Mesannepada: Ur'un Birinci Hanedanlığı ve Mari'ye giden boncuk
Ur denince, çoğumuzun aklına, Woolley'nin kazdığı Kraliyet Mezarlığı gelir: altın miğferler, lir çalgıları, onlarca hizmetkârın gömüldüğü mezarlar. Ama bu mezarlarda yatanların kim olduğu, uzun süre bir sır olarak kaldı. Bu sırrı kısmen çözen isimlerden biri, Mesannepada. Sümer Kral Listesi'ne göre, Ur'un Birinci Hanedanlığı'nın kurucusu.
Mesannepada'nın adı, yalnızca Ur'da değil, yüzlerce kilometre kuzeydeki Mari'de de bulundu: bir lapis lazuli boncuğun üzerinde. Bu küçük boncuk, Ur ile Mari arasında, dört bin beş yüz yıl önce, bir ilişki olduğunu gösteriyor. Bir boncuğun, iki kent arasındaki bir ittifakı anlatabileceğini hiç düşündünüz mü?
Kral listesindeki yeri
Sümer Kral Listesi'ne göre, Uruk'un Birinci Hanedanlığı'ndan sonra, krallık Ur'a geçti. Ur'un Birinci Hanedanlığı'nın ilk kralı, Mesannepada'ydı. Liste, ona seksen yıllık bir hükümdarlık süresi veriyor. Ardından, oğlu Meskiagnunna, otuz altı yıl hüküm sürüyor.
Seksen yıl, uzun bir süre; ama Uruk'un efsanevi krallarının yüzlerce yıllık sürelerine kıyasla, insan ömrüne çok daha yakın. Bu, listenin, Ur'un Birinci Hanedanlığı'yla birlikte, tarihsel döneme daha da yaklaştığını gösteriyor.
Ubaid'deki kuruluş tableti
1919'da, British Museum adına çalışan Harry Hall, Ur'un yakınındaki Tell el-Ubaid'de, küçük bir tapınağın kalıntılarını buldu. Daha sonra, 1923-24'te, Leonard Woolley, bu kazıları sürdürdü. Tapınak, ana tanrıça Ninhursag'a adanmıştı.
Tapınakta, bir kuruluş tableti bulundu. Bu tablette, şu yazıt vardı: "Ninhursag için, Ur kralı, Mesannepada'nın oğlu A'anepada, tapınağını inşa ettirdi." Bu yazıt, Mesannepada'nın ve oğlunun, tarihsel kişiler olduğunu kanıtladı.
İlginç olan, bu tablette geçen A'anepada adının, Sümer Kral Listesi'nde olmaması. Liste, Mesannepada'nın ardından, Meskiagnunna'yı sayıyor. A'anepada, belki de, kısa süre hüküm sürdüğü için, ya da bir kopyalama hatası nedeniyle, listeden düşmüş. Bazı araştırmacılar, Meskiagnunna'nın da, Mesannepada'nın bir başka oğlu olduğunu düşünüyor.
Ubaid tapınağının buluntuları da, son derece etkileyici. Tapınağın cephesini süsleyen bakır bir kabartma, aslan başlı kartal Anzu'yu, iki geyiğin arasında tasvir ediyor. Bu kabartma, bugün British Museum'da sergileniyor. Tapınaktan çıkan başka buluntular arasında, bakır boğa heykelleri, sütun mozaikleri ve süt sağımı sahnesini gösteren bir kakma friz var.
Kraliyet Mezarlığı'ndaki mühür
Woolley, Ur'daki Kraliyet Mezarlığı'nda, Mesannepada'nın adını taşıyan bir silindir mühür buldu. Mühürde, "Mesannepada, Kiş kralı" yazıyor. Bu ifade, ilginç bir soru ortaya atıyor: Mesannepada, Ur kralı mıydı, yoksa Kiş kralı mı?
Akademisyenler, bu unvanın, Kiş'in gerçek yönetimini değil, daha önce bahsettiğimiz, üstünlük simgesi olan "Kiş kralı" unvanını ifade ettiğini düşünüyor. Mesannepada, Ur'un kralı olarak, Sümer üzerinde bir üstünlük iddiasında bulunuyordu.
Mühürde, bir başka ifade de var: Mesannepada'nın eşinin adı ya da unvanı. Bazı araştırmacılar, bu kısmı, "nugig", yani bir tür rahibe unvanı olarak okuyor. Mührün tam okunuşu, tartışmalı.
Kraliyet Mezarlığı'nda, ayrıca, Meskalamdug adlı bir kralın adını taşıyan buluntular da var. Woolley, Meskalamdug'un mezarında, ünlü altın miğferi buldu. Meskalamdug'un, Mesannepada'nın babası olabileceği düşünülüyor. Bu, Kraliyet Mezarlığı'nın, Ur'un Birinci Hanedanlığı'nın hemen öncesinde ve başında yaşayan kraliyet ailesine ait olduğunu düşündürüyor.
Mari'deki boncuk
1965'te, André Parrot liderliğindeki Fransız ekibi, Suriye'deki Mari'de, bir sarayın altında, bir hazine buldu. Bu hazine, bir çömleğin içinde saklanmış değerli eşyalardan oluşuyordu. Hazinenin içinde, lapis lazuli bir boncuk vardı. Boncuğun üzerinde, bir yazıt bulunuyordu.
Yazıt, boncuğun, Ur kralı Mesannepada tarafından, bir tanrıya adandığını belirtiyor. Yazıtta, Mesannepada, kendini, "Kiş kralı Meskalamdug'un oğlu" olarak tanıtıyor. Bu, Meskalamdug'un, Mesannepada'nın babası olduğunu doğruluyor.
Bu boncuğun Mari'de bulunması, Ur ile Mari arasında, diplomatik ya da ticari bir ilişki olduğunu gösteriyor. Mari, Fırat'ın orta kesiminde, Mezopotamya ile Suriye arasındaki ticaret yollarının üzerinde, stratejik bir kentti. Bazı araştırmacılar, bu hazinenin, Ur'dan Mari'ye gönderilen diplomatik bir hediye olduğunu düşünüyor. Hazine, bu nedenle, "Ur Hazinesi" olarak da biliniyor.
Nippur'daki inşaat
Tummal Yazıtı'na göre, Mesannepada, Nippur'da, Enlil'in kutsal alanında, Buršušua adlı bir yapı inşa ettirdi. Oğlu Meskiagnunna ise, Ninlil'in Tummal'ını yeniden güzelleştirdi.
Bu, Mesannepada'nın, Nippur'daki tanrılarla ilişki kurarak, Sümer üzerinde bir meşruiyet iddiasında bulunduğunu gösteriyor. Nippur'da inşaat yapabilmek, bir kralın, Sümer'in dinsel merkezinde kabul gördüğünün bir işaretiydi.
Tanrılar arasındaki ilişki
Mesannepada'nın hanedanlığı, birçok tanrıyla ilişki kurdu. Ubaid'deki tapınak, Ninhursag'a adanmıştı. Nippur'daki inşaatlar, Enlil ve Ninlil içindi. Mari'deki boncuk ise, Mari'nin tanrılarından birine adanmıştı.
Bu, Ur'un Birinci Hanedanlığı'nın, Ur'un kendi tanrısı Nanna'nın yanı sıra, diğer kentlerin tanrılarıyla da ilişki kurarak, geniş bir etki alanı oluşturmaya çalıştığını gösteriyor. Tanrılara yapılan adaklar, diplomatik ilişkilerin bir aracıydı.
Lapis lazulinin yolu
Mari'deki boncuğun malzemesi, lapis lazuli, kendi başına bir hikâye anlatıyor. Bu koyu mavi taş, Mezopotamya'da bulunmuyordu. Eski dünyada bilinen en önemli lapis lazuli yatakları, bugünkü Afganistan'ın kuzeydoğusunda, Badahşan bölgesindeydi. Taş, buradan, binlerce kilometrelik ticaret yollarıyla, İran platosunu aşarak, Mezopotamya'ya ulaşıyordu.
Ur'daki Kraliyet Mezarlığı, lapis lazuliyle dolu. Puabi adlı kraliçenin mezarında bulunan takılar, boncuklar ve başlıklar, yüzlerce lapis lazuli parçası içeriyor. "Ur Sancağı" olarak bilinen ahşap kutu, lapis lazuli, deniz kabuğu ve kırmızı kireçtaşından yapılmış mozaiklerle süslü. Bu kutunun bir yüzünde savaş, diğer yüzünde ise bir ziyafet sahnesi var.
Sümer edebiyatında, lapis lazuli, tanrısal bir malzeme olarak görülüyordu. "Enmerkar ve Aratta'nın Efendisi" destanında, Enmerkar, İnanna'nın tapınağı için, Aratta'dan lapis lazuli istiyor. Tanrıların sakallarının, lapis lazuliden olduğu söyleniyordu.
Bu açıdan bakınca, Mesannepada'nın Mari'deki bir tanrıya lapis lazuli bir boncuk adaması, sıradan bir hediye değildi. Uzak dağlardan gelen, tanrılara layık görülen bir taş, iki kent arasında dolaşıyordu. Ur, bu ticaret yollarının güney ucunda; Mari ise, kuzeybatıya giden yolların üzerindeydi. Boncuk, belki de, bu iki kentin, aynı ticaret ağının parçaları olduğunu gösteren bir işaretti.
Jonathan Mark Kenoyer ve diğer araştırmacılar, Ur'daki kırmızı akik boncukların bir kısmının, İndus Vadisi'nde üretildiğini gösterdi. Bu, Ur'un ticaret ağının, Afganistan'dan İndus'a, Mari'den Dilmun'a uzanan geniş bir alanı kapsadığını düşündürüyor.
Ölüm çukurları
Kraliyet Mezarlığı'nın en tartışmalı yönü, Woolley'nin "ölüm çukurları" adını verdiği mezarlar. Bu mezarlarda, ana gömünün yanında, onlarca hizmetkâr, asker ve müzisyen yatıyordu. Woolley, bu kişilerin, efendilerine eşlik etmek için, zehir içerek, gönüllü olarak öldüğünü düşündü.
Ama 2009'da, Pennsylvania Üniversitesi'nde yapılan bilgisayarlı tomografi incelemeleri, bazı kafataslarında, künt bir aletle vurulmuş izler buldu. Bu, en azından bazı kurbanların, zehirle değil, şiddetle öldürüldüğünü düşündürüyor. Aubrey Baadsgaard ve ekibi, bu bulguları, 2011'de yayımladı.
Bu mezarlarda yatanların, Mesannepada'nın ailesine mi, yoksa ondan önceki bir kraliyet ailesine mi ait olduğu, tam olarak bilinmiyor. Ama mezarlıkta, Mesannepada'nın mührünün bulunması, bu ailenin, mezarlıkla doğrudan bir bağı olduğunu gösteriyor.
Bir kralın ölümüne, onlarca insanın eşlik etmesi size ne düşündürüyor?
Akademik okuma
Akademisyenler, Mesannepada'yı, Ur'un, Erken Hanedanlık III döneminde, Sümer'in önde gelen güçlerinden biri haline geldiğinin simgesi olarak görüyor. Kraliyet Mezarlığı'nın zenginliği, bu dönemde Ur'un ne kadar güçlü ve zengin olduğunu gösteriyor. Mari hazinesi ise, Ur'un etki alanının, Mezopotamya'nın sınırlarını aştığını gösteriyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Ur'un Birinci Hanedanlığı'nı, Anunnaki'nin, Sümer'de insanlara krallık verdiği dönemlerden biri olarak yorumladı. Kraliyet Mezarlığı'ndaki zenginliği ise, Anunnaki ile ilişki içindeki krallara verilen ayrıcalıkların bir yansıması olarak gördü.
Akademik okumada, bu zenginlik, Ur'un uzun mesafeli ticaret ağlarından elde ettiği servetin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Forumlarda
Forumlarda Mesannepada, genellikle, Kraliyet Mezarlığı bağlamında anılıyor. Bazı kullanıcılar, Mari'deki boncuğun, eski dünyada, diplomatik hediyelerin nasıl kullanıldığının çarpıcı bir örneği olduğunu düşünüyor.
Bazı başlıklarda, Mari hazinesindeki diğer eşyaların da tartışıldığı görülüyor. Hazinede, altın ve lapis lazuliden yapılmış, aslan başlı bir kartal figürü de vardı. Kullanıcılar, bu figürün, Ubaid tapınağındaki bakır Anzu kabartmasıyla olan benzerliğine dikkat çekiyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence Mesannepada'nın hikâyesi, Sümer'de, kralların, gücünü yalnızca savaşla değil, hediyelerle, adaklarla ve inşaatlarla da kurduğunu gösteriyor. Bir lapis lazuli boncuk, bir orduya göre çok küçük; ama iki kent arasında, belki de, daha kalıcı bir bağ kurabiliyordu.
Belki de Mari'deki hazine, bir evlilik ittifakının ya da bir ticaret antlaşmasının, tanrılara emanet edilmiş bir kanıtıydı.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Bir boncuğun, iki kent arasındaki ilişkiyi anlatması size ne düşündürüyor? Kraliyet Mezarlığı'nda yatanların kim olduğunu bilmek, o mezarlara bakışınızı değiştirir mi? Yorumlarda yazın.
Giriş yap