Kanatlı dev, kalemli kadın, lapis tablet: Gudea'nın rüyası ve antik uzaylı yorumları
Lagaş kralı Gudea'nın A Silindiri, Sümer edebiyatının en uzun metinlerinden biri. Konusu, Girsu'daki Eninnu tapınağının yapımı. Bu yapımı başlatan şey ise bir rüya. Gudea, bir gece rüyasında tuhaf figürler görüyor ve ne gördüğünü anlamak için bir tanrıçaya, Nanşe'ye gidiyor.
Silindirlerin bulunuşunu, B Silindiri'ndeki taşınma törenini ve kayıp olduğu düşünülen üçüncü silindiri daha önce anlattım. Bu kez yalnızca rüyaya ve Nanşe'nin yorumuna odaklanmak istiyorum. Çünkü antik uzaylı anlatılarında bu rüya, kanatlı bir varlığın bir krala bir mimari plan teslim ettiği bir "temas" sahnesi olarak sıkça anılıyor.
Rüyada görülenler
Gudea, rüyasını Nanşe'ye anlatırken figürleri tek tek sayıyor. İlki, gök kadar büyük, yer kadar geniş bir adam. Başında bir tanrı tacı var; kollarında Anzu kuşunun kanatları; ayaklarının altında bir tufan dalgası. Sağında ve solunda aslanlar yatıyor. Bu adam, Gudea'ya kendi evini, yani tapınağını inşa etmesini söylüyor; ama Gudea onun ne demek istediğini anlamıyor.
Ardından gün doğuyor ve bir kadın beliriyor. Kadının elinde parlak bir kalem var; yıldızlı bir tableti inceliyor, ona danışıyor. Sonra bir kahraman geliyor; kolunu bükmüş, elinde lapis lazuliden bir tablet tutuyor ve üzerine bir evin planını çiziyor. Gudea'nın önüne kutsal bir sepet konuluyor, kutsal bir tuğla kalıbı hazırlanıyor, kaderi belirlenmiş tuğla kalıbın içinde duruyor.
Son olarak, bir eşek sıpası kralın yanında huzursuzca toprağı eşeliyor.
Nanşe'nin yorumu
Nanşe, rüyayı tek tek yorumluyor. Gök kadar büyük adam, Ningirsu; Lagaş'ın baş tanrısı. Ondan istenen, Eninnu tapınağının yapımı. Elinde kalemle yıldızlı tabletine danışan kadın, Nisaba; yazının ve hesabın tanrıçası. Tapınağın yıldızlara uygun olarak inşa edilmesi gerektiğini bildiriyor.
Lapis tablete plan çizen kahraman, Nindub adlı bir tanrı; tapınağın planını çiziyor. Sepet ve tuğla kalıbı, Eninnu'nun tuğlalarının yapılacağını anlatıyor. Huzursuz eşek sıpası ise Gudea'nın kendisi; görevi yerine getirmek için sabırsızlanan kral.
Bu yorum, rüyayı bir dizi talimata çeviriyor. Ningirsu tapınağı istiyor, Nisaba doğru zamanı belirliyor, Nindub planı veriyor, tuğlalar hazırlanıyor ve kral göreve hazır. Rüya, bir inşaat projesinin bütün aşamalarını içeriyor.
Anzu kanatları
Ningirsu'nun kollarında Anzu kuşunun kanatları olması, antik uzaylı anlatılarında özellikle ilgi çekiyor. Bu kanatlar, bir uçuş aracının ya da bir uçuş giysisinin tasviri olarak okunuyor.
Ama Anzu, Lagaş'ın simgesi. Lagaş'ın amblemi, iki aslanı pençeleriyle tutan aslan başlı bir kartal. Bu amblem, Ningirsu ile ilişkilendiriliyor ve Lagaş'ın kabartmalarında, vazolarında ve mühürlerinde defalarca karşımıza çıkıyor. Eannatum'un Akbabalar Steli'nde, Ningirsu'nun elinde bu kartal amblemi tutuluyor.
Yani Ningirsu'nun Anzu kanatları, onun kent amblemiyle bağı. Rüyadaki dev, Lagaş'ın bütün simgelerini taşıyan bir tanrı. Bir uçuş aracı değil, bir kentin kimliği.
Yıldızlı tablet
Nisaba'nın yıldızlı tabletine danışması, Mezopotamya'nın tapınak inşa geleneğine bağlanıyor. Tapınakların yapımına başlamadan önce uygun bir zaman seçilmesi gerekiyordu. Bu zaman, yıldızların ve ayın konumuna göre belirleniyordu. Nisaba, bu hesaplamaların tanrıçası.
Antik uzaylı anlatılarında bu sahne, bir yıldız haritasının ya da bir navigasyon sisteminin tasviri olarak okunuyor. Ama silindirin bağlamı açık: tapınağın yapımı için uygun zamanın belirlenmesi. Nisaba'nın görevi, astronomik değil, takvimsel.
Rüya bir kez yetmiyor
Silindirin ilginç ayrıntılarından biri, Gudea'nın tek bir rüyayla yetinmemesi. Nanşe'nin yorumundan sonra kral, Ningirsu için bir savaş arabası hazırlatıyor, tapınağa hediyeler götürüyor ve ikinci bir işaret bekliyor. Ningirsu bu kez ona doğrudan görünüyor ve tapınağın ayrıntılarını, sunulacak bereketi, Lagaş'a gelecek bolluğu anlatıyor.
Bu tekrar, Mezopotamya'daki işaret arama pratiğiyle uyumlu. Bir işaret, ikinci bir işaretle doğrulanmalıydı. Kral, yanlış anlamaktan korkuyor; çünkü bir tanrının isteğini yanlış yorumlamak, bir tapınağı yanlış yerde ya da yanlış zamanda kurmak demekti.
Tanrılar arasındaki ilişki
Rüyada dört tanrı ortaya çıkıyor: Ningirsu, Nisaba, Nindub ve yorumcu Nanşe. Bu dört tanrı, Lagaş panteonunun farklı yönlerini temsil ediyor. Ningirsu, kentin efendisi ve savaşçı tanrısı. Nisaba, yazı ve hesap. Nindub, mimari. Nanşe, Ningirsu'nun kız kardeşi ve rüyaların yorumcusu.
Nanşe'nin yorumcu rolü, onun Lagaş'taki özel yerini gösteriyor. Nanşe ilahisinde o, yetimlerin ve dulların koruyucusu, adaletin tanrıçası. A Silindiri'nde ise rüyaların anlamını bilen bir bilge. Gudea, rüyasının anlamını öğrenmek için önce Gatumdug'a, sonra Nanşe'ye gidiyor. Bu da, bir kralın tanrılar arasında nasıl dolaştığını ve her birinden farklı bir yardım istediğini gösteriyor.
Akademik okuma
Thorkild Jacobsen, 1987'de yayımladığı The Harps That Once adlı antolojide A Silindiri'nin çevirisini sundu. Dietz Otto Edzard, 1997'de Gudea yazıtlarının kapsamlı bir edisyonunu yayımladı. Bu çalışmalar, rüyanın yapısını ve Nanşe'nin yorumunu ayrıntılı olarak tartışıyor.
Akademik okumada rüya, Mezopotamya'nın tanrısal iletişim geleneğine bağlanıyor. Krallar, tanrıların isteklerini rüyalar, kehanetler ve işaretler aracılığıyla öğreniyordu. Gudea'nın rüyası, bu geleneğin edebi bir örneği. Rüyanın ayrıntılı tasviri ve yorumu, bir kralın tanrısal emre uygun davrandığını göstermek için tasarlanmış bir anlatı.
Antik uzaylı yorumu
Antik uzaylı anlatılarında Gudea'nın rüyası, bir "temas" sahnesi olarak sunuluyor. Kanatlı dev bir Anunnaki, yıldızlı tablet bir navigasyon haritası, lapis tablet bir mimari plan. Bazı yazarlar, Eninnu tapınağının bir "iniş pisti" ya da bir "uzay aracı hangarı" olarak tasarlandığını öne sürüyor.
Bu okumanın zorluğu, rüyanın yorumunun silindirde zaten verilmiş olması. Nanşe, rüyanın her ayrıntısını açıklıyor; açıklamalar da Lagaş'ın tanrılarına ve inşaat geleneğine bağlı. Antik uzaylı okuması, bu yorumu atlıyor ve rüyayı kendi yorumuyla değiştiriyor. Oysa metin, okuyucusuna kendi anahtarını veriyor.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Gudea'nın silindirlerini ayrıntılı olarak tartıştı. Onun anlatısında Ningirsu, yani Ninurta, Lagaş'ta kendi "kara kuşu" için bir hangar istiyor. Eninnu tapınağı, bu kara kuşun inip kalkabileceği bir yapı. Rüyadaki figürler de bu yapının tasarımına katılan Anunnaki uzmanları.
Sitchin'in kara kuş yorumu, silindirlerde geçen bir ifadeye dayanıyor; ama bu ifadenin anlamı tartışmalı. Akademik çevirilerde ilgili satırlar, tapınağın bir bölümünün ya da bir simgesinin adı olarak okunuyor.
Forumlarda Gudea'nın rüyası
Forumlarda Gudea'nın rüyası, Sitchin'in kara kuş yorumuyla birlikte sık tartışılıyor. Forumlarda kimi kullanıcılar, rüyadaki planın bir "uzay limanı planı" olduğunu yazıyor. Başkaları, Gudea heykellerinden birinin kucağındaki planın, Eninnu'nun dış duvarının kapılı bir çizimi olduğunu ve hiçbir pist ya da hangar içermediğini hatırlattı.
Türkçe forumlarda ise konu daha çok Nanşe'nin rolü etrafında dönüyor. Bazı forum yazarları, "Tanrıça rüyayı yorumluyorsa, rüya da tanrısal bir mesaj; o halde tanrılar gerçekten konuşuyordu" diye yazıyor. Ona verilen cevaplardan biri dikkatimi çekti: Nanşe'nin yorumu, bir tapınakta, rahiplerin aracılığıyla yapılıyordu. Gudea'nın "tanrıçaya gitmesi", Nanşe'nin tapınağına gidip oradaki yorumculara danışması anlamına geliyordu.
Bu cevap bence önemli bir noktaya işaret ediyor. Silindir, rüyayı ve yorumu edebi bir dille anlatıyor; ama arka planda bir kurum var. Rüya yorumcuları, tapınaklarda çalışan uzmanlardı. Gudea'nın rüyası, bu kurumun içinden geçerek bir inşaat emrine dönüşüyor.
SohbeX teorisi
Burada bir spekülasyonumu paylaşacağım; kesin bir iddia değil, bir okuma denemesi.
Gudea'nın rüyası, bence bir inşaat projesinin meşrulaştırma belgesi. Eninnu, büyük bir tapınaktı; yapımı için emek, malzeme ve uzak diyarlardan getirilen sedir ve taş gerekiyordu. Bir kralın bu kadar büyük bir kaynağı seferber etmesi için tanrısal bir emir göstermesi gerekiyordu. Rüya, bu emrin kendisi.
Rüyadaki her figürün bir inşaat aşamasına karşılık gelmesi de bu yüzden. Ningirsu sahibi, Nisaba takvimi, Nindub mimarı, tuğla kalıbı da işçiliği temsil ediyor. Rüya, bir proje planının şiirsel bir özeti gibi. Gudea, halkına "bu tapınağı ben istemedim, tanrı istedi" diyor.
Bu okumada, antik uzaylı yorumunun sezdiği bir şey doğru çıkıyor: rüyada gerçekten bir plan teslimi var. Ama plan, gökten gelmiyor; kralın sarayından ve tapınak uzmanlarından geliyor. Rüya, o planı tanrıların ağzından söyletmenin yolu. Bu, bir spekülasyon; silindirlerde böyle bir itiraf yok, olması da beklenmez.
Size soru
Bir kral, büyük bir projeyi başlatmak için bir rüya anlatıyorsa, bu rüyanın gerçekten görüldüğüne inanır mıydınız? Yoksa rüyanın, projenin kendisi kadar özenle tasarlandığını mı düşünürdünüz? Ve sizce Nanşe'nin yorumcuları, kralın ne duymak istediğini biliyor muydu?
Ben eşek sıpası imgesine takılıyorum. Nanşe'nin kralı huzursuz bir sıpaya benzetmesi ve Gudea'nın bu benzetmeyi kendi yazıtına koydurması, güç gösterisi yapan bir metinde beklenmedik bir alçakgönüllülük. Belki de Gudea'nın en samimi satırı orası. Ona tanrısal bir plan değil, insani bir sabırsızlık yakışıyor.
Giriş yap