Giriş yap
🏺 Anunnaki

Marvel ve DC çizgi romanlarında Mezopotamya tanrıları

Çizgi roman evrenleri, mitolojilerle dolu. Marvel'da, Thor ve Loki, İskandinav mitolojisinden; Hercules, Yunan mitolojisinden geliyor. DC'de, Wonder Woman, Yunan tanrılarının dünyasından çıkıyor. Peki Mezopotamya tanrıları, bu evrenlerde nerede duruyor? Bu soru, beni, uzun süre meşgul etti; çünkü cevabı, beklediğimden daha dağınık.

Mezopotamya, çizgi romanlarda, Yunan ya da İskandinav mitolojisi kadar görünür değil. Ama izleri var: bir Gılgamış burada, bir Marduk orada, bir İştar başka bir köşede. Bu izlerin peşine düşmek, popüler kültürün, hangi mitolojileri öne çıkardığını, hangilerini kenarda bıraktığını gösteriyor. Siz bir çizgi romanda, Sümer ya da Babil tanrısına rastladınız mı?

Neden Yunan ve İskandinav?

Önce, şu soruyu sormak gerekiyor: Neden çizgi romanlar, Yunan ve İskandinav mitolojisini, Mezopotamya'ya tercih ediyor?

Bunun birkaç nedeni olabilir. Birincisi, Yunan ve İskandinav mitolojisi, Avrupa ve Amerika'da, okul müfredatlarında ve edebiyatta, uzun süredir yer alıyor. Okurlar, Zeus'u ya da Odin'i, zaten tanıyor. İkincisi, bu mitolojiler, on dokuzuncu yüzyıldan beri, romantik ve ulusal anlatıların bir parçası oldu. Wagner'in operaları, İskandinav mitolojisini, Alman ve Avrupa kültürüne taşıdı.

Mezopotamya mitolojisi ise, ancak on dokuzuncu yüzyılın ortasında, çivi yazısının çözülmesiyle, yeniden okunabilir hale geldi. Gılgamış Destanı'nın ilk bölümleri, 1872'de, George Smith tarafından tanıtıldı. Yani, Mezopotamya, popüler kültüre, diğer mitolojilerden çok daha geç girdi.

Marvel'da Gılgamış

Marvel'ın en tanınan Mezopotamya karakteri, Gılgamış. Bu karakter, ilk olarak, Jack Kirby'nin 1970'lerde yarattığı "The Eternals" serisinde, "The Forgotten One", yani "Unutulmuş Olan" adıyla ortaya çıktı. Seride, Eternals, Celestials denen kozmik varlıklar tarafından yaratılmış, ölümsüz bir ırk. Gılgamış, bu ırkın bir üyesi; insanlık tarihinde, farklı adlarla, kahraman olarak hatırlanmış.

Kirby'nin "Eternals" anlatısı, eski uzaylılar kuramından, açıkça etkilenmişti. Celestials, insanlığın evrimine müdahale eden, devasa uzaylı varlıklar. Bu fikir, von Däniken'in ve dönemin popüler kitaplarının çizgi roman versiyonu gibiydi. Kirby, seriyi, von Däniken'in kitaplarının popüler olduğu yıllarda başlattı.

Marvel'da, Gılgamış, sonraki yıllarda, Avengers'ın yedek üyesi olarak da yer aldı. Karakter, destandaki Gılgamış'tan, adını ve kahramanlık imgesini alıyor; ama hikâyesi, büyük ölçüde, Marvel'ın kendi mitolojisine bağlı.

Marduk Kurios ve iblisler

Marvel'da, Mezopotamya'dan esinlenen başka bir ad da var: Marduk Kurios. Bu karakter, Marvel evreninde, güçlü bir iblis; Daimon Hellstrom ve Satana Hellstrom'un babası olarak tanıtılıyor. Karakterin adı, Babil'in baş tanrısı Marduk'tan geliyor; ama Marvel'daki Marduk Kurios'un, Babil'deki Marduk'la, ad dışında, pek bir ortak noktası yok.

Bu, ilginç bir dönüşüm. Babil'de, Marduk, düzeni kuran, kaosu yenen bir tanrıydı. Marvel'da ise, adı, bir iblise verilmiş. Bu dönüşüm, Mezopotamya tanrılarının, Batı popüler kültüründe, sıklıkla, karanlık ya da şeytani figürler olarak sunulmasının bir örneği. Bu eğilimin kökeni, bazı araştırmacılara göre, Kitab-ı Mukaddes'teki Babil imgesine kadar uzanıyor.

DC'de Mezopotamya izleri

DC Comics'te, Mezopotamya, Marvel'dan da daha az görünür. Ama bazı hikâyelerde, Mezopotamya tanrıları ve iblisleri, yan karakterler ya da düşmanlar olarak yer aldı. Neil Gaiman'ın "The Sandman" serisi, farklı mitolojilerin tanrılarını bir araya getirdi; bu seride, yeraltı dünyası ve ölüm temaları, Mezopotamya mitolojisiyle de dolaylı olarak örtüşüyor. Bu örtüşmeyi, doğrudan bir alıntı olarak değil, tematik bir yakınlık olarak okumak daha doğru.

Ayrıca, Hawkman ve Hawkgirl karakterlerinin kökeni, eski Mısır'a dayanıyor; ama bazı hikâyelerde, Thanagar adlı uzaylı bir gezegenle ilişkilendiriliyor. Bu da, kadim uygarlıklarla uzaylı ziyaretçileri birleştiren bir başka çizgi roman örneği.

Tanrılar arasındaki ilişki

Çizgi romanlarda, Mezopotamya tanrıları arasındaki ilişkiler, nadiren işleniyor. Tanrılar, genellikle, tek tek karakterler olarak ortaya çıkıyor; bir panteon olarak, birbirleriyle ilişkileri içinde gösterilmiyor.

Bu, Yunan ve İskandinav mitolojisiyle bir karşıtlık. Marvel'ın Thor'u, babası Odin, kardeşi Loki ve Asgard'ın diğer tanrılarıyla birlikte var. Yani, bütün bir aile dramı, çizgi romanlara taşınmış. Mezopotamya'nın ise, böyle bir aile draması, çizgi romanlarda kurulmadı. Enki ve Enlil'in rekabeti, İnanna ve Ereşkigal'in ilişkisi, Marduk ve Tiamat'ın savaşı, bir çizgi roman serisinin, rahatlıkla taşıyabileceği hikâyeler; ama büyük yayınevleri, bu hikâyeleri, henüz böyle bir bütünlük içinde işlemedi.

Avrupa çizgi romanlarında Mezopotamya

Amerikan çizgi romanlarının dışına çıkınca, tablo biraz değişiyor. Fransız-Belçika çizgi roman geleneği, antik dünyaya, uzun süredir ilgi gösteriyor. Edgar P. Jacobs'un "Blake ve Mortimer" serisi, antik uygarlıkları, bilim kurgu öğeleriyle birleştiren albümleriyle tanınıyor; "Büyük Piramit'in Gizemi" bunun en bilinen örneği. Bu seri, Mısır'a odaklanıyor; ama kadim bir uygarlığı, macera ve bilim kurgu çerçevesinde okuma alışkanlığını, Avrupa okurlarına kazandırdı.

Asterix gibi seriler, Roma ve Galya'yı, mizahi bir dille anlatırken, Mezopotamya, Avrupa çizgi romanlarında da, ancak ara sıra, yan hikâyelerde yer buldu. Bazı Fransız albümlerinde, Babil, görkemli bir dekor olarak kullanıldı; Babil Kulesi ve Asma Bahçeler, bu dekorun sabit öğeleri oldu.

Japon mangalarında ise, durum farklı. Mezopotamya tanrıları ve kahramanları, mangalarda, Batı çizgi romanlarından daha sık yer alıyor. "Fate" serisinin manga uyarlamaları, Gılgamış ve Enkidu'yu, geniş bir okur kitlesine tanıttı. Chie Shinohara'nın "Kırmızı Nehir" ("Sora wa Akai Kawa no Hotori") adlı mangası ise, Hitit İmparatorluğu'nda geçiyor ve Anadolu'nun kadim tarihini, romantik bir macera olarak anlatıyor.

Bu örnekler, Mezopotamya'nın, farklı çizgi roman geleneklerinde, farklı biçimlerde ele alındığını gösteriyor. Siz bu geleneklerden hangisini daha çok okuyorsunuz?

Akademik okuma

Akademisyenler, çizgi romanlarda mitolojinin kullanımını, "mitolojik alımlama" çerçevesinde inceliyor. Bu alanda, Yunan ve Roma mitolojisinin çizgi romanlardaki kullanımı, oldukça iyi çalışılmış. George Kovacs ve C. W. Marshall'ın editörlüğünü yaptığı "Classics and Comics" adlı derleme, bu alanın önemli örneklerinden.

Mezopotamya'nın çizgi romanlardaki kullanımı ise, daha az çalışılmış. Bu, bir boşluk; çünkü Mezopotamya mitolojisi, çizgi romanlara, Yunan ve İskandinav mitolojisinden farklı bir dünya sunabilir: daha eski, daha az bilinen ve okura daha yabancı.

Sitchin'in okuması

Sitchin, çizgi romanlar hakkında, bilinen bir yorum yapmadı. Ama Kirby'nin "Eternals" ve Celestials anlatısı, Sitchin'in kitaplarıyla aynı dönemde ve benzer bir kültürel ortamda ortaya çıktı. "The 12th Planet" 1976'da; "The Eternals" ise, aynı yıl yayımlandı. Bu, bir doğrudan etkileşimden çok, aynı fikrin, aynı dönemde, farklı biçimlerde ifade edilmesi gibi görünüyor.

Bazı bağımsız çizgi romanlarda ise, doğrudan Anunnaki adı kullanılıyor ve Sitchin'in anlatısı, kurgusal bir hikâyeye dönüştürülüyor.

Forumlarda

Çizgi roman forumlarında, Marvel'ın Gılgamış'ı ve "Eternals" serisi, sık sık, eski uzaylılar kuramıyla birlikte tartışılıyor. Bazı kullanıcılar, Celestials'ın, Anunnaki'nin bir çizgi roman versiyonu olduğunu öne sürüyor.

Türkçe forumlarda, Marvel'ın Gılgamış'ı, özellikle 2021'deki "Eternals" filminden sonra, daha fazla konuşuldu. Bu tartışmalar, bazı okurları, destanın kendisine yönlendirdi.

Bir çizgi roman önerisi

Mezopotamya mitolojisi, bir çizgi roman serisi için, zengin bir kaynak. "İnanna'nın Yeraltına İnişi", yedi kapıdan geçen ve her kapıda bir şeyini kaybeden bir tanrıçanın hikâyesi; görsel olarak, çok güçlü bir anlatı. "Enuma Eliş", Marduk'un, kaos canavarı Tiamat'la savaşı; bir süper kahraman hikâyesinin bütün öğelerini taşıyor. "Atrahasis", tanrıların isyanı ve insanın yaratılışı; bir bilim kurgu hikâyesi gibi okunabilir.

Bu hikâyeler, Sitchin'in yorumlarına ihtiyaç duymadan, kendi başlarına, çizgi roman okurlarını etkileyebilir. Sizce bu hikâyelerden hangisi, en iyi çizgi roman olurdu?

Böyle bir seri, Gılgamış Destanı'nın, tabletler arasındaki kırık kısımlarını, görsel bir boşluk olarak kullanabilir. Bir sayfada, tabletin okunabilen dizeleri; öbür sayfada, kırık bölümün yerine, sessiz, metinsiz paneller. Bu yaklaşım, okura, kadim metinlerin, eksik ve parçalı olduğunu, doğrudan hissettirir. Aynı zamanda, çizere de, yorum için bir alan açar. Siz bu tür deneysel bir anlatımı ilgi çekici bulur muydunuz?

Böyle bir projenin, Asurologlarla birlikte hazırlanması, hem çizgi roman okurlarına hem de akademiye kazandırabilir. Bazı müzeler, son yıllarda, çizgi romancılarla ortak projeler yürütüyor; British Museum'un Mezopotamya koleksiyonu, böyle bir proje için, eşsiz bir görsel kaynak.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence Mezopotamya mitolojisinin çizgi romanlarda az görünmesi, bir fırsat. Yunan ve İskandinav mitolojisi, çizgi romanlarda, artık tükenmiş gibi; okurlar, Thor'u, Zeus'u, yüzlerce farklı versiyonda gördü. Mezopotamya ise, hâlâ taze. Belki de bir sonraki büyük mitolojik çizgi roman serisi, Sümer'den gelecek. Ve belki de bu seri, Anunnaki'yi, uzaylılar olarak değil, kendi mitolojik bağlamlarında anlatacak.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Bir Mezopotamya çizgi roman serisi okumak ister miydiniz? Ana karakter, sizce kim olmalı: Gılgamış, İnanna, Marduk, yoksa Enki? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap