Giriş yap
🏺 Anunnaki

Nibiru 2017 dalgası neden bu kadar yayıldı? Öneri algoritmaları, tutulma ve kasırgalar

Eylül 2017'de bir video uygulamasını açan pek çok kişi, ana sayfasında hiç aramadığı Nibiru videolarıyla karşılaştı. Anunnaki üzerine bir belgesel ya da bir konferans kaydı izlemek, öneri sisteminin gözünde bir kapı açmaya yetiyordu; birkaç tıklama sonra izleyici, kendini felaket kehanetleriyle dolu bir koridorda buluyordu.

Daha önceki bir yazıda 2017 Nibiru iddiasının kaynaklarını, David Meade'in kitabını ve Vahiy 12 yorumunu ele almıştım. Burada, bu iddianın nasıl bu kadar kısa sürede bu kadar geniş bir kitleye ulaştığına bakmak istiyorum. Bence 2017 dalgası, bir kehanetin değil, bir dağıtım sisteminin hikâyesi.

Algoritmaların merdiveni

2010'ların ortasında, büyük video platformlarının öneri sistemleri, izleyicileri platformda daha uzun süre tutmak üzere tasarlanmıştı. Bu sistemler, bir izleyicinin ilgisini çeken içeriğe benzer, ama biraz daha çarpıcı içerikleri önermeye eğilimliydi. Bir belgeselden bir yorum videosuna, oradan bir kehanet videosuna giden bir merdiven oluşuyordu.

YouTube'da öneri sistemi üzerinde çalışmış eski bir mühendis olan Guillaume Chaslot, platformdan ayrıldıktan sonra bu merdiveni belgelemeye başladı. 2018'de kurduğu AlgoTransparency adlı proje, öneri sisteminin hangi videoları öne çıkardığını izleyerek, komplo teorisi içeriklerinin sistematik olarak önerildiğini gösteren veriler yayımladı. Platform, sonraki yıllarda öneri sistemini değiştirdiğini ve bu tür içeriklerin önerilmesini azalttığını açıkladı.

2017, bu değişikliklerden önceki dönemdi. Nibiru videoları, öneri sisteminin en çok ödüllendirdiği özelliklere sahipti: dramatik başlıklar, çarpıcı küçük resimler, uzun izlenme süreleri ve yoğun yorum tartışmaları.

Siz bir platformun size önerdiği içeriklerin, ilgi alanlarınızı nasıl yönlendirdiğini hiç fark ettiniz mi?

Tıklama ekonomisi

Bu dalganın bir de ekonomik boyutu vardı. Video platformlarında reklam geliri, izlenme sayısına ve süresine bağlıydı. "Nibiru Eylül'de geliyor" başlıklı bir video, sakin bir astronomi anlatımından çok daha fazla izlenme alıyordu. Bu da içerik üreticilerini, giderek daha çarpıcı başlıklar kullanmaya teşvik ediyordu.

Bazı kanallar, neredeyse yalnızca gökyüzü fotoğraflarının yorumlarından oluşan içerikler üretti. Güneşin yanında görünen bir mercek parlaması, bir bulut kümesi ya da bir kamera hatası, "Nibiru göründü" başlığıyla paylaşılıyordu. Bu videoların her biri, bir sonrakine malzeme sağlıyordu.

Tabloid gazetelerin çevrimiçi sürümleri de bu ekonomiye katıldı. Daha önceki yazıda değindiğim gibi, bu haberler kehaneti aktarırken genellikle bir uzman görüşü de ekliyordu; ama başlıklar, kehaneti öne çıkarıyordu.

Tutulma ve kasırgalar

2017 dalgasını diğer Nibiru dalgalarından ayıran bir şey vardı: gerçek gök ve hava olayları. 21 Ağustos 2017'de, Amerika Birleşik Devletleri'ni boydan boya geçen bir tam güneş tutulması yaşandı. Bu tutulma, "Büyük Amerikan Tutulması" olarak anıldı ve milyonlarca insan tarafından izlendi. Kehanet videoları, tutulmayı Nibiru'nun yaklaştığının bir işareti olarak yorumladı.

Tutulmanın ardından, Ağustos ve Eylül aylarında Harvey, Irma ve Maria kasırgaları peş peşe Karayipler'i ve Amerika'nın güney kıyılarını vurdu. Aynı dönemde Meksika'da büyük depremler yaşandı. Bu felaketler, kehanet videolarında Nibiru'nun yerçekimi etkisinin sonuçları olarak sunuldu.

Bu örtüşme, kehanete inanılırlık kazandırdı. İnsanlar, bir yandan gerçek felaketlerin haberlerini izlerken, öte yandan bu felaketleri açıklayan bir anlatıyla karşılaşıyordu. Korku ve belirsizlik, bir açıklama arayışını güçlendiriyordu.

Siz 2017 sonbaharında bu haberleri izlerken, kehanet videolarıyla karşılaştınız mı?

Kurumların yanıtı

Dalga o kadar büyüdü ki, NASA ayrı bir açıklama yapma gereği duydu. NASA'nın web sitesinde yayımlanan açıklamada, Nibiru'nun bir internet aldatmacası olduğu, böyle bir gezegenin var olmadığı ve var olsaydı astronomlar tarafından çoktan görülmüş olacağı vurgulandı. Bu açıklama, birçok haber sitesinde aktarıldı.

Ama ilginç olan, bu açıklamanın da kehanet çevrelerinde farklı biçimde okunmasıydı. Bazıları için NASA'nın açıklama yapması, bir şeylerin saklandığının kanıtıydı. Bir kurumun yalanlaması, yalanlanan iddiayı güçlendirebiliyordu.

Arama eğrisindeki tepe

Google Trends gibi araçlar, bir kelimenin zaman içinde ne kadar arandığını gösteriyor. "Nibiru" kelimesinin arama eğrisine bakıldığında, birkaç belirgin tepe dikkat çekiyor: 2012'nin sonu, 2017'nin Eylül ayı ve daha küçük ölçekte bazı sonraki tarihler. 2017'deki tepe, eğrinin en yüksek noktalarından biri.

Bu eğri, bana bir kehanetin yaşam döngüsünü gösteriyor. İlgi, tarih yaklaştıkça hızla yükseliyor, tarih geçtikten hemen sonra da aynı hızla düşüyor. Ama hiçbir zaman sıfıra inmiyor. Her dalga, bir sonraki dalga için bir taban bırakıyor. Kehaneti bir kez duymuş olan insanlar, bir sonraki tarihte ona daha kolay yöneliyor.

Bu eğrilerin bir başka ilginç yanı da, bilimsel yanıtların arama hacmiyle ilgili. "Nibiru gerçek mi" gibi sorgular, dalganın zirvesinde en yüksek seviyeye ulaşıyor. Yani insanlar, kehaneti duyduktan sonra onu sorgulamak için de arama yapıyor. Bu, bana umut veriyor. Merak, yalnızca korkuyu değil, şüpheyi de besleyebiliyor.

Bu yüzden, kehanet dönemlerinde açık, anlaşılır ve kolay bulunabilir bilimsel açıklamaların bulunması çok önemli. Arama yapan bir kişinin ilk karşılaştığı sonuç, onun kehanete inanıp inanmayacağını belirleyebilir.

Siz bir kehaneti duyduktan sonra onu doğrulamak için arama yaptınız mı? İlk karşılaştığınız sonuç, kararınızı nasıl etkiledi?

Paylaşım ve yalnızlık

2017 dalgasında dikkatimi çeken bir başka şey de, yorum bölümlerindeki ton. Pek çok yorum, korkudan çok yalnızlık ifade ediyordu. İnsanlar, aileleriyle bu korkuyu paylaşamadıklarını, çevrelerinin onlara güldüğünü yazıyordu. Video yorumları, bu insanlar için bir topluluk alanına dönüşmüştü. Belki de kehanetin gücünün bir kısmı, bu topluluk duygusundan geliyordu.

Tanrılar arasındaki ilişki ve Marduk'un elli adı

Nibiru adının asıl kaynağına dönmek, bu tartışmada bana her zaman yardımcı oluyor. Babil yaratılış destanı Enuma Eliş'in yedinci tabletinde, tanrılar Marduk'u yüceltmek için ona elli ad veriyor. Bu adlardan biri, Nibiru. Metinde Nibiru, göğün ve yerin geçitlerini tutan, tanrıların yollarını düzenleyen bir unvan olarak geçiyor.

Bu sahne, tanrılar arasındaki ilişkinin dramatik bir anı. Tiamat'a karşı savaşı kazanan Marduk, tanrılar meclisinin başı olarak kabul ediliyor. Daha yaşlı tanrılar, kendi unvanlarını ona devrediyor. Enlil, "toprakların efendisi" unvanını Marduk'a veriyor; Ea, yani Enki, kendi adını ona bağışlıyor. Bu, Babil'in yükselişinin ve Marduk'un ulusal tanrı olmasının teolojik ifadesi.

Yani Nibiru, Mezopotamya'da bir gezegen değil, bir tanrının unvanı. Gökte bir cisimle ilişkilendirildiğinde ise genellikle Jüpiter ile, bazen de başka gök cisimleriyle bağlantılandırılıyor. 2017 dalgasında bu bağlam neredeyse tamamen kayboldu; Nibiru, tanrılar meclisinin verdiği onurlu bir unvan olmaktan çıkıp, bir felaket gezegeninin adına dönüştü.

Akademik okuma

Akademisyenler, Enuma Eliş'i Babil'in siyasi ve dini üstünlüğünü meşrulaştıran bir metin olarak okuyor. Marduk'un elli adı, Babil teolojisinin tanrıların işlevlerini tek bir tanrıda toplama eğiliminin bir ifadesi. Wilfred Lambert'in Babil yaratılış metinleri üzerine yaptığı çalışma, bu adların her birinin anlamını ayrıntılı biçimde inceliyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Nibiru'yu Anunnaki'nin ana gezegeni olarak tanımladı; ama 2017 tarihini öne sürmedi. 2017 dalgası, Sitchin'in ölümünden yıllar sonra, onun kavramlarını kullanan ama kendi takvimini oluşturan yeni bir kuşak içerik üreticisi tarafından yaratıldı.

Forumlarda

Forumlarda 2017 dalgası, 2012'nin bir tekrarı gibiydi. Tarih yaklaştıkça heyecan arttı; tarih geçtiğinde, yeni hesaplamalar ve yeni tarihler önerildi. Bazı kullanıcılar, Nibiru'nun güneşin arkasında saklandığını, bu yüzden görülemediğini öne sürdü. Bu açıklama, her yeni tarih için yeniden kullanılabiliyordu.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki 2017 dalgası, internet çağında kehanetlerin artık bir kişi ya da bir kitap tarafından değil, bir sistem tarafından üretildiğini gösteriyor. Algoritmalar, reklam ekonomisi ve gerçek felaketlerin haber akışı, birbirini besleyen bir döngü oluşturdu. Bu döngünün içinde, kimsenin tek başına sorumlu olmadığı ama herkesin katkıda bulunduğu bir kehanet doğdu.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Bu yüzden, Nibiru'ya inanan birine gülmek yerine, onun neden bu anlatıya ihtiyaç duyduğunu anlamaya çalışmanın daha verimli olduğunu düşünüyorum. Bir kehanetin altında çoğu zaman bir kaygı, bir belirsizlik ya da bir dinlenme ihtiyacı yatıyor. Kasırgaların, depremlerin ve tutulmaların aynı aya sığdığı bir sonbaharda, bir açıklama aramak son derece insani bir tepki. Bu tepkiye saygıyla yaklaşmak, sakin bir bilimsel açıklamanın duyulmasını da kolaylaştırıyor.

Marduk'un elli adını okumak da, en azından benim için, bu kaygıyı yatıştıran tuhaf bir deneyim oldu.

Size soru

2017'de Nibiru videoları size de önerildi mi? Bir algoritmanın sizi bir konuya yönlendirdiğini fark ettiğinizde ne yaptınız? Nibiru'nun aslında Marduk'un bir unvanı olması size ne düşündürüyor? Yorumlarda paylaşın.

Bir sonraki yazıda sürüngen iddialarının neden bu kadar yayıldığına bakacağım.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap