Kâtip okulu: edubba'da bir öğrencinin günü
Bir öğrenci, sabah uyanıyor, annesinden öğle yemeği için iki ekmek alıyor ve okula gidiyor. Okulda, önceki gün yazdığı tableti okuyor, yeni bir tablet hazırlıyor ve öğretmenine gösteriyor. Ama gün, iyi geçmiyor. Geç kaldığı için, kapı görevlisi onu dövüyor. Yanlış konuştuğu için, bir başka görevli onu dövüyor. Yazısı kötü olduğu için, bir başkası daha.
Bu hikâye, dört bin yıl önce, Sümerce yazılmış bir metinden geliyor. Akademik literatürde, "Okul Günleri" ya da "Edubba A" olarak anılan bu metin, kadim bir okulun gündelik hayatını, şaşırtıcı bir canlılıkla anlatıyor. Bu sayfada, Sümer kâtip okulu edubba'ya, bu metin ve başka kaynaklar üzerinden bakmak istiyorum. Siz okul yıllarınızdan, en çok hangi anı hatırlıyorsunuz?
Edubba: tablet evi
Edubba, Sümerce bir kelime ve "tablet evi" anlamına geliyor. Bu, kâtiplerin yetiştirildiği okulun adıydı. Öğrenciler, burada, çivi yazısını, Sümerce ve Akadca dillerini, matematiği ve kâtiplik için gerekli diğer bilgileri öğreniyordu.
Edubba'nın öğretmenine, ummia deniyordu. Bu kelime, kabaca, "usta" ya da "uzman" anlamına geliyor. Öğrenciler ise, "edubba'nın çocukları" olarak anılıyordu. Okulda, öğretmenin yardımcıları da vardı. Bunlardan biri, "büyük kardeş" adı verilen, ileri düzeydeki bir öğrenciydi. Büyük kardeş, küçük öğrencilere, tabletlerini hazırlamalarında yardım ediyor ve onların ödevlerini kontrol ediyordu.
Okul Günleri metni
"Okul Günleri" metni, bir öğrencinin, okuldaki bir gününü anlatıyor. Öğrenci, okulda dövüldükten sonra, eve dönüyor ve babasına, öğretmeni eve davet etmesini öneriyor. Baba, öğretmeni ağırlıyor, ona yemek ve içki sunuyor, ona bir giysi ve bir yüzük hediye ediyor.
Bu hediyelerden sonra, öğretmenin tutumu, tamamen değişiyor. Öğretmen, öğrenciyi övmeye başlıyor ve onun, okulun en iyi öğrencilerinden biri olacağını söylüyor. Metin, öğretmenin, öğrenciye, iyi dileklerle dolu bir övgü sunmasıyla bitiyor.
Bu hikâye, modern okurlar için, ironik bir şekilde, tanıdık geliyor. Bir öğretmenin, hediyelerle yumuşatılması, bugün de, okul dünyasında, tartışılan bir konu. Ama Sümer metni, bu durumu, eleştirel bir dille mi, yoksa doğal bir durum olarak mı anlatıyor? Bu, akademisyenler arasında, tartışmalı. Bazıları, metni, bir mizah olarak; bazıları ise, öğretmen ve aile arasındaki ilişkinin, idealize edilmiş bir tasviri olarak okuyor.
Kramer'in okuması
Samuel Noah Kramer, "History Begins at Sumer" adlı kitabının ilk bölümünü, Sümer okuluna ayırdı. Kramer'in kitabıyla, "Okul Günleri" metni, çok daha geniş bir çevrede tanındı; Kramer, onu, "ilk okul" ve "ilk öğretmene rüşvet" gibi başlıklarla sundu.
Kramer'in bu sunumu, Sümer okulunu, modern okurlar için, çok canlı bir hâle getirdi. Ama bazı akademisyenler, Kramer'in, metni, fazla modern bir dille okuduğunu düşünüyor. "Rüşvet" kelimesi, kadim bir hediye kültürünü, bugünkü bir suç kavramıyla eşleştiriyor. Mezopotamya'da, öğretmene hediye vermek, belki de, bir rüşvet değil, bir saygı ifadesiydi.
Okul evleri
Arkeologlar, Mezopotamya'nın farklı şehirlerinde, okul olarak kullanıldığı düşünülen evler buldu. Bunların en ünlülerinden biri, Nippur'da, "Ev F" olarak anılan küçük bir ev. Bu evde, binlerce okul tableti bulundu. Tabletler, öğrencilerin alıştırmalarını, sözlük listelerini ve edebi metinlerin kopyalarını içeriyordu.
Ev F, akademisyen Eleanor Robson tarafından, ayrıntılı bir şekilde incelendi. Robson, tabletlerin, evin hangi odalarında bulunduğunu ve hangi tür alıştırmaları içerdiğini analiz ederek, bu okulun, nasıl işlediğine dair bir tablo çizdi. Bu çalışma, edubba'nın, büyük bir kurum değil, küçük, aile evine benzeyen bir mekân olabileceğini gösterdi.
Ur'da da, Leonard Woolley'nin kazılarında, okul tabletleriyle dolu evler bulundu. Woolley, bu evlerden birine, sokağın adından esinlenerek, bir ad verdi. Bu evler, Eski Babil döneminde, okulların, özel evlerde, aileler tarafından yürütüldüğünü düşündürüyor.
Alıştırmalar
Öğrencilerin alıştırmaları, belirli bir sırayı izliyordu. Önce, tek tek işaretleri yazmayı öğreniyorlardı. Sonra, işaretleri hecelere, hecelerden kelimelere geçiyorlardı. Sözlük listeleri, öğrencilere, yüzlerce kelimeyi ve onların yazılışlarını öğretiyordu.
Bazı alıştırmalar, mercimek biçimli, küçük, yuvarlak tabletlere yazılıyordu. Bu tabletlerin bir yüzünde, öğretmenin yazdığı örnek; diğer yüzünde, öğrencinin kopyası yer alıyordu. Bu tabletler, bugün, öğretmenin el yazısı ile öğrencinin el yazısı arasındaki farkı görmemizi sağlıyor. Öğrencinin işaretleri, çoğu zaman, daha titrek ve düzensiz. Bazı tabletlerde, öğrencinin hatasını düzeltmek için, kilin yüzeyini düzlediği ve işareti yeniden yazdığı izler bile görülebiliyor. Kil, yaşken, silinip yeniden yazılabiliyordu; bu da, onu, bir alıştırma defteri gibi kullanışlı kılıyordu.
İleri düzeyde, öğrenciler, atasözlerini, edebi metinleri ve ilahileri kopyalıyordu. Bu kopyalama, hem yazı becerisini geliştiriyor hem de öğrencilere, Sümer kültürünün klasiklerini öğretiyordu.
Okul hakkında başka metinler
"Okul Günleri", edubba hakkındaki tek Sümer metni değil. Akademik literatürde, "Edubba" metinleri olarak anılan bir grup metin, okul hayatının farklı yönlerini anlatıyor. Bu metinlerin bir kısmı, öğrenciler arasındaki tartışmaları; bir kısmı, öğretmenin öğrencilere verdiği öğütleri; bir kısmı ise, bir öğrencinin, babasına, okulda neler öğrendiğini anlatmasını içeriyor.
Bu metinlerden birinde, bir baba, oğluna, uzun bir öğüt veriyor. Oğlunun, okula gitmek yerine, sokaklarda dolaştığından yakınıyor ve ona, kâtipliğin, ne kadar değerli bir meslek olduğunu hatırlatıyor. Baba, oğlunun, kendisinden daha iyi bir hayat sürmesini istiyor ve bunun yolunun, okulda çalışmaktan geçtiğini söylüyor. Bu metin, Kramer tarafından, "Kâtip ve Asi Oğlu" başlığıyla tanıtıldı.
Bu öğüt, binlerce yıl sonra, birçok ebeveynin, çocuğuna söylediği sözlere çok benziyor. "Oku da adam ol" sözüyle anlatılabilecek bir tutum, Sümer babasının sözlerinde, açıkça görülüyor.
Bir başka metin türü, iki öğrenci arasındaki tartışmaları içeriyor. Bu tartışmalarda, öğrenciler, birbirlerinin bilgisizliğiyle alay ediyor ve kendi becerilerini övüyor. Bu metinler, öğrencilerin, Sümerce tartışma sanatını öğrenmesi için yazılmış olabilir. Sümerce, Eski Babil döneminde, artık gündelik hayatta konuşulan bir dil değildi; öğrenciler, onu, bir klasik dil olarak öğreniyordu. Bu yüzden, Sümerce tartışma metinleri, belki de, bir ölü dilde canlı konuşmayı öğretmenin bir yoluydu. Bugün Latince öğrenen öğrencilerin, Latince diyaloglar ezberlemesine benzeyen bir yöntem.
Tanrılar arasındaki ilişki
Edubba'nın koruyucu tanrıçası, Nisaba'ydı. Nisaba, başlangıçta, tahıl tanrıçasıydı; zamanla, yazının ve muhasebenin tanrıçası oldu. Birçok Sümer edebi metni, "Nisaba'ya övgüler olsun" ifadesiyle bitiyor. Bu ifade, metnin, bir kâtip tarafından, yazının tanrıçasına adanarak yazıldığını gösteriyor.
Birinci binyılda, Nisaba'nın rolü, giderek, Nabu adlı bir tanrıya geçti. Nabu, Marduk'un oğlu ve yazının, bilgeliğin tanrısıydı. Bu değişim, Mezopotamya panteonunun, zaman içinde, nasıl değiştiğini gösteriyor. Nabu'nun simgesi, bir kâtip kalemiydi; sınır taşlarında, bu kalem, onun varlığını göstermek için yeterliydi.
Akademik okuma
Edubba üzerine önemli akademik çalışmalardan biri, Niek Veldhuis'in Nippur'daki okul metinleri üzerine yaptığı araştırmalar. Veldhuis, öğrencilerin, hangi sırayla, hangi metinleri öğrendiğini, ayrıntılı olarak inceledi. Eleanor Robson'un Ev F çalışması da, bu alandaki önemli katkılardan biri.
Akademisyenler, "Okul Günleri" gibi metinlerin, okul hayatının doğrudan bir kaydı mı, yoksa okulda okunan edebi metinler mi olduğunu tartışıyor. Bu metinler, büyük olasılıkla, öğrencilerin kendileri tarafından kopyalanıyordu. Yani öğrenciler, okul hayatını anlatan metinleri, okulda, alıştırma olarak yazıyordu.
Sitchin'in okuması
Sitchin, kâtip okullarına, kitaplarında, özel bir yer ayırmadı. Ama onun genel anlatısına göre, yazı, Anunnaki tarafından, insanlara verilen bir bilgiydi. Bu çerçevede, edubba, Anunnaki bilgisinin, kuşaktan kuşağa aktarıldığı bir yer olarak görülebilirdi.
Okul tabletleri ise, yazının öğreniminin, ne kadar zahmetli, uzun ve insanî bir süreç olduğunu gösteriyor. Titrek işaretler, yanlış kopyalar, dövülen öğrenciler: bunlar, tanrısal bir bilginin değil, insan emeğinin izleri.
Forumlarda
Forumlarda, "Okul Günleri" metni, sık sık, "dünyanın ilk okulu" ya da "ilk rüşvet" başlıklarıyla paylaşılıyor. Bu paylaşımlar, genellikle, Kramer'in sunumundan besleniyor. Bazı kullanıcılar, metni, okul hayatının, binlerce yılda, ne kadar az değiştiğinin kanıtı olarak görüyor.
Türkçe forumlarda da, Sümer okulu, eğitim tartışmalarında, bir örnek olarak anılıyor. Bazı kullanıcılar, kadim okuldaki dayağı, bugünkü eğitim anlayışıyla karşılaştırıyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence edubba'nın tabletleri, kadim dünyanın en insanî belgeleri arasında. Bir öğrencinin titrek el yazısı, bir öğretmenin düzelttiği işaretler, bir babanın öğretmeni ağırlaması: bunlar, büyük destanların anlatmadığı, ama her kuşağın yaşadığı şeyler. Belki de yazının gerçek mucizesi, onun, bu kadar sıradan anları, dört bin yıl boyunca saklayabilmesi.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Dört bin yıl önceki bir öğrencinin okul gününde, kendinizden bir şey gördünüz mü? Öğretmene hediye vermeyi, bir saygı mı, yoksa bir rüşvet mi olarak görüyorsunuz? Yorumlarda yazın.
Giriş yap