Giriş yap
🏺 Anunnaki

Kiros Silindiri: Marduk'un seçtiği Pers kralı

British Museum'un bir vitrininde, futbol topundan biraz küçük, fıçı biçiminde, çatlaklarla dolu bir kil silindir duruyor. Üzerindeki çivi yazısı satırları, yer yer silinmiş. Bu nesne, son elli yılda, eski Yakın Doğu'nun en çok siyasi anlam yüklenen eserlerinden biri oldu. Bazıları ona "ilk insan hakları beyannamesi" diyor; Birleşmiş Milletler'in New York'taki binasında bir kopyası sergileniyor; İran'da ulusal bir simge olarak görülüyor.

Bu nesne, Kiros Silindiri. MÖ 539'da Babil'i ele geçiren Pers kralı II. Kiros adına yazılmış bir yapı yazıtı. Ama silindirin metni, modern yorumlardan çok farklı bir şey anlatıyor: Babil'in tanrısı Marduk'un, kendi kentini kurtarmak için bir yabancı kralı nasıl seçtiğini. Ben bu metni okurken, bir fethin, fethedilen halkın tanrısının ağzından anlatılmasının ne kadar ustaca bir siyasi hamle olduğunu düşünüyorum.

Silindirin bulunuşu

Kiros Silindiri, 1879'da, Hormuzd Rassam'ın Babil'de yaptığı kazılarda bulundu. Silindirin, Marduk'un Esagila tapınağının yakınlarında, bir duvarın içine yerleştirilmiş olduğu düşünülüyor. Mezopotamya'da yapı yazıtları, binaların duvarlarına ya da zeminlerine gömülürdü; amaç, gelecekteki kralların ve tanrıların bu yazıtları okumasıydı.

Silindir, British Museum'a getirildi ve Henry Rawlinson tarafından ilk kez yayımlandı. 2010'da, British Museum'un koleksiyonunda, uzun yıllar önce kataloglanmış iki küçük tablet parçasının, silindirle aynı metni taşıdığı anlaşıldı. Bu parçaları tanıyan, British Museum'un küratörü Irving Finkel'di. Bu keşif, silindirin metninin, yalnızca bir yapı yazıtı olarak değil, kopyalanıp dağıtılan bir metin olarak da kullanıldığını gösterdi.

Metnin anlattıkları

Silindirin metni, Akadca yazılmış ve Babilli yazıcıların geleneksel kalıplarını izliyor. Metin, Kiros'tan önceki Babil kralı Nabonid'i eleştirerek başlıyor. Nabonid, metne göre, Marduk'un kültünü ihmal etti, tapınaklarda uygunsuz ritüeller yaptı ve halka ağır angaryalar yükledi.

Bunun üzerine Marduk, metne göre, öfkelendi ve tüm ülkelerde, kendisine uygun, adil bir kral aradı. Sonunda Ançan kralı Kiros'u seçti, onun adını andı ve onu tüm dünyanın kralı ilan etti. Marduk, Kiros'a Babil'e yürümesini emretti ve onun yanında bir dost gibi yürüdü. Kiros, savaşmadan Babil'e girdi.

Metnin ikinci yarısında, Kiros birinci tekil şahısla konuşuyor. Kendini "dünyanın kralı, büyük kral, güçlü kral, Babil'in kralı, Sümer ve Akad'ın kralı, dört bucağın kralı" olarak tanıtıyor. Babil halkını angaryadan kurtardığını, tapınakları yenilediğini ve Nabonid'in Babil'e getirdiği tanrı heykellerini kendi kentlerine geri gönderdiğini söylüyor. Ayrıca bu kentlerin halklarını da topladığını ve evlerine geri gönderdiğini anlatıyor.

Bir fatihin, kendini fethettiği kentin tanrısının seçilmiş kralı olarak tanıtması size ne düşündürüyor?

Tanrılar arasındaki ilişki: Marduk ve yabancı kral

Kiros Silindiri, Mezopotamya'nın tanrılar dünyasında olağanüstü bir durumu anlatıyor: Babil'in baş tanrısı, kendi kentinin yerli kralını reddedip yabancı bir kralı seçiyor. Kiros, bir Pers'ti; Babil'in tanrılarına değil, büyük olasılıkla İran'ın kendi tanrılarına tapıyordu. Ama silindirde, Marduk'un sadık bir hizmetkârı olarak sunuluyor.

Bu anlatı, Mezopotamya geleneğindeki "tanrının kentini terk etmesi" motifine dayanıyor. Ur'un yıkılışını anlatan ağıtlarda olduğu gibi, Babil'in düşüşü de tanrının kararına bağlanıyor. Ama burada bir fark var: Marduk, kentini terk etmiyor, aksine kentini kurtarmak için bir kurtarıcı seçiyor. Kiros'un zaferi, Marduk'un zaferi olarak sunuluyor.

Silindirde, Nabonid'in ay tanrısı Sin'e gösterdiği aşırı ilginin, Marduk'u öfkelendirdiği ima ediliyor. Yani Babil'in düşüşü, iki tanrı arasındaki bir dengesizliğin, kralın Sin'i Marduk'un önüne koymasının sonucu olarak anlatılıyor. Kiros ise bu dengeyi düzeltiyor ve Marduk'u yeniden en yüksek yerine oturtuyor.

Asurbanipal'in gölgesi

Silindirin metninde ilginç bir ayrıntı var. Kiros, Babil'deki bir duvarı yenilerken, içinde daha önceki bir kralın, Asur kralı Asurbanipal'in yazıtını bulduğunu söylüyor. Bu, Mezopotamya geleneğinde sık görülen bir uygulama: yeni kral, eski kralın yazıtını bulduğunda ona saygı gösteriyor ve kendi yazıtını yanına ekliyordu.

Bu ayrıntı, Kiros'un kendini Mezopotamya krallarının uzun zincirine bağlamak istediğini gösteriyor. Asurbanipal, yüz yıl önce Babil'i yönetmişti ve onun da Marduk'a karşı tutumu Babil'de olumlu karşılanmıştı. Kiros, kendini onun mirasçısı olarak sunuyordu.

Kutsal Kitap'taki Kiros

Kiros, İbranice Kutsal Kitap'ta da olumlu bir figür olarak anılıyor. İşaya Kitabı'nın 45. bölümünde, Yahve, Kiros'u "meshettiğim" olarak anıyor ve onun elini tuttuğunu, onun önünde kapıları açtığını söylüyor. Ezra Kitabı'nda ise Kiros'un, Babil'deki Yahudi sürgünlerin Kudüs'e dönmesine ve tapınağı yeniden inşa etmesine izin veren bir ferman yayımladığı anlatılıyor.

Bu iki anlatı arasındaki benzerlik dikkat çekici. Silindirde Marduk, Kutsal Kitap'ta Yahve, Kiros'u seçiyor ve onu yönlendiriyor. Her iki gelenek de, bir yabancı kralın zaferini kendi tanrısının iradesi olarak yorumluyor. Kiros'un, farklı halkların tanrılarına karşı esnek ve saygılı bir politika izlediği, bu politikanın farklı geleneklerde kendi tanrılarının seçimi olarak anlatılmasını sağladığı düşünülüyor.

Babil nasıl düştü?

Kiros Silindiri, Babil'in savaşmadan teslim olduğunu söylüyor. Ama başka kaynaklar, olayların daha karmaşık olduğunu gösteriyor. "Nabonid Kroniği" olarak bilinen ve yine British Museum'da bulunan bir başka tablet, MÖ 539'daki olayları daha kuru bir dille anlatıyor. Kroniğe göre, Kiros önce Dicle kıyısındaki Opis kentinde Babil ordusuyla savaştı ve onu yendi; ardından halk arasında bir katliam oldu. Sonra Sippar kenti savaşmadan teslim oldu. Birkaç gün sonra, Kiros'un komutanı Ugbaru, Babil'e savaşmadan girdi. Kiros ise kente birkaç hafta sonra girdi ve halk onun önüne yeşil dallar serdi.

Yunan tarihçi Herodot ise bir başka hikâye anlatıyor: Kiros, Fırat'ın yönünü değiştirerek nehrin seviyesini düşürdü ve askerleri, nehir yatağından yürüyerek kente girdi. Babilliler ise bir bayram kutladıkları için olanlardan habersizdi. Daniel Kitabı'ndaki Belşassar'ın şöleni ve duvara yazılan gizemli yazı hikâyesi de, Babil'in düştüğü gece bir şölen yapıldığı fikrini paylaşıyor. Belşassar, Nabonid'in oğluydu ve babası Teyma'dayken Babil'i yönetmişti.

Bu kaynakların her biri, olayı farklı bir açıdan anlatıyor. Kronik, kuru bir olaylar listesi sunuyor; silindir, Marduk'un iradesini; Herodot, bir askeri hileyi; Daniel ise Tanrı'nın yargısını. Opis'teki savaş ve katliam ise silindirde hiç geçmiyor.

Aynı olayın dört farklı anlatısı arasında, sizce hangisi gerçeğe en yakın, hangisi en çok şey saklıyor?

Akademik okuma

Akademik çevrelerde Kiros Silindiri, Babilli rahiplerin ve yazıcıların, yeni bir kralı meşrulaştırmak için yazdığı bir propaganda metni olarak görülüyor. Araştırmacılar, metnin Mezopotamya'nın geleneksel kraliyet yazıtı kalıplarını izlediğini ve "insan hakları beyannamesi" yorumunun anakronik olduğunu vurguluyor. Silindirde, bireysel hak ya da genel bir din özgürlüğü ilkesi değil, belirli tanrıların ve halkların kendi yerlerine geri gönderilmesi anlatılıyor.

"İnsan hakları beyannamesi" yorumu, özellikle 1971'de İran Şahı'nın düzenlediği Pers İmparatorluğu'nun 2500. yıl kutlamaları sırasında yaygınlaştı. Bu yorum, İran'ın ulusal kimliğinin bir parçası haline geldi. Silindir, 2010'da İran'a geçici olarak ödünç verildiğinde, Tahran'da büyük bir ilgiyle karşılandı.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Kiros dönemini, Anunnaki'nin Mezopotamya'dan büyük ölçüde çekildiği ve insan krallarının artık kendi başlarına yönettiği bir dönem olarak yorumladı. Ancak Kiros Silindiri, tanrıların, en azından Babilli yazıcıların gözünde, hâlâ siyasi olayların ana aktörleri olduğunu gösteriyor.

Silindirin anlatısı, tanrıların siyasi meşruiyetin kaynağı olarak görüldüğü bir dünyayı yansıtıyor. Babilli yazıcılar için, bir kralın gücünün gerçek kaynağı ordusu değil, Marduk'un seçimiydi. Bu yüzden Kiros'un zaferi, bir askeri başarı olarak değil, Marduk'un bir kararı olarak anlatıldı. Bu bakış, Sitchin'in tanrıların çekildiği dönem okumasıyla pek uyuşmuyor.

Forumlarda

Forumlarda Kiros Silindiri, genellikle İran tarihi ve insan hakları tartışmalarında anılıyor. Bazı kullanıcılar, silindirin ilk insan hakları belgesi olduğunu savunuyor; bazıları ise bu yorumun abartılı olduğunu ve metnin bir propaganda belgesi olduğunu vurguluyor.

Diğer başlıklarda ise silindirin İran'a geri verilmesi gerektiği tartışılıyor.

Bazı kullanıcılar ise silindirin bugün kaç farklı ülkede, kaç farklı amaçla sergilendiğini listeliyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Kiros Silindiri, tanrıların siyasi gücünün en ustaca kullanıldığı metinlerden biri. Kiros, Babil'i fethettiğinde, Babillilerin tanrısını yenmeye çalışmadı; onu kendi tarafına çekti. Marduk'un ağzından konuşarak, fethi bir kurtuluşa dönüştürdü.

Belki de en ilginç olan, bu stratejinin aynı anda farklı halklar üzerinde işe yaraması. Babilliler, Marduk'un Kiros'u seçtiğine inandı; Yahudiler, Yahve'nin Kiros'u seçtiğine inandı. Bir kral, aynı anda iki farklı tanrının seçilmişi oldu.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Kiros Silindiri'ni bir insan hakları belgesi olarak mı, yoksa bir propaganda metni olarak mı görüyorsunuz? Bir fatihin, fethettiği halkın tanrısının seçilmişi olarak tanıtılması size ne anlatıyor? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap