Lineer Elamca: yeni çözüldüğü söylenen yazı
Eski yazıların çözülmesi, genellikle on dokuzuncu yüzyılın kahramanlık hikâyeleriyle anılıyor: Champollion ve Mısır hiyeroglifleri, Rawlinson ve Behistun, Hincks ve çivi yazısı. Bu hikâyeler, bize çoğu zaman eski yazıların artık çözülmüş olduğu izlenimini veriyor. Ama hâlâ okunamayan yazılar var: İndus yazısı, Proto-Elam yazısı, Rongorongo. Ve bunlardan biri, son yıllarda, çözüldüğü iddiasıyla yeniden gündeme geldi: Lineer Elamca.
Lineer Elamca, İran'da, MÖ üçüncü binyılın sonları ile ikinci binyılın başları arasında kullanılmış bir yazı. Elamlıların, kendi dillerini yazmak için çivi yazısını benimsemeden önce kullandıkları yazılardan biri. Bu yazıyla yazılmış metinlerin sayısı çok az; bilinen yazıtlar birkaç düzineyi geçmiyor. Bu yazının hikâyesi, bir dili okumanın ne kadar zor, ne kadar sabır isteyen ve ne kadar tartışmaya açık bir iş olduğunu gösteriyor. Bu konuya bakarken, kendime sık sık şunu soruyorum: bir yazının "çözüldüğünü" ne zaman söyleyebiliriz?
Yazının izleri
Lineer Elamca yazıtlar, ilk olarak yirminci yüzyılın başlarında, Susa'daki Fransız kazılarında bulundu. Bu yazıtların bir kısmı, taş üzerine kazınmış kraliyet yazıtları, bir kısmı ise çeşitli nesneler üzerindeki kısa metinlerdi. Yazının adı, "çizgisel" anlamında, çivi yazısının köşeli işaretlerinden farklı olarak, düz ve kıvrımlı çizgilerden oluşmasından geliyor.
Yazıtların bir bölümü, Akad döneminden sonra Susa'yı yöneten Puzur-İnşuşinak'a ait. Bu kral, bazı yazıtlarını hem Akadca çivi yazısıyla hem de Lineer Elamca ile yazdırdı. Bu iki dilli yazıtlar, yazının çözümü için ilk ipuçlarını verdi. Louvre'daki "Aslanlı Masa" olarak bilinen taş parça, bu iki dilli yazıtların en ünlü örneklerinden biri.
Yirminci yüzyılın ortalarına kadar, araştırmacılar birkaç işaretin değerini, özellikle kral adlarını ve tanrı adlarını içeren işaretleri tahmin edebildi. Ancak yazının tamamı okunamıyordu.
Gunagi gümüş kapları
Yazının çözümünde önemli bir adım, yirminci yüzyılın sonlarında ortaya çıkan bir grup gümüş kap oldu. Bu kapların, İran'ın Fars bölgesinde, Marvdaşt yakınlarında bulunduğu söyleniyor; ama tam olarak nereden geldikleri belirsiz. Kaplar, yasal olmayan yollarla çıkarılıp antika piyasasına girdi ve bir kısmı özel koleksiyonlara, özellikle Londra'daki bir koleksiyona geçti.
Bu kapların üzerinde, Lineer Elamca yazıtlar vardı. Yazıtların bazıları, araştırmacıların tahminine göre, kral adlarını ve unvanlarını içeriyordu. Bu yeni yazıtlar, araştırmacılara daha fazla veri sağladı.
Ancak kapların kaynağının belirsiz olması, onları kullanan araştırmalara da gölge düşürdü. Bazı araştırmacılar, kaynağı belirsiz eserlere dayanan çalışmaların etik açıdan sorunlu olduğunu ve bu eserlerin gerçekliğinin de tartışılabileceğini öne sürdü. Kaçak kazılardan gelen bir eserle bilimsel bir sorunu çözmek, sizce kabul edilebilir mi?
Desset'in çözüm önerisi
2020'lerin başında, Fransız arkeolog François Desset ve çalışma arkadaşları, Lineer Elamcanın büyük ölçüde çözüldüğünü öne süren çalışmalar yayımladı. 2022'de, Alman dil bilim dergisi "Zeitschrift für Assyriologie und Vorderasiatische Archäologie"de yayımlanan bir makale, bu çözümün ayrıntılarını sundu.
Desset'in yaklaşımı, Gunagi kapları üzerindeki yazıtları, Mezopotamya kaynaklarından bilinen Elam kral adlarıyla eşleştirmeye dayanıyordu. Kral adları, örneğin Şilhaha ya da Puzur-İnşuşinak gibi adlar, belirli işaret dizileriyle eşleştirildi. Bu eşleştirmeler, işaretlerin ses değerlerini belirlemeye yardımcı oldu. Ekip, bu yöntemle, yazının ses değerlerinin büyük bölümünü belirlediğini ve Lineer Elamcanın, hecelerin yanında bazı ses birimlerini de gösteren karma bir sistem olduğunu öne sürdü.
Bu çalışma, basında "4000 yıllık bir yazı çözüldü" gibi başlıklarla duyuruldu. Ama akademik çevrelerde tepkiler daha temkinliydi.
Tanrılar arasındaki ilişki: yazıtlardaki adlar
Lineer Elamca yazıtlardaki okunabilen ilk kelimelerin önemli bir bölümü, tanrı adları. Puzur-İnşuşinak'ın yazıtlarında İnşuşinak'ın adı, kralın kendi adının bir parçası olarak da geçiyor. Desset'in okumalarına göre, yazıtlarda Napirişa ve Humban gibi başka Elam tanrılarının adları da bulunuyor.
Bu tanrı adları, Elam'ın kendi tanrılar dünyasının, Mezopotamya'dan bağımsız olarak, kendi yazısıyla kaydedildiğini gösteriyor. Puzur-İnşuşinak'ın iki dilli yazıtlarında, aynı tanrı, bir yüzde Akadca çivi yazısıyla, diğer yüzde Lineer Elamca ile anılıyor. Bu, tanrıların iki ayrı yazıda, iki ayrı kimlikle var olabildiğini düşündürüyor: bir yüzü Mezopotamya'ya dönük, bir yüzü Elam'a.
Bu iki dilli yazıtlarda, Akadca metin genellikle Mezopotamya'daki kraliyet yazıtlarının kalıplarını izliyor. Lineer Elamca metin ise, en azından Desset'in okumasına göre, aynı içeriği farklı bir dil yapısıyla aktarıyor. Bir kral, aynı tanrıya iki farklı dilde dua ettiğinde, sizce tanrının kendisi de iki farklı biçimde mi algılanıyordu?
Proto-Elam ile karıştırılmaması gereken yazı
Lineer Elamca çoğu zaman, ondan daha eski olan Proto-Elam yazısıyla karıştırılıyor. Proto-Elam yazısı, MÖ dördüncü binyılın sonları ile üçüncü binyılın başları arasında kullanıldı. Bu yazıyla yazılmış metinler, Susa'da ve İran'ın farklı yerlerinde bulundu; sayıları bin beş yüzü aşan tabletten oluşuyor. Bu tabletler, büyük ölçüde idari kayıtlar: tahıl, hayvan ve işçi hesapları.
Proto-Elam yazısı, Mezopotamya'nın Uruk dönemindeki proto-çivi yazısıyla aynı dönemde ortaya çıktı ve onunla bazı ortak özellikler taşıyor, özellikle sayı işaretleri bakımından. Ama Proto-Elam işaretlerinin büyük bölümü, Mezopotamya'daki işaretlerden farklı. Bu yazı hâlâ çözülmüş değil; araştırmacılar, sayıları ve bazı işaret gruplarını anlayabiliyor, ama metinlerin dili ve kelimeleri okunamıyor.
Lineer Elamca ile Proto-Elam arasında bir bağ olup olmadığı tartışmalı. Bazı araştırmacılar, Lineer Elamcanın Proto-Elam'dan geliştiğini düşünüyor; bazıları ise iki yazı arasında yüzyıllarca süren bir boşluk olduğunu ve doğrudan bir bağ kurulamayacağını vurguluyor. Desset ve ekibi, ayrıca İran'ın güneydoğusunda, Cîroft yakınlarındaki Konar Sandal kazılarında bulunan bazı yazıtların da bu yazı ailesiyle ilişkili olabileceğini öne sürdü. Bu iddia da henüz kesinleşmiş değil.
Bir bölgede bin yıl içinde birbirinden farklı üç yazının denenmesi, size o bölgenin kendi kimliğini arayışını mı, yoksa komşularla sürekli bir etkileşimi mi düşündürüyor?
Akademik okuma
Akademik çevrelerde Desset'in çözümü, büyük bir ilgiyle karşılandı; ama aynı zamanda eleştirilere de konu oldu. Bazı araştırmacılar, çözümün, kaynağı belirsiz Gunagi kaplarına aşırı dayandığını vurguladı. Bazıları ise, okunan metinlerin sayısının az olduğunu ve önerilen ses değerlerinin bağımsız olarak doğrulanması gerektiğini belirtti.
Bir yazının gerçekten çözülüp çözülmediği, genellikle zamanla, yeni metinler bulunduğunda ve bu metinlerin önerilen ses değerleriyle anlamlı biçimde okunabildiğinde anlaşılıyor. Lineer Elamca için bu süreç henüz devam ediyor. Ayrıca Elamca dilinin kendisi de tam olarak anlaşılmış değil; bu yüzden ses değerleri doğru olsa bile metnin anlamını çıkarmak ayrı bir zorluk.
Benim gözümde bu temkin, çözüm iddiasını küçültmüyor; aksine, onu ciddiye almanın bir yolu. Bir iddiayı sınamak, ona gösterilebilecek en büyük saygı.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Lineer Elamca üzerine ayrıntılı bir yorum yapmadı. Ama onu izleyen bazı yazarlar, Elam'ın erken yazılarını, Anunnaki'nin insanlara verdiği yazı bilgisinin bir başka kolu olarak yorumluyor. Bu yaklaşıma göre, Sümer çivi yazısı ve Elam yazıları, ortak bir "tanrısal" kaynaktan çıkmıştı.
Ancak Elam ve Sümer yazılarının gelişimi, arkeolojik katmanlarda adım adım izlenebiliyor. Proto-Elam yazısının, Mezopotamya'nın proto-çivi yazısından etkilendiği ama farklı bir yönde geliştiği düşünülüyor. Lineer Elamca ise bundan çok daha sonra ortaya çıktı.
Forumlarda
Forumlarda Lineer Elamca, Desset'in çalışmalarının basına yansımasından sonra geniş bir ilgi gördü. Bazı kullanıcılar, bu çözümün İndus yazısı gibi diğer çözülmemiş yazılar için de umut verdiğini yazıyor. Bazıları ise çözümün henüz kesinleşmediğini ve basın başlıklarının abartılı olduğunu vurguluyor.
Diğer başlıklarda ise Gunagi kaplarının kaynağı ve kaçak kazı sorunu tartışılıyor. Bu başlıklarda, bilimsel merak ile kültürel mirasın korunması arasındaki gerilim ön plana çıkıyor.
Benim dikkatimi çeken bir başka nokta, bu tartışmanın Türkçe kaynaklarda neredeyse hiç yer almaması. Haberler çoğu zaman tek bir başlıkla geçilip gidiyor. Oysa arkasındaki yöntem tartışması, en az çözümün kendisi kadar öğretici.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Lineer Elamca, Elamlıların tanrılarını kendi seslerinde yazma isteğinin bir ifadesiydi. Mezopotamya'nın çivi yazısı hazırdı ve kullanılabilirdi; Puzur-İnşuşinak da onu kullandı. Ama aynı taşa, kendi yazısıyla bir metin daha ekledi. Belki de İnşuşinak'ın adını, yabancı bir yazıyla değil, kendi halkının işaretleriyle yazmak istedi.
Bu yazının kısa ömürlü olması ve sonunda çivi yazısına yenik düşmesi ise, tanrıların da yazılar gibi, komşuların daha güçlü sistemleri karşısında kendi seslerini kaybedebileceğini düşündürüyor.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Bir yazının çözüldüğünü duyduğunuzda buna ne kadar güvenirsiniz? Kaynağı belirsiz eserlerin bilimsel çalışmalarda kullanılması hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce hâlâ okunamayan yazılar bir gün çözülecek mi? Yorumlarda yazın.
Giriş yap