önemli tablet buluntuları yaptı. Bu kazılar, Kalhu'nun dinsel yapısını çok daha iyi anlamamızı sağladı.

Kralların adındaki tanrı

Asur'da Ninurta'nın önemi, kral adlarında da görülüyor. MÖ on üçüncü yüzyılda hüküm süren I. Tukulti-Ninurta, adını bu tanrıdan alıyordu; adı "güvencem Ninurta'dır" anlamına geliyor. Aynı kral, Babil'i fethetti ve Marduk'un heykelini Asur'a götürdü. Onun döneminde yazılan "Tukulti-Ninurta Destanı", kralın zaferini tanrısal bir savaş olarak anlatıyordu.

Yani Ninurta, Asur'da yüzyıllar boyunca savaşçı kralların koruyucusu olarak kaldı. Angim'in Asur kopyaları, bu uzun geleneğin bir parçası.

Kabartmadaki canavar kim?

Kabartmadaki yaratık, aslan gövdeli, kartal ayaklı, kanatlı bir varlık. Uzun süre bunun Anzu olduğu, yani Ninurta'nın kader tabletlerini geri almak için yendiği kuş olduğu düşünüldü. Ama Anzu, Sümer ve Akad sanatında genellikle aslan başlı bir kartal olarak tasvir ediliyor. Kabartmadaki yaratığın ise aslan başı var, ama gövdesi farklı.

Bazı araştırmacılar, bunun Asakku ya da başka bir canavar olabileceğini önerdi. Bazıları ise kabartmadaki tanrının Ninurta değil, Marduk ya da başka bir savaşçı tanrı olduğunu düşündü. Anthony Green ve başka ikonografi uzmanları, Mezopotamya sanatında canavarların adlarının çoğu zaman kesin olarak belirlenemediğini vurguladı.

Bu belirsizlik, bir tapınağın girişindeki kabartmanın bile, ona bakan Asurlu için açık olan bir anlamı, bizim için kapalı bırakabildiğini gösteriyor.

Angim'in Asur kopyaları

Angim, Sümerce bir metin; ama Orta Asur ve Yeni Asur dönemlerinde de kopyalandı. Bu geç kopyalar iki dilli: Sümerce satırların altına Akadca çeviri eklenmiş. Jerrold Cooper, 1978'de "The Return of Ninurta to Nippur" başlıklı edisyonunda, hem Eski Babil hem de Asur kopyalarını bir araya getirdi.

Cooper'ın edisyonu, Asur kopyalarının metni nasıl değiştirdiğini de gösterdi. Bazı satırlar Akadcaya serbestçe çevrilmiş, bazı terimler Asur bağlamına uyarlanmış. Yani Asurlu yazıcılar, Angim'i yalnızca kopyalamadı; onu kendi dünyalarına göre yeniden okudu.

Asur'da Angim'in neden bu kadar ilgi gördüğünü anlamak zor değil. Metin, bir savaşçı tanrının zaferle kente dönüşünü anlatıyor. Asur kralları da seferlerinden ganimetlerle döndüklerinde benzer törenler düzenliyordu. Angim, bu törenler için mükemmel bir mitolojik model sunuyordu.

Kralın dönüşü, tanrının dönüşü

Asur kraliyet yazıtlarında, kralın seferden dönüşü ayrıntılı olarak anlatılıyor. Kral, ganimetleri, esirleri, yenilen düşmanların silahlarını başkente getiriyor ve tanrısına sunuyor. Angim'deki Ninurta da aynı şeyi yapıyor: Yendiği canavarları arabasına asıyor ve Enlil'in tapınağına götürüyor.

Bu paralellik, bazı araştırmacıları şu soruya götürdü: Angim, Asur'da kralın dönüş törenlerinde okunuyor muydu? Doğrudan bir kanıt yok. Ama metnin Asur'da kopyalanması ve Asur ideolojisiyle uyumu, bu olasılığı akla getiriyor.

Ben bu benzerliği, bir metnin farklı dönemlerde farklı amaçlara hizmet edebilmesinin güzel bir örneği olarak görüyorum. Nippur'da bir tanrının kentine dönüşü; Kalhu'da bir kralın kendini o tanrıya benzetmesi.

Çeviri sorunları

İki dilli kopyalar, çevirmenler için hem yardım hem tuzak. Akadca satırlar, Sümercenin anlaşılmasına yardım ediyor; ama Akadca çeviri her zaman Sümerce aslıyla örtüşmüyor. Cooper, bu farkları dikkatle not etti ve hangi okumanın daha eski olduğunu tartıştı.

Bir başka sorun, canavarların adları. Angim'de sayılan canavarların Sümerce adları, Akadca çeviride bazen başka adlarla karşılanıyor. Bu da Asurlu yazıcıların bazı canavarları farklı tanıdığını ya da Sümerce adları anlamadığını gösteriyor olabilir.

Tanrılar arasındaki ilişki

Asur'da Ninurta'nın yeri, Sümer'dekinden farklıydı. Nippur'da Ninurta, Enlil'in oğluydu ve babasının otoritesine bağlıydı. Asur'da ise Enlil'in rolü büyük ölçüde Asur'un baş tanrısı Aşşur'a geçti. Ninurta, Aşşur'un savaşçı yardımcısı olarak öne çıktı.

Angim'in Asur kopyalarında Enlil'in adı korunuyor; ama okuyucunun zihninde Enlil ile Aşşur arasında bir yakınlık kurulmuş olmalı. Nuska, Enlil'in veziri olarak Ninurta'yı kapıda karşılıyor; bu sahne, Asur sarayının kendi protokolünü de yansıtıyor olabilir. Ninlil'in, yani Ninurta'nın annesinin rolü de Asur'da Aşşur'un eşi Mulissu'ya kaymıştı.

Bu yer değiştirmeler, panteonun sabit olmadığını, siyasi merkez değiştikçe tanrıların ilişkilerinin de yeniden düzenlendiğini gösteriyor.

Asur'da Ninurta'nın bir başka rolü daha vardı: tarım ve verimlilik. Sümer'de olduğu gibi, Ninurta yalnızca bir savaşçı değil, aynı zamanda çiftçinin tanrısıydı. "Çiftçinin Öğütleri" adlı Sümer metni, Ninurta'nın tarım bilgisini öven bir satırla bitiyor. Asur'da bu yön geri planda kaldı; ama tamamen kaybolmadı. Kalhu'nun çevresindeki geniş tarım arazileri, Aşşurnasirpal'in kazdırdığı kanallarla sulanıyordu ve bu bereketin bir savaşçı tanrının kentinde yaşanması, bence tanrının iki yüzünü yan yana getiriyordu.

Böylece tanrının iki yüzü, savaşçı ve çiftçi, Asur'da yeni bir dengeye oturdu. Angim, savaşçı yüzü anlatıyordu; ama tanrının bütün kimliği, bu tek metne sığmıyordu. Asurlu bir okuyucu, Angim'i okurken bu öteki yüzü de hatırlıyor olmalıydı.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Ninurta'yı Enlil'in en sadık savaşçısı ve Anunnaki'nin uçan makinelerini kullanan bir pilot olarak gördü. Kalhu'daki kabartmayı da Ninurta'nın havada bir düşmanla savaştığını gösteren bir sahne olarak yorumladı. Angim'deki arabayı ise bir uçan araç olarak okudu.

Akademik okumada ise Ninurta'nın arabası, Mezopotamya'daki tanrı arabaları geleneğinin bir parçası. Tanrı heykelleri, törenlerde arabalarla taşınıyordu. Kabartmadaki tanrının kanatları ise, Asur sanatında pek çok tanrısal ve koruyucu varlığa verilen bir özellik; uçuşu değil, tanrısallığı gösteriyor.

Forumlarda Nimrud kabartması

Forumlarda Nimrud kabartması, "Anunnaki savaşı" başlıklı paylaşımlarda sık sık görülüyor. Kimi forum yazarları kabartmadaki şimşek demetlerini bir enerji silahı olarak yorumluyor. Başkaları, şimşek demetinin Mezopotamya sanatında fırtına tanrılarının standart sembolü olduğunu hatırlattı ve Adad'ın da aynı sembolle tasvir edildiğini yazdı.

Türkçe forumlarda kabartma genellikle "Ninurta ve Anzu" adıyla, tartışmasız bir tanımlama olarak paylaşılıyor. Canavarın kimliği üzerindeki tartışmadan söz edildiğini görmedim.

SohbeX teorisi: Bir metin, iki tören

Bu bölüm spekülatif.

Belki de Angim, Asur'da iki farklı törende okunuyordu: Biri Ninurta'nın tapınağında, tanrının yıllık bayramında; öteki kralın seferden dönüşünde. İki dilli kopyalar, metnin hem Sümerce bilen rahiplere hem de Akadca konuşan saray halkına hitap etmesini sağlıyordu.

Bu fikri kanıtlayan bir ritüel metni bilmiyorum; varsa da henüz yayımlanmış değil. Ama Kalhu'da Ninurta tapınağının sarayın hemen yanında olması, din ile kraliyet törenlerinin bu kadar iç içe olduğu bir yerde, Angim'in iki yöne de hizmet edebileceğini düşündürüyor.

Size soru

Bir tanrının zafer dönüşünü anlatan bir şiir, bir kralın elinde bir propaganda aracına dönüşebilir mi? Yoksa kral, gerçekten kendini o tanrının bir yansıması olarak mı görüyordu? Nimrud kabartmasının fotoğrafına her baktığımda, bu sorunun cevabını hâlâ bilmediğimi fark ediyorum.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap