Giriş yap
🏺 Anunnaki

Lugal-e'de Anunnaki nerede geçiyor? Sümerce bir ekin Akadca bir isme dönüşmesi

Lugal-e hakkında bu sitede çok yazdım: Şarur'un raporu, taşların kaderi, taş adlarının nasıl çözüldüğü. Bu kez şiirin içeriğine değil, şiirin taşıdığı bir kelimeye bakmak istiyorum. Lugal-e, bize büyük ölçüde iki dilli kopyalarla ulaştı; Sümerce satırların altında Akadca çevirileri var. Bu kopyalar, Sümerce Anuna ile Akadca Anunnaki arasındaki ilişkiyi görmek için iyi bir pencere.

Önce bir ihtiyat notu. Lugal-e'de Anuna kelimesinin tam olarak kaç kez ve hangi satırlarda geçtiğini kesin olarak söyleyemiyorum. Bildiğim kadarıyla kelime şiirde birkaç yerde, Ninurta'nın büyüklüğünün tanrılar dünyası içinde tanındığı bağlamlarda geçiyor. Bu kez benim ilgimi çeken, kelimenin kendisi ve iki dil arasındaki yolculuğu.

İki dilli kopyalar

Lugal-e'nin eski Babil dönemine ait kopyaları yalnızca Sümerce. Ama orta Babil ve yeni Asur dönemlerine ait kopyaların çoğu iki dilli: her Sümerce satırın altında, onun Akadca çevirisi. Jan van Dijk, 1983'te şiirin iki ciltlik büyük edisyonunu hazırladı ve bu iki dilli geleneği ayrıntılı olarak inceledi.

Bu kopyalar, Sümerce'nin artık konuşulmadığı bir dönemde, yazıcıların Sümerce'yi öğrenmek ve anlamak için kullandığı metinler. Akadca satırlar, bir tür sözlük işlevi görüyor. Bir Sümerce kelimenin Akadca'da nasıl karşılandığını, bu satırlardan okuyabiliyoruz.

Kelimenin biçimi

Sümerce metinlerde Anuna kelimesi, genellikle başında tanrı belirteci olan bir yazımla geçiyor. Kelimenin farklı yazımları var; bazıları kısa, bazıları daha uzun, dilbilgisel eklerle. Bu eklerden biri, Sümerce'de çoğul ve özne işlevi taşıyan bir ek.

Akadca Anunnaki kelimesinin kökeni üzerine yaygın bir açıklama, bu kelimenin Sümerce Anuna'nın ekli bir biçiminden türediği. Yani Akadca konuşanlar, Sümerce'de bir cümlenin içinde, özne olarak, eklerle birlikte geçen biçimi duymuş ve onu bir isim olarak almış olabilir. Bu açıklama, dilbilimciler arasında yaygın kabul görüyor; ama ayrıntıları hâlâ tartışılıyor.

Bu, bence kelimenin hikâyesinin en ilginç yanı. Anunnaki dediğimiz şey, belki de bir Sümerce cümlenin ortasından koparılmış bir parça. Bir dilbilgisi eki, başka bir dilde bir ismin parçası olmuş. Siz bir kelimenin bu şekilde doğmasını hiç düşünmüş müydünüz?

Çevirinin tercihleri

İki dilli kopyalarda Sümerce Anuna'nın Akadca'da nasıl çevrildiğine bakınca, çoğu zaman Anunnaki ile karşılandığını görüyoruz. Ama bu her zaman böyle değil. Bazı metinlerde Sümerce bir kelime, Akadca'da "büyük tanrılar" gibi daha genel bir ifadeyle karşılanabiliyor. Bazı yerlerde ise Akadca çeviri, Sümerce'de olmayan bir ayrımı, İgigi ile Anunnaki ayrımını metne ekleyebiliyor.

Bu çeviri tercihleri, kelimenin anlamının zaman içinde nasıl değiştiğini gösteriyor. Sümerce'de Anuna, bütün büyük tanrıları kapsayabiliyordu. Akadca'da ise Anunnaki, giderek İgigi'nin karşıtı olarak, yer ve yeraltı tanrılarını anlatmaya başlıyor. İki dilli bir kopya, bu iki anlamın aynı tablet üzerinde yan yana durduğu bir yer.

Lugal-e'nin iki dilli kopyalarında bu kayma ne kadar görünür, bilmiyorum; van Dijk'in edisyonu bu konuda başvurulacak ana kaynak. Ama genel eğilim, birinci binyıl çevirilerinde Anunnaki'nin anlamının daraldığı yönünde.

Ninurta'nın yeri

Lugal-e, Ninurta'yı Enlil'in savaşçı oğlu olarak yüceltiyor. Şiirin büyük bölümü, Ninurta'nın dağdaki iblis Asag'a karşı savaşını, zaferini ve ardından taşların kaderlerini belirlemesini anlatıyor. Ninurta, şiirde kaderleri belirleyen tanrı; tıpkı Enki'nin "Enki ve Dünya Düzeni"nde olduğu gibi.

Bu yapıda Anuna, Ninurta'nın büyüklüğünü onaylayan bir arka plan. Bir meclis olarak karar vermiyor; Ninurta'nın kararlarını tanıyor. Bu, Ninurta'nın tanrılar arasındaki yükselişinin bir ifadesi. Enlil'in oğlu, babasının meclisinde kendi otoritesini kuruyor.

Yazıcı okulundaki tablet

İki dilli bir Lugal-e kopyasını elinde tutan bir yazıcı öğrencisini düşünüyorum. Sümerce satırı okuyor; anlamını bilmediği bir kelimede duruyor; gözünü bir alt satıra, Akadca çeviriye kaydırıyor. Anuna'yı görüyor, altında Anunnaki'yi okuyor. Bu öğrenci için iki kelime aynı şey miydi?

Muhtemelen hayır. Yazıcı okullarında Sümerce, kutsal ve eski bir dil olarak öğretiliyordu; Akadca ise günlük hayatın, yazışmaların, yönetimin dili. Sümerce Anuna, eski şiirlerin, tapınak ilahilerinin kelimesiydi. Akadca Anunnaki ise büyü metinlerinde, kehanet raporlarında, yeraltı tasvirlerinde geçen bir kelime. Öğrenci, iki kelimeyi eşleştirirken, iki farklı dünyayı da eşleştiriyordu.

Bu eşleşme, her zaman kusursuz değildi. Bazı iki dilli metinlerde Akadca çevirinin Sümerce satırı tam olarak karşılamadığı, ya da Sümerce'yi yanlış anladığı görülüyor. Bu hatalar, bugün bizim için değerli. Çünkü yazıcıların Sümerce'yi nasıl anladığını, hangi kelimelerde zorlandığını gösteriyorlar.

Sözlük listeleri

Mezopotamya'da yazıcılar, iki dilli sözlük listeleri de hazırlıyordu. Bu listelerde Sümerce kelimeler, Akadca karşılıklarıyla sıralanıyor. Tanrı adları için ayrı listeler var; bunların en ünlüsü, An-Anum adlı büyük tanrı listesi. Bu listelerde Anuna ve Anunnaki'nin nasıl ele alındığı, kelimenin yazıcılar tarafından nasıl anlaşıldığını görmek için başka bir kaynak.

Tanrılar arasındaki ilişki

Lugal-e'de tanrılar arasındaki ilişki, Ninurta merkezli bir yapı. Enlil, babası ve otoritenin kaynağı. Ninmah, annesi; savaştan sonra oğlunu ziyaret ediyor ve Ninurta, dağı ona armağan ediyor, adını Ninhursag olarak değiştiriyor. Şarur, Ninurta'nın konuşan silahı; savaş hakkında raporlar veriyor ve öğütler sunuyor.

Bu ilişkiler, aile ve hizmet ilişkileri. Anuna, bu ilişkilerin dışında, geniş bir çerçeve olarak duruyor. Ninurta'nın büyüklüğünü onaylayan, ama onun kişisel ilişkilerine karışmayan bir topluluk.

Akademik okuma

Van Dijk'in edisyonu, Lugal-e'nin metin tarihini, Sümerce ve Akadca versiyonları arasındaki farkları ayrıntılı olarak inceledi. Jerrold Cooper, Angim üzerine yaptığı çalışmada, Ninurta şiirlerinin Mezopotamya'daki uzun ömrünü ve iki dilli geleneğin bu ömre katkısını tartıştı.

Anunnaki kelimesinin etimolojisi üzerine ise Dietz Otto Edzard ve başka Sümerologlar, kelimenin Sümerce kökenini ve Akadca'ya geçişini farklı açılardan değerlendirdi. Bu tartışmalar teknik; ama sonuçları önemli. Anunnaki, Akadca'ya Sümerce'den geçmiş bir alıntı ve bu geçişte biçimi de anlamı da değişmiş.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Anunnaki kelimesini "gökten yere inenler" olarak açıkladı. Bu açıklama, onun bütün teorisinin dayanağı: Anunnaki, gökten, yani Nibiru'dan Dünya'ya inen bir tür. Lugal-e'yi ise Ninurta'nın Anunnaki arasındaki bir savaşta, belki de bir uzay savaşında, düşmanlarını yenmesi olarak okudu.

Kelimenin Sümerce'den Akadca'ya geçiş hikâyesi, Sitchin'in açıklamasını zorluyor. Eğer Anunnaki, bir Sümerce dilbilgisi ekinin parçasını taşıyorsa, "gökten yere inenler" anlamı bu biçimden kolayca çıkmıyor. Akademik etimolojiler, kelimeyi bir soy ve soyluluk kavramına bağlıyor; bir iniş kavramına değil.

Türkçe'deki yankı

Türkçe'de Anunnaki kelimesini Akadca biçimiyle kullanıyoruz; Sümerce Anuna neredeyse hiç geçmiyor. Bu, kelimenin bize Sümerce'den değil, Akadca ve İngilizce aracılığıyla ulaştığını gösteriyor. Aslında konuştuğumuz her Anunnaki, bir çevirinin çevirisi. Sümer şairinin kendi kelimesi, iki dil ve birkaç bin yıl geride kalmış.

Forumlarda

Forumlarda Anunnaki kelimesinin anlamı en çok tartışılan konulardan biri. Forumlarda kimi kullanıcılar, "Anunnaki" kelimesini "An'ın yere inen tohumu" olarak açıklıyor; başka kullanıcılar bu açıklamanın Sitchin'e ait olduğunu, akademik sözlüklerde bulunmadığını yazıyor. Tartışma, kelimenin nasıl bölüneceği üzerine uzun bir hecelere ayırma yarışmasına dönüştü.

Türkçe tartışmalarda kimi kullanıcılar, Anunnaki'nin Sümerce mi yoksa Akadca mı olduğunu soruyor. Yanıt verenlerin bir kısmı "Sümerce" yazıyor; başkaları "ikisi de" diye ekliyor. Bu ikinci cevap, bence gerçeğe daha yakın.

Lugal-e'de Anunnaki'nin adının geçtiği yerleri bulmak için tabletlere dönmek, forumlarda dolaşan kısa aktarımlardan çok daha öğretici.

SohbeX teorisi

Şimdi bir spekülasyon; doğrudan bir metin kanıtına dayanmıyor.

Anunnaki kelimesinin bir Sümerce cümlenin ortasından koparılmış olması, bence kelimenin anlam tarihini de açıklıyor olabilir. Sümerce'de Anuna, cümle içinde bir eylemin öznesi olarak sıkça geçiyordu: Anuna karar verdi, Anuna ağladı, Anuna oturdu. Akadca konuşanlar, bu eylem bağlamlarını hatırlayarak kelimeyi bir isim olarak aldı. Anunnaki, Akadca'da bir şeyler yapan tanrıların adı oldu.

Bu, kelimenin Akadca'da neden giderek belirli bir gruba, eylemleri olan bir gruba, özellikle yeraltında yargılayan ve kader belirleyen bir gruba dönüştüğünü açıklayabilir. Bu bir spekülasyon; kelimenin Akadca'ya geçiş sürecinin ayrıntılarını bilmiyoruz.

Size soru

Bir kelimenin bir dilden diğerine geçerken eklerini de beraberinde götürmesi, size başka örnekler hatırlatıyor mu? Sizce Anunnaki kelimesinin bu kökeni, onun anlamı hakkındaki tartışmaları değiştirmeli mi?

Ben Lugal-e'nin iki dilli bir kopyasına her baktığımda, Sümerce satırla Akadca satır arasındaki o ince boşluğu düşünüyorum. O boşlukta, bir kelime başka bir dile geçiyor ve orada yeni bir hayata başlıyor. Anunnaki, o boşluğun çocuğu. Ve biz bugün o çocuğa, bambaşka bir dilde, bambaşka hikâyeler anlatıyoruz. Belki de en dürüst şey, her seferinde o boşluğu hatırlamak; kelimenin bize gelene kadar kaç el değiştirdiğini unutmamak. Siz kaç el sayıyorsunuz? Ben en az dört.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap