Giriş yap
🏺 Anunnaki

Mezopotamya'da kadın kâtipler ve Sippar'ın naditu kadınları

Mezopotamya'da yazı, büyük ölçüde, erkeklerin elindeydi. Kâtip okullarının öğrencileri, öğretmenleri ve saraylardaki kâtiplerin çoğu, erkekti. Ama bu kuralın, dikkat çekici istisnaları var. Bunların en ilginçlerinden biri, Eski Babil döneminde, Sippar şehrinde yaşayan naditu kadınları ve onların arasında çalışan kadın kâtipler.

Sippar, Fırat kıyısında, güneş tanrısı Şamaş'ın kutsal şehriydi. Burada, Şamaş'a adanmış kadınlar, özel bir yerleşim alanında, kendi topluluklarını oluşturuyordu. Bu kadınlar, mülk sahibiydi, ticaret yapıyordu, sözleşmeler imzalıyordu. Ve bazıları, kâtip olarak çalışıyordu. Bu sayfada, onların dünyasına bakmak istiyorum. Siz kadim dünyada kadınların yazı yazdığını hayal eder miydiniz?

Naditu kimdi?

Naditu kelimesi, Akadca bir kelime ve kabaca "nadasa bırakılmış" ya da "ekilmemiş" anlamına geldiği düşünülüyor. Bu ad, naditu kadınlarının, çocuk sahibi olmamalarıyla ilişkili olabilir. Bu yorum, yaygın; ama kesin değil.

Naditu kadınları, genellikle, varlıklı ailelerden geliyordu. Bir aile, kızlarından birini, naditu olarak, bir tanrıya adıyordu. Sippar'daki naditu kadınları, Şamaş'a ve onun eşi Aya'ya adanmıştı. Bu kadınlar, evlenmiyordu ve çocuk sahibi olmuyordu. Babil'de ise, Marduk'a adanmış naditu kadınları vardı; bunlar evlenebiliyordu ama çocuk doğuramıyordu. Kurallar, şehre ve tanrıya göre değişiyordu.

Gagum: duvarlı bir yerleşim

Sippar'daki naditu kadınları, gagum adı verilen, duvarlarla çevrili bir alanda yaşıyordu. Gagum, bazen "manastır" ya da "kapalı yerleşim" diye çevriliyor; ama bu çeviriler, yanıltıcı olabilir. Naditu kadınları, dünyadan tamamen kopuk bir yaşam sürmüyordu.

Gagum'un içinde, naditu kadınlarının evleri, depoları ve görevlileri vardı. Kadınlar, burada yaşıyor; ama ticari işlerini, şehrin geri kalanıyla birlikte yürütüyordu. Gagum'un kendi yöneticileri ve kapı görevlileri vardı. Bu, kadınların, kendi topluluklarını, büyük ölçüde, kendilerinin yönettiğini düşündürüyor.

İş kadınları

Sippar'ın naditu kadınları, Eski Babil döneminin en aktif iş insanları arasındaydı. Arazi alıp satıyor, tarlalarını kiraya veriyor, borç veriyor ve köle ediniyordu. Sippar'da bulunan binlerce sözleşme tableti, naditu kadınlarının, bu işlerde, ne kadar aktif olduğunu gösteriyor.

Bu kadınların mal varlıkları, genellikle, ailelerinden gelen bir çeyiz ya da miras payıydı. Ama bu mal varlığını, kendileri yönetiyor ve büyütüyordu. Bazı naditu kadınları, uzun yıllar boyunca, büyük servetler biriktirdi.

Naditu kadınlarının mal varlığı, ailelerinin de ilgisini çekiyordu. Bir naditu öldüğünde, onun mal varlığı, genellikle, ailesine geri dönüyordu. Bu yüzden, aileler, naditu kızlarının servetini, dikkatle izliyordu. Bazı naditu kadınları ise, mal varlıklarını, başka bir naditu'yu evlat edinerek, ona bırakıyordu. Bu evlat edinme, ailelerle, zaman zaman, anlaşmazlıklara yol açıyordu.

Hammurabi Yasaları'nda naditu

Hammurabi Yasaları, naditu kadınlarıyla ilgili, birkaç madde içeriyor. Bu maddeler, özellikle, naditu kadınlarının miras haklarını düzenliyor. Bir naditu'nun, babasından aldığı mal varlığını, kimlerin yöneteceğini ve onun ölümünden sonra kime geçeceğini belirliyor.

Bu maddeler, naditu kadınlarının, hukuki olarak, tanınmış bir statüye sahip olduğunu gösteriyor. Yasalar, onların haklarını korumaya çalışıyor; ama aynı zamanda, ailelerin çıkarlarını da gözetiyor. Bu denge, naditu kurumunun, toplumsal açıdan ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Kadın kâtipler

Sippar'ın en ilginç özelliklerinden biri, kadın kâtiplerin varlığı. Sippar'dan gelen bazı sözleşme tabletlerinde, kâtip olarak, kadın adları geçiyor. Bu kadınlar, büyük olasılıkla, naditu kadınlarının işlerini kaydetmek için, gagum'un içinde çalışıyordu.

Bu kadın kâtiplerden biri, Amat-Mamu adıyla biliniyor. Amat-Mamu'nun adı, uzun bir zaman dilimine yayılan birçok sözleşme tabletinde, kâtip olarak geçiyor. Bu, onun, onlarca yıl boyunca, aktif olarak çalıştığını gösteriyor. Amat-Mamu'nun kişisel hayatı hakkında, çok az şey biliyoruz; ama onun el yazısı ve adı, binlerce yıl sonra, bize ulaştı.

Kadın kâtiplerin varlığı, Mezopotamya'da, yazının, sadece erkeklere ait olmadığını gösteriyor. Ama bu kadınların sayısı, erkek kâtiplerle karşılaştırıldığında, çok az. Sippar örneği, bir istisna; ama değerli bir istisna. Başka şehirlerde de, kadınların yazı bildiğine dair dağınık izler var. Bazı mektupların, kadınlar tarafından, kendi elleriyle yazıldığı tahmin ediliyor; ama bir mektubun, bir kâtibe yazdırılıp yazdırılmadığını ayırt etmek, çoğu zaman, mümkün değil. Bu belirsizlik, kadın okuryazarlığının gerçek boyutunu, bizden saklıyor.

Mektuplarda naditu

Sippar'dan ve başka şehirlerden gelen mektuplar, naditu kadınlarının, kendi sesleriyle konuştuğu belgeler. Bu mektuplarda, kadınlar, ailelerine yazıyor, onlardan erzak ya da yağ istiyor, ihmal edildiklerinden şikâyet ediyor ya da bir iş anlaşmazlığını anlatıyor.

Mari kralı Zimri-Lim'in kızlarından biri olan Erişti-Aya, Sippar'da naditu olarak yaşıyordu. Onun, ailesine yazdığı mektuplar, korunmuş. Bu mektuplarda, Erişti-Aya, kendisine yeterli erzak gönderilmediğinden yakınıyor ve bir kral kızı olarak, daha iyi bir muameleyi hak ettiğini vurguluyor. Ayrıca, aile için, Şamaş ve Aya'nın önünde dua ettiğini hatırlatıyor.

Bu mektuplar, bana çok insanca geliyor. Bir kral kızı, uzak bir şehirde, tanrıya adanmış bir hayat sürüyor; ama ailesinin onu unutmasından korkuyor. Onun şikâyetleri, bugün, uzakta yaşayan bir yakının, ailesine yazdığı mesajlardan çok da farklı değil. Siz uzakta yaşayan bir yakınınızın, böyle bir mektubunu okusanız, ne hissederdiniz?

Kurumun sonu

Naditu kurumu, Eski Babil döneminin sonunda, yani yaklaşık MÖ on yedinci yüzyılda, gerilemeye başladı. Sippar'ın gagum'u, bu dönemden sonra, kaynaklarda, giderek daha az görülüyor. Bunun nedenleri, kesin olarak bilinmiyor. Babil'in siyasi ve ekonomik krizleri, bu gerilemede rol oynamış olabilir.

Naditu kadınlarının ortadan kalkışı, Mezopotamya'da, kadınların ekonomik bağımsızlığına dair, önemli bir dönemin kapanması anlamına geliyor. Sonraki dönemlerde, kadınlar, hâlâ ticaret yapıyor ve mülk sahibi oluyordu; ama naditu kadınlarına benzer, örgütlü ve bağımsız bir topluluk, bir daha görülmedi.

Tanrılar arasındaki ilişki

Sippar'ın naditu kadınları, Şamaş ve Aya'ya adanmıştı. Şamaş, güneş tanrısı ve adalet tanrısıydı; Aya ise, onun eşi, şafağın tanrıçası. Naditu kadınları, bu tanrı çiftinin, yeryüzündeki gelinleri gibi görülüyordu.

Bu ilişki, naditu kadınlarının dini rolünü gösteriyor. Onlar, tanrılara, düzenli olarak, sunular sunuyor ve dualar ediyordu. Bazı mektuplarda, naditu kadınları, akrabalarına yazarken, onlar için Şamaş ve Aya'ya dua ettiklerini söylüyor. Bu ifadeler, onların, kendilerini, ailelerinin tanrılar önündeki temsilcileri olarak gördüğünü düşündürüyor.

Akademik okuma

Sippar'ın naditu kadınları üzerine en önemli çalışmalardan biri, Rivkah Harris'in 1975'te yayımlanan "Ancient Sippar" adlı kitabıdır. Harris, Sippar tabletlerini kullanarak, naditu kadınlarının hayatlarını, ekonomik faaliyetlerini ve toplumsal konumlarını ayrıntılı olarak inceledi.

Akademisyenler, naditu kurumunun, ailelerin mal varlığını korumak için bir strateji olabileceğini tartışıyor. Bir kızı, naditu olarak adamak, onun evlenip mal varlığını başka bir aileye taşımasını önlüyordu. Bu yorum, ekonomik bir açıklama sunuyor; ama naditu kadınlarının dini bağlılığını da görmezden gelmemek gerekiyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin, naditu kadınlarına, kitaplarında, yer ayırmadı. Onun ilgisi, tanrılara ve onların insanlarla ilişkisine odaklanıyordu; kadim toplumun sıradan üyeleri, onun anlatısında, nadiren görünüyordu.

Bu, Sitchin'in yaklaşımının, genel bir özelliği. Onun Mezopotamya'sında, tanrılar ve krallar var; ama tüccarlar, kâtipler, iş kadınları ve sıradan insanlar, neredeyse yok. Sippar'ın tabletleri ise, tam olarak bu sıradan insanların dünyasını anlatıyor.

Forumlarda

Forumlarda, naditu kadınları, çok az tartışılıyor. Mezopotamya'da kadınların rolüne dair tartışmalar, genellikle, İnanna ve Enheduanna gibi figürlerle sınırlı kalıyor. Naditu kadınları ise, daha az tanınıyor.

Bazı kullanıcılar, naditu kadınlarını, Orta Çağ Avrupa'sındaki rahibelerle karşılaştırıyor. Bu karşılaştırma, ilginç; ama dikkatli yapılmalı. Naditu kadınları, rahibelerden farklı olarak, aktif bir ticari hayat sürüyordu.

Tabletlerin yolculuğu

Sippar tabletlerinin bir kısmı, on dokuzuncu yüzyılın sonunda, Hürmüzd Rassam'ın kazılarıyla ve kaçak kazılarla ortaya çıktı. Bu tabletlerin önemli bir kısmı, bugün, British Museum'da bulunuyor; bir kısmı ise, antika piyasası aracılığıyla, dünyanın farklı koleksiyonlarına dağıldı. Bu dağınıklık, naditu kadınlarının arşivlerini, bir bütün olarak incelemeyi zorlaştırıyor. Bir kadının sözleşmelerinin bir kısmı Londra'da, bir kısmı başka bir şehirde olabilir. Akademisyenler, bu parçaları, adlar, tarihler ve tanıklar üzerinden, yeniden bir araya getirmeye çalışıyor. Bu çalışma, bir yapbozu, parçaları farklı ülkelere dağılmışken tamamlamaya benziyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence Sippar'ın naditu kadınları, Mezopotamya'yı, tanrılar ve krallar üzerinden okumanın, ne kadar eksik kaldığını gösteriyor. Bu kadınların sözleşmeleri, mektupları ve kâtiplerinin el yazısı, kadim bir şehrin gündelik hayatını, hiçbir destanın anlatamayacağı bir ayrıntıyla anlatıyor. Belki de kadim dünyanın gerçek sesi, büyük anlatılarda değil, bu küçük kil belgelerde saklı.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Bir kadın kâtibin, dört bin yıl önce, binlerce sözleşmeye adını yazması, size ne düşündürüyor? Kadim dünyayı, tanrılar yerine sıradan insanlar üzerinden okumak, sizce neyi değiştirir? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap