Lamaştu ve Pazuzu: bebekleri koruyan muska
Kadim Mezopotamya'da, bir kadının hamileliği ve bir bebeğin ilk ayları, büyük bir tehlikeyle çevrili bir dönemdi. Doğum sırasında anne ölümleri ve bebek ölümleri, yaygındı. Bu tehlikeler, Mezopotamyalıların zihninde, bir isim taşıyordu: Lamaştu.
Lamaştu, anne karnındaki bebekleri, yeni doğanları ve onların annelerini hedef alan korkunç bir dişi şeytandı. Ona karşı korunmak için, insanlar, muskalar takıyor, büyü sözleri okutuyor ve ritüeller yaptırıyordu. Bu muskaların bazılarında, beklenmedik bir koruyucu figür beliriyor: Pazuzu. Bu sayfada, Lamaştu'yu ve onu kovmak için çağrılan bu tuhaf ittifakı tanıtmak istiyorum. Siz bebeğinizi korumak için, bir nazarlık taktınız mı?
Anu'nun kızı
Mezopotamya kaynaklarında, Lamaştu, gök tanrısı Anu'nun kızı olarak tanıtılıyor. Bu, onu, sıradan şeytanlardan ayırıyor. Diğer şeytanlar, genellikle, tanrıların emriyle hareket eden varlıklardı; Lamaştu ise, kendi iradesiyle, kötülük yapıyordu. Bazı büyü sözlerine göre, kötü davranışları yüzünden, babası Anu, onu gökten yeryüzüne atmıştı.
Lamaştu'nun tasviri, korkunç: aslan başlı, eşek dişli ve eşek kulaklı bir kadın. Elleri, kirli; parmakları, uzun tırnaklı. Ayakları, kuş pençesine benziyor. Göğsünden, bir yavru domuz ve bir köpek yavrusu emiyor. Ellerinde, yılanlar tutuyor. Bu tasvir, insanın en eski korkularını, yani hayvani olanı, kirliliği ve doğanın tersine çevrilmesini, bir araya getiriyor.
Lamaştu'nun, bir bebeği emzirmek yerine, hayvan yavrularını emzirmesi, özellikle güçlü bir imge. Bu, onun, annelik rolünü, tersine çevirdiğini gösteriyor. O, bir anne değil, bir anti-anne.
Lamaştu plaketleri
Lamaştu'ya karşı kullanılan en ünlü nesneler, bronz ya da taştan yapılmış plaketler. Bu plaketlerin en bilinen örneklerinden biri, Paris'teki Louvre Müzesi'nde. Plaketin ön yüzü, birkaç sıraya bölünmüş sahneler içeriyor.
Ortadaki sahnede, bir hasta, yatağında yatıyor; etrafında, balık kılıklı rahipler, büyü sözlerini okuyor. Alt sahnede, Lamaştu, bir eşeğin üzerinde, bir teknenin içinde, nehirde uzaklaşıyor. Teknenin etrafında, ona verilen hediyeler var: bir tarak, bir iğ, sandaletler ve bir şişe.
Bu hediyeler, Lamaştu'nun ritüelinin bir parçası. Büyü sözleri, Lamaştu'ya, bir yolcu gibi, yolculuk için gerekli eşyaları vermeyi öneriyor ve onun, uzaklara, nehrin ya da denizin ötesine gitmesini istiyor. Lamaştu, kovulmuyor; uğurlanıyor. Bu ayrım, küçük ama anlamlı. Bir düşmanı öfkeyle kovmak yerine, ona yol azığı verip göndermek, onu yatıştırmanın ve geri dönmesini önlemenin bir yolu olarak görülüyordu. Hediyelerin her biri, bir kadının gündelik eşyası.
Pazuzu'nun yüzü
Louvre plaketinin en dikkat çekici özelliği, plaketin üst kısmında, Pazuzu'nun başının ve kanatlı bedeninin görülmesi. Pazuzu, plaketin arkasından, sanki onu tutarmış gibi, yukarıdan bakıyor. Bu tasvir, Pazuzu'nun, Lamaştu'ya karşı koruyucu bir güç olarak çağrıldığını gösteriyor.
Pazuzu, kendisi de bir şeytandı. Akadca metinlerde, "rüzgâr şeytanlarının kralı" olarak tanıtılıyor. Kanatlı, köpek ya da aslan yüzlü, kuş pençeli bir varlık olarak tasvir ediliyor. Ama Pazuzu, Lamaştu'ya karşı, bir müttefik olarak görülüyordu. Bir şeytanı, başka bir şeytanla kovmak: bu, Mezopotamya büyüsünün, ilginç bir mantığı.
Pazuzu başı biçiminde yapılmış küçük muskalar da, Mezopotamya'nın birçok yerinde bulundu. Bu muskalar, büyük olasılıkla, hamile kadınlar tarafından takılıyordu. Muskaların bazılarında, delik var; bu da, onların, bir ipe geçirilip boyuna asıldığını gösteriyor.
Büyü sözleri
Lamaştu'ya karşı kullanılan büyü sözleri, birçok tablette korunuyor. Bu sözlerin bir kısmı, Lamaştu'yu tanımlıyor ve onun kötülüklerini sayıyor. Bir kısmı ise, onu kovmak ya da uğurlamak için, tanrıları çağırıyor.
Bu sözlerde, Lamaştu'nun yedi adı da sayılıyor. Bir şeytanın adını bilmek, ona karşı güç kazanmak anlamına geliyordu. Büyü sözleri, Lamaştu'nun adlarını, bir tür yoklama gibi sıralıyor ve onu, adıyla çağırarak, kovuyor.
Doğum odasında
Mezopotamya'da, doğum, kadınların dünyasında gerçekleşen bir olaydı. Ebeler, doğuma yardım ediyor, kadın akrabalar, anneyi destekliyordu. Bu odada, Lamaştu'ya karşı önlemler de alınıyordu. Bazı büyü sözleri, doğum sırasında, anneyi ve bebeği korumak için okunuyordu.
Doğumla ilgili bazı büyü sözleri, çok güzel imgeler içeriyor. Bunların en bilinenlerinden biri, "İnek ve Sin" adıyla anılan bir anlatı. Bu anlatıda, ay tanrısı Sin, Geme-Sin adlı bir ineğe âşık oluyor. İnek, doğum sancısı çektiğinde, Sin, gökten iki tanrıça gönderiyor; onlar, ineğin doğum yapmasına yardım ediyor. Büyü sözü, ardından, doğum yapan kadının da, bu inek gibi, kolayca doğum yapmasını diliyor.
Bu anlatı, Lamaştu'nun korkunç imgesinin tam karşısında duruyor. Bir yanda, bebekleri öldüren bir şeytan; diğer yanda, bir ineğin doğumuna yardım eden şefkatli bir tanrı. Mezopotamya'nın doğum dünyası, bu iki uç arasında gidip geliyordu.
Bebeğin ağlaması
Bazı Mezopotamya büyü sözleri, bebeklerin ağlamasıyla da ilgileniyor. Bu sözlere göre, bir bebeğin sürekli ağlaması, tanrıların uykusunu bozabiliyordu. Ninni gibi okunan bu büyü sözleri, bebeği sakinleştirmek ve tanrıların öfkesinden korumak için kullanılıyordu.
Bu ayrıntı, bana, Atrahasis Destanı'nı hatırlatıyor. Atrahasis'te, insanların gürültüsü, Enlil'in uykusunu bozuyor ve Enlil, insanları yok etmeye karar veriyor. Bebek ağlamasıyla ilgili büyü sözleri, bu büyük mitin, küçük ve ev içi bir yankısı gibi. Siz bir ninninin, aslında bir koruma duası olabileceğini hiç düşündünüz mü?
Tanrılar arasındaki ilişki
Lamaştu'nun, Anu'nun kızı olması, onu, tanrıların ailesine bağlıyor. Ama o, ailenin dışına atılmış biri. Bu konum, Mezopotamya'da, kötülüğün kaynağına dair ilginç bir düşünce sunuyor: kötülük, tanrıların dünyasının içinden çıkabiliyor; ama tanrılar tarafından reddediliyor.
Büyü sözlerinde, Ea, yani Enki, Lamaştu'ya karşı çağrılan başlıca tanrılardan biri. Ea, büyü sözlerinin ve arınma ritüellerinin efendisi olarak, Lamaştu'yu nasıl kovacaklarını, insanlara öğretiyor. Bu ilişki, bir baba tanrının reddettiği bir kızın kötülüğüne karşı, bir başka tanrının bilgeliğinin kullanılması gibi okunabilir.
Akademik okuma
Lamaştu üzerine en kapsamlı çalışmalardan biri, Walter Farber'in "Lamaštu: An Edition of the Canonical Series of Lamaštu Incantations and Rituals and Related Texts" adlı kitabıdır. Farber, Lamaştu'ya karşı kullanılan büyü sözlerini ve ritüelleri, ayrıntılı bir şekilde yayımladı. F. A. M. Wiggermann ise, Lamaştu'nun ve Pazuzu'nun ikonografisi üzerine önemli çalışmalar yaptı.
Akademisyenler, Lamaştu inancını, kadim dünyada, anne ve bebek ölümlerinin yüksekliğiyle ilişkilendiriyor. Bu ölümlerin nedenlerini bilmeyen insanlar, onları, bir şeytanın saldırısıyla açıklıyordu. Lamaştu, bu acıya, bir yüz ve bir isim veriyordu.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Lamaştu ve Pazuzu'ya, kitaplarında, özel bir yer ayırmadı. Onun ilgisi, büyük tanrılara, yani Anu, Enlil, Enki ve onların ailelerine odaklanıyordu. Ama Lamaştu'nun, Anu'nun kızı olarak tanıtılması, bazı Sitchin okurları tarafından, onun da bir Anunnaki olduğu şeklinde yorumlanıyor.
Bu yorum, Lamaştu'nun, metinlerde, açıkça bir şeytan olarak tasvir edilmesini görmezden geliyor. Lamaştu, bir tanrıça değil; tanrıların dünyasından atılmış, insanlara zarar veren bir varlık.
Forumlarda
Forumlarda, Pazuzu, Lamaştu'dan çok daha tanınıyor. Bunun bir nedeni, bir sonraki yazıda ele alacağım bir korku filmi. Lamaştu ise, daha az biliniyor; ama bazı kullanıcılar, onu, Lilith gibi başka dişi şeytan figürleriyle karşılaştırıyor.
Bu karşılaştırmalar, ilginç tartışmalara yol açıyor. Lilith ve Lamaştu arasında, doğrudan bir köken bağı olup olmadığı, akademisyenler arasında, tartışmalı. Ama ikisi de, bebekleri ve anneleri tehdit eden dişi şeytanlar olarak, benzer korkuları temsil ediyor.
Müzelerde Lamaştu
Lamaştu muskaları ve plaketleri, bugün, dünyanın birçok müzesinde bulunuyor. Louvre'daki bronz plaketin yanı sıra, British Museum'da, Berlin'deki Vorderasiatisches Museum'da ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde de, Mezopotamya büyüsüyle ilgili nesneler sergileniyor. Bu nesnelerin çoğu küçük; vitrinde, kolayca gözden kaçabiliyor.
Bir müzeyi gezerken, bu küçük muskalara dikkat etmenizi öneririm. Taş ya da bronz bir parçanın üzerine kazınmış, aslan başlı bir figür ya da kanatlı bir şeytan başı, belki de, binlerce yıl önce, bir annenin boynunda asılıydı. Büyük heykeller ve saray kabartmaları, kralların hikâyesini anlatıyor; bu küçük muskalar ise, sıradan insanların korkularını ve umutlarını.
Bir muskanın, kime ait olduğunu, çoğu zaman, bilemiyoruz. Ama onun, bir kişinin bedenine dokunarak, yıllarca taşındığını düşünmek, ona bakışımızı değiştiriyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence Lamaştu muskaları, kadim dünyanın en dokunaklı nesneleri arasında. Bir anne, bebeğini korumak için, bir şeytanın yüzünü boynuna asıyordu. Bu, korkunun ve sevginin, aynı nesnede buluşması. Belki de bugün bir bebeğin kıyafetine iliştirilen nazar boncuğu, aynı duygunun, binlerce yıl sonraki bir yankısı.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Bebekleri korumak için kullanılan nazarlıklar ve muskalar, sizin ailenizde de var mı? Bir şeytanı başka bir şeytanla kovmak fikri, size nasıl geliyor? Yorumlarda yazın.
Giriş yap