Güneş kentine gömülen yazılar: Berossos'un Ksisuthros'u ve antik uzaylı yorumları
Tufan anlatılarının çoğunda kahramana verilen görev aynı: bir gemi yap, ailesini ve hayvanları içine al, kurtul. Ama Berossos'un Yunanca anlattığı Babil versiyonunda, kahraman Ksisuthros'a, yani Ziusudra'ya, gemiden önce başka bir görev veriliyor. Tanrı Kronos ona rüyasında görünüyor ve bütün yazıları, başlangıçları, ortaları ve sonlarıyla birlikte, güneş kenti Sippar'a gömmesini söylüyor.
Bu ayrıntı, antik uzaylı anlatılarında çok sevilen bir sahneye dönüştü. Bir "zaman kapsülü", tufandan önceki ileri bilginin saklanması, Anunnaki'nin insanlığa bıraktığı bir arşiv. Ben bu sahneyi, Berossos'un kendi bağlamında ve Sippar'ın Mezopotamya geleneğindeki yeriyle birlikte okumak istiyorum.
Berossos kim?
Berossos, MÖ üçüncü yüzyılın başlarında yaşamış bir Babil rahibi. Büyük İskender'in ardından Mezopotamya'yı yöneten Seleukos hanedanı döneminde, Babil tarihini Yunanca yazdı. Eserine Babyloniaka deniyor. Eser bütünüyle kayıp; ama ondan alıntı yapan sonraki yazarlar sayesinde bazı bölümleri biliniyor.
Tufan anlatısı, bu alıntılardan biri. Alexander Polyhistor adlı bir yazar Berossos'un eserini kısaltarak aktardı; Polyhistor'un bu kısa metnini de Eusebius ve Georgios Synkellos gibi daha sonraki Hristiyan yazarlar aktardı. Yani elimizdeki metin, en az iki el değiştirmiş bir özet. Bu zincir, her ayrıntıyı dikkatle okumayı gerektiriyor.
Gömülen yazılar
Berossos'un anlatısına göre Kronos, Ksisuthros'a tufanın Daisios ayının on beşinde geleceğini bildiriyor. Ona her şeyin başlangıcını, ortasını ve sonunu yazıya geçirmesini ve bu yazıları Sippar'a gömmesini söylüyor. Sonra bir gemi yapıp ailesi, yakın arkadaşları ve hayvanlarla birlikte binmesini istiyor.
Tufandan sonra, kuşları üç kez salıyor; üçüncüsünde kuşlar geri dönmüyor. Ksisuthros gemiden iniyor, kurban sunuyor ve karısı, kızı ve dümencisiyle birlikte gözden kayboluyor. Gemide kalanlar onu arıyor; gökten bir ses, onun tanrılar arasına alındığını söylüyor. Ses, onlara Babil'e dönmelerini, Sippar'daki yazıları çıkarmalarını ve insanlara dağıtmalarını buyuruyor.
Yani hikâyenin çerçevesi, bir bilgi aktarımı. Tufandan önce yazılanlar, tufandan sonra yeniden ortaya çıkıyor ve uygarlık bu yazılar üzerine yeniden kuruluyor.
Neden Sippar?
Sippar, güneş tanrısı Utu'nun, Akkadca adıyla Şamaş'ın kenti. Şamaş, adaletin ve kehanetin tanrısı. Mezopotamya geleneğinde Sippar, tufandan önce de var olan kentlerden biri olarak anılıyor. Sümer Kral Listesi'nin tufan öncesi bölümünde Sippar'ın kralı Enmeduranna ya da Enmeduranki.
Enmeduranki, Akkadca bir metinde, Şamaş ve Adad tarafından tanrıların meclisine alınan ve kehanet sanatının sırlarını öğrenen bir kral olarak anlatılıyor. Bu sırları da kendi kentindeki insanlara, özellikle kâhinlere öğretiyor. W. G. Lambert, 1967'de bu metni yayımladı ve onun kâhinlik geleneğinin kökenini anlatan bir efsane olduğunu gösterdi.
Bu gelenek, Sippar'ı tufan öncesi bilginin saklandığı bir yer olarak düşünmeyi kolaylaştırıyor. Berossos'un anlatısında yazıların Sippar'a gömülmesi, bu geleneğin bir devamı gibi. Güneş kenti, tanrısal bilginin hem kaynağı hem de deposu.
Toprağa gömülen yazıtlar
Mezopotamya'da yazıları toprağa gömmek, sıradan bir uygulamaydı. Krallar, tapınakları inşa ederken ya da onarırken, tapınağın altına yazıtlar gömüyordu. Bu yazıtlar, kralın adını ve yaptığı işi gelecek kuşaklara aktarmak için hazırlanıyordu. Sonraki krallar, tapınağı onarırken bu yazıtları buluyor, okuyor ve bazen kendi yazıtlarında anıyordu.
Nabonidus, Yeni Babil'in son kralı, Sippar'daki Şamaş tapınağını onarırken eski kralların gömdüğü yazıtları aradığını ve Akkadlı Naram-Sin'in bir yazıtını bulduğunu kendi yazıtlarında anlatıyor. Bu anlatı, Sippar'ın gömülü yazılarla ilişkisini Berossos'tan çok önce kuruyor. Berossos, Nabonidus'tan yaklaşık iki yüzyıl sonra yazdı; bu tür anlatıları bilen bir Babil rahibiydi.
Bu bağlamda, Ksisuthros'un yazıları Sippar'a gömmesi, Mezopotamya'nın çok tanıdık bir uygulamasının mitolojik bir genişlemesi gibi görünüyor. Krallar yazıtlarını gelecek kuşaklara bırakıyordu; tufan kahramanı da bütün bilgiyi tufandan sonraki kuşaklara bırakıyor.
Sippar'daki Şamaş tapınağından çıkan tabletler bugün büyük ölçüde Bağdat'taki Irak Müzesi'nin koleksiyonlarında; tabletlerinin bir kısmı hâlâ yayımlanmayı bekliyor.
Tanrılar arasındaki ilişki
Berossos'un anlatısında kahramanı uyaran tanrı Kronos. Bu, Yunan okuyucuları için yapılmış bir eşleştirme. Sümerce ve Akkadca anlatılarda bu tanrı Enki ya da Ea. Ea'nın Kronos'la eşleştirilmesi, belki de onun yaşlı, bilge bir tanrı olarak görülmesinden kaynaklanıyordu.
Ama Sippar'ın tanrısı Şamaş. Yazıların Ea'nın emriyle Şamaş'ın kentine gömülmesi, iki tanrıyı birleştiriyor: bilgelik tanrısı ve adalet tanrısı. Bilgi, Ea'dan geliyor; ama Şamaş'ın kentinde, onun koruması altında saklanıyor. Bu işbirliği, Mezopotamya panteonunda bilginin farklı tanrılar arasında paylaşıldığını gösteriyor.
Akademik okuma
Akademik okumada Berossos'un anlatısı, Mezopotamya geleneğinin Helenistik dönemde nasıl aktarıldığını gösteren bir belge olarak değerlendiriliyor. Stanley Burstein, 1978'de Berossos'un bilinen parçalarını İngilizceye çevirdi ve yorumladı. Geert De Breucker ve başka araştırmacılar da Berossos'un kaynaklarını tartıştı.
Bu tartışmalarda, yazıların Sippar'a gömülmesi motifinin, Mezopotamya'nın kendi geleneğinden mi geldiği, yoksa Berossos'un ya da onun kaynaklarının bir eklemesi mi olduğu soruluyor. Çivi yazısı tufan anlatılarında bu motifin doğrudan bir karşılığı bilinmiyor. Ama Sippar'ın tufan öncesi bilgiyle ilişkisi, Enmeduranki efsanesinde açıkça var. Berossos, bu iki geleneği birleştirmiş olabilir.
Antik uzaylı yorumu
Antik uzaylı anlatılarında gömülen yazılar, Anunnaki'nin insanlığa bıraktığı ileri bilgilerin bir arşivi olarak okunuyor. Bazı yazarlar, bu arşivin hâlâ Sippar'ın altında beklediğini, bazıları ise Sümer uygarlığının ani "doğuşunun" bu arşivden kaynaklandığını öne sürüyor.
Bu okumanın zorluğu, Berossos'un anlatısının sonunu görmezden gelmesi. Anlatıya göre yazılar, tufandan sonra çıkarılıyor ve insanlara dağıtılıyor. Yani arşiv zaten açılmış; bekleyen bir sır yok. Ayrıca yazıların içeriği, "her şeyin başlangıcı, ortası ve sonu" olarak tanımlanıyor; bu, bir teknik bilgi değil, bir tarih ya da bir kozmoloji gibi görünüyor. Berossos'un kendi eserinin de bir yaratılış ve tarih anlatısı olduğunu hatırlarsak, bu ifade belki de onun kendi kitabının bir yansıması.
Sippar'da kazılar yapıldı ve binlerce tablet bulundu. 1980'lerde Iraklı arkeologlar, Şamaş tapınağının bir odasında, raflara dizilmiş tabletleriyle birlikte bir tapınak kütüphanesi ortaya çıkardı. Bu kütüphane, edebi ve dini metinler içeriyordu. Ama tufan öncesine ait bir arşiv bulunmadı.
Kuşlar ve dümenci
Berossos'un anlatısının ayrıntıları, çivi yazısı anlatılarıyla şaşırtıcı biçimde örtüşüyor. Kuşların üç kez salınması, Gılgamış Destanı'nın on birinci tabletinde de var: güvercin, kırlangıç ve kuzgun. Gemiden inince kurban sunulması da aynı. Dümencinin kahramanla birlikte tanrılar arasına alınması ise, Gılgamış'taki kayıkçı Ur-şanabi'yi ve tufan gemisinin dümencisi Puzur-Amurri'yi hatırlatıyor.
Bu örtüşmeler, Berossos'un çivi yazısı kaynaklarına gerçekten eriştiğini gösteriyor. Onun anlatısı, Yunan okuyucularına göre biçimlendirilmiş; ama özü Babil geleneğinden geliyor. Bu da gömülen yazılar motifinin, belki de bize ulaşmamış bir çivi yazısı kaynağına dayanabileceğini düşündürüyor. Siz bu olasılığı ne kadar güçlü buluyorsunuz?
Sitchin'in okuması
Sitchin, Sippar'ı Anunnaki'nin tufan öncesi uzay limanı olarak tanımladı. Onun anlatısında Sippar, "kuşların kenti", yani uçan araçların indiği yer. Utu ya da Şamaş, bu uzay limanının komutanı. Berossos'un anlatısındaki gömülen yazılar, bu okumada uzay limanında saklanan kayıtlara dönüşüyor.
Ama Sippar'ın adının "kuşların kenti" anlamına geldiğine dair dilbilimsel bir kanıt yok. Sippar, Akkadca bir ad; anlamı kesin olarak bilinmiyor. Sitchin'in yorumu, adın bir halk etimolojisine dayanıyor.
Forumlarda gömülen yazılar
Forumlarda Berossos'un bu anlatısı, "kayıp bilgi" tartışmalarının sık konusu. Forumlarda kimi kullanıcılar, Sippar'daki yazıların bir gün bulunacağını ve tarihi değiştireceğini yazıyor. Başkaları, Sippar'ın zaten kazıldığını ve tapınak kütüphanesinin bulunduğunu hatırlattı; o kütüphanede tufan öncesine dair bir sır değil, bildiğimiz Babil metinleri vardı.
Türkçe forumlarda ise Berossos'un adı nadiren geçiyor. Ziusudra, daha çok Nuh'la karşılaştırılarak anılıyor. Sippar'a gömülen yazılar, bu karşılaştırmalarda atlanıyor.
SohbeX teorisi: Bir rahibin kendi kitabı
Bu bölüm spekülatif.
Belki de Berossos, gömülen yazılar motifiyle kendi eserine bir köken veriyordu. Babyloniaka, Babil'in bilgisini Yunan okuyucularına aktaran bir kitaptı. Berossos, bu bilginin tufandan önce yazıldığını ve tufandan sonra yeniden ortaya çıkarıldığını anlatarak, kendi kaynaklarının ne kadar eski ve güvenilir olduğunu vurguluyor olabilir.
Bunu kanıtlayacak bir satır yok; Berossos'un niyetini bilmiyoruz. Ama bir rahibin, kendi aktardığı bilginin tanrısal bir kökeni olduğunu öne sürmesi, antik dünyada sık rastlanan bir strateji.
Antik dünyada bir kitabın değeri, çoğu zaman yaşıyla ölçülürdü. En eski bilgi, en saygın bilgi sayılırdı. Tufandan önceye uzanan bir kaynak, akla gelebilecek en eski kaynaktı; Berossos bu sayede kendi kitabını bütün rakiplerinin önüne koymuş olabilir.
Size soru
Bir kitabın, tufandan önce gömülmüş yazılara dayandığını söylemesi, size o kitabı daha güvenilir mi, yoksa daha şüpheli mi gösterirdi? Ve siz olsaydınız, bir tufandan önce hangi bilgiyi toprağa gömerdiniz?
Giriş yap