"Kuta halkı Nergal'i yaptı": Kutha'dan Samiriye'ye sürgün edilen bir tanrı ve antik uzaylı yorumları
Kutha Efsanesi'ni, Naram-Sin'in öğüdünü ve Emeslam tapınağını konuşurken hep Mezopotamya'nın içinde kaldık. Oysa Kutha'nın adı, beklenmedik bir yerde, Kitab-ı Mukaddes'in sayfalarında da geçiyor. İkinci Krallar kitabının on yedinci bölümünde, Asurluların Samiriye'ye yerleştirdiği halklar sayılırken Kutha'dan gelenler de anılıyor ve bir cümle düşülüyor: "Kuta halkı Nergal'i yaptı."
Bu cümle, bana hep tuhaf gelmiştir. Bir tanrı, kendi kentinden yüzlerce kilometre uzağa, halkıyla birlikte sürgüne gidiyor. Antik uzaylı anlatılarında Anunnaki'nin her birinin kendi bölgesi, kendi kenti var. Peki tanrının halkı başka bir toprağa taşınınca tanrıya ne oluyor?
Metin ne diyor?
İkinci Krallar 17, İsrail krallığının Asur tarafından yıkılışını anlatıyor. Samiriye düştükten sonra Asur kralı, İsraillilerin bir kısmını başka bölgelere sürüyor ve onların yerine Babil, Kuta, Avva, Hama ve Sefarvayim'den insanlar getiriyor. Bu yeni yerleşimciler, Samiriye kentlerine yerleşiyor.
Ardından ilginç bir olay anlatılıyor. Yeni gelenler, o toprağın Tanrısı'na tapınmayı bilmedikleri için aralarına aslanlar gönderiliyor ve aslanlar bazılarını öldürüyor. Asur kralına haber veriliyor: bu halklar, "ülkenin tanrısının yasasını" bilmiyor. Kral, sürgün edilmiş İsrailli kâhinlerden birini geri gönderiyor; kâhin Beytel'e yerleşiyor ve halka nasıl tapınacaklarını öğretiyor.
Ama yeni gelenler kendi tanrılarını da bırakmıyor. Metin, her halkın kendi tanrısını yaptığını sayıyor: Babil halkı Sukkot-Benot'u, Kuta halkı Nergal'i, Hama halkı Aşima'yı. Hem ülkenin Tanrısı'na hem de kendi tanrılarına tapınmaya devam ediyorlar.
Asur kaynakları
Asur kayıtları, Samiriye'nin düşüşünü ve sürgünleri doğruluyor. II. Sargon'un yazıtları, Samiriye'yi aldığını, halkının bir kısmını sürdüğünü ve başka ülkelerden getirdiği insanları oraya yerleştirdiğini anlatıyor. Asur'un sürgün politikası, fethedilen halkların yerinden edilip imparatorluğun farklı bölgelerine dağıtılmasına dayanıyordu. Bu politikanın amacı, yerel isyanları önlemek ve imparatorluğu karıştırmaktı.
Kutha'dan Samiriye'ye ne zaman ve kaç kişinin taşındığını kesin olarak bilmiyoruz. Asur yazıtları Samiriye'ye getirilenlerin bir kısmını Arap kabileleri olarak anıyor; Kutha ve Babil'den gelenlerin taşınması ise, Babil'deki isyanların bastırılmasından sonra, belki biraz daha geç bir tarihte gerçekleşmiş olabilir. Bu konu akademik çevrelerde tartışmalı.
"Ülkenin tanrısı" fikri
Aslanlar sahnesi, antik Yakın Doğu'da yaygın bir düşünceyi yansıtıyor: her toprağın kendi tanrısı var ve o toprakta yaşayanlar, o tanrıya uygun biçimde tapınmalı. Yeni gelenler bu tanrıyı tanımadıkları için ceza görüyor.
Bu düşünce, Mezopotamya'nın tanrı-kent ilişkisini hatırlatıyor. Nergal, Kutha'nın tanrısı; Nanna, Ur'un; Enlil, Nippur'un. Bir tanrı, kendi kentinin efendisi. Ama tanrılar, Mezopotamya'nın içinde bile yer değiştirebiliyordu. Kent ağıtlarında tanrılar kentlerini terk ediyor; Marduk heykeli Hititlere ve Elamlılara götürülüyor, sonra geri getiriliyor.
Kuta halkının Nergal'i Samiriye'ye götürmesi, bu hareketliliğin bir başka örneği. Tanrı, halkıyla birlikte gidiyor; ama yeni toprakta, oranın tanrısıyla birlikte yaşamak zorunda kalıyor.
Listedeki diğer tanrılar
Nergal, İkinci Krallar'daki listenin en tanıdık adı. Diğer adlar ise akademisyenleri uzun süredir uğraştırıyor. Babil halkının yaptığı Sukkot-Benot, Mezopotamya kaynaklarında doğrudan bir karşılığı bulunamayan bir ad. Bazı araştırmacılar bunu Marduk'un eşi Zarpanitu'nun bozulmuş bir adı olarak, bazıları ise bir tapınma yapısının adı olarak okumayı önerdi. Hiçbir öneri genel kabul görmedi.
Hama halkının Aşima'sı, Suriye kökenli bir tanrı ya da tanrıça olarak düşünülüyor. Avvalıların Nibhaz ve Tartak'ı ise neredeyse hiç bilinmiyor. Sefarvayim halkı için metin, Adrammelek ve Anammelek adlı tanrılara çocuklarını ateşte yaktıklarını söylüyor. Bu tanrıların kimliği ve bu iddianın tarihsel doğruluğu da tartışmalı.
Bu liste, Kitab-ı Mukaddes yazarının yabancı tanrıları ne kadar yakından tanıdığı sorusunu gündeme getiriyor. Nergal adı doğru verilmiş; ama diğer adların bir kısmı, belki de yazarın kulağına ulaşan bozulmuş biçimler. Bir yazar, uzaktaki bir halkın tanrılarını nasıl duyar ve nasıl yazar?
Nergal'in Batı'daki izleri
Nergal'in Mezopotamya dışında tanınması, yalnızca bu metne dayanmıyor. Nergal'e çok daha geç bir dönemde, Part çağında, Kuzey Mezopotamya'daki Hatra kentinde de tapınıldığı biliniyor. Hatra'da Nergal, yanında bir köpekle ya da köpek başlı bir yaratıkla tasvir ediliyor; bu tasvirler, onun yeraltı tanrısı kimliğini sürdürdüğünü gösteriyor. Nergal, Sümer'den yüzyıllar sonra da yaşayan tanrılardan biri.
Bu uzun ömür, Kuta halkının Samiriye'de Nergal'i yaşatma çabasının yalnız olmadığını düşündürüyor. Nergal, imparatorlukların yükselip düştüğü bir bin yıl boyunca farklı halklar tarafından farklı yerlerde anılmaya devam etti.
Antik uzaylı anlatıları bu sürekliliği genellikle Anunnaki'nin dünyada uzun süre kalmasının kanıtı olarak sunuyor. Akademik açıdan ise süreklilik, bir tanrı adının kuşaktan kuşağa, kültürden kültüre aktarılmasıyla açıklanıyor. Hatra'daki Nergal ile Kutha'daki Nergal arasında yüzyıllar ve büyük kültürel değişimler var; aynı ad, farklı inançları taşıyor olabilir. Siz bir tanrının adının yaşamasını, o tanrının kendisinin yaşaması olarak mı görürsünüz?
Tanrılar arasındaki ilişki
Bu metinde Mezopotamya tanrıları ile İsrail'in Tanrısı yan yana duruyor. Metnin yazarı için bu bir sorun; yeni gelenlerin kendi tanrılarına tapınması, yanlış bir davranış. Ama metnin anlattığı tablo, antik dünyada sık rastlanan bir durumu yansıtıyor: farklı tanrılar, aynı toprakta bir arada.
Nergal'in bu tabloda yer alması da ilginç. O, Mezopotamya'nın yeraltı tanrısı, veba ve savaşın efendisi. Ereşkigal'in eşi. Kutha'da onun tapınağı, ölülerin dünyasının kapısı gibi görülüyordu. Samiriye'de ise o, sürgün edilmiş bir halkın tanrısı; kendi kentinden kopmuş, yabancı bir toprakta.
Akademik okuma
Akademisyenler, İkinci Krallar 17'yi hem tarihsel hem de teolojik bir metin olarak okuyor. Tarihsel olarak metin, Asur sürgün politikasının bir yansıması. Teolojik olarak ise metin, Samiriyelilerin dinini eleştiren bir anlatı. Yazar, kuzeydeki halkın İsrail'in Tanrısı'na karışık bir biçimde tapındığını göstermek istiyor.
Bu metnin ilerleyen dönemlerdeki etkisi büyük. Yahudi kaynakları, Samiriyelileri zaman zaman "Kutim", yani Kutalılar olarak adlandırdı. Bu adlandırma, onların yabancı kökenli olduğunu ima ediyordu. Talmud geleneğinde Samiriyelilerle ilgili kurallar toplayan küçük bir bölümün adı da bu kökten geliyor. Josephus da Samiriyelileri Kuta'dan gelenlerle ilişkilendirdi. Samiriyeliler ise bu kökeni kabul etmiyor ve kendilerini eski İsrail'in devamı olarak görüyor.
Samiriyelilerin kendi anlatısı da bu tartışmada önemli. Onlar, Gerizim Dağı'nı kutsal sayan ve kendilerini eski İsrail kabilelerinin soyundan gören bir topluluk. Bugün hâlâ küçük bir topluluk olarak yaşıyorlar ve Kutalı köken iddiasını reddediyorlar.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Mezopotamya tanrılarının dünya üzerindeki bölgelerini ayrıntılı olarak haritalandırdı. Onun anlatısında Nergal, Afrika'nın güneyinde, yeraltı madenlerinin bulunduğu bölgede hüküm süren bir Anunnaki. Kutha ise onun Mezopotamya'daki merkezi.
İkinci Krallar'daki bu kısa cümle, Sitchin'in anlatısında özel bir yer tutmuyor. Ama antik uzaylı tartışmalarında bu metin bazen, Mezopotamya tanrılarının Kitab-ı Mukaddes'te de "gerçek varlıklar" olarak anıldığına dair bir kanıt olarak sunuluyor. Oysa metin, Nergal'i bir varlık olarak değil, bir halkın "yaptığı", yani bir heykel ya da tapınma nesnesi olarak anıyor.
Forumlarda Kuta ve Nergal
Forumlarda bu cümle, genellikle Kitab-ı Mukaddes'teki "yabancı tanrılar" listeleri içinde anılıyor. Kimi forum yazarları İkinci Krallar'daki tanrı listesini bir "Anunnaki dizini" olarak yorumluyor. Ona verilen bir cevap, listedeki bazı tanrıların, Aşima gibi, Mezopotamya kökenli olmadığını ve listenin farklı bölgelerin farklı tanrılarını içerdiğini hatırlattı.
Türkçe tartışmalarda ise bu cümle neredeyse hiç anılmıyor. Nergal, daha çok Ereşkigal ile olan hikâyesi ve Erra destanı üzerinden tanınıyor.
Samiriye'ye taşınan Nergal'in yeni yurdunda nasıl karşılandığını bilmiyoruz; bu sessizlik bile başlı başına bir soru.
SohbeX teorisi
Bir spekülasyon olarak şunu öne sürüyorum; bunu kanıtlayacak doğrudan bir kayıt yok.
Kuta halkının Nergal'i Samiriye'ye götürmesi, bence Mezopotamya tanrılarının "taşınabilir" hale geldiği bir dönemin işareti. Asur ve Babil imparatorlukları, insanları ve tanrıları imparatorluğun bir ucundan diğerine taşıdı. Tanrılar, kendi kentlerine bağlı varlıklar olmaktan çıkıp, halklarının kimliğinin bir parçası haline geldi.
Bu dönüşüm, belki de Mezopotamya tanrılarının uzun ömrünün bir sırrı. Kentler yıkıldığında tanrılar unutulmadı; çünkü sürgün edilen halklar onları yanlarında götürdü. Nergal, Kutha'dan Samiriye'ye taşındı; Samiriye'den sonra ne olduğunu bilmiyoruz. Bu yazdıklarım bir spekülasyon; Samiriye'de Nergal'e ait bir tapınak ya da yazıt bulunmuş değil.
Size soru
Bir halk sürgüne gönderildiğinde tanrısını da yanına alırsa, o tanrı hâlâ aynı tanrı mıdır? Yoksa yeni toprakta yeni bir kimlik mi kazanır? Ve sizce aslanlar sahnesini yazan kişi, yeni gelenlerin tanrılarına ne kadar yakından bakmıştı?
Ben Kuta'dan gelen bir aileyi düşünüyorum. Yabancı bir toprakta, aslanların korkusuyla, hem yeni bir tanrıya hem de kendi Nergal'ine dua eden bir aile. Tarihte bu kadar az iz bırakmış insanların dualarını merak ediyorum.
Giriş yap