Gözcüler (Hanok) bağlantısı hakkında uzmanlar ne diyor? Hermon Dağı, Kumran'ın parçaları ve Adapa'nın reddettiği ekmek
Anunnaki tartışmalarında Nefilim'den sonra en sık anılan Kutsal Kitap dışı kaynak, Hanok kitabı. Daha doğrusu, bu kitabın "Gözcüler Kitabı" adı verilen ilk bölümü. Bu bölümde, "Gözcüler" adı verilen iki yüz göksel varlığın, Hermon Dağı'na inip insan kadınlarla evlendiği, onlara yasak bilgiler öğrettiği ve bunun sonucunda dünyada büyük bir kötülüğün yayıldığı anlatılıyor. Bu birleşmelerden doğan devler, yeryüzünü tüketiyor ve sonunda tufan geliyor.
Bu anlatı, Anunnaki'nin insanlara bilgi verdiği ve onlarla karıştığı fikriyle çok uyumlu görünüyor. Peki bu metni inceleyen uzmanlar ne diyor? Gözcüler, Sümer tanrılarının bir yankısı mı? Burada, Hanok kitabını inceleyen Yahudilik ve erken Hristiyanlık uzmanlarının, ayrıca Mezopotamya bağlantısını araştıran Asurologların görüşlerine bakacağım.
Metnin yolculuğu
Hanok kitabının hikâyesi, kendi başına bir macera. Kitap, Yahudi ve erken Hristiyan çevrelerinde yüzyıllar boyunca okundu; ama sonradan çoğu gelenekte kutsal kitaplar listesinin dışında kaldı ve neredeyse unutuldu. Sadece Etiyopya Ortodoks Kilisesi, kitabı kendi kutsal metinleri arasında tuttu ve onu eski Etiyopya dili Ge'ez'de korudu.
On sekizinci yüzyılda İskoç gezgin James Bruce, Etiyopya'dan kitabın el yazmalarını Avrupa'ya getirdi. 1821'de Richard Laurence, kitabın ilk İngilizce çevirisini yayımladı. Ama metnin gerçek yaşı, yirminci yüzyılın ortasında anlaşıldı: Kumran'daki mağaralarda bulunan Ölü Deniz Parşömenleri arasında, Hanok kitabının Aramice parçaları da vardı. Bu parçalar, Gözcüler Kitabı'nın en azından MÖ üçüncü yüzyıla kadar uzandığını gösterdi.
Kumran'da ayrıca "Devler Kitabı" adı verilen başka bir metnin parçaları da bulundu. Bu metin, Gözcüler'in çocukları olan devlerin hikâyesini anlatıyor. İlginç olan şu ki, bu metinde devlerden birinin adı Gılgamış. Mezopotamya'nın en ünlü kahramanı, Yahudi bir metinde bir dev olarak karşımıza çıkıyor.
Siz Gılgamış adının Ölü Deniz Parşömenleri'nde geçtiğini biliyor muydunuz?
Gözcüler ne öğretti?
Gözcüler Kitabı'na göre bu göksel varlıkların liderleri arasında Şemihaza ve Asael adlı iki figür öne çıkıyor. Şemihaza, diğer Gözcüler'i bir yemin altında toplayan lider. Asael ise insanlara metal işlemeyi, silah yapmayı, süs eşyası ve kozmetik üretmeyi öğretiyor. Diğer Gözcüler de büyüyü, bitkilerin köklerini kesmeyi, yıldızların işaretlerini ve ay ile güneşin hareketlerini öğretiyor.
Bu bilgilerin pek çoğu, uygarlığın yararlı yanlarını değil, onun tehlikeli yanlarını temsil ediyor: savaş, kibir, büyü ve kehanet. Gözcüler Kitabı, bu bilgilerin insanlığa yasak bir şekilde verildiğini ve dünyayı yozlaştırdığını anlatıyor.
Mezopotamya bağlantısı: apkallu
Asurologlar ve Yahudilik uzmanları, Gözcüler anlatısının Mezopotamya'daki "apkallu" geleneğiyle ilginç bir ilişkisi olduğunu düşünüyor. Apkallu, Mezopotamya geleneğinde tufan öncesi dönemde insanlara uygarlığın bilgisini öğreten yedi bilge. Bu bilgeler, Ea'nın, yani Enki'nin gönderdiği varlıklar olarak anlatılıyor ve sanatta bazen balık kılığında, bazen kanatlı figürler olarak tasvir ediliyor.
Asurolog Amar Annus, 2010'da yayımladığı bir makalede, Gözcüler anlatısının apkallu geleneğine bir tepki olarak okunabileceğini öne sürdü. Annus'a göre Mezopotamya'da apkallu, insanlara yararlı bilgileri getiren saygın bilgeler olarak görülüyordu. Gözcüler Kitabı ise aynı tür bilgi aktarımını olumsuz bir biçimde yeniden anlatıyor: Göklerden gelen bilgi, kutsal bir armağan değil, yasak bir sızıntı.
Bu yorum, iki geleneğin bir tür polemik ilişkisi içinde olduğunu gösteriyor. Yahudi yazarlar, Babil'in bilge geleneğini tanıyor ama onu kendi teolojik bakış açılarından eleştiriyordu.
Tanrılar arasındaki ilişki: Adapa ve yaşam ekmeği
Apkallu geleneğinin en tanınan figürlerinden biri, Adapa. Akadca "Adapa Miti" adlı metinde Adapa, Eridu'da Ea'nın rahibi ve onun bilgeliğiyle donatılmış bir insan olarak anlatılıyor.
Bir gün Adapa, balık tutmak için denize açılıyor. Güney rüzgârı teknesini alabora ediyor. Öfkelenen Adapa, güney rüzgârının kanadını kırıyor. Bunun üzerine rüzgâr yedi gün boyunca esmiyor. Gök tanrısı Anu, bunun nedenini öğrenince Adapa'yı göğe, kendi huzuruna çağırıyor.
Ea, Adapa'yı bu yolculuk için hazırlıyor. Ona göğün kapısında bekleyen iki tanrıyla, Dumuzi ve Ningişzida'yla nasıl konuşacağını öğretiyor. Ayrıca ona bir uyarı veriyor: Göğe vardığında sana ölüm ekmeği ve ölüm suyu sunacaklar; onları yeme, içme.
Adapa göğe çıkıyor. Kapıdaki tanrılar, Ea'nın öğrettiği sözler sayesinde onun lehine konuşuyor. Anu'nun öfkesi yumuşuyor. Anu, Adapa'ya yaşam ekmeği ve yaşam suyu sunuyor. Ama Adapa, Ea'nın uyarısını hatırlıyor ve reddediyor. Anu güler ve Adapa'yı yeryüzüne geri gönderir; Adapa ölümsüzlüğü kaçırmış olur.
Bu sahnede tanrılar arasındaki ilişki çok tartışmalı. Ea, Adapa'yı bilerek mi yanılttı, yoksa Anu'nun tepkisini mi yanlış tahmin etti? Ea, insanını kaybetmemek için mi ölümsüzlükten uzak tuttu? Anu'nun gülüşü, bir şaşkınlık mı, yoksa Ea'nın oyununu anlamanın bir ifadesi mi?
Adapa mitinin en eski bilinen kopyalarından biri, ilginç bir yerden çıktı: Mısır'daki Amarna arşivinden. Bu arşiv, Mısır firavunlarının Yakın Doğu krallarıyla yazıştığı mektupları içeriyor ve Akadca, o dönemde uluslararası diplomasinin diliydi. Mısırlı yazıcılar, Akadcayı öğrenirken Adapa gibi Mezopotamya metinlerini de kopyaladı; tablet üzerinde kırmızı mürekkeple konmuş noktalar, öğrencilerin kelimeleri ayırırken bıraktığı izler olarak yorumlanıyor.
Akademik okuma
Hanok kitabı üzerine en kapsamlı akademik çalışmalardan biri, George Nickelsburg'un 2001'de yayımlanan geniş yorumu. Nickelsburg, Gözcüler anlatısını, MÖ dördüncü ve üçüncü yüzyıllarda Büyük İskender'in ardılları arasındaki savaşların yarattığı şiddet ortamına bir tepki olarak okuyor. Ona göre devlerin yeryüzünü tüketmesi, kendilerini tanrısal soydan gelen krallar olarak sunan Helenistik hükümdarların bir alegorisi olabilir.
Annette Yoshiko Reed, "Fallen Angels and the History of Judaism and Christianity" adlı kitabında, Gözcüler anlatısının yüzyıllar boyunca nasıl yorumlandığını, neden bazı geleneklerde kabul edilip bazılarında reddedildiğini inceliyor. Reed'in çalışması, bu anlatının sabit bir anlamı olmadığını, her dönemin onu kendi sorularına göre yeniden okuduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, Gözcüler'i doğrudan Anunnaki'yle özdeşleştirmeyi kabul etmiyor. Ama Gözcüler anlatısının, Mezopotamya geleneğinin apkallu ve tufan öncesi bilgelik temalarını bildiğini ve onlarla bir diyalog içinde olduğunu kabul ediyorlar. Bağlantı, bir kimlik değil, bir tartışma.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Gözcüler'i Anunnaki'nin bir alt grubu, özellikle de gökte görev yapan Igigi olarak yorumladı. Ona göre Hermon Dağı'na inen iki yüz Gözcü, Mezopotamya metinlerindeki Igigi'nin İbrani geleneğindeki hatırasıydı. Bu yorum, Sitchin'in kitaplarında ve sonraki popüler anlatılarda yaygın olarak tekrarlandı.
Neden bu kadar yayıldı?
Gözcüler bağlantısının yayılmasının bir nedeni, Hanok kitabının "yasaklı kitap" imajı. Kutsal kitaplar listesinden çıkarılmış olması, ona saklanan bir bilgi kaynağı havası veriyor. Gerçekte kitabın neden kabul edilmediği karmaşık bir teolojik tartışma; ama "yasaklandı" fikri çok daha çekici.
İkinci neden, Ölü Deniz Parşömenleri'nin itibarı. Kumran'daki keşifler, yirminci yüzyılın en heyecan verici arkeolojik buluşlarından biri olarak tanınıyor. Hanok kitabının parçalarının burada bulunması, metne ayrı bir saygınlık kazandırıyor.
Üçüncü neden, anlatının içeriği. Göklerden inen varlıklar, insanlara bilgi öğretmeleri ve onlarla birleşmeleri, Anunnaki anlatısına neredeyse birebir uyuyor gibi görünüyor. Bu uyum, iki anlatının aynı olayı anlattığı izlenimini güçlendiriyor.
Forumlarda
Forumlarda Gözcüler tartışmaları genellikle Hermon Dağı'nın coğrafyası ve Asael'in öğrettiği bilgiler etrafında dönüyor. Bazı kullanıcılar, metal işleme ve kozmetik gibi bilgilerin gerçekten dışarıdan gelmiş olabileceğini düşünüyor. Eleştirel kullanıcılar, Nickelsburg ve Reed gibi uzmanların yorumlarını, ayrıca Annus'un apkallu makalesini paylaşıyor. Devler Kitabı'nda Gılgamış adının geçmesi, bu tartışmalarda her zaman büyük ilgi uyandırıyor. Türkçe forumlarda Hanok, İslami gelenekteki İdris peygamberle ilişkilendiriliyor ve tartışma bu yönde genişliyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bana öyle geliyor ki Gözcüler anlatısı ile apkallu geleneği arasındaki ilişki, bilgiye dair iki farklı tavrın karşılaşması. Mezopotamya, göklerden gelen bilgiyi bir armağan olarak gördü; Hanok geleneği ise aynı bilgiyi bir tehlike olarak gördü. Bu iki tavır, bugün de teknolojiye ve bilgiye dair tartışmalarımızda yaşıyor: Her yeni bilgi bir ilerleme mi, yoksa bir risk mi?
Adapa'nın hikâyesi ise bu iki tavrın tam ortasında duruyor. Adapa, bilgeliğin tanrısı Ea'nın öğrencisi; ama ondan aldığı tavsiye, onu ölümsüzlükten uzak tutuyor. Belki de Mezopotamyalılar, bilgeliğin bile her şeyi kapsamadığını, en bilge tavsiyenin bile bir şeyi kaçırabileceğini anlatmak istedi. Gözcüler'in yasak bilgisi ile Adapa'nın reddettiği ekmek, aynı soruyu iki farklı yerden soruyor: Neyi bilmeli, neyi almalıyız?
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Hanok kitabını hiç okudunuz mu, ya da adını İdris peygamberle mi duydunuz? Göklerden gelen bilgiyi bir armağan olarak mı, yoksa bir tehlike olarak mı görmek size daha yakın geliyor? Ea'nın Adapa'ya verdiği uyarıyı bir koruma mı, bir hata mı, yoksa bir oyun olarak mı okursunuz? Yorumlarda yazın.
Giriş yap