Giriş yap
🏺 Anunnaki

Lugalzagesi: "Aşağı denizden yukarı denize" uzanan kısa krallık

Mezopotamya tarihinde, bazı krallar, büyük bir şey başarıp, hemen ardından, kendilerinden daha büyük birinin gölgesinde kaybolur. Lugalzagesi, bu kralların en çarpıcı örneklerinden biri. Umma'nın yöneticisi olarak başladı, Lagaş'ı yendi, Uruk'un kralı oldu ve Sümer'in büyük kısmını, ilk kez, tek bir yönetim altında birleştirdi. Kendisini, Basra Körfezi'nden Akdeniz'e kadar uzanan bir krallığın sahibi olarak ilan etti.

Ama bugün, Lugalzagesi'nin adı, genellikle, onu yenen kişinin hikâyesinde geçiyor: Akadlı Sargon. Sargon, Lugalzagesi'yi esir aldı, boynuna bir boyunduruk taktı ve onu, Nippur'daki Enlil tapınağının kapısına götürdü. Lugalzagesi'nin kendi sesi ise, yalnızca, Nippur'da bulunan taş vazoların kırık parçalarında duyuluyor. Bir kralın tarihe, kendi zaferiyle değil, yenilgisiyle geçmesi ne kadar adil sizce?

Umma'dan Uruk'a

Lugalzagesi, Umma'nın yöneticisi Ukuş'un oğluydu. Babasının ardından, Umma'nın yöneticisi oldu. Umma, o dönemde, Lagaş ile yüzyıllardır süren bir sınır anlaşmazlığının içindeydi. Lugalzagesi, bu anlaşmazlığı, Lagaş'ı yenerek, Umma'nın lehine sonuçlandırdı.

Ardından, Lugalzagesi, Uruk'u ele geçirdi ve Uruk'un kralı oldu. Uruk, Sümer'in en eski ve en saygın kentlerinden biriydi; Gılgamış'ın kenti. Lugalzagesi, başkentini Uruk'a taşıdı. Sümer Kral Listesi, Lugalzagesi'yi, Uruk'un Üçüncü Hanedanlığı'nın tek kralı olarak kaydediyor ve ona yirmi beş yıllık bir hükümdarlık süresi veriyor.

Lugalzagesi, daha sonra, Ur, Larsa, Nippur ve diğer Sümer kentlerini de egemenliği altına aldı. Bu, Sümer'in, tek bir kral tarafından yönetildiği ilk dönemlerden biriydi. Daha önce de, Kiş kralları gibi, birden fazla kent üzerinde üstünlük kuran hükümdarlar olmuştu; ama Lugalzagesi'nin egemenliği, onlardan daha geniş görünüyor.

Nippur vazoları

Lugalzagesi'nin en önemli yazıtı, Nippur'daki Enlil tapınağına, yani Ekur'a, adadığı taş vazoların üzerinde bulunuyor. Bu vazoların parçaları, on dokuzuncu yüzyılın sonunda, Pennsylvania Üniversitesi'nin Nippur kazılarında bulundu. Hermann Hilprecht, bu parçaları bir araya getirerek, yazıtı yeniden kurdu.

Yazıtta, Lugalzagesi, kendisini, "Uruk'un kralı, ülkenin kralı" olarak tanıtıyor. Ardından, Enlil'in, ona krallığı verdiğini anlatıyor. Enlil, ona, güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar tüm toprakları teslim etmiş; aşağı denizden, Dicle ve Fırat boyunca, yukarı denize kadar yolları açmıştı.

"Aşağı deniz", Basra Körfezi; "yukarı deniz" ise, büyük olasılıkla, Akdeniz. Bu, Lugalzagesi'nin, kendini, Mezopotamya'nın tamamı ve ötesinin efendisi olarak sunduğunu gösteriyor. Ama bu iddianın, gerçek bir askeri egemenliği yansıtıp yansıtmadığı tartışmalı. Lugalzagesi'nin Akdeniz'e kadar sefer yaptığına dair başka bir kanıt bulunmuyor. Bu ifade, belki de, ticaret yollarının güvenliğini sağladığına dair bir iddiaydı.

Yazıtın sonunda, Lugalzagesi, Enlil'den, ülkenin barış içinde olmasını, halkının bolluk içinde yaşamasını ve kendisinin, sonsuza kadar, ülkenin çobanı olarak kalmasını diliyor. Bu dilek, kısa süre sonra, tersine dönecekti.

Tanrılar arasındaki ilişki: Lugalzagesi'nin tanrıları

Lugalzagesi'nin yazıtı, tanrılar arasındaki hiyerarşiyi çok açık bir biçimde gösteriyor. Yazıtta, Lugalzagesi, birçok tanrıyla ilişkisini sıralıyor. An tarafından seçilmiş, Enlil tarafından bakılmış, Enki tarafından akıl verilmiş, Utu tarafından adı çağrılmış, İnanna'nın vekili, Nisaba'nın oğlu ve Ninhursag'ın sütüyle beslenmiş biri olarak tanıtılıyor.

Bu liste, Sümer panteonunun büyük tanrılarının, bir kralın meşruiyetine nasıl katkıda bulunduğunu gösteriyor. Her tanrı, kralın farklı bir özelliğinin kaynağı: An, seçilmişlik; Enlil, egemenlik; Enki, bilgelik; Utu, adalet; İnanna, güç ve sevgi. Nisaba ise, Umma'nın kişisel tanrıçası ve yazının tanrıçası olarak, Lugalzagesi'nin kökenini temsil ediyor.

İlginç olan, Lugalzagesi'nin, yalnızca kendi kentinin tanrılarına değil, tüm Sümer tanrılarına başvurması. Bu, onun, kendini, tek bir kentin değil, tüm Sümer'in kralı olarak gördüğünü gösteriyor. Ve en yüksek otoriteyi, Nippur'daki Enlil'e veriyor. Nippur, siyasi bir başkent değildi; ama tüm Sümer'in dinsel merkeziydi. Bir kralın, tüm Sümer'in kralı olarak tanınması için, Enlil'in onayı gerekiyordu.

Sargon'la karşılaşma

Lugalzagesi'nin krallığı, Akadlı Sargon'un yükselişiyle sona erdi. Sargon, Kiş'te, bir saray görevlisi olarak başlamış ve kendi krallığını kurmuştu. Sargon'un yazıtları, Lugalzagesi'yle yaptığı savaşı anlatıyor. Bu yazıtların orijinalleri kayıp; ama Eski Babil döneminde, Nippur'da yazıcılar tarafından kopyalanmış halleri günümüze ulaştı.

Bu kopyalara göre, Sargon, Uruk'a saldırdı, kentin surlarını yıktı ve Uruk'un askerlerini yendi. Lugalzagesi'yi esir aldı ve onu, bir boyunduruğa bağlayarak, Nippur'daki Enlil'in kapısına götürdü. Ardından, Ur'u, Lagaş'ı ve diğer Sümer kentlerini ele geçirdi. Sargon, silahlarını, aşağı denizde yıkadığını anlatıyor.

Bu sahne, çok güçlü bir sembolizm taşıyor. Lugalzagesi, krallığını Enlil'den aldığını iddia etmişti. Sargon ise, onu, aynı Enlil'in kapısına bir esir olarak getirdi. Bu, Enlil'in, krallığı Lugalzagesi'den alıp Sargon'a verdiğinin bir gösterisiydi.

Sargon'un, "silahlarını aşağı denizde yıkaması" da, Lugalzagesi'nin "aşağı denizden yukarı denize" iddiasına bir cevap gibi okunabilir. Lugalzagesi, iki deniz arasında hüküm sürdüğünü söylemişti; Sargon ise, o denizlerden birinde, zaferini kutluyordu.

Lugalzagesi'nin akıbeti

Lugalzagesi'nin, Nippur'a götürüldükten sonra ne olduğu bilinmiyor. Bazı araştırmacılar, öldürüldüğünü; diğerleri ise, esir olarak tutulduğunu düşünüyor. Kaynaklar, bu konuda sessiz.

Lugalzagesi'nin yenilgisi, Mezopotamya tarihinde bir dönüm noktası oldu. Sümer'in kent devletleri dönemi sona erdi; Akad İmparatorluğu dönemi başladı. Bu, yalnızca bir hanedan değişikliği değil, aynı zamanda, Sümerce konuşanlardan Akadca konuşanlara doğru bir güç kaymasıydı.

Kentsel bir kimlik sorunu

Lugalzagesi'nin hikâyesinde, ilginç bir kimlik sorunu da var. Umma'nın yöneticisi olarak başladı, ama Uruk'un kralı olarak anılıyor. Lagaş'ın yıkıcısı olarak Lagaş metinlerinde lanetleniyor; ama Nippur'da, Enlil'in seçtiği kral olarak sunuluyor. Akad kaynaklarında ise, Sargon'un yendiği büyük rakip olarak geçiyor.

Bu, aynı kişinin, farklı kaynaklarda, ne kadar farklı biçimlerde sunulabileceğini gösteriyor. Lagaşlı bir yazar için, Lugalzagesi bir günahkârdı. Nippurlu bir rahip için, bir kral. Akadlı bir yazıcı için ise, Sargon'un zaferini büyütmek için gerekli bir rakip.

Uruk'un yeniden yükselişi

Lugalzagesi'nin başkentini Uruk'a taşıması, rastlantı değildi. Uruk, Sümer'in en eski ve en büyük kentlerinden biriydi. Gılgamış'ın, Enmerkar'ın ve Lugalbanda'nın kenti olarak, efsanevi bir prestije sahipti. Lugalzagesi, Uruk'un kralı olarak, bu prestiji kendi krallığına taşıyordu.

Uruk'un tanrıları da, Lugalzagesi'nin meşruiyetinin ağırlıklı bir parçasıydı. Uruk, gök tanrısı An'ın ve İnanna'nın kentiydi. An, tanrıların babası ve en yüksek otoritesiydi; İnanna ise, aşkın ve savaşın tanrıçası. Lugalzagesi'nin yazıtında, An'ın kendisini seçtiği ve İnanna'nın vekili olduğu vurgulanıyor. Bu, Uruk'un tanrılarının, Umma'dan gelen bu krala, yeni bir kimlik kazandırdığını gösteriyor.

Lugalzagesi, Uruk'un yanı sıra, Ur'u da önemli bir kent olarak yönetti. Bazı yazıtlarda, Ur'un, Lugalzagesi'nin egemenliğinde, kendi yöneticileri tarafından yönetilmeye devam ettiği görülüyor. Bu, Lugalzagesi'nin krallığının, merkezi bir imparatorluktan çok, kentlerin kendi yöneticilerini koruduğu, gevşek bir birlik olduğunu düşündürüyor.

Sizce bir kral, başka bir kentin efsanevi geçmişini sahiplenerek, gerçekten o kentin kralı olabilir mi?

Akademik okuma

Akademisyenler, Lugalzagesi'yi, Sümer'in birleşmesine doğru giden sürecin son aşamalarından biri olarak görüyor. Onun krallığı, Akad İmparatorluğu'nun öncüsü olarak değerlendiriliyor. Aage Westenholz ve Walther Sallaberger gibi araştırmacılar, Lugalzagesi'nin egemenliğinin, daha çok, kent devletleri arasında bir üstünlük ilişkisi olduğunu; Sargon'un ise, merkezi bir yönetim yapısı kurduğunu vurguluyor.

Nippur vazolarının yazıtı, Mezopotamya kraliyet ideolojisinin gelişimi açısından da önemli. Bu yazıt, evrensel krallık iddiasının bilinen en eski örneklerinden biri.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Lugalzagesi ile Sargon arasındaki savaşı, Anunnaki tanrıları arasındaki rekabetin bir yansıması olarak yorumladı. Ona göre, Lugalzagesi, Enlil'in desteğini kaybetmişti; Sargon ise, İnanna'nın, yani İştar'ın, desteğiyle yükselmişti. İnanna'nın, kendi gücünü artırmak için, Sargon'u seçtiğini öne sürdü.

Akademik okumada, Sargon'un İştar ile özel ilişkisi, kendi yazıtlarında ve sonraki efsanelerde vurgulanan bir tema olarak kabul ediliyor; ama bu, bir siyasi meşruiyet söylemi olarak değerlendiriliyor.

Forumlarda

Forumlarda Lugalzagesi, genellikle, "Sargon'dan önceki ilk imparator" olarak tartışılıyor. Bazı kullanıcılar, Lugalzagesi'nin, tarihte hak ettiği yeri almadığını düşünüyor. Bazı başlıklarda ise, Lugalzagesi'nin boyunduruğa bağlanarak Nippur'a götürülmesi, eski çağlardaki savaş ritüellerinin bir örneği olarak tartışılıyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence Lugalzagesi'nin hikâyesi, tanrısal meşruiyetin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Bir kral, Enlil'in kendisini seçtiğini ne kadar yüksek sesle ilan ederse etsin, yenildiği anda, aynı Enlil, rakibine dönüyordu. Tanrılar, kazananın tarafındaydı; çünkü tanrıların iradesi, zaferin kendisiyle kanıtlanıyordu.

Belki de bu, Mezopotamya'daki tanrı-kral ilişkisinin en dürüst yüzüydü: tanrıların onayı, bir ödül değil, bir sonuçtu.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Bir kralın, krallığını aldığını söylediği tanrının kapısına esir olarak götürülmesi size ne düşündürüyor? Lugalzagesi'nin kendi anlatımı sizce neden bu kadar az biliniyor? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap