Giriş yap
🏺 Anunnaki

Nibiru: Jüpiter mi, Marduk'un yıldızı mı, kayıp gezegen mi?

2012'yi hatırlayanlar bilir. Maya takvimi bitiyordu, dünya da bitecekti. O dönem bir arkadaşım ciddi ciddi su ve konserve stoklamıştı. Kıyametin sebebi ise çoğu forumda aynıydı: Nibiru. Güneş sisteminin dışından gelen, 3.600 yılda bir yaklaşan dev bir gezegen. Dünya'yı yörüngesinden çıkaracak ya da çarpacaktı.

21 Aralık 2012 geldi, geçti. Arkadaşım konservelerin bir kısmını hâlâ yemedi. Nibiru ise birkaç yılda bir yeniden "geliyor". 2017'de yine bir tarih verilmişti. Merak ettim: Bu kelime nereden çıktı ve tabletlerde gerçekten ne anlama geliyor?

Kelimenin kendisi

Nibiru, ya da Akadca okunuşuyla nēberu, gerçek bir kelime. Kökü "karşıya geçmek" fiiliyle ilgili. Sözlüklerde geçit, nehir geçidi, iskele, feribot gibi anlamlar veriliyor. Yani kelimenin gündelik hayattaki karşılığı bir "geçiş noktası".

Astronomi metinlerinde ise bir gök cismine verilen ad olarak da kullanılıyor. Michael Heiser, Chicago Asur Sözlüğü'ndeki geçişleri tarayarak kelimenin bu bağlamlarda Jüpiter'i, bazı metinlerde Merkür'ü, Marduk'un yıldızını ya da belirli bir yıldızı anlatmak için kullanıldığını derlemiş. 2015'te CDLI Bülteni'nde yayımlanan bir makale de Marduk'un yıldızı Nēbiru üzerinde duruyor ve onu şafak vaktinde güney ufkunda görülen belirli bir gök cismiyle ilişkilendiriyor. Bu kaynakların hiçbirinde Plüton'un ötesinde dolanan, 3.600 yıllık yörüngesi olan bir gezegen yok.

Aklıma takılan bir detay var: Enuma Eliş'te Marduk evreni düzenlerken Nēbiru'yu bir "geçit" noktası olarak, diğer yıldızların yerini belirleyen bir işaret gibi koyuyor. Gök cisimlerinin yolunu bir nehir geçidine benzetmek bence çok şiirsel. Kelime belki de buradan, göğün belirli bir "geçiş yerinden" geliyor.

Sitchin'in Nibiru'su

Peki 3.600 yıl nereden çıktı? Zecharia Sitchin, 1976'daki "12. Gezegen" kitabında Nibiru'yu güneş sistemine uzun ve eliptik bir yörüngeyle giren bir gezegen olarak tanımladı. Bu gezegenin sakinleri Anunnaki idi ve 3.600 yılda bir Dünya'ya yaklaşıyorlardı. Sayının kaynağı, Sümer matematiğindeki "sar" birimi; yani 3.600. Kral Listesi yazısında anlattığım birim.

Sitchin ayrıca Berlin'deki bir silindir mühürde (VA 243 diye anılan) on bir küre ile bir güneşin çevresinde dizilmiş gezegenleri gördüğünü öne sürdü. Heiser bu mühürdeki merkez sembolün Mezopotamya sanatındaki güneş sembolüyle eşleşmediğini, yüzlerce örnekte güneşin farklı çizildiğini ayrıntılı biçimde gösteriyor. Bu yüzden akademik çevreler mühürdeki noktaların bir gezegen sistemi olduğunu kabul etmiyor.

Sitchin'in kendi Nibiru'su ise aslında kıyametle ilgili değildi. Kıyamet kısmını sonradan başka anlatıcılar ekledi. 1990'ların sonunda, "uzaylılardan mesaj aldığını" söyleyen bir kişinin 2003 tarihi verdiği, sonra bu tarihin 2012'ye kaydırıldığı aktarılıyor. Yani Nibiru'nun kıyamet versiyonu, Sitchin versiyonunun bile üstüne kurulmuş ikinci bir kat.

Gökbilimciler ne diyor?

Burada iş akademik tartışmadan daha somut bir alana kayıyor. Güneş sistemine yaklaşan Jüpiter büyüklüğünde ya da daha büyük bir cisim olsaydı, bugün çok sayıda teleskop ve gökyüzü taraması onu çoktan görürdü. Kızılötesi taramalar, yörünge hesapları, gezegenlerin hareketlerindeki sapmalar... NASA ve birçok gökbilimci yıllar boyunca böyle bir cismin izine rastlanmadığını tekrar tekrar açıkladı.

İlginç bir not: Gökbilimciler bugün hâlâ Neptün'ün ötesinde keşfedilmemiş bir gezegen olabileceğini tartışıyor; buna "Dokuzuncu Gezegen" hipotezi deniyor. Bazı Nibiru savunucuları bunu "işte bulundu" diye yorumluyor. Ama bu hipotezdeki varsayımsal gezegen, eğer varsa, çok uzakta, çok yavaş dolaşan ve Dünya'ya yaklaşmayan bir cisim. Sümer tabletleriyle de bir bağı yok. Hipotezin dayandığı veri, bazı uzak cisimlerin yörüngelerindeki kümelenme.

Enuma Eliş'te Nibiru

Nibiru kelimesinin en çok alıntılanan geçişi, Babil yaratılış destanı Enuma Eliş'in beşinci ve yedinci tabletlerinde. Marduk, Tiamat'ı yendikten sonra gökyüzünü düzenliyor, yıldızlara yerlerini veriyor ve tanrılar için gök istasyonları kuruyor. Bu düzenin içinde Nibiru, diğer gök cisimlerinin sınırlarını belirleyen bir nokta olarak anılıyor. Yedinci tablette ise Marduk'un elli adından biri olarak Nibiru geçiyor; "gökyüzünün geçitlerini tutan" gibi bir tanımla.

Akademisyenler bu kelimenin Akadca "geçmek, karşıya geçmek" anlamındaki bir kökten geldiğini düşünüyor. Nibiru, bir geçit noktası ya da geçiş yeri. Bu yüzden bazı Asurologlar onu gök ekvatorunu geçen bir noktaya, bazıları da belirli zamanlarda Jüpiter'e bağlıyor. MUL.APIN adlı astronomi derlemesinde de Nibiru'dan söz ediliyor ve bağlam, Marduk'un yıldızı olarak bilinen Jüpiter'i işaret ediyor gibi.

Farklı okumalar

Kimi araştırmacılar Nibiru'nun her zaman aynı gök cismini göstermediğini öne sürüyor. Bir dönemde Jüpiter, başka bir bağlamda Merkür ya da bir sabit yıldız olabilir. Mezopotamya astronomisi çok katmanlı; aynı isim farklı dönemlerde farklı gözlemlere bağlanabiliyor. Bu da kesin bir cevap vermeyi zorlaştırıyor. Ama hiçbir okuma, Nibiru'yu 3.600 yılda bir Güneş'in etrafını dolaşan dev bir gezegen olarak tarif etmiyor.

Michael Heiser gibi isimler, Sitchin'in Nibiru yorumunu ayrıntılı biçimde eleştiren yazılar yayımladı. Bu yazıların en güçlü noktası şu: Sitchin'in kullandığı metinlerin çoğu, onun dediği şeyi söylemiyor. Üstelik meşhur VA 243 mührü, Sitchin'in güneş sistemi diye yorumladığı yıldız kümesiyle, aslında Mezopotamya sanatında sıkça görülen bir yıldız sembolü olarak okunuyor.

Kıyamet tarihleri ve hayal kırıklıkları

Nibiru'nun popüler kültürdeki en büyük etkisi kıyamet tahminlerinde oldu. 2003'te Nancy Lieder adlı bir kadın, Nibiru'nun Dünya'ya çarpacağını iddia etti. Tarih geçti, bir şey olmadı. Sonra 2012'deki Maya takvimi heyecanına bağlandı. Yine bir şey olmadı. 2017'de David Meade adlı bir yazar yeni bir tarih verdi. Yine olmadı.

NASA bu iddialara defalarca açıklama yaptı. Bu büyüklükte bir gezegen yaklaşıyor olsaydı, yıllar önce çıplak gözle bile görülürdü. Gökbilimciler her gece gökyüzünü tarıyor; amatörler bile yüksek kaliteli teleskoplara sahip. Böyle bir cismi saklamak mümkün değil.

Forumlarda bu açıklamalar genelde "NASA gerçeği saklıyor" şeklinde karşılanıyor. Bir X gönderisinde "Nibiru Güney Kutbu'ndan görünüyor ama oraya gitmemize izin vermiyorlar" diye bir iddia görmüştüm. Antarktika'da onlarca ülkenin araştırma istasyonu olduğunu düşününce bu iddia bana çok zayıf geldi.

Dokuzuncu Gezegen'le karıştırılması

Bir de "Planet Nine" meselesi var. 2016'da Caltech'ten iki gökbilimci, Kuiper kuşağındaki bazı cisimlerin yörüngelerinin, uzakta henüz görülmemiş büyük bir gezegenin varlığına işaret edebileceğini önerdi. Bu tamamen bilimsel bir hipotez ve hâlâ araştırılıyor. Ama Nibiru meraklıları hemen bunu "işte Nibiru bulundu" diye paylaşmaya başladı.

İkisi arasında büyük farklar var. Dokuzuncu gezegen varsa, Güneş'ten çok uzakta, on binlerce yıllık bir yörüngede dolaşıyor ve iç sisteme girmiyor. Dünya'ya yaklaşması söz konusu değil. Yine de bu karışıklık bana bir şeyi hatırlatıyor: İnsanlar bir hikâyeye bağlandığında, yeni her bilgiyi o hikâyenin kanıtı olarak görmeye eğilimli.

Bu arada küçük bir not: Mezopotamya gökbilimcileri gerçekten çok iyi gözlemciydi. Babil'deki astronomik günlükler yüzyıllar boyunca gezegen hareketlerini, tutulmaları, nehir seviyelerini ve fiyatları kaydetti. Venüs'ün doğuş ve batışlarını izleyen Ammisaduqa tableti, bugün tarihlendirme tartışmalarında bile kullanılıyor. Böyle titiz gözlemciler, 3.600 yılda bir yaklaşan dev bir gezegeni kaydetmiş olsaydı, bunun izini günlüklerde açıkça görmeyi beklerdik. Ama bu kayıtlarda öyle bir şey yok.

Belki de Nibiru'nun asıl gücü, adının kendisinde. "Geçiş noktası" anlamına gelen bir kelimenin, bugün bir kıyamet gezegenine dönüşmesi, bir kelimenin ne kadar uzağa yolculuk edebileceğini gösteriyor. Babil gökbilimcileri bunu duysa ne derdi, merak ediyorum.

Türkçe forumlarda Nibiru'ya bir de dinî yorumlar katılıyor. Bazı kullanıcılar onu kıyamet alametleriyle, bazıları da gökten gelecek bir uyarıyla bağdaştırıyor. Bu tartışmalar genelde çok uzun ve hararetli geçiyor. Ben bir kere bir başlıkta, bir kullanıcının Babil gök günlüklerinden çeviri paylaştığını ve kimsenin ona cevap vermediğini görmüştüm. Belki de asıl metin, hikâyenin kendisi kadar heyecanlı bulunmuyor.

Kendi adıma şunu söyleyebilirim: Nibiru hakkındaki her yeni iddiayı gördüğümde, ilk yaptığım şey hâlâ aynı. Önce kelimenin metinde nerede geçtiğine bakıyorum, sonra gökbilimcilerin ne dediğine. Bu alışkanlık, bana çok fazla gereksiz kaygıdan kurtulma fırsatı verdi.

Neden vazgeçemiyoruz?

Ben Nibiru'yu bir kelime olarak sevmeye başladım. "Geçit" demek. Bir yerden bir yere geçiş. Belki de Nibiru'nun bu kadar dayanıklı bir efsane olmasının sebebi bu: Hep bir geçişin eşiğindeyiz duygusu. Yeni bir çağ, yeni bir dünya, kıyamet ya da uyanış.

Bir de şunu düşünüyorum: Nibiru her "gelmediğinde" efsane ölmüyor, sadece tarih değiştiriyor. Bu, inancın kanıttan çok bir ihtiyaca dayandığını gösteriyor olabilir. İnsanlar dünyanın düzenini anlamlandırmak, bilinmeyeni bir isme bağlamak istiyor.

Sizin çevrenizde 2012'de stok yapan biri oldu mu? Ya da Nibiru'yu ilk kez nerede duydunuz? Yorumlarda o dönemin hikâyelerini okumak isterim. Bir de dürüstçe sorayım: Bir gün gerçekten yeni bir gezegen bulunsa, adının Nibiru olmasını ister miydiniz?

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap