Nibiru hakkında uzmanlar ne diyor? Bir gökbilimcinin gelen kutusu, bir Asurologun sözlüğü ve Marduk'un elli adı
Nibiru, Anunnaki anlatısının en bilinen kelimelerinden biri. Popüler anlatıda, güneş sisteminin dış bölgelerinde, uzun ve basık bir yörüngede dolanan, birkaç bin yılda bir iç bölgelere yaklaşan bir gezegen. Anunnaki'nin yurdu, kıyametlerin habercisi, saklanan bir gök cismi. Bu kelime hakkında çok konuşuluyor; ama konuşanların arasında, kelimenin geldiği dili okuyanlar ve gökyüzünü meslek olarak izleyenler pek az duyuluyor.
Bu yazının farklı bir hedefi var: Nibiru'yu iki uzmanlık alanının gözünden okumak. Biri, gökyüzünü ölçen gökbilimciler. Diğeri, çivi yazısını okuyan Asurologlar. Bu iki grup, aynı kelimeye bambaşka yerlerden bakıyor; ama vardıkları sonuçlar şaşırtıcı biçimde örtüşüyor.
Gökbilimcinin gelen kutusu
2000'lerin sonlarında, NASA'nın astrobiyoloji programında çalışan gökbilimci David Morrison, halkın sorularını cevaplayan bir çevrimiçi hizmette görev alıyordu. Morrison, sonradan yaptığı açıklamalarda, Nibiru ve 2012 kıyameti hakkında binlerce soru aldığını anlattı. Bu soruların bir kısmı meraktan, bir kısmı ise derin bir korkudan geliyordu. Bazı gençlerin kıyamet korkusuyla kendilerine zarar vermeyi düşündüğünü yazan mesajlar bile aldığını belirtti.
Morrison'ın cevapları hep aynı noktaya dönüyordu: Eğer güneş sisteminin iç bölgelerine yaklaşan büyük bir gezegen olsaydı, onu yıllar öncesinden görebilirdik. Gökyüzü, profesyonel gökbilimcilerin yanında binlerce amatör gökbilimci tarafından her gece izleniyor. Böyle bir cisim, en parlak yıldızlardan biri olarak çıplak gözle görülebilir hale gelirdi; ayrıca yerçekimi etkisi, diğer gezegenlerin yörüngelerinde ölçülebilir sapmalar yaratırdı. Bunların hiçbiri gözlenmedi.
Bu açıklama, gökbilimcilerin Nibiru'ya dair genel tutumunu yansıtıyor. Onlar için Nibiru bir gözlem sorusu ve gözlemler bu soruya olumsuz cevap veriyor.
Dokuzuncu Gezegen karışıklığı
Gökbilimciler arasında bir başka konu da sık sık Nibiru'yla karıştırılıyor. 2016'da Caltech'ten Konstantin Batygin ve Mike Brown, Neptün'ün ötesindeki bazı küçük cisimlerin yörüngelerinde gözlemlenen kümelenmeyi açıklamak için, güneş sisteminin uzak bölgelerinde henüz keşfedilmemiş büyük bir gezegen olabileceğini öne sürdü. Bu varsayımsal cisme "Dokuzuncu Gezegen" adı verildi.
Bu haber, sosyal medyada hemen "NASA Nibiru'yu doğruladı" başlıklarıyla paylaşıldı. Oysa iki fikir arasında büyük farklar var. Dokuzuncu Gezegen, eğer varsa, güneş sisteminin çok uzak bölgelerinde kalan ve iç bölgelere hiç yaklaşmayan bir yörüngede dolanıyor. Varlığı, matematiksel modellere dayanan bir hipotez ve hâlâ gözlemle doğrulanmayı bekliyor. Mike Brown, kendi açıklamalarında bu karışıklığa defalarca dikkat çekti ve Dokuzuncu Gezegen'in Nibiru'yla hiçbir ilgisi olmadığını vurguladı.
Siz bir bilimsel haberi okuduğunuzda, başlığın içeriğiyle uyuşup uyuşmadığını kontrol ediyor musunuz?
Asurologun sözlüğü
Kelimenin kendisine dönelim. "Nibiru" ya da Akadca okunuşuyla "nēberu", Akadcada "geçit", "geçiş yeri" ya da "karşıya geçme noktası" anlamına gelen bir kelime. Günlük dilde, bir nehrin karşıya geçildiği yeri ya da bir feribot iskelesini anlatmak için kullanılıyordu.
Gökbilim metinlerinde ise bu kelime, gökyüzündeki belirli bir noktayı ya da o noktada görünen bir gök cismini anlatıyor. Asurolog Wayne Horowitz, "Mesopotamian Cosmic Geography" adlı çalışmasında ve başka yayınlarında, nēberu'nun farklı metinlerde farklı bağlamlarda kullanıldığını gösteriyor. "MUL.APIN" adlı gökbilim derlemesinde nēberu, Marduk'un yıldızıyla ilişkilendiriliyor ve çoğu araştırmacı bunu Jüpiter gezegeninin belirli bir konumdaki görünümü olarak yorumluyor. Bazı metinlerde ise Merkür'le de ilişkilendirildiği görülüyor.
Asurologların vurguladığı nokta şu: Nēberu, bilinen gezegenlerin gökyüzündeki belirli bir konumunu ya da belirli bir rolünü anlatan bir terim. Metinlerde, uzun ve basık bir yörüngede dolanan, binlerce yılda bir yaklaşan gizli bir gezegene dair hiçbir ifade yok.
Tanrılar arasındaki ilişki: Marduk'un elli adı
Nibiru'nun en ünlü geçtiği metin, Babil'in yaratılış destanı Enuma Eliş. Destanın sonunda, Marduk'un Tiamat'ı yenmesi ve evreni düzenlemesinin ardından, tanrılar toplanıp Marduk'a elli ad veriyor. Her ad, Marduk'un farklı bir gücünü ya da görevini anlatıyor.
Yedinci tablette bu adlardan biri Nēberu. Metin, Nēberu'nun göğün ve yerin geçitlerini tuttuğunu, yıldızların yollarını düzenlediğini ve tanrıları bir sürü gibi güttüğünü söylüyor. Yani bu ad, Marduk'un gökyüzündeki düzen ve denge rolünü anlatıyor.
Bu sahnede tanrılar arasındaki ilişki çok özel. Daha önce kendi güçleri ve unvanları olan tanrılar, bu güçlerin ve unvanların bir kısmını Marduk'a devrediyor. Enlil, kendi "ülkelerin efendisi" unvanını Marduk'a veriyor; Ea, yani Enki, "onun adı benim adım olsun" diyerek kendi gücünü onunla paylaşıyor. Elli ad, aslında elli tanrının ve elli gücün tek bir tanrıda toplanması.
Bu, Babil'in yükselişini ve Marduk'un baş tanrı olarak kabul edilmesini anlatan siyasi bir teoloji. Eski Sümer tanrıları, yeni gücü onaylıyor ve ona kendi yetkilerinden pay veriyor.
Akademik okuma
Akademik çevrelerin Nibiru konusundaki tutumu, iki alanın bir araya gelmesiyle netleşiyor. Gökbilimciler, iç bölgelere yaklaşan büyük bir gezegenin gözlem verileriyle desteklenmediğini söylüyor. Asurologlar, metinlerin böyle bir gezegeni anlatmadığını söylüyor. İki farklı yöntem, aynı sonuca ulaşıyor.
Asurolog Francesca Rochberg'in Mezopotamya gökbilimi üzerine yazdıkları da bu tablonun önemli bir parçası. Rochberg, Babil gökbiliminin son derece sistematik ve matematiksel bir disiplin olduğunu, gezegenlerin hareketlerini yüzyıllar boyunca kaydedip öngörebildiğini gösteriyor. Bu titiz bir gözlem geleneği; eğer gökyüzünde düzenli olarak görünen büyük bir gezegen olsaydı, Babil kayıtları onu da sistematik biçimde kaydederdi.
Babil gökbilimcilerinin gözlem kayıtlarına dair en çarpıcı kaynaklardan biri, "Astronomik Günlükler" adı verilen tabletler. Bu günlüklerde yazıcılar, yüzyıllar boyunca neredeyse her gece gökyüzünde gördüklerini, hava durumunu, nehir seviyesini ve pazar fiyatlarını not etti. Günlükler, gökyüzünün ne kadar dikkatle izlendiğini gösteriyor. Bu kadar titiz bir kayıt geleneğinde, Nibiru gibi büyük bir cismin hiç anılmaması, uzmanlar için çok şey söylüyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, nēberu'yu "geçiş gezegeni" olarak çevirdi ve onu Enuma Eliş'teki Marduk'la özdeşleştirdi. Ona göre Marduk bir gezegendi ve Tiamat'la çarpışması, güneş sisteminin oluşumundaki bir olayın kaydıydı. Nēberu adı da bu gezegenin, her yörünge turunda iç bölgeleri "geçtiğini" anlatıyordu. Sitchin bu gezegenin yörünge süresini 3600 yıl olarak hesapladı ve bunu Sümer sayı sisteminin bir birimiyle ilişkilendirdi.
Neden bu kadar yayıldı?
Uzmanların görüşlerine rağmen Nibiru fikrinin yayılmasının nedenlerinden biri, uzman seslerinin kendisinin dağınık olması. Gökbilimciler genellikle Asurolojiyle, Asurologlar da gökbilimle ilgilenmiyor. Her iki grubun açıklamaları farklı yerlerde yayımlanıyor ve popüler tartışmalara nadiren aynı anda ulaşıyor.
Bir başka neden, uzmanların dili. Morrison gibi gökbilimcilerin açıklamaları sabırlı ve teknik; Horowitz gibi Asurologların yayınları ise akademik dergilerde ve kitaplarda yer alıyor. Bu açıklamalar, kısa ve çarpıcı sosyal medya paylaşımlarıyla rekabet edemiyor.
Üçüncü neden, kelimenin kendisinin çekiciliği. "Nibiru", tek başına egzotik ve gizemli bir ses taşıyor. "Geçit" ya da "feribot iskelesi" anlamına geldiğini öğrenmek, bu gizemi büyük ölçüde ortadan kaldırıyor; belki de bu yüzden bu bilgi pek yayılmıyor.
Forumlarda
Forumlarda Nibiru tartışmaları genellikle tarih tahminleri etrafında dönüyor: Gezegenin ne zaman görüneceği, hangi işaretlerin yaklaştığını gösterdiği. Eleştirel kullanıcılar, Morrison'ın açıklamalarını ve Dokuzuncu Gezegen'in Nibiru'dan farkını anlatan yazıları paylaşıyor. Asurolojik açıklamalar ise daha nadir; nēberu'nun "geçit" anlamına geldiğini öğrenen kullanıcıların tepkisi genellikle şaşkınlık oluyor. Türkçe forumlarda Nibiru çoğu zaman "Gezegen X" adıyla da anılıyor ve iki kavram arasındaki tarihsel farklar pek tartışılmıyor.
Bu şaşkınlık, çoğu zaman yeni bir merakın başlangıcı oluyor; kelimenin geçtiği metinleri okumak isteyenler, Enuma Eliş'in çevirilerine yöneliyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki nēberu kelimesinin "geçit" anlamına gelmesi, bu kelimenin modern tarihine dair güzel bir ironi taşıyor. Kelime, iki kıyıyı birbirine bağlayan bir yeri anlatıyor. Bugün ise iki dünyayı birbirine bağlıyor: bilimin dünyasını ve mitin dünyasını. Bu iki dünya arasında gidip gelenlerin çoğu, köprünün kendisini değil, karşı kıyıda ne olduğunu merak ediyor.
Marduk'un elli adı da bana bir şey düşündürüyor. Babilliler, tek bir tanrıya elli farklı ad vererek onun pek çok yüzü olduğunu anlatmak istedi. Nēberu, bu yüzlerden sadece biriydi: göğün düzenini tutan yüz. Belki de bu adın asıl anlamı, bir gezegenin yaklaşması değil, gökyüzündeki her şeyin yerli yerinde durması, düzenin bozulmaması. Kıyamet korkusunun tam tersi: istikrarın güvencesi.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Nibiru kelimesinin "geçit" anlamına geldiğini biliyor muydunuz? Bir gökbilimcinin gözlem verisi ile bir Asurologun çevirisi aynı sonuca vardığında, bu sizin için ikna edici oluyor mu? Marduk'a verilen elli adı, bir güç toplanması olarak mı, yoksa bir tanrının çok yönlülüğünün anlatımı olarak mı okursunuz? Yorumlarda yazın.
Giriş yap