Giriş yap
🏺 Anunnaki

Nimrud ve IŞİD: bir Asur sarayının yıkımı

2015 baharında, internette yayılan bir video, dünyanın dört bir yanındaki arkeologları, bir kez daha sarstı. Videoda, IŞİD militanları, Kuzey Irak'taki antik Asur şehri Nimrud'da, balyozlarla ve matkaplarla, üç bin yıllık kabartmaları parçalıyordu. Videonun sonunda, sarayın bir bölümü, büyük bir patlamayla havaya uçuyordu.

Bu sayfada, Nimrud'un hikâyesini ve onun yıkımını anlatmak istiyorum. Nimrud neydi? Orada ne vardı? IŞİD neden bu şehri hedef aldı? Ve bugün, Nimrud'dan geriye ne kaldı? Siz, üç bin yıllık bir sarayın, birkaç dakika içinde yok edildiğini izlemek zorunda kalsaydınız, ne hissederdiniz?

Kalhu

Nimrud, antik adıyla Kalhu, Dicle Nehri'nin doğu kıyısında, bugünkü Musul'un yaklaşık otuz kilometre güneydoğusunda yer alıyor. Şehir, MÖ dokuzuncu yüzyılda, Asur kralı II. Aşurnasirpal tarafından, Asur İmparatorluğu'nun yeni başkenti olarak, yeniden inşa edildi.

Aşurnasirpal, Kalhu'yu, büyük bir törenle açtı. Bu tören, "Ziyafet Steli" olarak bilinen bir yazıtta anlatılıyor. Stele göre, kral, şehrin açılışında, imparatorluğun dört bir yanından gelen, yaklaşık yetmiş bin konuğu, on gün boyunca ağırladı. Yazıtta, bu ziyafette tüketilen yiyecek ve içeceklerin, uzun bir listesi yer alıyor. Bu rakamların, propaganda amacıyla abartılmış olabileceği, akademisyenler tarafından vurgulanıyor.

Kalhu, yaklaşık bir buçuk yüzyıl boyunca, Asur'un başkenti olarak kaldı. Daha sonra, başkent, önce Dur-Şarrukin'e, ardından Ninova'ya taşındı. Ama Kalhu, önemli bir şehir olmaya devam etti; ta ki MÖ yedinci yüzyılın sonunda, Asur İmparatorluğu çöküp şehir yağmalanana kadar.

Kuzeybatı Sarayı

Nimrud'un en ünlü yapısı, II. Aşurnasirpal'in Kuzeybatı Sarayı'ydı. Bu saray, yüzlerce odası, avluları ve kabartmalarla süslü duvarlarıyla, Asur kraliyet mimarisinin en etkileyici örneklerinden biriydi. Sarayın duvarları, kralın savaşlarını, av sahnelerini ve dini ritüelleri tasvir eden, büyük taş kabartmalarla kaplıydı.

Sarayın girişlerinde, lamassu denilen, insan başlı, kanatlı boğa ya da aslan heykelleri duruyordu. Bu dev heykeller, sarayın kapılarını, kötü güçlere karşı koruyordu. Kabartmaların birçoğunda, kanatlı figürler, ellerinde bir kova ve bir kozalak benzeri nesneyle, kutsal bir ağacın etrafında tasvir ediliyordu. Bu figürler, Anunnaki tartışmalarında, sıkça, "tanrıların kol çantası" olarak yorumlanan görüntülerin kaynağı.

Layard ve dağılan kabartmalar

Nimrud, 1840'larda, İngiliz arkeolog Austen Henry Layard tarafından kazıldı. Layard, Kuzeybatı Sarayı'nın kabartmalarını ve lamassu heykellerini ortaya çıkardı. Bu eserlerin önemli bir kısmı, Londra'ya, British Museum'a gönderildi. Bir lamassu çiftinin, Dicle'den sallarla taşınıp, oradan gemilerle İngiltere'ye götürülmesi, Layard'ın kitabında, ayrıntılı olarak anlatılıyor.

Layard'dan sonra, Nimrud'un kabartmaları, dünyanın farklı müzelerine dağıldı. Bugün, Kuzeybatı Sarayı'ndan gelen kabartmalar, British Museum'un yanı sıra, New York'taki Metropolitan Müzesi'nde, Paris'teki Louvre'da, Berlin'deki Ön Asya Müzesi'nde ve Amerika'daki birçok üniversite müzesinde bulunuyor. Bu dağılma, bugün, acı bir ironiye dönüştü: Nimrud'dan uzaklaştırılan kabartmalar, IŞİD'in yıkımından kurtuldu.

Yıkım

IŞİD, 2014 yazında, Musul'u ve çevresini ele geçirdi. Örgüt, kontrol ettiği bölgelerde, antik eserleri, putperestlik simgeleri olarak görüp yok etmeye başladı. Şubat 2015'te, Musul Müzesi'nde, heykelleri balyozlarla parçaladıkları bir video yayınladılar.

Mart 2015'te, IŞİD'in Nimrud'u tahrip ettiği haberleri geldi. Nisan ayında yayınlanan videoda, militanlar, Kuzeybatı Sarayı'nın kabartmalarını, balyozlarla ve elektrikli aletlerle parçalıyor, ardından, sarayı, patlayıcılarla havaya uçuruyordu. Sarayın girişindeki lamassu heykelleri de, bu yıkımdan payını aldı.

Daha sonraki uydu görüntüleri, Nimrud'daki zigguratın da, iş makineleriyle düzleştirildiğini gösterdi. Bu ziggurat, binlerce yıl boyunca, bölgenin manzarasına hâkim olan bir yapıydı. Yıkımı, uydu fotoğraflarında, açıkça görülebiliyordu. Kerpiçten yapılmış bu yapı, yüzyıllar boyunca, yağmur ve rüzgârla aşınmış, ama yine de, ovanın üzerinde, belirgin bir tepe olarak kalmıştı. Onun düzleştirilmesi, Nimrud'un siluetini, kalıcı olarak değiştirdi.

Neden Nimrud?

IŞİD, yıkımı, dini gerekçelerle açıkladı. Örgüte göre, antik heykeller ve kabartmalar, putperestlik simgeleriydi ve yok edilmeleri gerekiyordu. Ama birçok uzman, bu yıkımın, sadece dini değil, aynı zamanda, propaganda amaçlı olduğunu vurguluyor. Yıkım videoları, dünya çapında ilgi görüyor ve örgütün, medyada sürekli gündemde kalmasını sağlıyordu.

Bir başka boyut da, para. Uzmanlar, IŞİD'in, bir yandan büyük eserleri kameralar önünde yok ederken, bir yandan da, küçük ve taşınabilir eserleri, yasadışı antika piyasasına sattığını öne sürüyor. Bu, yıkımın, sadece ideolojik değil, aynı zamanda, ekonomik bir boyutu olduğunu gösteriyor. Kameralar önünde yok edilen bir kabartma ile gizlice satılan bir silindir mühür, aynı stratejinin, iki farklı yüzü olabilir. Bu çelişki, yıkımın ideolojik gerekçelerini, ciddi biçimde sorgulatıyor. Bir yandan put diye kırılan eserler, öte yandan, para için alıcı arıyordu.

Kurtuluştan sonra

Kasım 2016'da, Irak güçleri, Nimrud'u, IŞİD'den geri aldı. Bölgeye giren arkeologlar ve gazeteciler, yıkımın boyutunu, kendi gözleriyle gördü. Kuzeybatı Sarayı'nın büyük bir kısmı, moloz yığınına dönmüştü. Kabartmaların parçaları, yerlere saçılmıştı. Bazı parçalarda, çivi yazılı satırlar ve figürlerin ayrıntıları, hâlâ seçilebiliyordu. Arkeologlar, bu parçaları, tek tek numaralandırıp kayıt altına almaya başladı. Bu, sabır isteyen, yavaş ve yorucu bir işti.

Ama yıkım, tam olarak, IŞİD'in videolarında gösterildiği kadar kapsamlı değildi. Bazı kabartma parçaları ve heykeller, enkazın altında, nispeten sağlam olarak bulundu. Sonraki yıllarda, uluslararası ekipler, Iraklı arkeologlarla birlikte, enkazı belgeleme, parçaları toplama ve bazı yapıları koruma altına alma çalışmalarına başladı.

Ninova'nın altındaki tüneller

IŞİD'in yıkımı, sadece Nimrud ile sınırlı kalmadı. Musul'da, Ninova'nın kalıntıları üzerinde yükselen Nebi Yunus Tepesi'ndeki türbe, 2014 yazında, örgüt tarafından havaya uçuruldu. Bu türbe, geleneğe göre, peygamber Yunus'un mezarı olarak biliniyordu.

Musul'un kurtarılmasından sonra, Iraklı arkeologlar, yıkılan türbenin altında, IŞİD'in açtığı tünelleri keşfetti. Bu tüneller, muhtemelen, yağmalanacak eserler aramak için kazılmıştı. Ama tünellerin içinde, Asur kralı Asarhaddon'a ait olduğu düşünülen bir sarayın kalıntıları ortaya çıktı. Tünel duvarlarında, kabartmalar ve yazıtlar görüldü.

Bu keşif, acı bir paradoks yarattı: yıkım için kazılan tüneller, daha önce erişilemeyen bir sarayı, gün ışığına çıkarmıştı. Arkeologlar, tünellerin çökme tehlikesi altında, buluntuları belgelemeye çalıştı.

Hafızayı yeniden kurmak

Nimrud'un yıkımına, sanatçılar ve teknoloji uzmanları da, kendi yollarıyla cevap verdi. Irak kökenli Amerikalı sanatçı Michael Rakowitz, 2018'de, Londra'daki Trafalgar Meydanı'nda, Ninova'daki bir lamassunun, hurma şurubu kutularından yapılmış bir kopyasını sergiledi. Bu eser, IŞİD'in yok ettiği bir heykelin, yeniden hatırlanmasını amaçlıyordu.

Bazı dijital projeler ise, Nimrud'un kabartmalarını, eski fotoğraflardan ve müzelerdeki parçalardan yararlanarak, sanal ortamda yeniden bir araya getirmeye çalıştı. Bu projeler, yıkılan bir yapıyı geri getirmiyor; ama onun hafızasını, yeni kuşaklara aktarmanın bir yolunu sunuyor. Sizce, bir eserin dijital kopyası, kaybını ne kadar hafifletebilir?

Tanrılar arasındaki ilişki

Nimrud'daki kabartmaların birçoğunda, tanrılar ve koruyucu varlıklar, krallarla birlikte tasvir ediliyordu. Kanatlı figürler, apkallu olarak bilinen bilge varlıklar ya da koruyucu cinlerdi. Onlar, kralı, kötü güçlerden koruyor ve ona, tanrısal bereket aktarıyordu.

Bu kabartmalarda, kutsal ağaç da, merkezi bir yere sahipti. Kutsal ağacın, Asur dini ve kraliyet ideolojisindeki anlamı, akademisyenler arasında tartışmalı; bazıları onu, kozmik düzenin, bazıları ise, kralın kendisinin bir simgesi olarak görüyor.

Akademik okuma

Akademisyenler, Nimrud'un yıkımını, kültürel mirasa yönelik, kasıtlı saldırıların en ağır örneklerinden biri olarak görüyor. Bu yıkım, uluslararası hukukta, kültürel mirasın tahribinin, bir savaş suçu olarak tanınması tartışmalarını hızlandırdı.

Nimrud'un kazı tarihini anlatan, Joan ve David Oates'in "Nimrud: An Assyrian Imperial City Revealed" kitabı, şehrin, yıkımdan önceki halini anlamak için, önemli bir kaynak.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Nimrud'un kanatlı figürlerini, Anunnaki'nin tasvirleri olarak yorumladı. Ona göre, bu figürlerin elindeki kova ve kozalak, Anunnaki'nin kullandığı teknolojik aletlerdi.

Ama bu figürler, Asur sanatında, koruyucu varlıklar olarak, belirli bir ikonografik gelenek içinde tasvir ediliyordu. Onların elindeki nesneler, arınma ve bereket ritüelleriyle ilişkilendiriliyor.

Forumlarda

Forumlarda, Nimrud'un yıkımı, bazı kullanıcılar tarafından, Anunnaki'ye dair kanıtların yok edilmesi olarak yorumlandı. Bu yoruma göre, IŞİD'in gerçek amacı, bu kanıtları ortadan kaldırmaktı.

Bence bu yorum, yıkımın gerçek nedenlerini ve kurbanlarını, gölgede bırakıyor. Nimrud'un yıkımı, Irak halkının ve bütün insanlığın, ortak mirasına yönelik bir saldırıydı.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence Nimrud'un yıkımı, bize, geçmişin, ne kadar kolay kaybedilebileceğini gösterdi. Binlerce yıl boyunca, savaşlardan, depremlerden ve zamandan kurtulan bir saray, birkaç gün içinde, yok edildi. Belki de, bu kaybı, unutmamak için yapabileceğimiz en iyi şey, Nimrud'un hikâyesini, anlatmaya devam etmek.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Nimrud'un yıkımını, haberlerde izlediniz mi? Bir mirasın yok edilmesine karşı, sizce, ne yapılabilir? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap