Giriş yap
🏺 Anunnaki

Kartalın sırtında bir çoban: Etana ve mühürlerin hatırladığı hikâye

Bir hikâyenin yazılı halinden önce resmini görmek, insanı tuhaf bir duyguya sokar. Akad dönemine ait bazı silindir mühürlerde, bir kartalın sırtında göğe yükselen bir adam görürüz. Aşağıda çobanlar, köpekler, koyunlar; bazen bir çömlekçi, bazen yukarı bakan insanlar. Adam, kartalın boynuna sarılmış, yükseliyor.

Bu sahne, Etana Efsanesi'nin bilinen yazılı kopyalarından daha eski. Yani mühür kazıyıcıları, bu hikâyeyi yazıcılar onu tabletlere geçirmeden önce biliyordu. Etana'yı ilk kez okuduğumda bu ayrıntıyı bilmiyordum; sonradan öğrendiğimde, hikâyeye bambaşka bir gözle bakmaya başladım.

Kral Listesi'ndeki çoban

Sümer Kral Listesi, tufandan sonra krallığın Kiş'e indiğini söyler. Kiş'in krallarından biri Etana'dır ve listede ona özel bir not düşülmüştür: "Göğe yükselen çoban, bütün ülkeleri sağlamlaştıran." Bu kısa ifade, Etana'nın hikâyesini bilen biri için bir özet gibidir.

Listede Etana'dan sonra oğlu Balih geliyor. Bu ayrıntı önemli, çünkü efsanenin merkezinde Etana'nın çocuksuzluğu var. Eğer Balih onun oğluysa, demek ki Etana'nın arayışı başarıya ulaştı. Ama efsanenin kendisinin sonu kırık; bunu doğrudan metinden öğrenemiyoruz.

Kartal ile yılan

Efsane, iki hayvanın dostluğuyla başlıyor. Bir kavak ağacının tepesinde bir kartal, dibinde bir yılan yaşıyor. İkisi Şamaş'ın, güneş ve adalet tanrısının önünde yemin ediyor: Birbirlerine zarar vermeyecek, avlarını paylaşacaklar. Bir süre bu dostluk sürüyor. İkisinin yavruları birlikte büyüyor.

Sonra kartal, yeminini bozmaya karar veriyor. Yavrularından biri, bilge bir küçük kartal, onu uyarıyor: Yılanın yavrularını yeme, Şamaş'ın ağı seni yakalar. Ama kartal dinlemiyor ve yılanın yavrularını yiyor.

Yılan, Şamaş'a ağlıyor. Şamaş, ona bir plan veriyor: Dağda ölü bir yaban öküzü var, onun karnına gir, saklan. Kartal leşe gelince onu yakala. Yılan böyle yapıyor. Kartal, bilge yavrusunun ikinci uyarısını da dinlemeyip leşe iniyor. Yılan onu yakalıyor, kanatlarını ve tüylerini yoluyor ve bir çukura atıyor. Kartal orada açlıktan ölmeye terk ediliyor.

Etana'nın duası

Bu arada Etana, Kiş'in kralı, çocuksuzluğundan dert yanıyor. Her gün Şamaş'a dua ediyor, kurban sunuyor. Bir "doğum otu" arıyor; bu otu bulursa bir oğlu olacak.

Şamaş, Etana'ya çukurdaki kartalı gösteriyor. Etana kartalı buluyor, onu besliyor, tüylerinin yeniden çıkmasını bekliyor. Aylarca süren bu bakımdan sonra kartal iyileşiyor ve Etana'ya, onu göğe taşıyacağını söylüyor.

Uçuş

Uçuş sahnesi, efsanenin en ünlü bölümü. Kartal, Etana'yı sırtına alıyor ve yükseliyor. Her aşamada, kartal Etana'ya aşağı bakmasını söylüyor ve dünyanın nasıl göründüğünü soruyor. Etana her seferinde yeryüzünün küçüldüğünü anlatıyor. Deniz bir hendek gibi, sonra bir bahçe havuzu gibi görünüyor.

Bir versiyonda, Etana korkuya kapılıyor ve kartaldan geri dönmesini istiyor. Kartal düşmeye başlıyor; ikisi yere çakılmanın eşiğinde. Bir başka versiyonda ise göğe, An'ın kapısına ulaşıyorlar; İştar'ın tahtını görüyorlar. Bu farklı sonlar, efsanenin kopyalar arasında değiştiğini gösteriyor.

Efsanenin sonu kayıp. Etana'nın doğum otunu bulup bulmadığını bilmiyoruz. Ama Kral Listesi'nde Balih'in adı, bir cevap gibi duruyor.

Kopyalar

Etana Efsanesi'nin üç ana versiyonu biliniyor. Eski Babil versiyonu, birkaç parçadan oluşuyor. Orta Asur versiyonu, Asur'dan çıkmış tabletlerde. Standart Babil versiyonu ise büyük ölçüde Ninive'deki Asurbanipal kütüphanesinden.

Bu versiyonlar arasında önemli farklar var. Eski Babil versiyonunda bazı sahneler daha kısa, Standart Babil versiyonunda ise daha uzun ve ayrıntılı. Uçuş sahnesinin iki farklı sonu, bu versiyon farklarının bir sonucu olabilir. J. V. Kinnier Wilson, 1985'te yayımladığı "The Legend of Etana" adlı kitabında, bu versiyonları bir araya getirip karşılaştırdı.

Tanrılar arasındaki ilişki

Etana Efsanesi'nde ana tanrı Şamaş. O, yeminlerin koruyucusu, adaletin sağlayıcısı. Kartal ile yılan onun önünde yemin ediyor, yılan ona şikâyet ediyor, Etana ona dua ediyor. Şamaş, herkesi dinliyor ve herkese bir yol gösteriyor.

Bu, Şamaş'ın Mezopotamya düşüncesindeki rolünü iyi yansıtıyor. Güneş her şeyi görür; hiçbir suç ondan gizlenemez. Kartal'ın yemini bozması, Şamaş'ın gözünden kaçmıyor.

Efsanenin açılışında ise başka tanrılar da var. Anunnaki, kaderleri belirleyen büyük tanrılar, kenti kuruyor; ama henüz bir kral yok. İştar, bir kral arıyor; Enlil, bir taht arıyor. Sonra Etana seçiliyor. Bu açılış, krallığın tanrısal kökenini vurguluyor: Kral, tanrıların ihtiyacına cevap olarak ortaya çıkıyor.

İştar'ın uçuş sahnesindeki varlığı da dikkat çekiyor. Bir versiyonda Etana ve kartal, İştar'ın sarayına ulaşıyor. Doğum ve bereketle bağlantılı bir tanrıça olarak İştar, belki de doğum otunun sahibiydi.

Doğum otu neyin simgesi?

Efsanede Etana'nın aradığı şey, Akkadca metinlerde "doğum otu" diye anılan bir bitki. Bu ifade, Mezopotamya tıp metinlerinde de karşımıza çıkan bir düşünceye bağlanıyor: Kısırlık ve zor doğum için şifalı bitkiler kullanılıyordu ve bazı bitkiler doğrudan doğumla ilişkilendiriliyordu. Yani Etana'nın arayışı, yalnızca mitolojik değil, dönemin insanlarının çok iyi tanıdığı bir derdin yansımasıydı.

Bu bana çok insani geliyor. Bir kral, bütün gücüne rağmen, bir çocuk sahibi olamıyor ve çaresizce bir ot arıyor. Göğe çıkmak gibi olağanüstü bir yolculuk, aslında çok sıradan bir dileğin peşinde yapılıyor.

Gılgamış'ın da bir otu vardı: Gençleştiren, denizin dibinde bulunan ve sonunda bir yılana kaptırılan ot. İki kahramanın arayışı arasındaki bu benzerlik tesadüf mü? Biri ölümsüzlük, öbürü soy arıyor; ikisi de bir bitkiye umut bağlıyor, ve ikisinin hikâyesinde de bir yılan var. Mezopotamya hayal gücünde ot ile yılan, yaşamın devamına dair bir çift oluşturuyor gibi.

Akademik okuma

Akademide Etana Efsanesi, genellikle bir krallık ideolojisi metni olarak okunuyor. Kralın çocuksuzluğu, bir hanedanın devamı sorununu gösteriyor. Etana'nın göğe yükselişi ise kralın tanrılarla doğrudan bağlantısını simgeliyor.

Kartal ile yılan hikâyesi ise bir fabl gibi işliyor. Yemin bozmanın cezası, adaletin tanrısal korunması. Bu hikâye, ayrı bir halk hikâyesi olarak var olmuş ve sonra Etana anlatısına eklenmiş olabilir.

Mühürlerdeki tasvirler de akademik tartışmalara konu oluyor. Akad dönemi mühürlerinde kartalın sırtındaki adam her zaman Etana mı? Bazı araştırmacılar bunu kabul ediyor, bazıları ise başka anlatılara ait olabileceğini düşünüyor. Ama sahnedeki çobanlar ve hayvanlar, Etana'nın çobanlıkla ilişkisine uygun düşüyor.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Etana'nın uçuşunu, bir insanın Anunnaki'nin bir uzay aracına binmesi ve Dünya'nın yörüngesine çıkması olarak yorumladı. Etana'nın aşağı bakıp Dünya'yı giderek küçülen bir şey olarak görmesi, ona göre ancak gerçek bir uzay yolculuğu yapmış birinin bilebileceği bir ayrıntıydı.

Bu okuma, forumlarda en çok yankı bulan Sitchin yorumlarından biri. Ama efsanedeki betimlemeler, bir yüksek dağın tepesinden ya da bir kuşun bakış açısından da hayal edilebilecek türden. Denizin bir hendek ya da havuz gibi görünmesi, uzaydan değil, yüksek bir noktadan bakan birinin göreceği bir görüntü.

Ayrıca efsanede kartal, bir hayvan olarak çok ayrıntılı tasvir ediliyor: Tüyleri yolunuyor, açlıktan ölüyor, iyileşiyor. Bir makineden değil, gerçek bir kuştan söz ediliyor.

Forumlarda Etana

Forumlarda Etana, "antik astronotlar" başlıklarında sık sık anılıyor. Bir kullanıcı, Etana'nın yükselirken Dünya'nın yuvarlak görünümünü anlattığını iddia etti; ama metinde böyle bir ifade yok. Bu, internette dolaşan yanlış alıntıların tipik bir örneği.

Daha dikkatli bir tartışmada, bir kullanıcı efsanenin farklı sonlarını sordu. Cevaplardan biri, düşüş sahnesinin bir uyarı, insanın sınırlarını aşmasının tehlikesine dair bir ders olduğunu öne sürdü. Bu, İkarus mitiyle karşılaştırıldı.

Bir başka forum yazarı ise kartal ile yılan dostluğunun, Hint fablı geleneğindeki benzer hikâyelerle bağlantısını sordu. Bu, akademik olarak da tartışılan bir konu; hayvan fabllarının Yakın Doğu'dan Hindistan'a ve Avrupa'ya yayılmasında Mezopotamya'nın bir rolü olabilir.

Benim en çok hoşuma giden yorum ise bilge yavru kartal üzerineydi. Bir kullanıcı, hikâyenin asıl kahramanının o küçük kuş olduğunu, iki kez doğruyu söyleyip iki kez dinlenmediğini yazmıştı.

SohbeX teorisi: İki sonun anlamı

Bu bölüm spekülatif.

Etana'nın iki farklı uçuş sonu, bana efsanenin iki farklı amaca hizmet ettiğini düşündürüyor. Düşüşle biten versiyon, bir ahlak dersi: İnsan, tanrıların dünyasına uzanmamalı. Başarıyla biten versiyon ise bir krallık meşruiyeti metni: Kral, tanrılarla doğrudan temas kurabilir.

Belki de efsane, farklı ortamlarda farklı biçimde anlatılıyordu. Sarayda, Etana'nın başarısı vurgulanıyordu; tapınakta ya da okulda ise insanın sınırları. Bu, aynı hikâyenin farklı kitleler için yeniden şekillendirilmesinin bir örneği olabilir.

Son bir bakış

Akad mühürlerindeki o küçük sahneye geri dönüyorum. Bir adam, bir kartalın sırtında. Aşağıda yukarı bakan çobanlar. Bu sahneyi kazıyan zanaatkâr, hikâyenin sonunu biliyordu. Biz bilmiyoruz.

Siz olsaydınız, Etana'nın uçuşunun hangi sonla bitmesini isterdiniz? Göğün kapısına ulaşan bir kral mı, yoksa yere çakılmanın eşiğinde geri dönen bir insan mı?

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap