Gılgamış Rüya Tableti'nin iadesi: bir tabletin yolculuğu
Bir avuç büyüklüğünde, kırık kenarlı bir kil tablet düşünün. Yaklaşık üç bin beş yüz yıl önce, Mezopotamya'da bir kâtip, onun üzerine, Gılgamış hikâyesinin bir bölümünü yazdı. Yüzyıllar boyunca toprağın altında kaldı. Sonra, birileri onu kazıp çıkardı, sınırdan geçirdi, el değiştirdi, bir müzayede evinde satıldı ve sonunda, bir ABD mahkemesinin kararıyla, Irak'a geri döndü.
Bu tablet, bugün, "Gılgamış Rüya Tableti" olarak biliniyor. Bu sayfada, onun yolculuğunu anlatmak istiyorum; çünkü bu yolculuk, eski eserlerin, bugün nasıl alınıp satıldığını ve nasıl geri döndüğünü, çok net bir şekilde gösteriyor. Siz bir müzede bir tablete bakarken, onun oraya nasıl geldiğini hiç düşündünüz mü?
Tablette ne yazıyor?
Tablet, Akadca yazılmış ve Gılgamış hikâyesinin, rüyalarla ilgili bir bölümünü içeriyor. Gılgamış Destanı'nda, rüyalar, çok önemli bir yer tutuyor. Gılgamış, Enkidu'nun gelişini, rüyalarında görüyor; annesi Ninsun, bu rüyaları yorumluyor. Daha sonra, sedir ormanına giden yolda, Gılgamış, her gece, bir rüya görüyor ve Enkidu, bu rüyaları, olumlu işaretler olarak yorumluyor.
Tabletin tarihi, yazı biçimine göre, genellikle MÖ ikinci binyılın ortası civarına tarihleniyor. Ama tablet, kaçak kazıdan geldiği için, hangi şehirden ve hangi binadan çıktığı bilinmiyor. Metinsel olarak, Gılgamış'ın bilinen versiyonlarına yeni bir sahne eklediği söylenmiyor; değeri, daha çok, nadir bir kopya olması ve hikâyesinin uluslararası bir kültür varlığı davasına dönüşmesinde yatıyor.
Irak'tan çıkış
Tabletin Irak'tan ne zaman ve nasıl çıktığı, tam olarak bilinmiyor. ABD Adalet Bakanlığı'nın mahkemeye sunduğu belgelere göre, tablet, 2003'te, bir Amerikalı antika tüccarı tarafından, Londra'daki bir antika satıcısından satın alındı ve ABD'ye getirildi. Tablet, ABD'ye girerken, gümrük belgelerinde, açıkça tanımlanmadı.
2003, Irak için, çok karanlık bir yıldı. ABD öncülüğündeki işgal ve ardından gelen kaos, arkeolojik alanların korunmasız kalmasına yol açtı. Bağdat'taki Irak Ulusal Müzesi yağmalandı. Güneydeki pek çok kazı alanı, gece gündüz, kaçak kazıcılar tarafından deşildi. Bu dönemde, binlerce tablet, mühür ve heykel, Irak'tan kaçırıldı. Rüya Tableti'nin de, bu dalganın bir parçası olduğu düşünülüyor; ama bu, mahkeme belgelerinde bile, bir olasılık olarak sunuluyor.
Uydurma bir geçmiş
Tablet, ABD'ye girdikten sonra, birkaç kez el değiştirdi. Adalet Bakanlığı'nın iddiasına göre, bu süreçte, tabletin, yasal bir geçmişi varmış gibi gösterilmesi için, uydurma bir köken belgesi hazırlandı. Bu belgeye göre, tablet, 1981'de, bir müzayedede satın alınmış bir kutu antikanın içindeydi. Bu tarih, önemliydi; çünkü 1970 UNESCO Sözleşmesi'nden sonra Irak'tan çıkarılan eserlerin ticareti, ciddi kısıtlamalara tabiydi ve eski bir koleksiyon geçmişi, tabletin satılabilmesini kolaylaştırıyordu.
Eski eser ticaretinde, bu tür köken belgeleri, büyük önem taşıyor. Bir eserin "eski bir koleksiyondan" geldiğini gösteren bir belge, onu, yasal olarak satılabilir hale getirebiliyor. Bu yüzden, kaçakçılar, sık sık, belgeleri uyduruyor ya da var olan belgeleri değiştiriyor. Siz bir eseri satın alırken, onun belgelerinin gerçek olduğundan nasıl emin olabilirsiniz?
Müzayede ve satış
2014'te, tablet, uluslararası müzayede evi Christie's aracılığıyla, özel bir satışla, Hobby Lobby adlı Amerikan şirketine satıldı. Hobby Lobby, Washington'daki İncil Müzesi'nin, yani Museum of the Bible'ın kurucusu olan Green ailesine ait. Basına yansıyan bilgilere göre, satış bedeli, bir buçuk milyon doları aşıyordu. Tablet, müzede sergilenmek üzere, Washington'a götürüldü.
İncil Müzesi, daha önce de, kaçak eserlerle ilgili sorunlar yaşamıştı. 2017'de, Hobby Lobby, binlerce Irak kökenli eseri, ABD'ye yasadışı yollarla getirdiği için, Adalet Bakanlığı ile bir uzlaşmaya varmış ve büyük bir para cezası ödemişti. Bu olay, müzenin, koleksiyonunun kökenleriyle ilgili, daha dikkatli bir incelemeye başlamasına yol açtı. Müze, sonraki yıllarda, kökeni şüpheli bulunan başka eserleri de, kendi isteğiyle, Irak'a ve Mısır'a iade etti; bu adımlar, kurumun, geçmişiyle yüzleşme çabası olarak yorumlandı.
Mahkeme süreci
2017 civarında, müzenin kendi uzmanları, Rüya Tableti'nin köken belgelerinde, sorunlar olduğunu fark etti. Müze, durumu yetkililere bildirdi. 2019'da, ABD federal ajanları, tablete el koydu. Adalet Bakanlığı, New York'ta, tabletin müsaderesi için bir dava açtı.
Mahkeme, 2021'de, tabletin, ABD'ye yasadışı yollarla getirildiğine ve Irak'a iade edilmesi gerektiğine karar verdi. Bu süreçte, Hobby Lobby, Christie's'e karşı da bir dava açtı; şirket, müzayede evinin, tabletin geçmişi hakkında, yeterli bilgi vermediğini ileri sürdü. Bu dava, daha sonra, taraflar arasında bir uzlaşmayla kapandı; uzlaşmanın ayrıntıları kamuoyuyla paylaşılmadı.
Eve dönüş
Eylül 2021'de, Washington'daki Smithsonian Ulusal Amerikan Yerlileri Müzesi'nde, bir tören düzenlendi. Tablet, bu törende, resmi olarak, Irak'a teslim edildi. Törene, Irak'ın Kültür Bakanı ve UNESCO yetkilileri katıldı. UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay, bu iadeyi, kültürel mirasın korunması için önemli bir adım olarak nitelendirdi.
Tablet, Aralık 2021'de, Bağdat'a ulaştı. Aynı dönemde, ABD'den ve başka ülkelerden, binlerce başka eser de, Irak'a iade edildi. Irak hükümeti, bu iadeleri, ülkenin kültürel mirasının geri kazanılması için, tarihi bir an olarak kutladı. Tablet, bugün, Bağdat'taki Irak Müzesi'nde.
Bu dönüş, sembolik olarak da güçlüydü. Gılgamış, Uruk'un kralıydı ve Uruk'un kalıntıları, bugün, güney Irak'ta, Semave yakınlarında. Gılgamış'ın hikâyesini taşıyan bir tabletin, bu toprağa geri dönmesi, birçok Iraklı için, bir mirasın, parça parça da olsa, geri kazanılması anlamına geliyordu. Ama aynı zamanda, bir hatırlatmaydı: bu tablet, şanslı olanlardan biriydi. Yağma döneminde Irak'tan çıkan binlerce eserin, nerede olduğu hâlâ bilinmiyor ve büyük kısmının, özel koleksiyonlarda, sessizce saklandığı düşünülüyor. Kim bilir, şu anda kaç tablet, bir evin vitrininde, kökeni sorulmadan duruyor?
Tanrılar arasındaki ilişki
Rüya Tableti'nin konusu olan rüyalar, Gılgamış Destanı'nda, tanrılarla insanlar arasındaki iletişimin bir yolu. Rüyalar, tanrıların, insanlara, gelecekle ilgili mesajlar gönderdiği bir kanal olarak görülüyor. Gılgamış'ın rüyaları, genellikle, Şamaş'ın ya da diğer tanrıların, onun yolculuğunu nasıl yönlendirdiğini gösteriyor.
Ninsun, Gılgamış'ın annesi ve bir tanrıça, bu rüyaları yorumlayan ilk kişi. Daha sonra, Enkidu, bu rolü üstleniyor. Bu, destanda, rüya yorumunun, bir tanrıçadan bir insana, yani Enkidu'ya geçtiğini gösteriyor. Rüyalar, tanrıların dünyasıyla insanların dünyası arasında, bir köprü işlevi görüyor.
Akademik okuma
Akademisyenler, Rüya Tableti davasını, kültürel miras hukukunun, önemli bir örneği olarak görüyor. Dava, köken belgelerinin, eski eser ticaretinde ne kadar kritik olduğunu ve bu belgelerin, ne kadar kolay uydurulabildiğini gösterdi. Ayrıca, büyük müzayede evlerinin ve müzelerin, eserlerin geçmişini, daha dikkatli araştırması gerektiğini vurguladı.
Asurologlar, kaçak kazıdan gelen tabletlerin, bilimsel değerinin, büyük ölçüde azaldığını sık sık hatırlatıyor. Bir tabletin bulunduğu yer, onun tarihini, işlevini ve diğer metinlerle ilişkisini anlamak için hayati önem taşıyor. Rüya Tableti, artık Irak'ta; ama onun hangi şehirden ve hangi binadan çıktığını, muhtemelen hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Bu tartışma, kaçak tabletlerin yayımlanıp yayımlanmaması gerektiği sorusunu da, bir kez daha gündeme getirdi.
Sitchin'in okuması
Sitchin, Gılgamış'ın rüyalarını, Anunnaki'nin, Gılgamış'a, telepatik ya da teknolojik yollarla gönderdiği mesajlar olarak yorumladı. Ona göre, Gılgamış, yarı tanrı olduğu için, Anunnaki ile özel bir iletişim kurabiliyordu.
Rüya Tableti, bu yorumu, ne destekliyor ne de çürütüyor; çünkü tablet, destanın, bilinen rüya sahnelerine benzer bir içerik taşıyor. Bu davadaki asıl ders, Sitchin'in yorumlarıyla değil, tabletin kendisinin, bugün, nasıl bir ticaret nesnesine dönüştürüldüğüyle ilgili. Anunnaki hakkında konuşan pek çok kişi, bu tabletlerin, bizzat kaçakçılık yoluyla tehdit altında olduğunu, gözden kaçırıyor.
Forumlarda
Forumlarda, Rüya Tableti'nin iadesi, 2021'de, geniş bir ilgi gördü. Birçok kullanıcı, iadeyi, olumlu bir gelişme olarak karşıladı. Bazıları ise, tabletin, Irak'ta, güvende olup olmayacağını sorguladı ve 2003'teki müze yağmasını hatırlattı.
Bu tartışma, bence, çok önemli bir soruyu gündeme getiriyor: bir eser, kimindir? Onu yapan halkın torunlarının mı, onu satın alan koleksiyoncunun mu, yoksa tüm insanlığın mı? Benim görüşüm, eserlerin, öncelikle, çıktıkları topraklara ait olduğu; ama bu toprakların, onları koruyabilecek güçte olması da gerekiyor.
SohbeX teorisi
Spekülasyon olarak okuyun. Bence Rüya Tableti'nin hikâyesi, bir tür modern destan. Bir tablet, evinden koparılıyor, uzak diyarlarda dolaşıyor, kimliği gizleniyor ve sonunda, gerçek kimliği ortaya çıkınca, eve dönüyor. Belki de bu yolculuk, Gılgamış'ın kendi yolculuğunu, tuhaf bir şekilde yansıtıyor: bir arayış, bir kayıp ve bir dönüş.
Bu bir yorum; kesin bir bilgi değil.
Size soru
Sizce müzeler, kökeni belirsiz eserleri sergilemeli mi, yoksa hemen geri mi göndermeli? Bir tabletin, bulunduğu yeri bilmeden, ne kadar değerli olduğunu düşünüyorsunuz? Yorumlarda yazın.
Giriş yap