Giriş yap
🏺 Anunnaki

Kayıp Kitap: Sitchin'in "Enki'nin Kayıp Kitabı" bir tablet mi?

2002'de, Zecharia Sitchin, "The Lost Book of Enki: Memoirs and Prophecies of an Extraterrestrial God", yani "Enki'nin Kayıp Kitabı: Bir Dünya Dışı Tanrının Anıları ve Kehanetleri" adlı bir kitap yayımladı. Kitap, Enki'nin, kendi ağzından anlattığı bir anı kitabı gibi kurgulanmıştı. Sitchin, kitabın girişinde, bu anıların, Enki tarafından, kâtibi Endubsar'a dikte ettirildiğini yazdı.

Bu kitap, birçok okur tarafından, gerçek bir Sümer tabletinin çevirisi olarak algılandı. Ama böyle bir tablet var mı? Hangi müzede duruyor? Hangi katalog numarasını taşıyor? Bu sorular, kitabın ne olduğunu anlamak için, bence en doğru başlangıç noktası. Siz bu kitabı okuduysanız, ilk okuduğunuzda, onun bir çeviri olduğunu mu düşündünüz?

Kitabın yapısı

"Enki'nin Kayıp Kitabı", on dört "tablet"ten oluşuyor. Her tablet, Enki'nin hayatının ve Anunnaki'nin tarihinin bir bölümünü anlatıyor: Nibiru'daki siyasi çatışmalar, Dünya'ya geliş, altın madenciliği, insanın yaratılışı, tufan ve sonrası.

Kitabın dili, eski bir metni taklit ediyor. Cümleler, tekrarlarla ve kalıplarla dolu; tanrıların adları, unvanlarıyla birlikte anılıyor. Bu dil, okura, gerçek bir antik metin okuyormuş izlenimi veriyor.

Sitchin, kitabın girişinde, metni, "yeniden oluşturduğunu" yazıyor. Yani, kitap, tek bir tabletin çevirisi değil; Sitchin'in, farklı Sümer ve Akad metinlerinden yola çıkarak, kendi yorumuyla oluşturduğu bir anlatı. Ama bu açıklama, kitabın kapağında ve tanıtımlarında, yeterince öne çıkmıyor.

Endubsar kimdir?

Kitapta, Enki'nin kâtibi olarak anılan Endubsar, Sümer kaynaklarında bilinen bir kişi değil. Ad, Sümerce "dub-sar", yani "tablet yazıcısı", "kâtip" kelimesine benziyor. Bu benzerlik, adın, Sitchin tarafından, bu kelimeden türetilmiş olabileceğini düşündürüyor.

Sümer kaynaklarında, tanrıların kâtipleri var: Nisaba, yazının ve tahılın tanrıçası; Nabu, Babil döneminde, yazının ve bilgeliğin tanrısı. Ama Endubsar adında, Enki'nin anılarını yazan bir kâtip, bilinen metinlerde geçmiyor.

Sitchin'in kaynakları

Sitchin, "Enki'nin Kayıp Kitabı"nı yazarken, gerçek Mezopotamya metinlerinden yararlandı. Bu metinler arasında, Atrahasis destanı, Enuma Eliş, Gılgamış Destanı, "Enki ve Ninhursag", "Enki ve Dünya Düzeni", "İnanna'nın Yeraltına İnişi" ve "Sümer Kral Listesi" var.

Ama Sitchin, bu metinleri, birleştirirken, büyük ölçüde değiştirdi. Örneğin, Atrahasis destanında, tanrılar, toprak işinden yorulup isyan ediyor; Sitchin'in kitabında ise, bu isyan, altın madenlerinde çalışan Anunnaki'nin isyanına dönüşüyor. Enuma Eliş'te, Marduk, Tiamat'ı yeniyor; Sitchin'in kitabında ise, bu savaş, Nibiru'nun, Tiamat adlı bir gezegenle çarpışmasına dönüşüyor.

Yani, kitap, gerçek metinlerden parçalar içeriyor; ama bu parçalar, Sitchin'in kendi kuramına uygun şekilde yeniden kurgulanmış. Bu, bir çeviri değil; bir yeniden yazım.

