Lanetten önceki hikâye: Sümerce Sargon Efsanesi ve antik uzaylı yorumları
Akad'ın Laneti, bir hanedanın sonunu anlatıyor. Peki başlangıcını kim anlattı? Sargon'un Akad'ı kurması, Mezopotamya'nın en çok anlatılan hikâyelerinden biri; ama bu hikâyenin Sümerce bir versiyonu, Laneti okuyanların çoğunun gözünden kaçıyor. Kiş kralı Ur-Zababa'nın sakisi olan genç Sargon'un, tanrıların kararıyla tahta yükselişini anlatan parçalı bir metin bu.
Ben bu metni okuyunca Akad'ın Laneti'nin bir aynası gibi gördüm. Lanette tanrılar Akad'ı terk ediyor; Sargon efsanesinde ise Kiş'i terk edip yüzlerini Sargon'a dönüyorlar. İki metin arasında bir hanedanın bütün ömrü var. Antik uzaylı anlatılarında ise bu ömür, Anunnaki'nin dünyadaki temsilcilerini nasıl seçip nasıl düşürdüğünün kaydı olarak okunuyor.
Metin ve tabletler
Sümerce Sargon Efsanesi, bugün birbirini tamamlamayan ayrı tabletler üzerinden biliniyor. Jerrold Cooper ve Wolfgang Heimpel, 1983'te Journal of the American Oriental Society'de metnin edisyonunu ve çevirisini yayımladılar. ETCSL'de de 2.1.4 numarasıyla yer alıyor. Tabletler eksik; hikâye ortasında kopuyor ve sonunu bilmiyoruz.
Metnin yazılış tarihi, Eski Babil dönemi. Yani Sargon'un yaşadığı dönemden birkaç yüz yıl sonra. Akad'ın Laneti gibi, bu da Akad hanedanını geriye dönük olarak anlatan bir edebi eser.
An ve Enlil'in kararı
Metin, tanrıların kararıyla açılıyor. An ve Enlil, Kiş'in kralı Ur-Zababa'nın saltanatını sona erdirmeye, krallığı başka bir yere taşımaya karar veriyor. Ur-Zababa'nın başına gelecekleri henüz bilmeyen kral, sarayında. Onun sakisi ise Sargon.
Bu açılış, Akad'ın Laneti'nin açılışıyla neredeyse aynı. Lanet de, Enlil'in Kiş ve Uruk'tan sonra krallığı Akad'a verdiğini anlatarak başlıyor. İki metinde de krallık, tanrıların elinde bir emanet; bir kentten alınıp başka bir kente veriliyor. Kral listesindeki "krallık gökten indi" ve "krallık başka bir kente taşındı" formülleri, bu metinlerin ortak zemini.
Kanlı nehir rüyası
Hikâyenin merkezinde bir rüya var. Sargon, bir gece İnanna'nın Ur-Zababa'yı bir kan nehrinde boğduğunu görüyor. Rüyasında inleyip toprağı ısırıyor. Ur-Zababa bunu duyuyor ve Sargon'u çağırıp rüyasını soruyor.
Sargon rüyasını anlatınca Ur-Zababa korkuya kapılıyor. Kendi ölümünü görmüş bir sakiye karşı ne yapacağını bilemiyor. Rüya, bu metinde Gudea'nın rüyasından farklı bir işlev görüyor: bir inşaat emri değil, bir saltanat değişiminin habercisi. Tanrıça, yeni kralı rüya aracılığıyla seçiyor.
Demircinin kalıbı
Ur-Zababa, Sargon'dan kurtulmak için bir plan yapıyor. Onu baş demircisi Beliş-tikal'e gönderiyor ve demirciye, Sargon'u döküm kalıbına atmasını emrediyor. Ama Sargon, demirhaneye girmeden önce İnanna tarafından durduruluyor. Tanrıça onun içeri girmesine izin vermiyor, çünkü Sargon kana bulaşmış biri olarak görülüyor. Bu satırların yorumu tartışmalı, ama sonuç açık: Sargon kurtuluyor.
Antik uzaylı anlatılarında bu sahne, Anunnaki'nin seçtiği bir insanı koruduğu bir müdahale örneği olarak sunuluyor. Akademik okumada ise İnanna'nın koruması, Mezopotamya kraliyet ideolojisinin bir parçası. Sargon'un kendi yazıtlarında da İnanna, yani Akadca adıyla İştar, onun koruyucusu.
Kil zarftaki mektup
Hikâyenin en ünlü sahnesi, Ur-Zababa'nın ikinci planı. Kral, Sargon'u Uruk kralı Lugalzagesi'ye bir mektupla gönderiyor. Mektupta, Sargon'un öldürülmesi isteniyor. Mektup kil bir tablete yazılmış ve kilden bir zarfın içine konmuş. Sargon, taşıdığı mektubun kendi ölüm fermanı olduğunu bilmiyor.
Bu motif, Homeros'un Bellerophon hikâyesini ve Eski Ahit'teki Uriya'nın mektubunu hatırlatıyor. Cooper ve Heimpel de bu paralelliğe dikkat çekiyor. Metin, bu noktada kopuyor; Sargon'un Lugalzagesi'nin karşısında ne yaptığını bilmiyoruz.
Metinde, yazının ve zarfın icat edildiğini ima eden satırlar da var; o güne kadar mektupların zarfa konmadığı söyleniyor gibi. Bu satırlar, Enmerkar'ın ilk kez kile yazmasını anlatan metinle aynı tür bir "ilk" anlatısı.
Kiş ve Lugalzagesi: tarihin izleri
Efsanenin kişileri tamamen hayal ürünü değil. Kral listesi, Ur-Zababa'yı Kiş'in kralları arasında sayıyor ve Sargon'u onun sakisi olarak tanıtıyor. Lugalzagesi ise tarihsel olarak iyi belgelenmiş bir kral. Umma'dan çıkıp Uruk'u merkez edinen, Lagaş'ı yağmalayan ve Sümer'in büyük bölümünü birleştiren biri. Sargon'un kendi yazıtları, Lugalzagesi'yi yenip boynuna bir boyunduruk takarak Nippur'daki Enlil kapısına getirdiğini anlatıyor.
Yani efsane, gerçek bir siyasi çatışmanın üzerine kurulmuş. Kiş, Sargon'dan önce kuzey Mezopotamya'nın prestijli merkeziydi; "Kiş kralı" unvanı, bölgesel bir hakimiyet iddiası anlamına geliyordu. Lugalzagesi ise güneyin efendisiydi. Sargon'un yükselişi, bu iki gücün arasından sıyrılıp ikisini de yenmesiyle oldu.
Efsane bu tarihsel çatışmayı tanrısal bir planın parçası gibi gösteriyor. Ur-Zababa'nın Sargon'u Lugalzagesi'ye göndermesi, iki rakip kralı efsanevi bir bağla birbirine bağlıyor. Tarihte Sargon'un iki kralı da yendiği düşünülürse, efsanenin kopuk sonu belki de bu zaferle bitiyordu.
Sakinin anlamı
Sargon'un saki olması da önemli bir ayrıntı. Mezopotamya saraylarında saki, kralın en yakınındaki kişilerden biriydi; kralın içtiği şeyi o hazırlıyor, ona sunuyordu. Bu, büyük bir güven gerektiren bir görevdi. Bir sakinin kralı devirmesi, bu güvenin ihlali.
Efsane bu ihlali Sargon'a yüklemekten kaçınıyor. Sargon hiçbir şey yapmıyor; sadece rüya görüyor. Bütün eylemi Ur-Zababa ve İnanna gerçekleştiriyor.
Tanrılar arasındaki ilişki
Bu metinde tanrılar arasında açık bir çatışma yok. An ve Enlil kararı veriyor, İnanna da kararı uyguluyor. Akad'ın Laneti'nde ise durum farklı; Enlil Akad'a öfkeleniyor, sekiz büyük tanrı Akad'ı lanetliyor, İnanna da kenti terk ediyor. Bir hanedanın başında tanrılar birlikte, sonunda da birlikte.
İnanna'nın iki metindeki rolü özellikle ilginç. Sargon efsanesinde o, yeni kralın koruyucusu; Lanette ise kentini terk eden tanrıça. Akad hanedanı, İnanna'nın gözdesi olarak yükseliyor ve onun yüz çevirmesiyle düşüyor.
Akademik okuma
Akademisyenler, Sargon efsanesini bir meşruiyet anlatısı olarak okuyor. Sargon, bir saray görevlisi; kraliyet soyundan gelmiyor. Onun tahta çıkışı, bir darbe. Efsane, bu darbeyi tanrısal bir karar olarak sunuyor. Ur-Zababa, kendi kaderine karşı çıkan bir kral; Sargon ise tanrıların seçtiği masum genç.
Akadca Sargon doğum efsanesi, Sargon'un sepet içinde nehre bırakıldığını ve bir bahçıvan tarafından bulunduğunu anlatıyor. Bu efsane, Sümerce metinden farklı, ama aynı amaca hizmet ediyor: sıradan bir kökenden gelen kralın tanrılar tarafından seçildiğini göstermek.
Rüya yorumcusu olmayan rüya
Bu metinde dikkat çeken bir boşluk var. Gudea, rüyasını anlamak için Nanşe'ye gidiyor; Dumuzi, rüyasını kız kardeşi Geştinanna'ya yorumlatıyor. Ama Sargon'un rüyasını kimse yorumlamıyor. Rüya o kadar açık ki, yoruma ihtiyaç duymuyor: İnanna, Ur-Zababa'yı kan nehrinde boğuyor. Kral bunu duyar duymaz anlıyor.
Bu açıklık, rüyanın bir kehanetten çok bir hükmün ilanı olduğunu düşündürüyor. Tanrılar kararı vermiş; rüya, kararı ilan ediyor. Siz bir rüyanın bu kadar açık olmasını, metnin siyasi amacının bir işareti olarak mı görürsünüz?
Sitchin'in okuması
Sitchin, Sargon'un yükselişini İnanna'nın siyasi ihtirasıyla ilişkilendirdi. Onun anlatısında İnanna, kendi gücünü artırmak için bir insan kralı seçiyor ve Akad imparatorluğu bu ihtirasın aracı oluyor. Naram-Sin'in Ekur'a saldırısı da İnanna'nın Enlil ile çatışmasının bir sonucu.
Sümerce efsanede İnanna'nın Sargon'u koruması, bu anlatıyla uyumlu görünüyor. Ama metinde İnanna, An ve Enlil'in kararını uyguluyor; kendi başına hareket etmiyor. Sitchin'in İnanna'sı bağımsız bir aktör; efsanenin İnanna'sı ise meclisin kararının uygulayıcısı.
Forumlarda Sargon efsanesi
Forumlarda Sargon'un doğum efsanesi, Musa'nın hikâyesiyle karşılaştırılarak sıkça tartışılıyor. Sümerce efsane ise neredeyse hiç anılmıyor. Kimi forum yazarları kil zarflı mektup sahnesini Bellerophon ile karşılaştırmıştı; bir başkası, bu sahnenin Anunnaki'nin insanlara yazıyı öğretmesinin bir kaydı olduğunu öne sürdü.
Türkçe tartışmalarda konu daha çok Akad imparatorluğunun ilk imparatorluk olup olmadığı etrafında dönüyor. Sargon efsanesinin tanrısal karar boyutu ise genellikle gözden kaçıyor.
Sargon'un Sümerce efsanesi ile Akad'ın Laneti arasındaki boşluğu doldurmaya çalışan her okuma, ister istemez biraz tahmine dayanıyor.
SohbeX teorisi
Bir spekülasyon paylaşacağım; kanıtlanmış bir görüş değil.
Sümerce Sargon Efsanesi ile Akad'ın Laneti, bence aynı yazıcı geleneğinin bir hanedan hakkındaki iki parçası. Biri yükselişi, diğeri düşüşü anlatıyor. Eski Babil döneminin yazıcıları, Akad'ı geçmişin büyük ama ders verici bir örneği olarak görüyordu: tanrıların seçtiği bir hanedan, tanrılara saygısızlık edince düşüyor.
Bu iki metnin aynı müfredatta okunup okunmadığını bilmiyoruz; bu bir spekülasyon. Ama okunduysa, öğrenciler bir hanedanın bütün döngüsünü, tanrısal seçilişten tanrısal lanete kadar, iki tablette öğreniyordu.
Size soru
Bir darbeyle tahta çıkan bir kralın hikâyesi, neden tanrısal bir rüya ve bir mucizevi kurtuluşla anlatılır? Ve sizce kil zarftaki mektubu taşıyan Sargon, kendi ölüm fermanını taşıdığını bilseydi, hikâye nasıl değişirdi?
Ben Ur-Zababa'yı düşünüyorum. Tanrıların kararını öğrenen ve ona direnmeye çalışan bir kral. Hikâye onu kötü gösteriyor, ama kaderine karşı çıkan herkes biraz Ur-Zababa değil mi?
Giriş yap