Mittani: Hint tanrılarına yemin eden Mezopotamya krallığı
MÖ on dördüncü yüzyılın ortalarında, Hitit kralı Şuppiluliuma ile Mittani prensi Şattivaza arasında bir antlaşma imzalandı. Bu antlaşma, Hattuşa'daki Hitit arşivlerinde bulundu ve bugün, Mezopotamya ve Anadolu tarihinin en şaşırtıcı belgelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Neden mi? Antlaşmanın sonunda, her iki taraf da, yeminlerinin tanığı olarak tanrıları sıralar. Hitit tanrıları, Hurri tanrıları, Mezopotamya tanrıları... ve sonra, bambaşka bir dünyadan gelen dört ad: Mitra, Varuna, İndra ve Nasatya. Bu tanrılar, Hindistan'ın en eski kutsal metni Rigveda'nın tanrılarıydı. Kuzey Mezopotamya'daki bir krallık, Hint tanrılarına yemin ediyordu. Ben bu belgeyi, tarihin ne kadar beklenmedik bağlantılar içerdiğinin en iyi kanıtlarından biri olarak görüyorum. Bu bağlantıyı ilk duyduğunuzda ne düşündünüz?
Kayıp bir büyük güç
Mittani, MÖ on altıncı yüzyıldan on dördüncü yüzyıla kadar, kuzey Mezopotamya'da, Suriye'de ve güneydoğu Anadolu'da hüküm süren bir krallıktı. En güçlü döneminde, Akdeniz kıyısından Zagros dağlarına kadar uzanan geniş bir bölgeyi kontrol ediyordu.
Mittani, kendi döneminin büyük güçlerinden biriydi. Mısır, Hitit ve Babil ile eşit düzeyde diplomatik ilişkiler kurdu. Mısır kaynaklarında "Naharin" ya da "Hanigalbat" adlarıyla anıldı. Asur, uzun bir süre, Mittani'nin vasalıydı; Mittani kralı Sauştatar'ın, Asur kentini yağmaladığı ve oradan altın ve gümüş bir kapıyı başkentine götürdüğü biliniyor.
Ancak Mittani, tarih kitaplarında, Mısır ve Hitit kadar tanınmıyor. Bunun nedeni, başkentinin, Vaşukanni'nin, hâlâ kesin olarak bulunamamış olması ve Mittani'nin kendi arşivlerinin büyük ölçüde kayıp olması. Bazı araştırmacılar, Vaşukanni'nin, Suriye-Türkiye sınırına yakın, Resulayn'daki Tell Fekheriye olabileceğini düşünüyor; ama bu kesin değil.
Hurriler ve yöneticileri
Mittani'nin halkı, büyük ölçüde Hurrice konuşuyordu. Hurriler, MÖ üçüncü binyıldan beri, kuzey Mezopotamya'da ve doğu Anadolu'da yaşayan bir halktı. Dilleri, ne Sami ne de Hint-Avrupa dilleri ailesine aitti; yalnızca daha sonraki Urartu diliyle akrabaydı.
Ancak Mittani krallarının adları, ilginç bir şekilde, Hurrice değildi. Tuşratta, Artatama, Şuttarna, Sauştatar gibi adlar, araştırmacılara göre, eski bir Hint-Aryan dilinden geliyordu. Örneğin Tuşratta adı, Vedik Sanskritçede "korkunç savaş arabasına sahip" anlamına gelen bir sözcükle ilişkilendiriliyor.
Bu, Mittani'nin yönetici sınıfının, Hint-Aryan kökenli bir grubun torunları olabileceğini düşündürüyor. Bu grup, belki de MÖ ikinci binyılın başlarında, doğudan gelerek, Hurri halkının üzerinde bir yönetici aristokrasi kurmuştu. Zamanla, bu yöneticiler Hurri diline ve kültürüne asimile oldu; ama adlarında ve bazı geleneklerde, eski kökenlerinin izlerini korudu.
Atlar ve savaş arabaları
Mittani'nin Hint-Aryan bağlantısının bir başka kanıtı, at yetiştiriciliği ve savaş arabası kullanımıyla ilgili. Hattuşa'da bulunan ve "Kikkuli Metni" olarak bilinen bir belge, savaş arabası atlarının nasıl eğitileceğini ayrıntılı olarak anlatıyor. Bu metni, Mittani'den gelen Kikkuli adlı bir at terbiyecisi yazmıştı.
Metin, Hititçe yazılmış, ama içinde bazı teknik terimler var: atların kaç tur koşacağını belirten sayılar. Bu sayılar, "aika" (bir), "tera" (üç), "panza" (beş), "satta" (yedi) ve "na" (dokuz) gibi sözcüklerle ifade ediliyor. Bu sözcükler, Sanskritçedeki "eka", "tri", "pañca", "sapta" ve "nava" ile neredeyse aynı.
Mittani'nin savaş arabası savaşçıları, "maryannu" olarak adlandırılıyordu. Bu sözcük de, Vedik Sanskritçedeki "marya", yani "genç erkek, savaşçı" sözcüğüyle ilişkilendiriliyor.
Amarna mektupları ve evlilikler
Mittani'nin Mısır ile ilişkileri, Amarna mektuplarında ayrıntılı olarak belgelenmiş. Amarna, Mısır firavunu Akhenaton'un kurduğu başkentti ve burada bulunan arşivde, yabancı krallardan gelen yüzlerce mektup vardı.
Bu mektupların önemli bir kısmı, Mittani kralı Tuşratta'dan geliyor. Tuşratta, firavun III. Amenhotep'e ve ardından Akhenaton'a yazdığı mektuplarda, kendisini firavunun "kardeşi" olarak tanımlıyor, altın istiyor, armağanlar gönderiyor ve evlilik ilişkilerinden söz ediyor. Bu mektuplardan biri, alışılmadık bir şekilde, Hurrice yazılmış; bu mektup, Hurri dilinin anlaşılması için çok değerli bir kaynak oldu.
Mittani prensesleri, Mısır'a gelin olarak gönderildi. III. Amenhotep, önce Mittani kralı Şuttarna II'nin kızı Gilu-Hepa ile, sonra da Tuşratta'nın kızı Tadu-Hepa ile evlendi. Bu evlilikler, iki büyük güç arasındaki ittifakı pekiştirmek için yapılıyordu.
Çöküş
Mittani'nin sonu, MÖ on dördüncü yüzyılın ortalarında geldi. Hitit kralı Şuppiluliuma, Mittani'ye karşı büyük bir sefer düzenledi ve Vaşukanni'yi yağmaladı. Aynı dönemde, Tuşratta, kendi oğlu tarafından öldürüldü. Tuşratta'nın bir diğer oğlu, Şattivaza, Hititlere sığındı ve Şuppiluliuma ile bir antlaşma yaptı. Bu antlaşmaya göre, Şattivaza, Hitit vasalı olarak Mittani'nin kalan topraklarında kral oldu.
Bu antlaşma, yukarıda bahsettiğim, Hint tanrılarının adlarının geçtiği belgedir. Sonraki yüzyılda, Asur, güçlenerek, Mittani'nin kalıntılarını kendi topraklarına kattı. Mittani, Hanigalbat adıyla, bir Asur eyaleti haline geldi.
Tanrılar arasındaki ilişki: üç dünyanın tanrıları
Şattivaza antlaşmasındaki tanrı listesi, Mittani'nin dinsel çeşitliliğini çok açık gösteriyor. Listede, önce Hitit tanrıları, sonra Hurri tanrıları sıralanıyor. Hurri tanrılarının başında, fırtına tanrısı Teşup ve eşi Hepat var. Ardından, Mezopotamya kökenli tanrılar geliyor: Anu ve Antu, Enlil ve Ninlil, Ea, Sin, Şamaş, İştar. Ve en sonunda, Mitra-Varuna, İndra ve Nasatya.
Vedik dinde, Mitra ve Varuna, kozmik düzenin ve sözleşmelerin koruyucularıydı. Mitra'nın adı, Sanskritçede "antlaşma" ya da "dostluk" anlamına geliyordu. Bu yüzden, bir antlaşmada Mitra'nın tanık olarak çağrılması, çok anlamlı. İndra, savaşçı ve fırtına tanrısıydı; Hurri Teşup'uyla benzer bir işlevi vardı. Nasatyalar, yani ikiz Aşvinler, şifa ve kurtuluş tanrılarıydı.
Bu listede, Mezopotamya'nın Anunnaki tanrıları, Hint tanrıları ve Hurri tanrıları yan yana duruyor. Her biri, farklı bir kültürel kökene sahip, ama aynı antlaşmanın tanığı. Bu, antik Yakın Doğu'da, tanrıların bir halkın tekelinde olmadığını, diplomatik ilişkilerde ortak bir dil gibi kullanıldığını gösteriyor.
Nuzi: bir taşra kentinin arşivi
Mittani'nin başkenti bulunamamış olsa da, krallığın doğu sınırında yer alan bir taşra kenti, olağanüstü bir arşiv bıraktı: Nuzi. Bugün Kerkük'ün yakınlarındaki Yorgan Tepe'de bulunan bu kent, 1925-1931 arasında, Amerikan ekipleri tarafından kazıldı. Kazıda, yaklaşık beş bin tablet ortaya çıktı.
Nuzi tabletleri, özel ailelerin arşivleriydi: evlat edinme sözleşmeleri, miras paylaşımları, toprak satışları, mahkeme kayıtları. Bu belgeler, Mittani toplumunun gündelik hayatını ayrıntılı olarak gösteriyor. Örneğin, toprak satışının yasak olduğu durumlarda, insanlar, alıcıyı "evlat edinerek" toprağı ona miras bırakıyordu. Bu tür yaratıcı hukuki çözümler, Nuzi arşivlerinin en ilginç yanlarından biri.
Bazı araştırmacılar, Nuzi belgelerindeki aile geleneklerini, Tevrat'taki ataların, İbrahim, İshak ve Yakup'un hikâyeleriyle karşılaştırdı. Örneğin, kısır bir eşin kocasına bir cariye vermesi, Nuzi sözleşmelerinde de görülüyor. Bu karşılaştırmalar, bir dönem çok popülerdi; bugün ise, daha temkinli bir şekilde değerlendiriliyor.
Nuzi, Mittani'nin, yalnızca savaş arabaları ve diplomatik mektuplarla değil, sıradan insanların hukuki ve ailevi ilişkileriyle de var olan bir toplum olduğunu hatırlatıyor.
Akademik okuma
Akademisyenler, Mittani'nin Hint-Aryan bağlantısını, Hint-Avrupa dillerinin yayılması tarihinde önemli bir kanıt olarak görüyor. Bu bağlantı, Hint-Aryan dillerinin, MÖ ikinci binyılın ortalarında, Hindistan'a ulaşmadan önce ya da ulaştıktan kısa süre sonra, batıya doğru da yayıldığını gösteriyor.
Ancak bu bağlantının ayrıntıları, tartışmalı. Bazı araştırmacılar, Mittani'deki Hint-Aryan unsurlarının, yalnızca küçük bir yönetici sınıfla sınırlı olduğunu düşünüyor. Diğerleri, bu unsurların daha geniş bir kültürel etkileşimi yansıttığını savunuyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Mittani'ye ve Hurrilere özel bir ilgi gösterdi. Ona göre, Hurriler, Sümer bilgisini kuzeye ve Hititlere taşıyan bir köprüydü. Sitchin, Hurri ve Hitit mitlerindeki tanrı adlarını, Sümer tanrılarıyla eşleştirdi ve Teşup'u, Enlil'in oğlu Adad (İşkur) ile özdeşleştirdi.
Mittani'deki Hint tanrıları ise, Sitchin'in anlatısında, Anunnaki'nin Hindistan'daki etkisinin bir yansıması olarak yorumlandı. Akademik okumada ise, bu tanrılar, Hint-Aryan dilini konuşan bir halkın kendi dinsel mirasını taşımasının sonucu olarak açıklanıyor.
Forumlarda
Forumlarda Mittani, özellikle Hint-Aryan bağlantısı nedeniyle ilgi çekiyor. Bazı kullanıcılar, bu bağlantıyı, antik dünyadaki geniş göç ve kültürel etkileşimin bir kanıtı olarak görüyor. Diğerleri ise, Mittani'nin Hint tanrılarıyla bağlantısını, "Hint uygarlığının Mezopotamya'ya yayıldığı" ya da tam tersi yönde yorumlamaya çalışıyor; bu yorumlar, genellikle milliyetçi tartışmalara dönüşüyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence Şattivaza antlaşmasındaki tanrı listesi, tanrıların, insanlar arasında köprü kurma aracı olduğunu gösteriyor. Bir antlaşmada, her iki tarafın da tanıdığı ve saygı duyduğu tanrılar çağrılıyordu. Ne kadar çok tanrı, o kadar güçlü bir yemin.
Belki de Anunnaki, bu anlamda, Mezopotamya'nın uluslararası bir dili haline gelmişti. Hurriler, Hititler ve Hint-Aryanlar, kendi tanrılarının yanında, Sümer tanrılarını da tanıyor ve onlara saygı gösteriyordu.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Mittani'nin Hint tanrılarına yemin etmesi size ne düşündürüyor? Sizce bir antlaşmada farklı kültürlerin tanrılarının birlikte çağrılması, hoşgörünün mü yoksa siyasi bir hesabın mı işaretiydi? Yorumlarda yazın.
Giriş yap