Bir edebi tür olarak "kayıp kitap"

"Kayıp kitap" fikri, edebiyatta, uzun bir geçmişe sahip. Ortaçağ'dan beri, yazarlar, kendi kurgularını, "bulunmuş el yazmaları" olarak sundu. Umberto Eco'nun "Gülün Adı" romanı, bir el yazmasının bulunuşu anlatısıyla başlıyor. James Macpherson'un on sekizinci yüzyılda yayımladığı "Ossian şiirleri", eski bir İskoç ozanın eserleri olarak sunuldu; ama büyük ölçüde Macpherson'un kendi kalemiydi.

Bu tür, okura, metnin, eski ve gerçek olduğu izlenimini veriyor. Ama aynı zamanda, yazara, kendi kurgusunu, eski bir otoriteye dayandırma imkânı tanıyor. Sitchin'in "Enki'nin Kayıp Kitabı", bu geleneğin, yirmi birinci yüzyıldaki bir örneği olarak okunabilir.

Ossian tartışması, ilginç bir paralellik sunuyor. Macpherson, eleştirildiğinde, el yazmalarını gösteremedi. Ama şiirler, Avrupa'da büyük bir etki yarattı; Goethe ve Napolyon gibi isimler, onları hayranlıkla okudu. Bir metnin, uydurma olduğunun anlaşılması, onun etkisini her zaman silmiyor.

Tanrılar arasındaki ilişki

"Enki'nin Kayıp Kitabı"nda, Enki ve Enlil arasındaki ilişki, kitabın merkezinde. Enki, Anu'nun ilk oğlu; ama Enlil, Anu'nun, yasal varisi. Bu durum, iki kardeş arasında, sürekli bir rekabete yol açıyor. Sitchin'in anlatısında, bu rekabet, Nibiru'daki veraset kurallarına bağlanıyor: üvey kız kardeşle evlilikten doğan oğul, ilk oğuldan önce geliyor.

Sümer kaynaklarında, Enki ve Enlil'in, Anu'nun oğulları olduğu söyleniyor; ama aralarındaki ilişki, bir veraset kavgası olarak anlatılmıyor. Enlil, tanrıların başı; Enki ise, bilgeliğin ve tatlı suyun tanrısı. İkisi, farklı görev alanlarına sahip. Bazı metinlerde, Enki, Enlil'in kararlarını, kurnazlıkla aşıyor; örneğin, tufan anlatısında, Enki, Atrahasis'i uyarıyor. Ama bu, Sitchin'in tasvir ettiği türden, sistemli bir aile dramı değil.

Gerçek bir "Enki metni" nasıl görünür?

Sümer edebiyatında, Enki'yi merkeze alan gerçek metinler var. Bunları, "Enki'nin Kayıp Kitabı"yla karşılaştırmak, farkı görmeyi kolaylaştırıyor.

"Enki ve Dünya Düzeni", ETCSL'de 1.1.3 numarasıyla yayımlanan uzun bir şiir. Bu metinde, Enki, kendini öven bir dille konuşuyor, Sümer'i, Dilmun'u, Meluhha'yı kutsuyor ve farklı tanrılara görevler veriyor. Metin, Enki'nin ağzından bölümler içeriyor; yani, bir anlamda, gerçekten de "Enki konuşuyor". Ama konu, uzay yolculuğu ya da altın madenciliği değil; dünyanın düzenlenmesi, ırmakların, tarlaların ve zanaatların işleyişi.

"Enki ve Ninhursag", Dilmun'da geçen, Enki'nin, bitkileri yemesi ve hastalanması üzerine bir anlatı. "Enki ve Ninmah" ise, iki tanrının, insanı yaratırken yarışmasını anlatıyor; bu metinde, Ninmah, kusurlu insanlar yaratıyor, Enki ise, her birine, toplumda bir görev buluyor.

Bu gerçek metinler, parçalı, bazen anlaşılması zor ve birçok yerde kırık. Tabletlerin kırık kısımları, çevirilerde, köşeli parantezlerle ya da boşluklarla gösteriliyor. "Enki'nin Kayıp Kitabı" ise, kesintisiz, akıcı ve eksiksiz. Bu akıcılık, bence, onun, bir kazı buluntusu değil, bir yazarın elinden çıktığının en açık işareti.

Siz bu gerçek metinlerden birini, ETCSL'de, hiç okudunuz mu?

Akademik okuma

Akademisyenler, "Enki'nin Kayıp Kitabı"nı, genellikle, bir kurgu eseri olarak değerlendiriyor. Kitap, akademik Asuroloji yayınlarında, ciddi bir kaynak olarak ele alınmadı. Eleştirmen Michael Heiser'e göre, kitap bir tablet çevirisi değil ve Sitchin, okurlarını bu konuda yeterince uyarmıyor.

Asurologlar, Sümer ve Akad metinlerinin, çevirileriyle birlikte yayımlandığı kaynakları gösteriyor: Oxford Üniversitesi'nin "Electronic Text Corpus of Sumerian Literature", yani ETCSL ve Pennsylvania Üniversitesi'nin "Open Richly Annotated Cuneiform Corpus", yani ORACC. Bu kaynaklarda, Enki'nin anılarını içeren bir metin yok.

Sitchin'in okuması

Sitchin, "Enki'nin Kayıp Kitabı"nı, kendi kuramının, bir sentezi olarak sundu. Ona göre, bu kitap, Sümer metinlerinden çıkardığı bilgileri, tutarlı bir anlatı halinde birleştiriyordu.

Sitchin, kitabın, gerçek bir tabletin çevirisi olduğunu, doğrudan iddia etmedi; ama bu izlenimi düzeltmek için de, yeterli çabayı göstermedi. Kitabın alt başlığı, "Bir Dünya Dışı Tanrının Anıları ve Kehanetleri", okura, bir belge okuduğunu düşündürüyor.

Forumlarda

Forumlarda, "Enki'nin Kayıp Kitabı", sık sık, gerçek bir Sümer metni olarak alıntılanıyor. Bazı kullanıcılar, kitaptaki cümleleri, "Sümer tabletlerinde yazdığına göre" diye aktarıyor.

Bu durum, bazı tartışmalara yol açıyor. Daha dikkatli kullanıcılar, kitabın, Sitchin'in kendi yazdığı bir anlatı olduğunu hatırlatıyor ve gerçek metinlere bağlantı veriyor. Türkçe forumlarda da, kitabın Türkçe çevirisinden alıntılar, benzer biçimde, "kadim tablet" olarak paylaşılıyor.

Bir okuma önerisi

"Enki'nin Kayıp Kitabı"nı okumak isteyenler için, bir öneri: Kitabı, bir roman gibi okuyun. Sonra, kitapta geçen olayların, gerçek metinlerdeki karşılıklarına bakın. Örneğin, kitaptaki insan yaratılışı bölümünü, Atrahasis destanının, Wilfred Lambert ve Alan Millard'ın 1969'da yayımladığı çevirisiyle karşılaştırın. Ya da kitaptaki tufan anlatısını, Gılgamış Destanı'nın on birinci tabletiyle yan yana koyun.

Bu karşılaştırma, Sitchin'in, hangi parçaları aldığını, hangilerini değiştirdiğini ve hangilerini kendi eklediğini gösterecek. Bence bu, kitabı okumanın, en verimli yolu.

Kitabın etkisi

"Enki'nin Kayıp Kitabı", Sitchin'in en çok okunan kitaplarından biri oldu. Kitabın etkisi, bir anlamda, Sitchin'in önceki kitaplarının etkisini aştı; çünkü bu kitap, kuramı, tek bir akıcı hikâyede topladı. Okur, artık kelime analizleriyle uğraşmadan, doğrudan hikâyeye dalabiliyordu.

Bugün, YouTube'da, bu kitabın sesli okumaları ve kısaltılmış anlatımları, yüz binlerce izlenme alıyor. Bu videolarda, kitap, çoğunlukla, "Sümer tabletlerinin çevirisi" olarak tanıtılıyor. Yani, Sitchin'in girişteki açıklaması, kitabın yayılımı sırasında, tamamen kayboluyor.

Bir metnin, yayılırken, kendi bağlamını kaybetmesi, internet çağında yaygın bir durum. Ama bu durum, Mezopotamya metinleri gibi, uzman olmayanların doğrulaması zor kaynaklarda, daha kalıcı yanılgılara yol açabiliyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bence "Enki'nin Kayıp Kitabı", Sitchin'in, kendi kuramının, akademik bir tartışma olarak değil, bir hikâye olarak daha etkili olduğunu fark etmesinin sonucu. Önceki kitaplarında, kelime analizleri ve yorumlarla ilerliyordu; bu kitapta ise, doğrudan anlatıya geçti. Belki de bu, kuramın, kanıt yerine anlatı gücüne dayandığının, örtük bir kabulüydü.

Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.

Size soru

"Enki'nin Kayıp Kitabı"nı okudunuz mu? Okuduysanız, onu bir çeviri olarak mı, yoksa bir roman olarak mı okudunuz? Yorumlarda yazın.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap