Lagaş ile Umma: Gu-edena için yüz elli yıllık sınır kavgası
Tarihin bilinen ilk sınır anlaşmazlığı, bir tarla parçası yüzünden çıktı. Güney Mezopotamya'da, Lagaş ve Umma adlı iki kent devleti, Gu-edena adlı verimli bir ovanın kime ait olduğu konusunda, yaklaşık yüz elli yıl boyunca savaştı. Bu savaşın hikâyesi, Lagaş krallarının yazıtlarında, ayrıntılı olarak anlatılıyor.
Bu hikâyeyi ilginç kılan, yalnızca savaşın uzunluğu değil. Kavga, iki kentin tanrıları arasında bir anlaşmazlık olarak sunuluyor. Lagaş'ın tanrısı Ningirsu ile Umma'nın tanrısı Şara, sanki toprak sahipleri gibi, sınırın iki yanında duruyor. Ve sınırı çizen, tanrıların kralı Enlil. Siz bir sınır anlaşmazlığının tanrılar arasında bir dava olarak anlatılmasını nasıl karşılarsınız?
Gu-edena: "bozkırın kenarı"
Gu-edena, Sümerce "bozkırın boynu" ya da "bozkırın kenarı" anlamına geliyor. Bu ova, Lagaş ile Umma arasında, Dicle'den ayrılan bir kanalın suladığı verimli bir bölgeydi. Arpa tarlaları, burada bol ürün veriyordu. İki kent de, bu toprağın kendilerine ait olduğunu iddia ediyordu.
Kentlerin coğrafi konumu, anlaşmazlığı daha da karmaşık hale getiriyordu. Umma, suyun kaynağına daha yakındı; Lagaş ise, aşağı akımdaydı. Bu, Umma'nın, suyu kesebileceği ya da azaltabileceği anlamına geliyordu. Su ve toprak, iki kent arasındaki gerginliğin ana kaynaklarıydı.
Mesilim'in hakemliği
Anlaşmazlığın bilinen ilk aşaması, MÖ yaklaşık 2550'ye dayanıyor. Kiş kralı Mesilim, iki kent arasında hakemlik yaptı ve sınırı belirledi. Mesilim, sınırı ölçtü ve oraya bir dikilitaş dikti.
Lagaş yazıtlarına göre, Mesilim, bu sınırı, Enlil'in emriyle çizmişti. Enlil, tanrıların kralı olarak, iki tanrının, Ningirsu ile Şara'nın topraklarını ayırmıştı. Mesilim ise, Enlil'in kararını uygulayan bir aracıydı.
Mesilim'in kendisi de bir yazıt bıraktı. Bu yazıt, Lagaş'ta bulunan bir topuz başında yer alıyor ve Mesilim'i "Kiş kralı" olarak tanıtıyor. Bu, Mesilim'in, Lagaş üzerinde bir tür üstünlüğe sahip olduğunu gösteriyor.
Eannatum'un zaferi
Mesilim'in kararından birkaç kuşak sonra, Umma'nın hükümdarı Uş, dikilitaşı söktü ve Gu-edena'yı ele geçirdi. Lagaş yazıtları, bunu, tanrıların düzenine karşı bir saygısızlık olarak sunuyor.
Lagaş'ın kralı Eannatum, MÖ yaklaşık 2450'de, Umma'ya karşı savaştı ve Gu-edena'yı geri aldı. Eannatum, bu zaferi, ünlü Akbabalar Steli'nde anlattı. Stelde, Umma'nın askerleri, bir ağın içine hapsedilmiş olarak tasvir ediliyor; ağı tutan ise, tanrı Ningirsu.
Eannatum, Umma ile yeni bir antlaşma yaptı. Umma'nın hükümdarı Enakalle, birçok tanrının adına yemin ederek, sınırı bir daha geçmeyeceğine söz verdi. Bu yemin, tanrılara, yemin bozulursa Umma'yı cezalandırmaları için bir çağrıydı. Eannatum, sınır boyunca, bir kanal kazdırdı ve yeni dikilitaşlar dikti.
Entemena'nın konisi
Anlaşmazlık, Eannatum'dan sonra da sürdü. Eannatum'un yeğeni Entemena döneminde, Umma'nın hükümdarı Ur-Lumma, sınırı yeniden geçti. Ur-Lumma, sınır kanallarını kuruttu ve dikilitaşları ateşe verdi.
Entemena, Ur-Lumma'yı yendi. Ardından, savaşın tüm geçmişini anlatan bir yazıt yazdırdı. Bu yazıt, kil konilerin üzerine yazılmıştı ve bugün "Entemena'nın Konisi" olarak biliniyor. Konilerden biri, Louvre'da; bir başka kopyası ise, Yale'deki koleksiyonda bulunuyor.
Entemena'nın Konisi, tarihçiler için çok değerli bir belge. Bu metin, iki kent arasındaki ilişkilerin geçmişini, Mesilim'den Entemena'ya kadar, kronolojik bir sırayla anlatıyor. Bu, tarihin, yalnızca kahramanlık hikâyeleri olarak değil, belgelerle desteklenmiş bir olaylar dizisi olarak yazılmaya başlandığı ilk örneklerden biri.
Koninin metni, aynı zamanda, bilinen ilk barış antlaşmalarından birine dair ipuçları içeriyor. Bazı araştırmacılar, Entemena'nın, Uruk'un kralı Lugal-kiginne-dudu ile bir kardeşlik antlaşması yaptığını belirtiyor.
Lugalzagesi'nin intikamı
Hikâyenin son perdesi, Umma'nın lehine kapandı. Umma'nın kralı Lugalzagesi, MÖ yaklaşık 2350'de, Lagaş'ı yendi ve kenti yağmaladı. O sırada, Lagaş'ta, Urukagina adlı bir kral hüküm sürüyordu.
Lagaş'tan kalan bir ağıt metni, bu yağmayı anlatıyor. Metinde, Umma'nın askerlerinin, Lagaş'ın tapınaklarını yaktığı, heykelleri kırdığı ve değerli eşyaları yağmaladığı listeleniyor. Metnin sonunda, Lagaşlı yazar, Lugalzagesi'nin, bu günahları nedeniyle, tanrıça Nisaba tarafından cezalandırılmasını diliyor.
Lugalzagesi, daha sonra Uruk'un da kralı oldu ve Sümer'in büyük kısmını birleştirdi. Ama zaferi uzun sürmedi; Akadlı Sargon, onu yenerek, Mezopotamya'nın ilk imparatorluğunu kurdu.
Tanrılar arasındaki ilişki: Ningirsu, Şara ve Enlil
Lagaş-Umma anlaşmazlığında, tanrıların rolleri çok belirgin. Ningirsu, Lagaş'ın savaşçı tanrısıydı; Enlil'in oğlu ve Enlil'in savaşçısı olarak tanımlanıyordu. Şara ise, Umma'nın tanrısıydı ve İnanna'nın oğlu olarak biliniyordu.
İki tanrı, Lagaş yazıtlarında, iki toprak sahibi gibi sunuluyor. Gu-edena, Ningirsu'nun "sevgili tarlası" olarak tanımlanıyor. Umma'nın bu tarlayı ele geçirmesi, yalnızca bir kentin değil, bir tanrının mülküne el uzatmak anlamına geliyordu.
Enlil ise, tanrıların kralı olarak, hakemlik yapıyor. Sınırı çizen, Enlil'in kararıydı; Mesilim bu kararı yalnızca uyguluyordu. Bu, Sümer'de, kent devletleri arasındaki ilişkilerin, tanrılar arasındaki bir hiyerarşi içinde düşünüldüğünü gösteriyor.
Elimizdeki kaynakların neredeyse tamamı Lagaş'tan geliyor. Umma'nın bu olayları nasıl anlattığını bilmiyoruz. Umma'nın yazıtlarında, büyük olasılıkla, Şara'nın haklı olduğu, Lagaş'ın ise saldırgan olduğu anlatılıyordu. Tarih, burada da, kazananın değil, yazanın gözünden okunuyor.
Arpa borcu ve faiz
Entemena'nın Konisi'nde, savaşın ekonomik boyutuna dair ilginç bir ayrıntı var. Eannatum'un antlaşmasına göre, Umma, Gu-edena'dan elde ettiği arpanın bir kısmını, Lagaş'a ödemekle yükümlüydü. Ama Umma, bu ödemeyi yapmadı. Zamanla, ödenmeyen arpa, faiziyle birlikte büyüdü.
Entemena, bu borcun, devasa bir miktara ulaştığını yazıyor. Metinde geçen sayılar, gerçek bir hesaplamadan çok, Umma'nın asla ödeyemeyeceği bir borcu vurgulamak için kullanılmış olabilir. Bazı araştırmacılar, bu rakamı, Umma'nın, sınırı geçmesinin bir gerekçesi olarak görüyor: ödeyemeyeceği bir borçtan kurtulmak için, savaşmaktan başka çaresi kalmamıştı.
Bu ayrıntı, Sümer'de, savaşların yalnızca toprak için değil, borç ve ekonomik yükümlülükler için de yapıldığını gösteriyor. Faiz, Sümer ekonomisinin bilinen bir parçasıydı ve kent devletleri arasındaki ilişkileri bile etkileyebiliyordu.
Sınır taşlarının dili
Lagaş yazıtlarında, sınır dikilitaşları, yalnızca bir işaret değil, tanrısal bir tanıklık olarak sunuluyor. Dikilitaşların üzerine, tanrıların adları ve antlaşmanın şartları yazılıyordu. Bir dikilitaşı sökmek ya da yakmak, bu tanıklığı yok etmek anlamına geliyordu.
Bu gelenek, Mezopotamya'da, binlerce yıl boyunca sürdü. Kassit döneminde, kudurru adı verilen sınır taşları, toprak bağışlarını kayda geçiriyor ve tanrıların sembolleriyle süsleniyordu. Bu taşların üzerinde, sınırı bozanlara yönelik lanetler yazılıydı. Lagaş-Umma anlaşmazlığı, bu geleneğin en erken örneklerinden birini sunuyor.
Sizce bir taşa yazılan bir yemin, bir kâğıda yazılan bir antlaşmadan daha mı bağlayıcıydı?
Akademik okuma
Akademisyenler, Lagaş-Umma anlaşmazlığını, Erken Hanedanlık dönemindeki kent devletleri arasındaki rekabetin en iyi belgelenmiş örneği olarak görüyor. Jerrold Cooper, 1983'te yayımladığı "Reconstructing History from Ancient Inscriptions: The Lagash-Umma Border Conflict" adlı çalışmasında, ilgili yazıtları bir araya getirdi ve yorumladı.
Cooper'ın çalışması, bu yazıtların, tarafsız tarihsel belgeler olmadığını, Lagaş'ın bakış açısını yansıtan propaganda metinleri olduğunu vurguluyor. Ama yine de, bu metinler, iki kent arasındaki ilişkilerin genel hatlarını, güvenilir bir biçimde yeniden kurmaya imkân veriyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Sümer kent devletleri arasındaki savaşları, Anunnaki tanrıları arasındaki rekabetin yeryüzündeki yansıması olarak yorumladı. Ona göre, Ningirsu ve Şara, gerçek varlıklardı ve kendi topraklarını korumak için insanları savaşa sürüyorlardı.
Akademik okumada ise, tanrıların rolü, siyasi meşruiyetin dili olarak değerlendiriliyor. Kentlerin kralları, kendi savaşlarını, tanrıların iradesi olarak sunuyordu.
Forumlarda
Forumlarda Lagaş-Umma anlaşmazlığı, "tarihin ilk savaşı" ya da "ilk sınır anlaşmazlığı" başlıklarıyla paylaşılıyor. Bazı kullanıcılar, bu anlaşmazlığı, modern su ve sınır anlaşmazlıklarıyla karşılaştırıyor. Bazı başlıklarda ise, Entemena'nın Konisi, tarihçiliğin başlangıcı olarak gösteriliyor.
Forumlarda zaman zaman sorulan bir soru da şu: Gu-edena bugün nerede? Kesin konum tartışmalı. Bazı araştırmacılar, ovanın, bugünkü Tell Cokha (Umma) ile Tell al-Hiba (Lagaş) arasındaki bölgede, eski bir kanal yatağının çevresinde olduğunu düşünüyor. Uydu görüntülerinde izlenen eski kanal izleri, bu tartışmaya yeni veriler ekliyor; ama sınır dikilitaşlarından hiçbiri, yerinde bulunmuş değil.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence Lagaş-Umma anlaşmazlığı, tanrıların, Sümerlilerin hukuk anlayışında nasıl kullanıldığını gösteriyor. Bir sınır, tanrısal bir kararla çizildiğinde, onu geçmek, yalnızca bir komşuya değil, tanrılara karşı bir suç haline geliyordu. Bu, bir tür uluslararası hukukun, dinsel bir dille kurulduğu anlamına geliyor.
Belki de Enlil'in hakemliği, bir üst otoritenin, kentler arasındaki çatışmaları çözmek için gerekli olduğu düşüncesinin ilk ifadesiydi. Bu düşünce, daha sonra imparatorlukların ortaya çıkmasına zemin hazırlamış olabilir.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Bir anlaşmazlığın yalnızca bir tarafın yazıtlarından bilinmesi, sizce tarihi nasıl etkiler? Umma'nın kendi anlatımı bulunsaydı, hikâye nasıl değişirdi? Yorumlarda yazın.
Giriş yap