Giriş yap
🏺 Anunnaki

Gözcüler (Hanok) bağlantısı: İddia ne, kaynağı ne? Hermon Dağı'na inen iki yüz melek

Hanok Kitabı'nı ilk okuduğumda, Kitab-ı Mukaddes'in kanonuna girmemiş bir metnin bu kadar canlı olabileceğine şaşırmıştım. Gözcüler adlı melekler, gökten inip Hermon Dağı'nın tepesinde toplanıyor, birbirlerine yemin ediyor ve insan kadınlarla evlenmeye karar veriyor. Sonra insanlara metal işlemeyi, takı yapmayı, büyüyü ve yıldızların işaretlerini öğretiyorlar. Bu öykü, Anunnaki anlatıcıları için bir hazine sandığı gibi.

Önceki yazıda Tekvin'deki dört ayeti ve Nefilim'i konuştum. Bugün o dört ayetin genişletilmiş biçimine, Hanok Kitabı'nın Gözcüler bölümüne bakıyorum. İddia şu: Gözcüler, Anunnaki'nin Yahudi geleneğindeki adı. Bu iddianın bir kısmı, şaşırtıcı biçimde, akademik bir tartışmaya da dokunuyor.

Metnin kendisi

Hanok Kitabı, bugün bütünüyle yalnızca Ge'ez dilinde, yani Etiyopya'nın eski kilise dilinde korunmuş. Etiyopya Ortodoks Kilisesi bu kitabı kanonik kabul ediyor. Diğer Hristiyan ve Yahudi gelenekleri ise kabul etmiyor. Metnin Yunanca parçaları ve, en önemlisi, Kumran mağaralarında bulunan Aramice parçaları var. Kumran parçaları, kitabın en eski bölümlerinin MÖ üçüncü yüzyıla kadar gidebileceğini gösteriyor.

Kitabın ilk bölümü, akademisyenlerin "Gözcüler Kitabı" dediği, 1 Hanok'un ilk otuz altı bölümü. Bu bölümde Şemihaza adlı bir meleğin önderliğindeki iki yüz Gözcü, Hermon Dağı'na iniyor. Asael adlı bir başka melek, insanlara silah yapmayı ve kadınlara süslenmeyi öğretiyor. Gözcülerin insan kadınlardan doğan çocukları devler oluyor; bu devler yeryüzünü yiyip bitiriyor.

Gözcü kelimesi

"Gözcü" kelimesi, Aramice 'ir sözcüğünden geliyor; anlamı "uyanık olan" ya da "uyumayan". Bu kelime, Daniel kitabının dördüncü bölümünde de geçiyor; orada Nebukadnetsar'ın rüyasında gökten inen kutsal bir gözcüden söz ediliyor. Yani Gözcü, aslen uyumayan, gece gündüz izleyen göksel bir varlık.

Bu anlam, Anunnaki anlatıcılarının hoşuna gidiyor: uyumayan, izleyen, gökten inen. Sitchin'in yörüngedeki İgigi'si ile Gözcüler arasında bir benzerlik kurmak kolay. Ama kelimenin kendisi Aramice ve Mezopotamya'nın Sümerce ya da Akadca terimlerinden türemiyor.

Siz "uyumayan" bir varlık fikrini nasıl buluyorsunuz? Bana hem rahatlatıcı hem tedirgin edici geliyor; bir bekçi mi, yoksa bir casus mu?

Devler Kitabı ve Gılgamış

Burada beklenmedik bir ayrıntı devreye giriyor. Kumran'da, Hanok geleneğine bağlı bir başka metin bulundu: akademisyenlerin "Devler Kitabı" dediği, parça parça korunmuş bir Aramice metin. Bu metinde devlerden ikisinin adı, Gılgamış ve Hobabiş. Hobabiş, büyük olasılıkla Gılgamış Destanı'ndaki sedir ormanının bekçisi Humbaba'nın bir yansıması.

Bu, Mezopotamya ile Hanok geleneği arasında doğrudan bir bağın en somut işaretlerinden biri. Gılgamış'ın adı, Babil'den yüzyıllar sonra, Ölü Deniz kıyısındaki bir Yahudi topluluğunun metninde bir dev adı olarak yaşıyor. Bunu ilk okuduğumda gerçekten heyecanlanmıştım. Siz de heyecanlanmadınız mı? Bir kahraman, başka bir dinin metninde bir canavara dönüşmüş.

Apkallu bağlantısı

Akademik tartışmanın en ilginç kısmı, Gözcüler ile Mezopotamya'nın apkallu adlı bilge varlıkları arasındaki ilişki. Mezopotamya geleneğine göre tufandan önce, yedi bilge, apkallu, denizden çıkarak insanlara uygarlığın sanatlarını öğretti. Bu bilgeler, Enki'nin hizmetkârlarıydı. Bazı Mezopotamya metinlerinde apkallu'nun tanrıları öfkelendirdiği ve Abzu'ya geri gönderildiği anlatılıyor.

Amar Annus, 2010'da yayımladığı "On the Origin of Watchers" başlıklı makalesinde, Gözcüler öyküsünün Mezopotamya'nın apkallu geleneğine bir tepki ya da onun ters çevrilmiş bir yansıması olabileceğini öne sürdü. Mezopotamya'da uygarlığı öğreten bilgeler kahramandı; Hanok Kitabı'nda uygarlığın sanatlarını öğreten Gözcüler ise günahkârlar. Bu tersine çevirme, Babil sürgünü sonrasında Yahudi yazarların Babil bilgisine karşı aldığı eleştirel bir tavrı yansıtıyor olabilir.

Bilginin bedeli

Gözcüler öyküsünün beni en çok etkileyen yanı, bilginin bir suç olarak sunulması. Metalurji, kozmetik, astroloji, bitki bilgisi. Bunların hepsi insanlara yasak bir şekilde verilmiş. Mezopotamya'da ise aynı bilgiler, tanrıların bir armağanı. Aynı bilgi, bir kültürde lütuf, ötekinde ceza.

Bu karşıtlık, bence Gözcüler bağlantısının en verimli tarafı. Anunnaki anlatıcıları, Gözcüleri insanlığa bilgi getiren kahramanlar olarak sunuyor. Bu, Hanok Kitabı'nın kendi değerlendirmesini tersine çeviriyor ve Mezopotamya'nın apkallu bakışına geri dönüyor.

Hanok kimdi?

Kitaba adını veren Hanok, Tekvin'in beşinci bölümünde yalnızca birkaç cümleyle anılıyor. Tufandan önceki atalar listesinde yedinci sırada yer alıyor ve diğerlerinden farklı olarak ölmüyor: "Tanrı'yla birlikte yürüdü ve artık yoktu, çünkü Tanrı onu aldı." Bu tuhaf ifade, sonraki yüzyıllarda Hanok etrafında zengin bir edebiyatın doğmasına yol açtı. Hanok, göğe alınan, göksel sırları gören ve yazıya geçiren bilge oldu.

Akademisyenler, Hanok figürünün Mezopotamya'daki tufan öncesi krallardan biriyle, Sippar kralı Enmeduranki ile benzerlik taşıdığına dikkat çekiyor. Mezopotamya geleneğinde Enmeduranki, Şamaş ve Adad tarafından tanrıların meclisine kabul edilen ve onlardan kehanet sanatını öğrenen bir kral. Kral Listesi'nde tufan öncesi krallar arasında yedinci sırada ya da ona yakın bir sırada geçtiği nüshalar var. Hanok da tufan öncesi atalar arasında yedinci; ve o da göksel sırlara erişiyor.

Bu benzerlik, bir kez daha bir etkileşimi düşündürüyor. Sürgün döneminde Babil'de yaşayan Yahudi yazıcılar, Mezopotamya'nın bilge kral geleneğini biliyordu. Hanok, belki de bu geleneğe verilen bir Yahudi cevabı: bilgiyi Babil tanrılarından değil, tek tanrıdan alan bir yedinci bilge.

Bu paralellik bana çok çekici geliyor, ama dikkatli olmak gerektiğini de biliyorum. İki figür arasındaki benzerlikler, doğrudan bir ödünç alma kanıtı değil. Siz bu tür paralellikleri gördüğünüzde, hemen bir köken bağı mı arıyorsunuz, yoksa ortak bir kültürel çevrenin doğal sonucu mu sayıyorsunuz?

Tanrılar arasındaki ilişki

Hanok Kitabı'nda göksel varlıklar arasındaki ilişki, bir isyan ve bir yargılama ilişkisi. Gözcüler, kendi aralarında yemin ederek isyan ediyor. Mikail, Cebrail, Rafael ve Uriel gibi başmelekler ise insanların şikâyetini tanrıya iletiyor ve tanrı, Gözcüleri cezalandırma emri veriyor. Asael, karanlık bir çukura atılıyor.

Anunnaki anlatıcıları bu yapıyı Enlil ve Enki karşıtlığına benzetiyor: bir grup, insanlara yakın davranıyor, öteki grup düzeni savunuyor. Ama Hanok Kitabı'ndaki ilişki bir tektanrıcı çerçevede; Mezopotamya'daki tanrılar meclisiyle aynı şey değil.

Bir ayrıntı daha: Hanok Kitabı'nda Gözcüler, cezalandırıldıktan sonra Hanok'tan kendileri için tanrıya bir dilekçe yazmasını istiyor. Hanok bu dilekçeyi yazıyor, ama cevap olumsuz geliyor. Bu sahne, bana Ur Ağıtı'nda Ningal'in meclisin önünde kaybettiği sahneyi hatırlatıyor. İki farklı gelenekte, göksel bir mahkemenin önünde reddedilen bir dilekçe. Göksel varlıklar arasındaki ilişki, her iki metinde de bir yargı ilişkisi olarak kurulmuş.

Akademik okuma

Akademisyenler Gözcüler Kitabı'nı, Helenistik dönemde Yahudi toplumunun kötülüğün kökeni üzerine düşüncesi olarak okuyor. George Nickelsburg'un 1 Hanok üzerine kapsamlı yorumu bu alanın standart kaynaklarından biri. Bazı akademisyenler, Gözcüler öyküsünü İskender'in ardılları arasındaki savaşların bir alegorisi olarak da yorumladı.

Mezopotamya bağlantısı, Annus ve diğerlerinin çalışmalarıyla daha çok tartışılır hale geldi. Bu bağlantı, bir köken ilişkisi değil, bir etkileşim ilişkisi: Yahudi yazarlar, Babil'in bilgelik geleneğini biliyor ve ona yanıt veriyordu.

Sitchin'in okuması

Sitchin, Gözcüler öyküsünü Anunnaki'nin genç kuşağının isyanı olarak okudu. İgigi, yörüngede uzun süre kalmaktan bıkmış, yeryüzüne inip insan kadınlarla evlenmişti. Bu okumada Hermon Dağı, bir iniş noktası; iki yüz Gözcü, bir uzay ekibinin isyancı üyeleri.

Bu okuma, Hanok Kitabı'nın kendi teolojik çerçevesini tamamen dışarıda bırakıyor. Metin, bir tanrının adaletini ve kötülüğün kaynağını anlatmak için yazılmış; bir uzay operasyonunun raporu olarak değil.

Forumlarda

Forumlarda Gözcüler, özellikle Hermon Dağı üzerinden tartışılıyor. Bazı paylaşımlar Hermon'u bir enerji merkezi ya da uzay limanı olarak sunuyor. Daha ilginç tartışmalarda ise kullanıcılar, Hanok Kitabı'nın neden kanona alınmadığını ve Etiyopya kilisesinin neden onu koruduğunu konuşuyor.

Andrew Collins gibi yazarların Gözcüleri Doğu Anadolu ve Kürdistan bölgesine bağlayan kitapları da forumlarda dolaşıyor. Bu kitaplar, Göbeklitepe ile ilgili tartışmalarda da sık sık anılıyor.

SohbeX teorisi

Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Gözcüler öyküsü, Mezopotamya ile Yahudi geleneği arasında bir tür tartışma tutanağı. Babil der ki: bilgi tanrılardan gelir, bilgeler kahramandır. Hanok der ki: bu bilgi yasak bir yoldan geldi ve felaket getirdi. Belki de Anunnaki anlatıcıları, bu tartışmada farkında olmadan Babil'in tarafını tutuyor.

Bu yorumu kanıtlayamam; yalnızca Annus'un makalesini okuduktan sonra aklımda beliren bir düşünce olarak bırakıyorum.

Size soru

Bilgi bir armağan mı, bir suç mu? Hanok Kitabı'nın sorusu bu, ve bence bugün hâlâ geçerli. Siz Gözcüler'i kahraman mı, günahkâr mı görüyorsunuz? Gılgamış'ın bir dev olarak anılmasını nasıl karşılıyorsunuz? Yorumlarda tartışalım.

Sırada denizden çıkan bilgeler var: Oannes ve balık adamlar. Apkallu'yu yukarıda kısaca andım; bir sonraki yazıda onların izini Berossos'tan forumlara kadar süreceğim.

❤ 0 beğeni💬 0 yorumBeğenmek ve yorum yapmak için giriş yap