Listedeki tek kadın: Weld-Blundell prizmasında Kubaba ve antik uzaylı yorumları
Weld-Blundell prizmasını okuyan biri, yüzlerce yıllık saltanatların, kentten kente taşınan krallığın ve tufanın arasında bir satırda durup kalıyor. Kiş'in krallarını sayan bölümde bir kadın adı beliriyor: Kubaba. Ne bir kraliçe eşi ne de bir naip olarak; doğrudan kral olarak. Ve listenin onun hakkında verdiği tek bilgi, mesleği: meyhaneci.
Prizmanın keşfini, Langdon'ın yayımını ve listenin daha küçük kardeşi WB 62'yi daha önce konuştuk. Bu kez yalnızca bu tek satıra ve onun arkasındaki hikâyelere bakmak istiyorum. Çünkü Kubaba, antik uzaylı anlatılarında neredeyse hiç anılmasa da, kral listesinin ne tür bir belge olduğunu anlamak için bence en öğretici satırlardan biri.
Satır ne diyor?
Kral listesinin Kiş'e ait bir hanedanında Kubaba şöyle tanıtılıyor: bir meyhaneci kadın, Kiş'i sağlam bir zemine oturtan kişi, kral oldu. Listenin verdiği saltanat süresi, yüz yıl. Ardından bir özet satırı: Kiş'te bir kral hüküm sürdü; sonra Kiş yenildi ve krallık Akşak'a taşındı.
Bu satır, birkaç açıdan alışılmadık. Birincisi, listenin hiçbir yerinde başka bir kadın hükümdar yok. İkincisi, Kubaba'nın tek başına bir hanedan oluşturuyor gibi görünmesi. Üçüncüsü de, bir kralın mesleğinin bu kadar sıradan bir işle anılması. Listede bir çiftçi, bir deri işçisi, bir çömlekçi gibi kökenleri belirtilen başka krallar da var; ama Kubaba'nın mesleği en çok dikkat çekeni.
Bir not: "sağlam bir zemine oturtma" ifadesinin çevirisi uzmanlar arasında küçük farklarla veriliyor; ama anlam, Kubaba'nın Kiş'i güçlendiren bir hükümdar olarak anıldığı.
Kopyalar arasındaki farklar
Kubaba'nın satırı, kral listesinin bütün kopyalarında aynı biçimde geçmiyor. Weld-Blundell prizmasında ve bazı diğer Eski Babil kopyalarında bu bilgi var; ama listenin farklı versiyonlarında hanedanların sırası ve süreleri değişebiliyor. Thorkild Jacobsen'in 1939'daki çalışması, bu kopyaları karşılaştırarak listenin bir "standart" metni olmadığını, farklı yerlerde farklı biçimlerde düzenlendiğini gösterdi.
Bu farklar, Kubaba'nın tarihsel bir kişi olup olmadığı sorusunu da etkiliyor. Kendi döneminden kalma, adını taşıyan bir yazıt bulunmuş değil. Onu bize yalnızca sonraki dönemlerin metinleri anlatıyor.
Weidner Kroniği: balıkçı ve Esagila
Kubaba'nın hikâyesi, kral listesinden başka bir metinde de geçiyor. Weidner Kroniği adıyla bilinen, Babil'in tanrısı Marduk'a saygı gösteren ve göstermeyen kralları sıralayan bir metin. Bu kroniğe göre Kubaba, bir meyhane işletirken Marduk'un tapınağı Esagila'nın balıkçılarına yiyecek ve içecek sunuyor. Bu cömertliği yüzünden Marduk ona hükümdarlık veriyor.
Bu anlatı açıkça anakronik. Kubaba'nın yaşadığı düşünülen dönemde Marduk, Babil'in baş tanrısı değildi; Esagila da sonraki yüzyılların büyük tapınağı. Weidner Kroniği, geçmişi Marduk merkezli bir bakışla yeniden yazan bir metin. Kubaba, bu metinde Marduk'a hizmet eden ve ödüllendirilen bir örnek olarak kullanılıyor.
Kehanet metinlerinde Kubaba
Kubaba'nın adı, bir başka beklenmedik yerde, kehanet metinlerinde de geçiyor. Doğumdaki anormallikleri yorumlayan Şumma izbu adlı kehanet dizisinde, belirli bir işaretin "ülkeyi yöneten Kubaba'nın kehaneti" olduğu söyleniyor. Bu, onun adının bir kadın hükümdar fikrinin simgesi haline geldiğini gösteriyor.
Kehanet metinlerinde Kubaba'nın anılması, onun hikâyesinin bir uyarı ya da tuhaflık örneği olarak hatırlandığını düşündürüyor. Bir kadının ülkeyi yönetmesi, kehanetçilerin gözünde olağandışı bir durumdu; Kubaba, bu durumun ölçüsü.
Tanrılar arasındaki ilişki
Kral listesinin kendisinde tanrılar, krallığın kaynağı. Liste, "krallık gökten indiğinde" diye başlıyor ve krallığın bir kentten diğerine taşınmasını anlatıyor. Ama listenin içinde tanrılar doğrudan konuşmuyor; yalnızca krallığın hareketi, onların kararının izi olarak duruyor.
Kubaba'nın satırında da tanrı adı geçmiyor. Weidner Kroniği ise bu boşluğu Marduk'la dolduruyor. İki metin arasındaki bu fark, tanrıların kral listesindeki rolünün ne kadar örtük olduğunu ve sonraki metinlerin bu örtük rolü nasıl açık hale getirdiğini gösteriyor.
Bir de Kubaba adının sonraki yüzyıllardaki yolculuğu var. Kuzey Suriye'de, Karkamış'ta Kubaba adlı bir tanrıçaya tapınıldı ve bu tanrıça Anadolu'da da tanındı. Bazı araştırmacılar, Frig tanrıçası Kybele ile Kubaba arasında bir bağ olabileceğini öne sürdü; ama bu bağ tartışmalı. Kiş'in meyhaneci kralı ile Karkamış'ın tanrıçası arasında doğrudan bir ilişki kurulup kurulamayacağı da belirsiz.
Meyhanecilerin dünyası
Meyhaneci kadın, Mezopotamya kaynaklarında sık karşımıza çıkan bir figür. Sümerce metinlerde ve Akadca belgelerde bira satan, borç veren, yolculara konaklama sağlayan kadınlardan söz ediliyor. Hammurabi Kanunları'nda bu kadınlarla ilgili maddeler var: biranın fiyatı tahıl yerine gümüşle alınırsa ya da meyhanede suçlular toplanır da meyhaneci bunu bildirmezse cezalar öngörülüyor. Rahibe statüsündeki kadınların meyhane açması ya da meyhaneye girmesi de yasaklanıyor.
Bu maddeler, meyhanenin hem ekonomik hem de siyasi bir mekân olduğunu gösteriyor. İnsanlar orada buluşuyor, konuşuyor, belki plan yapıyordu. Devlet, meyhaneleri dikkatle izliyordu. Kubaba'nın meyhaneden tahta geçmesi, bu açıdan bakınca bir masal kadar uzak görünmüyor; meyhane, kentin nabzının attığı yerlerden biriydi.
Bira da Sümer dünyasında sıradan bir içecek değildi. Ninkasi'ye yazılmış ilahi, biranın yapılışını adım adım anlatıyor. Bira, tanrılara sunulan, işçilere ücret olarak verilen bir üründü. Onu satan kadın da ekonominin merkezinde duruyordu. Sizce bir meyhanecinin bilgisi, bir hükümdar için ne kadar değerli olabilirdi?
Akademik okuma
Akademisyenler, Kubaba'nın satırını kral listesinin edebi karakterine dair bir ipucu olarak okuyor. Liste, kronolojik bir belge gibi görünse de, içinde efsanevi ayrıntılar, kahramanlık hikâyelerine göndermeler ve kişisel notlar barındırıyor. Etana'nın göğe çıkması, Gılgamış'ın babasının bir hayalet olması, Sargon'un bir saki olması ve Kubaba'nın meyhaneci olması gibi notlar, listenin yalnızca adlar ve sayılardan oluşmadığını gösteriyor.
Bu notlar, muhtemelen listenin derlendiği dönemde dolaşan hikâyelerden alındı. Kubaba için anlatılan bir hikâye vardı; liste bu hikâyeden yalnızca bir ayrıntıyı tuttu. Hikâyenin bütününü bugün bilmiyoruz.
Akşak'a giden krallık
Kubaba'nın satırından hemen sonra krallık Akşak'a taşınıyor. Liste, Kiş'in neden yenildiğini söylemiyor. Bu sessizlik, Kubaba'nın hikâyesini daha da gizemli kılıyor. Bir hükümdar ki kenti sağlamlaştırıyor, yüz yıl hüküm sürüyor, ama ardından kenti başka bir kente yeniliyor. Listede Kubaba'nın oğlu Puzur-Sin ve torunu Ur-Zababa'nın da daha sonra Kiş'te hüküm sürdüğü belirtiliyor; yani onun soyu, bir ara verdikten sonra yeniden tahta dönüyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, kral listesinin tufan öncesi bölümünü, uzun saltanat sürelerini ve gökten inen krallığı ayrıntılı olarak tartıştı. Ama Kubaba, onun anlatısında belirgin bir yer tutmuyor. Bunun nedeni muhtemelen Kubaba'nın, tanrıların insanlara krallık vermesi tezine uygun bir figür olmaması. Bir meyhaneci kadının kral olması, Anunnaki'nin seçtiği yarı tanrısal krallar anlatısıyla örtüşmüyor.
Yüz yıllık saltanat süresi ise antik uzaylı tartışmalarında zaman zaman uzun ömür tezine bağlanıyor. Ama tufan sonrası listedeki süreler giderek kısalıyor ve Kubaba'nın yüz yılı, listenin bu dönemindeki diğer sayılarla kıyaslanınca olağanüstü değil. Akademik okumada bu sayılar, sembolik ya da yuvarlanmış değerler olarak görülüyor.
Forumlarda Kubaba
Forumlarda Kubaba, genellikle "tarihin ilk kadın hükümdarı" başlığıyla anılıyor. Forumlarda kimi kullanıcılar, Kubaba'nın hikâyesinin Mezopotamya'da kadınların ne kadar güçlü olabileceğini gösterdiğini yazıyor. Başkaları, onun tarihsel bir kişi olup olmadığının bilinmediğini ve listede tek kadın olmasının, kadın hükümdarlığının ne kadar istisnai görüldüğünü de gösterdiğini hatırlattı.
Türkçe tartışmalarda Kubaba adı daha çok Kybele bağlantısıyla geçiyor. Anadolu'nun ana tanrıçası ile Kiş'in meyhaneci kralı arasında bir köprü kurmak, okurlara çekici geliyor. Ama bu köprünün her iki ucu da sağlam değil.
Bir meyhanecinin kral listesine girmesi, Sümer katiplerinin meslek ile meşruiyet arasındaki ilişkiye bakışını da ele veriyor.
SohbeX teorisi
Burada yazacaklarım bir spekülasyon; doğrudan bir kanıta dayanmıyor.
Kubaba'nın meyhaneci olarak anılması, bence bir aşağılama değil, bir anı. Mezopotamya'da meyhaneler, bilgi ve ilişkinin dolaştığı yerlerdi. Hammurabi Kanunları, meyhaneci kadınlara dair maddeler içeriyor; bu kadınlar ekonomik olarak bağımsız ve toplumsal olarak görünür kişilerdi. Gılgamış Destanı'nda da Siduri adlı bir meyhaneci kadın, kahramana yol gösteren bilge bir figür.
Kubaba, belki de böyle bir kadındı: kentin ilişkilerini bilen, insanları tanıyan, kriz anında güven veren biri. Krallığı ona veren şey, tanrıların seçimi değil, kentin ihtiyacı olabilir. Bu bir spekülasyon; Kubaba'nın hikâyesinin gerçek ayrıntılarını bilmiyoruz.
Size soru
Bir listede yüzlerce erkek kralın arasında tek bir kadın görünce aklınıza ilk ne geliyor: bir istisna mı, yoksa silinmiş başka kadınların bir izi mi? Ve sizce listeyi derleyen yazıcı, Kubaba'nın mesleğini neden not etme gereği duydu?
Ben Siduri'yi düşünüyorum. Gılgamış'a ölümsüzlük aramayı bırakıp hayatın tadını çıkarmasını söyleyen meyhaneci. Kubaba'nın meyhanesinde de belki böyle sözler konuşuluyordu.
Giriş yap