Gutiler: "dağın ısıran yılanı" ve Utu-hegal'in kurtuluş anlatısı
Akad İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra, Mezopotamya'nın yazılı kaynakları, bir halkı, neredeyse tek ağızdan kötülüyor: Gutiler. Zagros dağlarından inen bu halk, Sümer metinlerinde, kural tanımayan, tanrılara saygı göstermeyen, insan kılığında ama köpek akıllı yaratıklar olarak tasvir ediliyor. Uruk kralı Utu-hegal, onları "dağın ısıran yılanı" ve "tanrılara karşı kötülük yapan" bir halk olarak anıyor.
Ama Gutiler hakkında bildiklerimizin neredeyse tamamı, onların düşmanlarının yazdığı metinlerden geliyor. Gutiler'in kendi dilleri, kendi tanrıları ve kendi bakış açıları hakkında, çok az şey biliyoruz. Bu yüzden, Gutiler'in hikâyesi, bir halkın, düşmanlarının gözünden nasıl tarihe geçtiğinin çarpıcı bir örneği. Sizce sadece düşmanının yazdıklarıyla tanınan bir halk hakkında, ne kadar emin olabiliriz?
"Kim kraldı? Kim kral değildi?"
Akad'ın son büyük kralı Şar-kali-şarri'nin ölümünden sonra, Akad'da bir kargaşa dönemi başladı. Sümer Kral Listesi, bu dönemi, çarpıcı bir cümleyle anlatıyor: "Kim kraldı? Kim kral değildi?" Liste, bu dönemde, kısa süre içinde, dört kralın tahta çıktığını kaydediyor.
Bu kargaşa, Gutiler'in Mezopotamya'ya girmesi için bir fırsat yarattı. Sümer Kral Listesi'ne göre, ardından, "Guti ordusu" krallığı aldı. Liste, Guti hanedanlığı için, yaklaşık yirmi bir kral sayıyor. Kopyalar arasında farklılıklar olsa da, toplam süre, yüzyıl civarında veriliyor. Bazı kralların hükümdarlık süreleri, yalnızca birkaç yıl; bazılarının ise, yalnızca birkaç gün.
Bu kısa hükümdarlık süreleri, akademisyenleri, Guti krallarının, merkezi bir hanedanlık değil, birbirini hızla izleyen savaş liderleri olduğunu düşünmeye yöneltiyor. Bazı araştırmacılar, Gutiler'in, kral seçmek için, farklı bir sistem kullandığını, belki de kralların belirli süreler için seçildiğini öne sürüyor.
Gutiler kimdi?
Gutiler'in kökeni ve dili, büyük ölçüde bilinmiyor. Mezopotamya kaynakları, onları, Zagros dağlarında, Dicle'nin doğusunda yaşayan bir halk olarak tanımlıyor. Bugünkü İran ve Irak sınır bölgesi.
Gutiler'den kalma yazılı belgeler, çok az ve tümü Akadca ya da Sümerce. Guti dilinde yazılmış hiçbir metin bilinmiyor. Guti krallarının adları, bu dil hakkında birkaç ipucu veriyor; ama bu adlar, bilinen hiçbir dil ailesiyle kesin olarak ilişkilendirilemedi.
Bazı yazarlar, on dokuzuncu ve yirminci yüzyılda, Gutiler'i, sonraki dönemlerin çeşitli halklarıyla ilişkilendirmeye çalıştı. Bu tür iddiaların çoğu, dilbilimsel kanıtlardan yoksun. Akademik literatürde, Gutiler'in dili, şimdilik, sınıflandırılamamış kabul ediliyor.
Guti krallarının yazıtları
Guti krallarından birkaçı, kendi yazıtlarını bıraktı. En ünlüsü, Erridupizir. Erridupizir'in Nippur'da yazdırdığı yazıtlar, Eski Babil döneminde yapılmış kopyalardan biliniyor. Bu yazıtlarda, Erridupizir, kendini, "Guti'nin kralı, dünyanın dört yanının kralı" olarak tanıtıyor. Bu unvan, Naram-Sin'in kullandığı unvanın aynısı.
Bu, ilginç bir durumu gösteriyor. Gutiler, Akad'ı yıkmış olarak anılıyor; ama Guti kralları, kendilerini, Akad krallarının mirasçıları olarak sunuyordu. Erridupizir, Akadca yazdı, Akad unvanlarını kullandı ve Nippur'daki Enlil tapınağına adaklar sundu. Yani, en azından bazı Guti kralları, Mezopotamya'nın dinsel ve siyasi geleneklerini benimsemişti.
Erridupizir'in yazıtlarında, Akad kralları gibi, düşmanlara karşı kazandığı zaferleri ve tanrılara sunduğu adakları anlatıyor. Bu yazıtlar, Sümer kaynaklarındaki "tanrılara saygı göstermeyen barbarlar" imgesiyle, açık bir çelişki içinde.
Utu-hegal'in zaferi
Guti egemenliğinin sonu, Uruk kralı Utu-hegal'in zaferiyle geldi. Utu-hegal, Guti kralı Tirigan'ı yendi ve Gutiler'i Sümer'den çıkardı. Bu zafer, Utu-hegal'in yazdırdığı bir zafer yazıtında anlatılıyor. Bu yazıtın da orijinali kayıp; ama Eski Babil dönemine ait kopyalar günümüze ulaştı.
Yazıtta, Utu-hegal, Gutiler'i, "dağın ısıran yılanı, tanrılara karşı kötülük yapan, Sümer'in krallığını dağa taşıyan" bir halk olarak tanımlıyor. Ardından, Enlil'in, Gutiler'i yok etmek için, kendisini seçtiğini anlatıyor.
Utu-hegal, sefere çıkmadan önce, Uruk halkını topluyor ve onlara, Enlil'in Guti'yi kendisine teslim ettiğini söylüyor. Ardından, tanrıların tapınaklarına gidip dua ediyor ve sefere çıkıyor. Yazıtta, Utu-hegal'in, birkaç günlük bir yürüyüşle, Tirigan'ın ordusuna ulaştığı ve onu yendiği anlatılıyor.
Tirigan, yenildikten sonra, kaçtı ve Dubrum adlı bir kente sığındı. Ama Dubrum'un halkı, Utu-hegal'in Enlil tarafından desteklendiğini bildikleri için, Tirigan'ı yakalayıp Utu-hegal'e teslim etti. Utu-hegal, Tirigan'ın ellerini bağladı, gözlerini bağladı ve onu, ayaklarının altına aldı.
Sümer Kral Listesi'ne göre, Tirigan, yalnızca kırk gün hüküm sürmüştü. Bu, onun, Guti hanedanlığının son kralı olduğunu ve kısa hükümdarlığının, Utu-hegal'in zaferiyle sona erdiğini gösteriyor.
Lagaş'ın altın çağı
Gutiler'in egemenlik dönemi, tüm Sümer için bir felaket değildi. Bu dönemde, Lagaş, Gudea gibi kralların yönetiminde, bir altın çağ yaşadı. Gudea'nın yazıtlarında, Gutiler'den hiç söz edilmiyor. Gudea, uzak ülkelerle ticaret yapabiliyor, büyük tapınaklar inşa ettirebiliyordu.
Bu, Guti egemenliğinin, Mezopotamya'nın tamamını kapsamadığını ya da en azından, bazı kentlerin, Gutiler'le uyum içinde yaşayabildiğini gösteriyor. Gutiler, belki de, kuzeyde, Akad bölgesinde daha etkiliydi; güneydeki Sümer kentleri ise, daha bağımsız kaldı.
Bu durum, "Guti karanlık çağı" imgesini sorguluyor. Gutiler'in egemenliği, kaynakların ima ettiği kadar kapsamlı ve yıkıcı olmayabilir.
Tanrılar arasındaki ilişki
Gutiler'in hikâyesinde, Enlil, merkezi bir rol oynuyor. "Agade'nin Laneti" metninde, Enlil, Naram-Sin'in Ekur'u yağmalaması üzerine, Gutiler'i Akad'a gönderen tanrı. Utu-hegal'in yazıtında ise, aynı Enlil, Gutiler'i yok etmek için Utu-hegal'i seçen tanrı.
Bu, Mezopotamya'da, tarihsel olayların, tanrıların iradesiyle açıklandığını gösteriyor. Gutiler, kendi başlarına bir güç değil, Enlil'in cezalandırma aracıydı. Görevleri tamamlandığında, Enlil, onları ortadan kaldırıyordu.
Gutiler'in kendi tanrıları hakkında ise, neredeyse hiçbir şey bilinmiyor. Bu, onların, Mezopotamya kaynaklarında, kendi dinsel dünyaları olan bir halk olarak değil, yalnızca bir felaket olarak görüldüğünü gösteriyor.
Utu-hegal'den Ur-Nammu'ya
Utu-hegal'in zaferi, Sümer'e uzun süreli bir bağımsızlık getirmedi; en azından, Utu-hegal için. Utu-hegal, Gutiler'i yendikten birkaç yıl sonra öldü. Bazı kaynaklara göre, bir inşaat sırasında, bir kazada hayatını kaybetti; ama bu bilginin güvenilirliği tartışmalı.
Utu-hegal'in Ur'daki valisi Ur-Nammu, onun ardından, kendi hanedanlığını kurdu. Ur'un Üçüncü Hanedanlığı, ya da kısaca Ur III, Mezopotamya'nın en iyi belgelenmiş dönemlerinden biri oldu. Bazı araştırmacılar, Ur-Nammu'nun, Utu-hegal'in kardeşi ya da damadı olduğunu düşünüyor. Bu, Ur III hanedanlığının, Utu-hegal'in zaferinin doğrudan mirasçısı olduğunu gösteriyor.
Ur-Nammu ve oğlu Şulgi, Gutiler'e karşı zaferi, kendi meşruiyetlerinin bir parçası olarak kullandı. Ur III döneminde yazılan metinlerde, Gutiler, Sümer'in düşmanı ve tanrıların cezası olarak tasvir edilmeye devam etti. Sümer Kral Listesi'nin bugünkü biçimine, büyük olasılıkla, bu dönemde ya da hemen sonrasında kavuştuğu düşünülüyor.
Ur-Nammu'nun bir ağıtı, yani "Ur-Nammu'nun Ölümü" adlı edebi metin, kralın, savaşta ölümünü ve yeraltı dünyasına inişini anlatıyor. Bazı araştırmacılar, Ur-Nammu'nun, Gutiler'e karşı bir savaşta ölmüş olabileceğini öne sürüyor; ama metin, düşmanın adını açıkça vermiyor.
Sizce bir zaferin meyvelerini, savaşı kazanan değil de onun yardımcısı toplarsa, tarih kimi hatırlar?
Akademik okuma
Akademisyenler, Gutiler'in imgesini, büyük ölçüde, sonraki dönemlerin propagandası olarak değerlendiriyor. Piotr Michalowski ve diğer araştırmacılar, Sümer Kral Listesi'nin ve "Agade'nin Laneti"nin, Ur III dönemindeki siyasi ideolojinin ürünleri olduğunu vurguladı. Bu metinler, Ur III hanedanlığının, Gutiler'den kurtulan Sümer'in meşru yöneticisi olarak sunulmasına hizmet ediyordu.
Son yıllarda, bazı araştırmacılar, "Guti" adının, belirli bir halktan çok, dağlardan gelen yabancılar için kullanılan genel bir terim haline geldiğini öne sürüyor. Sonraki dönemlerde, Asurlular ve Babilliler, "Guti" adını, Zagros'taki çeşitli halklar için kullanmaya devam etti.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Gutiler'in Mezopotamya'ya girmesini, Anunnaki arasındaki bir çatışmanın sonucu olarak yorumladı. Ona göre, Enlil, Naram-Sin'i ve İnanna'yı cezalandırmak için, Gutiler'i bir silah olarak kullandı.
Akademik okumada, bu anlatı, Mezopotamya'nın tarihsel felaketleri teolojik olarak açıklama geleneğinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Forumlarda
Forumlarda Gutiler, genellikle, "tarihin ilk barbarları" ya da "Mezopotamya'nın karanlık çağı" başlıklarıyla tartışılıyor. Bazı kullanıcılar, Gutiler'in, kendi metinleri olmadığı için, tarihte haksız yere kötülendiğini düşünüyor.
Bazı başlıklarda, Guti kral adlarının listesi tartışılıyor. Sümer Kral Listesi'nin farklı kopyalarında, bu adların sırası ve yazılışı birbirinden ayrılıyor. Kullanıcılar, bu farkların, yazıcıların yabancı adları kopyalarken zorlandığını gösterdiğini belirtiyor. Bu, Gutiler'in dilinin, Mezopotamyalı yazıcılar için ne kadar yabancı olduğunun dolaylı bir kanıtı.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence Gutiler, bir toplumun, kendi iç çöküşünü açıklamak için, dışarıdan bir düşman yaratmasının erken bir örneği olabilir. Akad, kendi iç çatışmaları, isyanları ve belki de iklim değişiklikleri nedeniyle zayıflamıştı. Ama sonraki dönemlerin metinleri, bu çöküşü, dağdan inen bir halka yükledi.
Belki de Gutiler, gerçekten bir tehdit olsalar bile, Mezopotamyalıların kendi hatalarını yüklediği bir ayna haline geldi.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Bir halkın yalnızca düşmanlarının yazdıklarıyla tanınması, sizce tarih yazımını nasıl etkiler? Gutiler hakkında başka hangi kaynaklara ihtiyaç duyardık? Yorumlarda yazın.
Giriş yap