Giriş yap
🏺 Anunnaki

Nabonid: arkeolog kral ve Harran'ın ay tanrısı

Babil'in son kralı Nabonid, tarihin en tuhaf krallarından biri olarak anılıyor. Saltanatının on yılını başkentinden uzakta, Arabistan çölünün ortasındaki bir vahada geçirdi. Babil'in baş tanrısı Marduk'u ihmal ettiği, ay tanrısı Sin'i ise ondan üstün tuttuğu söylendi. Eski tapınakların zeminlerini kazarak, kendisinden yüzyıllar önce yaşamış kralların yazıtlarını aradı. Bu yüzden bazı araştırmacılar ona yarı şaka yarı ciddi "ilk arkeolog" diyor.

Nabonid'in hikâyesinin bizim için ayrı bir önemi var: onun tanrısının en önemli tapınağı, bugünkü Şanlıurfa'nın Harran ilçesindeydi. Harran'da bulunan steller, Nabonid'in ve annesinin hayatına dair en önemli kaynaklar arasında. Ben bu kralı düşünürken, bir yöneticinin kişisel inancının, bir imparatorluğun sonunu nasıl etkileyebileceğini merak ediyorum.

Harran'dan gelen kral

Nabonid, MÖ 556'da Babil tahtına çıktı. Kraliyet ailesinden gelmiyordu; tahta, bir saray darbesinin ardından geçti. Babilli değil, büyük olasılıkla Harran kökenliydi ve Aramice konuşan bir aileden geliyordu.

Annesi Adad-guppi, Harran'daki ay tanrısı Sin'in tapınağıyla yakından bağlantılı bir kadındı. Harran'da bulunan ve Adad-guppi adına yazılmış bir stel, onun hayatını kendi ağzından anlatıyor. Stelde Adad-guppi, Asurbanipal'in döneminde doğduğunu, birçok kralın saltanatını gördüğünü ve yüz yaşını aştığını söylüyor. Ayrıca Harran'daki Sin tapınağının yıkılmasından sonra, tanrıya olan bağlılığını sürdürdüğünü ve oğlunun kral olması için dua ettiğini anlatıyor.

Bu stel ve Nabonid'e ait başka steller, 1956'da, İngiliz arkeolog David Storm Rice tarafından, Harran'daki Ulu Cami'nin kalıntıları arasında bulundu. Steller, caminin girişlerinde, basamak taşı olarak yeniden kullanılmıştı. Bugün bu stellerin bazıları Şanlıurfa Müzesi'nde, bazıları ise Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde bulunuyor.

Bir tanrıya adanmış bir kralın stelinin, bin beş yüz yıl sonra bir caminin basamağı olarak kullanılması size ne anlatıyor?

Tanrılar arasındaki ilişki: Sin ve Marduk

Nabonid'in saltanatının ana tartışma konusu, ay tanrısı Sin ile Babil'in baş tanrısı Marduk arasındaki ilişki. Sin, Sümerce adıyla Nanna, Mezopotamya'nın en eski ve en saygın tanrılarından biriydi; Ur ve Harran onun en önemli kült merkezleriydi. Marduk ise birinci binyılda Babil'in ve tanrıların kralı olarak kabul ediliyordu.

Nabonid, Harran'daki Sin tapınağı Ehulhul'u yeniden inşa etmeyi saltanatının en önemli görevi olarak gördü. Harran stellerinde, Sin'in rüyada kendisine görünerek tapınağını yeniden inşa etmesini istediğini anlatıyor. Bazı yazıtlarında, Sin'i "tanrıların kralı" ve "tanrıların tanrısı" gibi unvanlarla anıyor; bu unvanlar, normalde Marduk için kullanılıyordu.

Babil'in Marduk rahipleri için bu durum, kabul edilemezdi. Nabonid'in uzun süre Babil'den uzak kalması nedeniyle, Akitu festivali, Marduk'un en önemli töreni, birkaç yıl boyunca kutlanamadı. Çünkü festivalin tam olarak kutlanabilmesi için kralın bizzat katılması gerekiyordu.

Kiros Babil'i ele geçirdikten sonra yazılan "Nabonid'in Manzum Anlatısı" adlı metin, Nabonid'i, Marduk'u ihmal eden, Sin için uygunsuz bir heykel yaptıran ve tanrıların düzenini bozan bir kral olarak tasvir ediyor. Bu metin, büyük olasılıkla Pers propagandasının bir parçası; ama Babilli rahiplerin Nabonid'e karşı öfkesini de yansıtıyor.

Teyma'daki on yıl

Nabonid, saltanatının üçüncü yılı civarında, Arabistan'a bir sefer düzenledi ve kuzeybatı Arabistan'daki Teyma vahasına yerleşti. Burada yaklaşık on yıl kaldı. Bu sürede Babil'i, oğlu Belşassar yönetti.

Nabonid'in Teyma'ya neden gittiği tartışılıyor. Bazı araştırmacılar, bunun ticaret yollarını kontrol etmek için stratejik bir hamle olduğunu düşünüyor. Bazıları ise, Babil'deki rahiplerle yaşadığı çatışmadan kaçtığını öne sürüyor. Bir başka görüş, Teyma'nın da bir ay tanrısı kült merkezi olduğunu ve Nabonid'in dini nedenlerle orada kaldığını savunuyor. Son yıllarda Teyma'da yapılan Suudi-Alman ortak kazıları, Nabonid'e ait yazıtlar da dahil olmak üzere, onun varlığının izlerini ortaya çıkardı.

Arkeolog kral

Nabonid'in en dikkat çekici özelliklerinden biri, eski tapınakların kalıntılarını kazdırması. Mezopotamya'da bir tapınak yeniden inşa edilirken, eski tapınağın zeminindeki yapı yazıtlarını bulmak önemli bir görevdi. Kral, eski kralın yazıtını bulup ona saygı göstermeli ve tapınağı tam olarak aynı yere inşa etmeliydi.

Nabonid, bu görevi büyük bir titizlikle yerine getirdi. Sippar'daki Şamaş tapınağını yeniden inşa ederken, Akad kralı Naram-Sin'in yazıtını bulduğunu söylüyor. Yazıtında, Naram-Sin'in kendisinden 3200 yıl önce yaşadığını belirtiyor. Bu tarih, bugünkü bilgilere göre yaklaşık bin beş yüz yıl fazla; ama Nabonid'in geçmişi ölçmeye çalışması dikkat çekici.

Ur'da ise Nabonid, Sin'in zigguratını yeniledi. Ur zigguratının köşelerinde bulunan Nabonid silindirleri, onun bu çalışmalarını anlatıyor. Bu silindirlerde, oğlu Belşassar için de dua ediliyor; bu, Belşassar'ın tarihsel varlığını kanıtlayan önemli bir belge.

Nabonid'in kızı En-nigaldi-Nanna da Ur'daki ay tanrısının baş rahibesi olarak atandı. Leonard Woolley, 1920'lerde Ur'da yaptığı kazılarda, rahibenin sarayına ait olduğu düşünülen bir yapıda, farklı dönemlere ait eserlerin bir arada bulunduğu bir oda keşfetti. Bu eserlerin yanında, onları tanımlayan yazılı bir kil silindir de vardı. Woolley, bu odayı bir tür "müze" olarak yorumladı. Bu yorum tartışmalı; ama sıkça anılıyor.

Nabonid'den sonra Harran'ın ay tanrısı

Babil'in düşüşü, Harran'daki ay tanrısı kültünü sona erdirmedi. Aksine, Sin'in Harran'daki tapınağı, yüzyıllar boyunca bir hac merkezi olarak varlığını sürdürdü. Roma döneminde, Harran, Yunanca ve Latince kaynaklarda Carrhae olarak anılıyordu. Antik yazarlar, Roma imparatoru Caracalla'nın MS 217'de, Harran yakınlarındaki ay tanrısının tapınağını ziyarete giderken suikaste kurban gittiğini anlatıyor. İmparator Julianus'un da MS 363'te, Pers seferi sırasında Harran'da durup ay tanrısına kurban sunduğu aktarılıyor.

İslam döneminde ise Harran, "Harranlı Sabiiler" olarak bilinen bir toplulukla anıldı. Bu topluluğun inançları hakkındaki bilgiler, büyük ölçüde onlar hakkında yazan Müslüman yazarlardan geliyor. Bu kaynaklarda, Sabiilerin gezegenlere ve özellikle aya tapındıkları anlatılıyor. Araştırmacılar, Harranlı Sabiilerin eski Mezopotamya dininin bazı unsurlarını sürdürmüş olabileceğini düşünüyor; ama bu bağlantının ne kadar doğrudan olduğu tartışmalı.

Bazı araştırmacılar, Sin'in tapınağı Ehulhul'un kalıntılarının, Harran'daki Ulu Cami'nin altında olabileceğini öne sürüyor. Nabonid'in stellerinin caminin içinde bulunması, bu düşünceyi destekliyor. Ancak tapınağın kesin yeri henüz belirlenmiş değil; Harran'da kazılar sürüyor.

Bir ay tanrısına tapınmanın, aynı kentte en az bin beş yüz yıl sürmesi, sizce o tanrının o toprağa ne kadar derin kök saldığını gösteriyor?

Akademik okuma

Akademik çevrelerde Nabonid, karmaşık ve tartışmalı bir figür olarak görülüyor. Paul-Alain Beaulieu gibi araştırmacılar, onun saltanatını ayrıntılı biçimde inceledi. Bu çalışmalar, Nabonid'in Marduk'u tamamen terk ettiğini değil, Sin'i yükseltmeye çalıştığını ve bu çabanın Babil rahipleriyle bir çatışmaya yol açtığını gösteriyor.

Nabonid hakkındaki olumsuz kaynakların çoğunun, Kiros'un zaferinden sonra yazılmış olması, onun imajının Pers propagandasıyla şekillendiğini düşündürüyor. Nabonid'in kendi yazıtları ise onu, tanrılarına bağlı, geçmişe saygılı bir kral olarak sunuyor.

Nabonid'in saltanatı, bir kralın dini tercihlerinin, siyasi meşruiyetini nasıl doğrudan etkileyebildiğini gösteren nadir örneklerden biri. Babil'de kralın gücü, Marduk rahiplerinin desteğine bağlıydı; bu destek kaybolduğunda, kralın tahtı da sarsıldı.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Nabonid'in Sin'e bağlılığını, Anunnaki'den Nannar/Sin'in dünyaya dönüşünün beklendiği bir dönemle ilişkilendirdi. Sitchin'e göre Harran'daki steller, Sin'in fiziksel olarak dünyaya geri döndüğünü anlatıyordu. Adad-guppi'nin uzun ömrü de, onun okumasında, Anunnaki ile bağlantının bir işareti olabilirdi.

Ancak stellerdeki ifadeler, tanrının rüyada görünmesi ve tapınağına geri dönmesi gibi Mezopotamya kraliyet yazıtlarının geleneksel kalıplarını izliyor. Tanrının "dönüşü", heykelinin tapınağına yeniden yerleştirilmesi anlamına geliyordu.

Forumlarda

Forumlarda Nabonid, genellikle "ilk arkeolog" olarak anılıyor. Bazı kullanıcılar, onun eski yazıtları araması ve Ur'daki "müze", eski dünyada da geçmişe duyulan merakın kanıtı olarak görüyor.

Diğer başlıklarda ise Harran'ın ay tanrısı kültü, Sabiiler ve sonraki dönemlerle ilişkilendirilerek tartışılıyor.

Şanlıurfa'yı ziyaret edenler arasında, Harran stellerini müzede görüp şaşıranların yazıları da dikkat çekiyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Nabonid, iki tanrı arasında sıkışmış bir kraldı. Annesinin tanrısı Sin'e bağlıydı; ama yönettiği kentin tanrısı Marduk'tu. Bu iki bağlılık arasında bir denge kuramadı ve sonunda Marduk'un rahipleri, onun yerine bir yabancı kralı kabul etti.

Belki de en ironik olan, eski kralların yazıtlarını özenle arayan ve onlara saygı gösteren bu kralın, kendisi hakkında yazılanların büyük kısmının düşmanları tarafından yazılmış olması. Geçmişi en çok önemseyen kral, geçmişin en çok çarpıtılan kralı oldu.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Nabonid'i daha önce duymuş muydunuz? Harran'daki steller size bu bölgenin tarihine dair ne düşündürüyor? Sizce bir yönetici kişisel inancını mı, yoksa yönettiği halkın inancını mı öne koymalı? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap