Giriş yap
🏺 Anunnaki

Kemune: sular çekilince ortaya çıkan Mittani sarayı

Irak'ın kuzeyindeki Musul Barajı, 1980'lerde inşa edildiğinde, Dicle nehrinin geniş bir bölümünü suyla kapladı. Bu baraj gölünün altında, köyler, tarlalar ve pek çok arkeolojik alan kaldı. Onlarca yıl boyunca, bu alanlar, sularla örtülü, unutulmuş kaldı.

Sonra, 2018'de ve ardından 2022'de, bölgede yaşanan şiddetli kuraklık, baraj gölünün seviyesini düşürdü. Suyun çekildiği yerlerde, beklenmedik bir şey ortaya çıktı: yaklaşık üç bin dört yüz yıllık bir sarayın duvarları. Bu saray, Mittani krallığına aitti; Mezopotamya tarihinin en az bilinen büyük güçlerinden birine. Ben bu keşfi, iklim değişikliğinin arkeolojiyle en tuhaf biçimde kesiştiği anlardan biri olarak görüyorum. Bir kuraklığın, bir hazineyi ortaya çıkarması size nasıl geliyor?

Kemune'nin keşfi

Kemune, Kürdistan Bölgesi'nde, Duhok iline bağlı bir alan. Buradaki kalıntılar, ilk kez 2010'da, baraj gölünün seviyesinin düştüğü bir dönemde fark edildi. Ancak o zaman, kısa süre sonra yeniden sular altında kaldı.

2018 sonbaharında, göl seviyesi yeniden düştü. Kürdistan Arkeoloji Örgütü'nden Hasan Ahmed Qasim ve Almanya'daki Tübingen Üniversitesi'nden Ivana Puljiz'in yönettiği ortak bir ekip, bu fırsatı değerlendirerek, alanda acil bir kazı yaptı. Kazı, birkaç hafta sürdü ve su yeniden yükselmeden önce, mümkün olduğunca çok veri toplamak için yoğun bir çalışma gerektirdi.

Kazıcılar, Dicle'nin doğu kıyısında, nehre bakan bir yamaçta, büyük bir saray kompleksinin kalıntılarını buldu. Sarayın duvarları, bazı yerlerde iki metreden fazla yükseklikte korunmuştu. Kerpiçten yapılmış bu duvarlar, kalın bir sıva tabakasıyla kaplıydı.

Duvar resimleri

Kemune sarayının en dikkat çekici buluntularından biri, duvar resimleriydi. Sarayın bazı odalarında, kırmızı ve mavi renklerle yapılmış, duvar resimlerinin kalıntıları bulundu. Puljiz, bu resimleri, "Mittani dönemi sarayları için tipik olan, ama çok nadir korunan" eserler olarak tanımladı.

Mezopotamya'da, duvar resimleri genellikle iyi korunmaz. Kerpiç duvarlar zamanla çöker ve sıva dökülür. Kemune'de ise, sarayın uzun süre toprak ve sonra su altında kalması, bu resimlerin bir kısmının korunmasını sağladı.

Bu resimler, daha önce yalnızca Nuzi ve Tell Brak gibi birkaç Mittani alanından bilinen bir sanat geleneğinin yeni örneklerini sunuyor. Kırmızı ve mavi, Mittani saray sanatının sevilen renkleriydi.

Tabletler ve Zahiku

2018 kazısında, sarayda on çivi yazılı tablet bulundu. Bu tabletlerin incelenmesi, Kemune'nin antik adını ortaya çıkardı: Zahiku. Bu kent adı, daha önce, MÖ on sekizinci yüzyıla ait bir kaynakta geçiyordu; yani Zahiku, en azından o tarihten beri var olan bir kentti.

2022'de, kuraklık bir kez daha göl seviyesini düşürdü ve aynı ekip, Kemune'de yeni bir kazı yaptı. Bu kez, sarayın çevresindeki kent dokusu, büyük depo yapıları, bir kale ve konut alanları ortaya çıkarıldı. En heyecan verici buluntu ise, beş adet seramik kap içinde saklanmış, yüzden fazla çivi yazılı tabletti.

Bu tabletler, Orta Asur dönemine, yani yaklaşık MÖ 1350'den biraz sonrasına tarihleniyor. O dönemde, Zahiku'nun bir depreme uğradığı ve ardından Asur yönetimine geçtiği düşünülüyor. Tabletlerin kaplar içinde korunması, onları depremin yıkımından ve sonraki su baskınından kurtardı. Bazı tabletler, hâlâ kil zarflarının içindeydi. Peter Pfälzner, bu tabletlerin, depremden kısa süre sonra, belki de bilinçli olarak kaplara konduğunu öne sürdü.

Mittani: kayıp krallık

Kemune'nin önemi, Mittani krallığı hakkındaki bilgilerimizin ne kadar sınırlı olduğu düşünüldüğünde daha iyi anlaşılıyor. Mittani, MÖ on altıncı ve on dördüncü yüzyıllar arasında, kuzey Mezopotamya'da ve Suriye'de güçlü bir devletti. Mısır, Hitit ve Babil ile eşit düzeyde diplomatik ilişkiler kuran büyük güçlerden biriydi.

Ancak Mittani'nin başkenti Vaşukanni, hâlâ kesin olarak bulunamadı. Mittani'nin kendi arşivleri de çok az. Bu krallık hakkında bildiklerimizin büyük kısmı, Mısır'daki Amarna mektuplarından, Hitit arşivlerinden ve Nuzi gibi taşra kentlerinin belgelerinden geliyor.

Kemune'deki saray ve tabletler, Mittani'nin taşra yönetimine, ekonomisine ve sarayların günlük hayatına dair nadir doğrudan bilgiler sunuyor.

Kuraklık ve arkeoloji

Kemune'nin keşfi, iklim değişikliğinin arkeoloji üzerindeki etkisini de gündeme getirdi. Irak, son yıllarda, şiddetli kuraklıklar yaşıyor. Dicle ve Fırat'ın su seviyeleri düşüyor ve bu, tarımı, içme suyunu ve ekonomiyi derinden etkiliyor.

Ancak aynı kuraklık, baraj gölleri altında kalan arkeolojik alanları da ortaya çıkarıyor. Kemune, bunun en ünlü örneği. Kazıcılar, bu durumu, bir "acil kurtarma" fırsatı olarak değerlendiriyor: su yeniden yükseldiğinde, alanlar tekrar sular altında kalacak ve belki de ciddi şekilde zarar görecek.

2022 kazısından sonra, ekip, kazılan alanları, yükselen sulardan korumak için, plastik örtülerle ve çakıl dolgusuyla kapladı. Bu, kerpiç duvarların su altında çözülmesini önlemek için alınan bir önlem.

Tanrılar arasındaki ilişki: Hurri panteonu

Mittani krallığının halkı, büyük ölçüde Hurriceydi. Hurri dini, Mezopotamya dininden etkilenmiş, ama kendine özgü bir panteona sahipti. Hurri panteonunun başında, fırtına tanrısı Teşup duruyordu. Teşup'un eşi, tanrıça Hebat'tı; kız kardeşi ise, aşk ve savaş tanrıçası Şauşka.

Hurri mitlerinde, Teşup'un tanrıların kralı olması, uzun bir mücadelenin sonucudur. "Kumarbi Döngüsü" adı verilen bir dizi mitte, gök tanrısı Anu, oğlu Kumarbi tarafından tahttan indirilir. Kumarbi, Anu'nun erkekliğini ısırır ve bu sayede Teşup'a hamile kalır. Teşup doğduktan sonra, Kumarbi'yi yener ve tanrıların kralı olur. Kumarbi ise, intikam almak için, taştan bir dev, Ullikummi'yi yaratır.

Bu mitler, bugün Hitit arşivlerinden biliniyor; ama Hurri kökenliydi ve büyük olasılıkla Mittani'de de anlatılıyordu. Mitlerde, Mezopotamya tanrılarının adları da geçiyor: Anu, Enlil, Ea. Örneğin Ea, Kumarbi Döngüsü'nde, Teşup'a yardım eden bilge bir tanrı olarak görülüyor. Bu, Hurri dininin, Mezopotamya dinsel geleneğini kendi panteonuyla birleştirdiğini gösteriyor.

Şauşka ise, Ninova'nın İştar'ı ile özdeşleştirildi. Bu özdeşleştirme, Mittani döneminde, Ninova'nın Mittani'nin etki alanında olduğu bir zamanda yapılmış olabilir.

Barajın gölgesinde

Musul Barajı'nın inşası sırasında, 1980'lerin başında, Iraklı ve yabancı ekipler, göl alanında bir kurtarma kazısı programı yürüttü. "Saddam Barajı Kurtarma Projesi" olarak bilinen bu programda, onlarca alan kısa sürede araştırıldı. Ancak zaman ve kaynak sınırlıydı; pek çok alan, kazılmadan sular altında kaldı. Kemune de bunlardan biriydi.

Barajın kendisi de ayrı bir sorun. Musul Barajı, alçıtaşı içeren bir zemin üzerine inşa edildi ve bu zemin, suyla temas ettikçe çözülüyor. Mühendisler, yıllardır, barajın altındaki boşlukları doldurmak için sürekli enjeksiyon yapıyor. Bazı uzmanlar, barajın yıkılması durumunda, Musul ve Bağdat'ın büyük bir sel felaketiyle karşılaşabileceği uyarısında bulundu.

Yani Kemune, bir yandan kuraklıkla, öbür yandan bir baraj riskiyle çevrili. Arkeologlar ise, bu iki tehlikenin arasında, kısa zaman pencerelerinde çalışmak zorunda.

Akademik okuma

Akademisyenler, Kemune'yi, Mittani arkeolojisi için son yılların en önemli keşiflerinden biri olarak görüyor. Saray, Mittani'nin Dicle vadisindeki varlığını ve bu bölgenin yönetimini anlamak için yeni veriler sunuyor. Tabletler ise, Mittani'den Orta Asur'a geçiş dönemine dair nadir belgeler.

Bu tabletlerin tam olarak okunması ve yayımlanması, zaman alacak. Kazıcılar, tabletlerin önce dikkatle temizlenmesi, korunması ve sonra dijital olarak belgelenmesi gerektiğini belirtiyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Mittani ve Hurrilere ilgi gösterdi, özellikle Kumarbi Döngüsü'ne. Ona göre, bu mit, Anunnaki arasındaki taht kavgasının bir Hurri versiyonuydu. Anu'nun tahttan indirilmesi, Sitchin'e göre, Nibiru'da yaşanan bir güç mücadelesinin hatırasıydı.

Akademik okumada, Kumarbi Döngüsü, Yunan mitolojisindeki Uranos, Kronos ve Zeus hikâyesiyle karşılaştırılıyor. Hesiodos'un Theogonia'sı, bu Hurri mitlerinden etkilenmiş olabilir. Yani tanrıların kuşaklar boyu taht mücadelesi, Yakın Doğu ve Ege'de paylaşılan bir anlatı geleneğiydi.

Forumlarda

Forumlarda Kemune, 2018 ve 2022'deki haberlerle birlikte geniş ilgi gördü. Bazı kullanıcılar, kuraklığın bir "işaret" olduğunu ve gizli kalmış bilgilerin ortaya çıkmak üzere olduğunu öne sürdü. Diğerleri ise, kuraklığın, bölgedeki insanlar için ciddi bir felaket olduğunu ve arkeolojik keşiflerin bu acıyı hafifletemeyeceğini hatırlattı.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence Kemune'deki tabletlerin kaplar içinde saklanması, insanların felaket karşısında neyi korumaya çalıştığını gösteriyor. Bir deprem kenti yıktığında, birileri, belgeleri toplayıp kaplara koydu. Belki de onlar için, bu tabletler, mülkiyetin, borçların, anlaşmaların, yani toplumsal düzenin kanıtıydı.

Bu tabletler, üç bin yıldan fazla bir süre sonra, başka bir felaketin, bir kuraklığın sonucunda, yeniden ortaya çıktı. Bir felaket onları gömdü, bir başka felaket onları geri getirdi.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

Bir kuraklığın arkeolojik bir keşfe yol açması size nasıl bir duygu veriyor? Sizce baraj gölleri altında kalan alanlar için ne yapılmalı? Bir felakette siz neyi kurtarmaya çalışırdınız? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap