Michael Heiser'ın Sitchin eleştirisi
Zecharia Sitchin'in kitapları, milyonlarca kişiye ulaştı. Ama bu kitapları, en sistemli biçimde eleştiren kişilerden biri, bir Asurolog değil, Eski Ahit ve eski Sami dilleri üzerine çalışan bir akademisyendi: Michael S. Heiser. Heiser, 2000'lerin başında, "sitchiniswrong.com" adlı bir site kurdu ve Sitchin'in iddialarını, tek tek, kaynaklara dayanarak sınadı.
Site, adıyla bile, bir meydan okumaydı: "Sitchin yanılıyor." Heiser, Sitchin'e, kamuya açık bir mektup yazdı ve iddialarını, akademik bir ortamda, tartışmaya davet etti. Sitchin, bu daveti kabul etmedi. Bir tartışmada, karşı tarafın davete yanıt vermemesi, sizce ne anlama gelir?
Heiser kimdi?
Michael Heiser, 1963'te doğdu ve 2023'te öldü. Wisconsin-Madison Üniversitesi'nde, İbranice İncil ve Sami dilleri alanında doktora yaptı. Akademik çalışmaları, özellikle, Eski Ahit'teki "ilahi meclis" kavramı üzerineydi. Heiser, İbranice, Ugaritçe, Akadca ve diğer eski Sami dillerini okuyabiliyordu.
Heiser, akademik kariyerinin yanı sıra, popüler bir yazar ve konuşmacıydı. "The Unseen Realm" adlı kitabı, 2015'te yayımlandı ve geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. Heiser, aynı zamanda, bir Hristiyan inananıydı ve çalışmalarını, bu inancın çerçevesinde yürütüyordu.
Bu arka plan, onun Sitchin eleştirisini, ilginç kılıyor. Heiser, Sitchin'i, yalnızca akademik bir bakış açısından değil, İncil'in doğru okunması açısından da eleştiriyordu.
Ana eleştiriler
Heiser'ın Sitchin eleştirisi, birkaç ana noktada toplanıyordu.
Birincisi, "Nefilim" sözcüğü. Sitchin, Tekvin Kitabı'ndaki Nefilim'i, "gökten inenler" olarak çevirdi ve bunları, Anunnaki ile özdeşleştirdi. Heiser, İbranice dilbilgisine dayanarak, bu çevirinin yanlış olduğunu savundu. Ona göre, "Nefilim" sözcüğü, "düşmek" fiilinden türemişse bile, dilbilgisel yapısı, "düşmüş olanlar" ya da başka bir anlam taşıyor; ama "gökten inenler" anlamı, bu yapıyla uyuşmuyor. Heiser, ayrıca, sözcüğün Aramice bir kökene sahip olabileceğini ve "devler" anlamına gelebileceğini öne sürdü.
İkincisi, "Anunnaki" sözcüğü. Sitchin, bu sözcüğü, "gökten yeryüzüne gelenler" olarak çevirdi. Heiser, Sümerce sözlüklere dayanarak, bu sözcüğün, "prensin tohumu" ya da "soylu soy" gibi bir anlam taşıdığını ve Anunnaki'nin, Sümer metinlerinde, çoğu zaman yeraltı dünyasıyla da ilişkilendirildiğini belirtti.
Üçüncüsü, Nibiru. Sitchin, Nibiru'yu, 3600 yıllık yörüngeye sahip on ikinci bir gezegen olarak sundu. Heiser, Babil astronomi metinlerinde, Nibiru'nun, Jüpiter ya da Merkür gibi bilinen bir gök cismine, ya da gökyüzündeki bir geçiş noktasına karşılık geldiğini savundu.
Dördüncüsü, VA 243 silindir mührü. Sitchin, bu mührün üzerindeki yıldız ve noktaların, Güneş sistemini, on iki gök cismiyle gösterdiğini iddia etti. Heiser, mührün üzerindeki yıldızın, Sümer sanatında, güneşi değil, genel bir yıldızı ya da Venüs'ü temsil ettiğini ve mühürdeki yazıtın, astronomiyle hiçbir ilgisi olmadığını gösterdi.
VA 243'ün yazıtı
VA 243, Berlin'deki Vorderasiatisches Museum'da korunan bir silindir mühür. Mührün üzerinde, oturan bir figür, ayakta duran iki figür ve bir yıldız etrafında on bir nokta var. Ayrıca, bir yazıt da bulunuyor.
Heiser, bu yazıtın çevirisine dikkat çekti. Yazıt, "Dubsiga, Ili-illat, senin hizmetkârın" gibi bir anlam taşıyor. Yani mühür, bir kişinin, Ili-illat adlı birinin hizmetkârı olduğunu belirten, sıradan bir kişisel mühür. Astronomik bir harita ya da Güneş sistemi tasviri değil.
Heiser, ayrıca, Sümer sanatında, güneşin, genellikle, dalga biçimli ışınları olan bir disk olarak gösterildiğini; VA 243'teki altı köşeli yıldızın ise, bu güneş simgesine uymadığını belirtti.
Sitchin'e açık mektup
Heiser, Sitchin'e, açık bir mektup yazdı ve bu mektubu, sitesinde yayımladı. Mektupta, Sitchin'e, iddialarını destekleyen Sümerce ve Akadca metinleri, tablet numaralarıyla birlikte göstermesini rica etti. Ayrıca, iddialarını, akademik bir hakem süreciyle sınamaya davet etti.
Sitchin, bu mektuba, doğrudan bir yanıt vermedi. Heiser, bu sessizliği, Sitchin'in iddialarını kaynaklarla destekleyemediğinin bir göstergesi olarak yorumladı. Sitchin'i savunanlar ise, Sitchin'in, akademik çevrelerle tartışmaya girmek istemediğini ve bunun, onun haklı olmadığı anlamına gelmediğini savundu.
Tanrılar arasındaki ilişki
Heiser'ın akademik çalışmaları, Eski Ahit'teki "ilahi meclis" üzerineydi. Bu kavram, Mezopotamya ve Kenan dinlerindeki tanrılar meclisiyle benzerlik taşıyor. Ugarit metinlerinde, El'in başkanlık ettiği bir tanrılar meclisi var; Mezopotamya'da ise, Anu ve Enlil'in başkanlık ettiği meclis.
Heiser, Eski Ahit'teki bazı metinlerin, örneğin Mezmur 82'nin, bu tür bir ilahi meclisi tasvir ettiğini savundu. Bu metinde, Tanrı, "tanrıların meclisinde" durarak, diğer ilahi varlıkları yargılıyor.
Bu yaklaşım, Heiser'ı, Sitchin'den farklı bir noktaya taşıyordu. Heiser de, eski metinlerde, insanlardan farklı, göksel varlıkların anlatıldığını kabul ediyordu; ama bunları, uzaylılar olarak değil, ruhani varlıklar olarak yorumluyordu.
Yöntem sorusu
Heiser'ın eleştirisinin belki de en önemli yanı, yöntemle ilgiliydi. Heiser, Sitchin'in, bir Sümerce sözcüğün anlamını belirlerken, sözlüklere ve metin bağlamına değil, sözcüğün parçalarının "çağrıştırdığı" anlamlara dayandığını savundu. Örneğin, Sitchin, bir sözcüğü hecelerine ayırıyor, her heceye ayrı bir anlam veriyor ve bu anlamları birleştirerek yeni bir çeviri üretiyordu.
Heiser, bu yöntemin, herhangi bir dilde uygulanırsa, saçma sonuçlar doğuracağını gösterdi. Türkçe bir örnekle düşünelim: "kardeş" sözcüğünü, "kar" ve "deş" diye ayırıp, "karı delen" diye çevirmek, dilbilgisel olarak anlamsız. Sitchin'in bazı çevirileri, Heiser'a göre, buna benzer bir mantıkla yapılmıştı.
Heiser, okuyucularına, Sümerce sözcüklerin anlamlarını kendi başlarına kontrol edebilmeleri için, Pennsylvania Üniversitesi'nin hazırladığı Sümerce sözlük projesine, yani ePSD'ye başvurmalarını önerdi. Bu öneri, tartışmayı, otorite çatışmasından, herkesin erişebildiği kaynaklara taşıyordu.
Bu yaklaşım, okuyucuya bir sorumluluk da yüklüyordu: bir iddiayı kabul etmeden önce, onun dayandığı kaynağa bakmak. Heiser'ın sitesi, bu açıdan, bir eleştiri olduğu kadar, bir okuma rehberiydi.
Akademik okuma
Akademisyenler, Heiser'ın Sitchin eleştirisini, genel olarak, doğru buluyor. Sitchin'in çevirileri, Asurologlar tarafından, uzun süredir, yanlış ya da dayanaksız olarak görülüyordu. Ama çoğu Asurolog, Sitchin'le doğrudan uğraşmayı, zaman kaybı olarak görüyordu.
Heiser'ın katkısı, bu eleştirileri, popüler bir dille, geniş bir kitleye ulaştırmasıydı. Onun sitesi, Sitchin'in iddialarını merak eden okuyucular için, akademik bilgiye erişimin bir kapısı oldu.
Ama bazı akademisyenler, Heiser'ın, kendi dinî inancının, eleştirisini etkilediğini belirtti. Heiser'ın, Eski Ahit'teki ilahi varlıklar hakkındaki yorumları da, akademik çevrelerde tartışmalı.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Heiser'ın eleştirilerine, doğrudan bir yanıt vermedi. Ama Sitchin'in kitaplarında, genel olarak, akademisyenlerin, Sümer metinlerini, "mitoloji" olarak okuyarak, onların gerçek anlamını kaçırdığı savunuluyor. Sitchin'e göre, akademisyenler, kendi önyargılarıyla, metinleri yanlış yorumluyordu.
Bu tutum, Sitchin ile eleştirmenleri arasındaki tartışmayı, bir çıkmaza sokuyordu. Sitchin, akademik yöntemleri reddediyordu; akademisyenler ise, Sitchin'in yöntemlerini kabul etmiyordu.
Forumlarda
Forumlarda, Heiser'ın adı, Sitchin tartışmalarında sık sık geçiyor. Sitchin'i eleştiren kullanıcılar, genellikle, Heiser'ın sitesine bağlantı veriyor. Sitchin'i savunan kullanıcılar ise, Heiser'ın, bir Hristiyan apolojisti olduğunu ve bu nedenle tarafsız olmadığını belirtiyor.
Bu tartışma, kaynak güvenilirliği sorusunu gündeme getiriyor. Bir eleştirmenin kişisel inancı, onun eleştirisini geçersiz kılar mı? Kullanıcıların bir kısmı, eleştirinin, eleştirmenin kimliğine değil, sunulan kanıtlara göre değerlendirilmesi gerektiğini yazıyor.
Türkçe forumlarda, Heiser pek tanınmıyor. Sitchin'in kitapları Türkçe'ye çevrilmiş; ama Heiser'ın eleştirileri, Türkçe'de, sınırlı bir şekilde biliniyor. Bu, Türkçe tartışmalarda, Sitchin'in iddialarının, eleştirilerle karşılaşmadan yayılmasına yol açıyor.
Heiser'ın mirası
Heiser, 2023'te, pankreas kanseri nedeniyle öldü. Ölümünden sonra, sitesi ve podcast'leri, hâlâ erişilebilir durumda. Heiser'ın Sitchin eleştirisi, popüler arkeoloji ve eski uzaylılar tartışmalarında, bir referans noktası olmaya devam ediyor.
Heiser, aynı zamanda, "The Façade" adlı bir roman da yazdı. Bu roman, uzaylılar, hükümet komploları ve eski metinler üzerine bir kurgu. Heiser, bu romanı, popüler kültürdeki uzaylı anlatılarını, kendi bakış açısından yeniden yorumlamak için kullandı.
Heiser, okuyucularına, sık sık, kendisine değil, kaynaklara güvenmelerini öneriyordu. Bu öneri, onun eleştirisinin özünü, birkaç sözcükte toplayan bir tutumdu ve sitesinin hemen her sayfasında, açıkça ve ısrarla hissediliyordu. Heiser, kendi otoritesini değil, metinlerin kendisini öne çıkarmak istiyordu. Sitchin tartışmasının, kimin daha güvenilir olduğu sorusundan çıkıp, metinlerin ne söylediği sorusuna dönmesi, onun asıl hedefiydi.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence Heiser ile Sitchin arasındaki tartışma, aslında iki farklı dünya görüşünün çatışmasıydı. Her ikisi de, eski metinlerde, insanüstü varlıkların anlatıldığını düşünüyordu. Ama biri, bunları uzaylılar olarak; diğeri, ruhani varlıklar olarak görüyordu. Belki de bu tartışmanın asıl konusu, Sümerce sözcüklerin anlamı değil, bu varlıkların doğası hakkındaki inançlardı.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Bir eleştirmenin kişisel inancı, onun eleştirisini sizce etkiler mi? Bir iddiayı tartışmaya davet edilen kişinin sessiz kalması, ona olan güveninizi değiştirir mi? Yorumlarda yazın.
Giriş yap