Halley Kuyruklu Yıldızı Babil tabletlerinde
Halley Kuyruklu Yıldızı, yaklaşık yetmiş altı yılda bir, Güneş'in yakınından geçiyor ve Dünya'dan çıplak gözle görülebiliyor. Son olarak 1986'da göründü; bir sonraki gelişi, 2061'de bekleniyor. Bir insan ömrü boyunca, çoğumuz onu en fazla bir kez görebiliyoruz.
Babilli gözlemciler ise, Halley'i, iki bin yılı aşkın bir süre önce, iki ayrı gelişinde kaydetti: MÖ 164'te ve MÖ 87'de. Bu kayıtlar, British Museum'daki astronomik günlük tabletlerinde bulunuyor. Bir kuyruklu yıldızın, yetmiş altı yıl arayla, aynı gökyüzünde, iki farklı kuşak gözlemci tarafından yazıya geçirilmesi, size ne düşündürüyor?
Tabletlerin keşfi
Halley'in Babil kayıtları, 1985'te, Halley'in bir sonraki gelişinden hemen önce, F. Richard Stephenson, Kevin Yau ve Hermann Hunger tarafından, "Nature" dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar, astronomik günlüklerde, MÖ 164 ve MÖ 87 yıllarına ait kayıtları incelerken, bir kuyruklu yıldızdan söz eden satırlar buldu.
MÖ 164'e ait kayıt, iki tablet parçasında korunuyor: BM 41462 ve BM 41628. Kayıtta, kuyruklu yıldızın, doğu gökyüzünde, belirli yıldızlara yakın görüldüğü ve birkaç gün boyunca izlendiği yazıyor. Akadca'da, kuyruklu yıldız için "şallammu" sözcüğü kullanılıyor.
MÖ 87'ye ait kayıt, bir başka günlük tabletinde yer alıyor. Burada da, kuyruklu yıldızın gökyüzündeki konumu ve hareketi kaydediliyor.
Kayıtlar neden önemli?
Halley'in Babil kayıtları, kuyruklu yıldızın yörüngesini, geçmişe doğru hesaplamak için kullanıldı. Kuyruklu yıldızların yörüngeleri, gezegenlerin çekim etkisiyle, zaman içinde hafifçe değişir. Bu değişiklikleri hesaplamak için, eski gözlem kayıtları çok değerli.
Babil kayıtlarındaki konum bilgileri, Halley'in MÖ 164'teki Güneş'e en yakın geçiş tarihini, birkaç günlük bir hassasiyetle belirlemeyi sağladı. Bu, Çin kayıtlarıyla birlikte, Halley'in antik dönemdeki hareketlerini anlamada önemli bir katkı oldu.
Çin'de de, Halley'in birçok gelişi kaydedilmişti. Çin kayıtları, MÖ 240'a kadar uzanıyor ve bazı araştırmacılar daha eski bir kaydı da Halley ile ilişkilendiriyor. Ama Babil kayıtları, gözlemlerin hassasiyeti açısından, Çin kayıtlarını tamamlıyor.
Babil'de kuyruklu yıldız ne demekti?
Babilliler için, kuyruklu yıldızlar, gökteki diğer işaretler gibi, bir anlam taşıyordu. Enuma Anu Enlil kehanet serisinde, kuyruklu yıldızlarla ilgili kehanetler var. Bu kehanetlerde, kuyruklu yıldızın görüldüğü yön ve parlaklık, ülkenin başına gelecek olayları haber veriyor.
Örneğin, bir kehanete göre, bir kuyruklu yıldız, doğudan batıya doğru hareket ederse, ülkeye felaket gelecek. Başka bir kehanette, kuyruklu yıldızın parlaklığı, kralın ölümünün işareti olarak yorumlanıyor.
Ama astronomik günlüklerde, kuyruklu yıldız kayıtları, kehanetlerle birlikte verilmiyor. Gözlemciler, kuyruklu yıldızın konumunu ve hareketini, diğer gözlemler gibi, teknik bir dille kaydediyor. Bu, günlüklerin, kehanet amaçlı olmaktan çok, gözlem amaçlı tutulduğunu gösteriyor.
Selevkos döneminin gökyüzü
MÖ 164, Selevkos imparatorluğu için, karışık bir yıldı. O yıl, Selevkos kralı IV. Antiokhos öldü. Antiokhos'un ölüm haberi, Babil'e, kuyruklu yıldızın görüldüğü dönemde ya da kısa bir süre sonra ulaşmış olmalı. Antiokhos, Yahudi geleneğinde, Makabeler isyanına neden olan kral olarak biliniyor.
Babilli gözlemciler, kuyruklu yıldız ile kralın ölümü arasında bir bağlantı kurdu mu? Elimizdeki kayıtlarda, bu iki olay arasında açık bir bağlantı kurulmuyor. Ama Enuma Anu Enlil geleneğini bilen bir okuyucu için, bu iki olayın aynı dönemde yaşanması, anlamlı görünmüş olabilir.
MÖ 87 ise, Babil'in Part yönetimine geçtiği bir dönem. Babil, artık Partların kontrolündeydi; ama Esagila'daki gözlemciler, işlerini sürdürüyordu. Kuyruklu yıldız kaydı, bu sürekliliğin bir başka kanıtı.
Tanrılar arasındaki ilişki
Kuyruklu yıldızlar, Babil'de, belirli bir tanrıya bağlanmıyordu. Ama gökyüzündeki her olay, tanrıların bir mesajı olarak görülebiliyordu. Bir kuyruklu yıldız, normal gökyüzü düzenini bozan bir varlık olarak, düzenin dışında bir şeyin işaretiydi.
Erra Destanı'nda, salgın ve savaş tanrısı Erra'nın, düzeni bozduğunda, gökyüzünde de karışıklıklar olduğu anlatılıyor. Yıldızlar yerlerinden oynuyor, gök cisimleri kararıyor. Bu imgeler, kuyruklu yıldız gibi beklenmedik gök olaylarının, tanrılar arasındaki dengesizliklerle ilişkilendirilebildiğini düşündürüyor.
Ayrıca, bazı metinlerde, kuyruklu yıldızlar ve akan yıldızlar, Anu'nun ordusunun birer parçası olarak görülüyor. "Anu'nun askerleri" ifadesi, gökyüzündeki yıldızlara atıfta bulunuyor.
Yörünge hesabının mantığı
Halley'in yörüngesini geçmişe doğru hesaplamak, sanıldığından zor bir iş. Kuyruklu yıldız, her geçişinde, Jüpiter ve Satürn gibi büyük gezegenlerin çekiminden etkileniyor. Bu etkiler, bir sonraki geçişin tarihini, birkaç gün, bazen birkaç hafta kaydırabiliyor. Ayrıca, kuyruklu yıldız Güneş'e yaklaştığında, yüzeyinden buz ve gaz püskürüyor; bu püskürmeler, küçük bir roket etkisi yaratarak, yörüngeyi hafifçe değiştiriyor.
Bu nedenle, astronomlar, hesaplarını, eski gözlemlerle sınamak zorunda. Donald Yeomans ve Tao Kiang, 1981'de, Halley'in yörüngesini, MÖ 1404'e kadar geriye doğru hesaplayan bir çalışma yayımladı. Bu hesaplarda, Çin kayıtları kullanılmıştı. Babil kayıtlarının yayımlanması, bu hesapların, MÖ ikinci ve birinci yüzyıllar için, bağımsız bir kaynakla doğrulanmasını sağladı.
Babil gözlemcilerinin, kuyruklu yıldızın konumunu, normal yıldızlara göre arşın ve parmak birimleriyle vermesi, bu doğrulamayı mümkün kıldı. Bir gözlemcinin, bir gece, kuyruklu yıldızın belirli bir yıldızın "iki arşın önünde" olduğunu yazması, iki bin yıl sonra, bir yörünge hesabının sınanmasına yaradı.
Akademik okuma
Akademisyenler, Halley'in Babil kayıtlarını, antik astronominin hassasiyetinin bir göstergesi olarak değerlendiriyor. Stephenson, Babil gözlemlerinin, bazı açılardan, sonraki Yunan ve Roma gözlemlerinden daha sistematik olduğunu belirtti.
Bu kayıtlar, aynı zamanda, bilim tarihinde, farklı kültürlerin gözlemlerinin birleştirilmesinin önemini gösteriyor. Halley'in antik yörüngesi, Babil, Çin ve sonraki Avrupa kayıtlarının bir araya getirilmesiyle hesaplandı.
Sitchin'in okuması
Sitchin, kuyruklu yıldızları, Nibiru ile ilgili anlatısında kullandı. Ona göre, Nibiru'nun Güneş sistemine girişi, kuyruklu yıldızlar gibi göksel olaylarla birlikte gerçekleşiyordu ve bu olaylar, eski metinlerde kaydedilmişti.
Halley'in Babil kayıtları, bu anlatı için, ilginç bir karşılaştırma sunuyor. Babilliler, bir kuyruklu yıldızı, teknik bir dille, konumlarıyla, günü gününe kaydetti. Eğer Nibiru gibi büyük bir cisim, aynı gökyüzünden geçmiş olsaydı, aynı gözlemcilerin onu da kaydetmesi beklenirdi. Ama altı yüz yıllık günlüklerde, böyle bir kayıt yok.
Forumlarda
Forumlarda, Halley'in Babil kayıtları, genellikle, "antik insanlar ne kadar bilgiliydi" tartışmalarında anılıyor. Kullanıcılar, Babillilerin, bir kuyruklu yıldızı, bu kadar kesin bir şekilde kaydetmesine şaşırıyor.
Bazı kullanıcılar, Babillilerin, Halley'in dönüşünü önceden bildiğini iddia ediyor. Ama Babil kayıtlarında, Halley'in iki gelişi arasında bir bağlantı kurulduğuna dair bir kanıt yok. Halley'in periyodik bir kuyruklu yıldız olduğunu ilk kez hesaplayan, 1705'te, İngiliz astronom Edmond Halley.
Türkçe forumlarda, 1986'daki Halley geçişini hatırlayan kullanıcılar, kendi gözlemlerini, Babil gözlemcilerininkiyle karşılaştırıyor. Bu karşılaştırmalar, iki bin yıllık bir mesafenin, aynı gökyüzü altında nasıl kapandığını gösteriyor.
Diğer kuyruklu yıldızlar
Babil günlüklerinde, Halley dışında, başka kuyruklu yıldızlar da kaydedilmiş. Bu kayıtların bazıları, bilinen kuyruklu yıldızlarla eşleştirilemiyor; bazıları ise, bir kez görülüp bir daha dönmeyen kuyruklu yıldızlara ait olabilir.
Babilli gözlemciler, kuyruklu yıldızları, çoğu zaman, "şallammu" ya da "sakkulu" gibi farklı terimlerle adlandırıyordu. Bu terimlerin tam olarak hangi tür gök olaylarına karşılık geldiği, akademisyenler arasında tartışılıyor. Bazı terimler, kuyruğun biçimine ya da parlaklığa göre seçilmiş olabilir.
Bu kayıtlar, toplu olarak, Babil gökyüzünün ne kadar kalabalık ve hareketli olduğunu gösteriyor. Gözlemciler için, gökyüzü, her gece aynı değildi; yeni ışıklar beliriyor, kayboluyor, hareket ediyordu.
Gözlem koşulları
Babilli gözlemcilerin, Halley'i nasıl gördüğünü düşünmek de ilginç. Teleskop yoktu; gözlemciler, yalnızca çıplak gözle bakıyordu. Gözlemler, büyük olasılıkla, tapınakların ya da evlerin damlarından yapılıyordu. Babil'in düz arazisi ve kuru havası, gökyüzünü gözlemlemek için uygundu.
Ama koşullar her zaman iyi değildi. Günlüklerde, sık sık, "bulutlu, gözlemlemedim" notları yer alıyor. Toz fırtınaları, sis ve yağmur, gözlemleri engelliyordu. Halley'in kayıtlarında da, bazı gecelerin, bu nedenle boş kaldığı görülüyor.
Bir başka sık sorulan soru, Babil tabletlerinde Halley'in "çizimi" olup olmadığı. Tabletlerde, kuyruklu yıldızın bir resmi yok; yalnızca yazılı kayıtlar var. Kuyruklu yıldız çizimleri, çok daha sonraki dönemlerden, örneğin Bayeux Halısı'ndaki 1066 tasvirinden biliniyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence Halley'in Babil kayıtları, bilginin, kuşaklar arasında nasıl taşındığını gösteren güzel bir örnek. MÖ 164'teki gözlemci ile MÖ 87'deki gözlemci, büyük olasılıkla, birbirini hiç tanımadı; ama aynı kurumun içinde, aynı yöntemlerle, aynı kuyruklu yıldızı kaydetti. Belki de bilim, bir kişinin değil, birbirini tanımayan insanların ortak eseri.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
2061'de Halley yeniden göründüğünde, onu izlemeyi düşünüyor musunuz? Bir gök olayını, kendi gözlerinizle kaydettiğiniz oldu mu? Yorumlarda yazın.
Giriş yap