Giriş yap
🏺 Anunnaki

Limmu listeleri ve MÖ 763 güneş tutulması: Asur takvimini sabitleyen gün

Eski Yakın Doğu tarihinde, kesin olarak bildiğimiz tarihlerin sayısı, sanıldığından çok daha az. Ama bir tarih, neredeyse günü gününe biliniyor: 15 Haziran MÖ 763. Bu tarihte, Asur'da, tam bir güneş tutulmasına yakın, büyük bir güneş tutulması görüldü. Ve bir Asurlu yazıcı, bu olayı, o yılın görevlisinin adının yanına, kısa bir notla kaydetti.

Bu kısa not, Asur kronolojisinin, bizim takvimimize bağlanmasını sağladı. Bu tutulma sayesinde, Asur'un yaklaşık üç yüz yıllık tarihi, yıl yıl, kesin olarak tarihlendirilebildi. Bir gökyüzü olayının, bir uygarlığın tarihini sabitleyen bir çivi haline gelmesi size ne düşündürüyor?

Limmu nedir?

Asurlular, yıllarını, Babilliler gibi önemli olaylarla değil, belirli bir görevlinin adıyla adlandırıyordu. Bu görevliye, "limmu" deniyordu. Her yıl, bir yüksek görevli, o yılın limmusu olarak seçiliyordu ve o yıl, onun adıyla anılıyordu.

Limmu sistemi, Eski Asur döneminden itibaren kullanıldı. Başlangıçta, limmu, kura ile seçiliyordu. Daha sonra, Yeni Asur döneminde, belirli bir sıra izlenmeye başlandı: kral, genellikle, krallığının ilk ya da ikinci yılında limmu oluyordu; ardından, sarayın en yüksek görevlileri, belirli bir sıraya göre, limmu görevini üstleniyordu.

Bu sistem, Yunanca kaynaklarda "eponim" olarak geçen sisteme benziyor. Atina'da da, yıllar, o yılın baş arkhonunun adıyla anılıyordu. Bu nedenle, akademisyenler, limmu listelerini, "eponim listeleri" olarak da adlandırıyor.

Limmu listeleri

Asurlu yazıcılar, limmu adlarını, sırasıyla, listeler halinde kaydetti. Bu listeler, iki türde: yalnızca adları sıralayan listeler ve her adın yanına, o yılın önemli bir olayını ekleyen listeler. İkinci türdeki listeler, "Eponim Kronikleri" olarak biliniyor.

Eponim Kronikleri'nde, her yılın yanında, kısa bir not var. Bu notlar, genellikle, kralın o yıl hangi bölgeye sefer yaptığını, hangi kentte isyan çıktığını ya da bir salgın hastalığın yaşandığını kaydediyor. Örneğin, bir yıl için, "ülkede" diye kısa bir not var; bu, kralın o yıl sefere çıkmadığını gösteriyor.

Bu listelerin en eksiksiz kopyaları, Ninova'da bulundu ve bugün British Museum'da korunuyor. Alan Millard, 1994'te yayımladığı "The Eponyms of the Assyrian Empire 910-612 BC" adlı çalışmasında, bu listelerin tüm kopyalarını bir araya getirdi ve bir edisyon hazırladı.

Bur-Saggile yılı

Eponim Kronikleri'nde, Bur-Saggile adlı bir görevlinin limmu olduğu yıl için, şu not yer alıyor: "Aşur kentinde isyan. Simanu ayında, güneş bir tutulma geçirdi."

Simanu, Asur takviminde, Mayıs-Haziran'a denk gelen bir ay. Bu not, ilk kez, on dokuzuncu yüzyılın ortasında, Henry Rawlinson tarafından fark edildi. Rawlinson, bu tutulmanın, modern astronomik hesaplamalarla tarihlendirilebileceğini öne sürdü.

Astronomlar, Asur bölgesinde, bu dönemde görülebilecek güneş tutulmalarını hesapladı. Sonuç, 15 Haziran MÖ 763'tü. Bu tarihte, Asur'un kuzeyinde, büyük bir güneş tutulması görülmüştü. Bu tutulma, Asur kentinde, güneşin neredeyse tamamen kapandığı, son derece etkileyici bir olay olmalıydı.

Bu tarih belirlendikten sonra, limmu listesindeki diğer tüm yıllar, bu yıldan geriye ve ileriye doğru sayılarak, kesin olarak tarihlendirilebildi. Limmu listeleri, MÖ 910'dan MÖ 649'a kadar, kesintisiz olarak korunmuştu. Bu, Asur'un bu dönemdeki tüm olaylarının, yıl yıl tarihlendirilebileceği anlamına geliyordu.

Ptolemaios'un Kanonu ile karşılaştırma

Bu kronoloji, bağımsız bir kaynakla da doğrulanabiliyor: Ptolemaios'un Kanonu. İskenderiyeli astronom Klaudios Ptolemaios, MS ikinci yüzyılda, Babil krallarının bir listesini, hükümdarlık süreleriyle birlikte kaydetti. Bu liste, MÖ 747'de, Babil kralı Nabonassar ile başlıyor.

Ptolemaios'un Kanonu ile Asur limmu listeleri, birbirine bağlanabiliyor. Örneğin, Asur kralı III. Tiglat-Pileser, MÖ 729'da, Babil'in de kralı oldu. Ptolemaios'un Kanonu'nda, bu kral, "Poros" adıyla geçiyor. İki kaynağın verdiği tarihler, birbirleriyle uyumlu. Bu uyum, Asur kronolojisinin güvenilirliğini güçlendiriyor.

Kutsal Kitap tarihleri

Limmu listeleri, Eski Ahit'teki bazı olayların tarihlendirilmesine de yardım ediyor. Asur kralı III. Salmanasar'ın yazıtlarında, MÖ 853'te, Karkar'da yapılan bir savaşta, İsrail kralı Ahab'ın, Asur'a karşı savaşan koalisyonun bir üyesi olduğu belirtiliyor. Bu, Eski Ahit'te adı geçen bir kralın, Asur kayıtlarında, kesin bir tarihle geçtiği ilk örneklerden biri.

Benzer şekilde, Sanherib'in MÖ 701'deki Yahuda seferi, hem Asur yazıtlarında hem de Eski Ahit'te anlatılıyor. Limmu listeleri, bu olayın tarihini kesinleştiriyor.

Bazı yorumcular, 763 tutulmasını, Eski Ahit'teki Amos kitabının sekizinci bölümündeki bir ifadeyle ilişkilendiriyor: "O gün öğle vakti güneşi batıracağım." Amos'un, yaklaşık bu dönemde yaşadığı düşünülüyor. Ama bu ilişkilendirme, tartışmalı ve kesin değil.

Tutulmalar ve kehanet

Asurlular için, bir güneş tutulması, yalnızca bir gökyüzü olayı değil, bir alametti. Tutulmalar, genellikle, kral için kötü bir işaret olarak yorumlanıyordu. Asurlu ve Babilli kâhinler, "Enuma Anu Enlil" adlı büyük bir kehanet koleksiyonunda, tutulmaların ne anlama geldiğini kaydediyordu.

Bur-Saggile yılında, Aşur kentinde bir isyan çıkması, belki de tutulmanın kötü bir alamet olarak yorumlanmasıyla ilişkiliydi. Eponim Kronikleri, sonraki yıllarda da, farklı kentlerde isyanlar ve bir salgın hastalık kaydediyor. Bu dönem, Asur için zor bir dönemdi; ta ki III. Tiglat-Pileser, MÖ 745'te tahta çıkıp, Asur'u yeniden güçlendirene kadar.

Tanrılar arasındaki ilişki

Mezopotamya'da, güneş, tanrı Şamaş ile; ay ise, tanrı Sin ile özdeşleştiriliyordu. Bir güneş tutulması, Şamaş'ın, bir şekilde, karanlıkla kuşatılması anlamına geliyordu. Bazı metinlerde, tutulmalar, kötü ruhların, gök tanrılarına saldırması olarak anlatılıyor.

Ay tutulmaları için, bir mit bile var: yedi kötü ruh, Ay tanrısı Sin'e saldırıyor ve onu karartıyor. Enlil, bu saldırıyı fark ediyor ve Ea'dan yardım istiyor. Ea, oğlu Marduk'u, Sin'i kurtarmak için gönderiyor. Bu mit, tutulmaların, tanrılar arasındaki bir çatışma olarak düşünüldüğünü gösteriyor.

Yedek kral ve tutulmalar

Tutulmaların kral için kötü bir alamet sayılması, Yeni Asur döneminde, ilginç bir ritüele yol açtı: yedek kral ritüeli. Bir ay ya da güneş tutulması, kral için tehlikeli bir alamet olarak yorumlandığında, kâhinler, bir yedek kral seçiyordu. Bu yedek kral, tahta oturtuluyor, kraliyet giysileri giydiriliyor ve kötü alametin etkisini üzerine alıyordu. Gerçek kral ise, bu süre boyunca, "çiftçi" olarak anılıyor ve gözlerden uzak duruyordu.

Esarhaddon ve Asurbanipal dönemlerinden kalan mektuplar, bu ritüelin, birkaç kez uygulandığını gösteriyor. Simo Parpola, 1993'te yayımladığı "Letters from Assyrian and Babylonian Scholars" adlı çalışmasında, bu mektupları yayımladı. Mektuplarda, kâhinler, krala, yedek kralın ne zaman tahta oturtulacağını, ne kadar süre kalacağını ve ritüelin nasıl sona ereceğini anlatıyor.

Ritüelin sonunda, yedek kral, genellikle, öldürülüyordu. Bu, alametin, gerçekleştiği anlamına geliyordu: kral ölmüştü; ama gerçek kral değil, yedeği. Bir mektupta, bir kâhin, yedek kralın ve onun yanına verilen bir kadının, ritüelin sonunda "kaderlerine gittiğini" bildiriyor.

Bu ritüel, tutulmaların, Asurlular için ne kadar ciddi bir tehdit olarak görüldüğünü gösteriyor. Bir gökyüzü olayı, bir insanın hayatına mal olabiliyordu.

Sizce bir alameti savuşturmak için başka birini feda etmek, Asurluların gözünde nasıl bir adaletti?

Gözlemciler

Asur sarayında, gökyüzünü izleyen uzmanlar vardı. Bu uzmanlar, düzenli olarak, krala raporlar gönderiyordu. Bu raporlarda, ayın ve gezegenlerin konumları, bulutların durumu ve tutulmaların görülüp görülmediği kaydediliyordu. Hermann Hunger, bu raporları, 1992'de, "Astrological Reports to Assyrian Kings" adıyla yayımladı.

Akademik okuma

Akademisyenler, limmu listelerini, eski dünyanın en güvenilir kronolojik kaynaklarından biri olarak görüyor. 763 tutulması, Asur kronolojisinin "çapası" olarak kabul ediliyor. Bu çapa, aynı zamanda, Mısır, İsrail ve diğer eski Yakın Doğu toplumlarının kronolojilerini de sabitlemeye yardım ediyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Mezopotamyalıların gökyüzünü izleme becerisini, Anunnaki'nin astronomik bilgisinin bir mirası olarak yorumladı. Ama limmu sisteminin kendisi, astronomik değil, idari bir sistemdi. Tutulma notu, yalnızca, o yıl gerçekleşen önemli bir olayın kaydıydı.

Forumlarda

Forumlarda 763 tutulması, genellikle, tarihçilerin eski tarihleri nasıl belirlediği sorusuna verilen bir örnek olarak paylaşılıyor. Bazı kullanıcılar, bu tutulmanın, eski dünyanın kronolojisinin, ne kadar ince bir ipe bağlı olduğunu gösterdiğini düşünüyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence 763 tutulmasının hikâyesi, bir yazıcının, belki de hiç önemsemeden yazdığı kısa bir notun, yüzyıllar sonra, bir uygarlığın tarihini nasıl kurtarabileceğini gösteriyor. O yazıcı, tutulmayı, kötü bir alamet olarak kaydetti; ama bugün, o not, Asur'un tüm tarihini, bizim takvimimize bağlayan bir köprü.

Belki de en önemli tarihsel belgeler, en sıradan görünenlerdir.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Bir gökyüzü olayının, bir uygarlığın tarihini sabitlemesi size ne düşündürüyor? Siz bugün yaşadığınız bir yılı, hangi olayla kaydetmek isterdiniz? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap